• Her şey, vâcib-ül-vücûdun (celle sultânehu) irâdesi ile [dilemesi ile] var olmakdadır ve Allahü teâlânın fi'li ile var olur. Kendi irâdemizi Hak teâlânın irâdesine tâbi' kılıp, kavuşduğumuzu aradığımız şeyler olarak bilmek ve onunla sevinmek gerekdir. Böyle olmamak, kulluğu kabûl etmemek, Mevlâ’ya (celle sultânehû) karşı gelmek olur.
— İmâm-ı Rabbânî Hz. (k. s.) / Mektûbât - 3: 59.
(Miraç hadisesini anlattığı sırada) "Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu: "Cennete girdim ve orada bir ev ya da saray gördüm. Sordum: "Bu kime ait ?" Dediler ki: "Ömer bin Hattab'ındır." İçeri girmek istedim ama senin kıskançlığını hatırladım." Ömer ağladı ve dedi: "Ey Allah'ın Rasûlü, sana karşı hiç kıskançlık eder miyim ? "
Sahih-i Buhari
İnsan ömrünün geri kalanı boyunca Estağfurullah zikri çekse yine ölmeden tövbe imkanı veren Rabbinin bu nimetini ödeyemez. Rasulullah sav. Efendimiz: "Cennete Allah'ın rızası ile girilir" deyince sahabe efendilerimiz: "sizde mi ya Rasullulah?" diye sormuşlar.
O da: " evet bende ancak Allah'ın rahmeti beni sararsa cennete girerim" buyumuşlar.
Yani insan yaptıkları ettikleri ameller ile değil ancak Allah'ın rızasıyla cennete girebilir. Bu sebepten iyi işler yapmak, yetimlerş yoksul ve yolda kalmış kimseleri yedirip içirmek, Allah'ı bolca anıp istiğfar etmek ve Allah'ı anan kimseler ile birlikte bulunmak lazım. Kurtuluş birlikten, dalalet yalnızlıktan gelir.
Çok istediğin şey için dua ederken o bekleyiş esnasında terbiye olan nefsin ve kazandığın sabır, beklediğin şeyin kendisinden daha büyük bir nasiptir. Çünkü insanın duası kadar o duayla geçirdiği vakit de Allah katında bir karşılık bulur mutlaka.
Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki;
“Kabul olunacağından emin olduğunuz halde Allah’a dua ediniz! Biliniz ki Allah, gafil ve boş kalpten çıkan duaya icabet etmez!”
(Tirmizi, Hâkim)
BORCU OLANLARA REÇETE
Efendimiz (s.a.v.) bir gün mescide girince, Ensar’dan Ebu Ümame (r.a.) isimli zatla karşılaşır. Peygamberimiz ona:
“Ey Ebu Ümame, niçin seni namaz vakti dışında da mescidde oturmuş görüyorum?” diye sorar.
“Peşimi bırakmayan bir sıkıntı ve borçlar sebebiyle ey Allah’ın Resulü.” diye cevap verir.
Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) :
“Sana bazı kelimeler öğreteyim mi? Bunları okursan, Allah senden sıkıntıyı giderir ve borcunu öder.” diye buyurur.
“Evet, ey Allah’ın Resulü, öğret.” der.
“Öyleyse akşama çıktın mı sabaha erdin mi şu duayı oku” buyurur:
"Allah'��m! Üzüntüden ve kederden sana sığınırım. Acizlikten ve tembellikten sana sığınırım, korkaklıktan ve cimrilikten sana sığınırım. Borcun galebe çalmasından ve insanların kahrından sana sığınırım."
Ebu Ümame (r.a.) der ki;
"Ben bu duayı yaptım, Allah benden gamımı giderdi, borcumu ödememi nasip etti."
(Ebu Davud, Salat 367)
Burada Leao yerinde Barış olsaydı kafasını eğip çizgiye koşar topu kimsenin olmadığı yere ortalardı . Leao durduğu yerde 3 kişiyi oyundan düşürdü. Yıldız oyuncular oyunu ne kadar basit gösteriyor
Geçen gün şöyle bi cümle okudum "Seyahat, mevcut hayatınızın tek olası hayat olduğu illüzyonunu yıkar." Hakikaten de öyle…Psikolojik sağlığınız için bol bol seyahat edin.
Delailül Hayrat gerçekten benim dua etmeyi tahayyül dâhi edemeyeceğim, okudukça ufkumu genişleten üst düzey cümlelerle dolu bir eser.
Lâkin o kadar uzun ki, bir ben mi zorlanıyorum anlamıyorum gerçekten çok zor bitiriyorum Allah nefsime kolaylaştırsın ne diyeyim 🥹
Aklıma şu hadisi şerif geldi.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Nikâh benim sünnetimdir. Benim sünnetimi uygulamayan benden değildir. Evleniniz. Çünkü ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar ederim.”
(İbn Mâce, Nikâh, 1)
Yani ümmet yetiştirmek Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin iftihar edeceği bir şey. Öyle yüce, yerle gökle ölçülemeyecek bir şey. Onu memnun etmek, göğsünü kabartmak, gururlandırmak. Subhanallah ne güzel hayal, ne güzel bakış açısı.
ya rabbi, gönlüme senden gelen bir sekînet indir. kaygının sesini sustur, içimi tedbirine teslimiyetle genişlet. henüz gelmemiş günlerin yükünü bana taşıtma. yarınımı rahmetinle tedbir et, nasibimi hayırla ulaştır. beni düşüncenin darlığından tevekkülün ferahlığına, korkudan recâya, telaştan huzuruna çıkar. kalbimi sana emanet ettim Allah’ım, onu senden başka hiçbir şeye esir etme, rızânla mutmain eyle. âmin.
Bir adam Hz. Ali'ye dört hikmet yüklü soru sordu,
Ve dört hikmet dolu cevap aldı:
-Vacip nedir? Vacipten evvel vacip nedir?
-Tövbe etmek vaciptir, günahları terk ise ondan önce vaciptir.
-Yakın nedir? Yakından yakın nedir?
-Kıyamet yakındır, ölüm ondan daha yakındır.
+++