Zeytinleri yok etmek için saymaya başladılar. Yüzbinlerce zeytini nasıl sayacaklar? Zeytinler taşınabilir diyorlar. "Taşınan zeytinler yaşıyor mu" izleyin lütfen. Bu sadece zeytin ağacını yok etmek değil onunla oluşan ekosistemi de ortadan kaldıracak. Elden ele lütfen.
Yüzbinlerce zeytin ağacını katledecekler. Bakın zeytin taşınabilir diye rıza üretmek için akademisyenlere açıklama yaptırarak palavra sıkıyorlar. Sözde zeytini korumak için de danışma kurulu kurmuşlar. Önü alınmazsa komple çok büyük yıkım olacak.
Çok ilginç bir milliyetçilik ve kimlik anlayışı var. Bu ülkede içi boşaltılmış semboller de her şekilde kitleleri manipüle edebilirsiniz.
Vatan toprağı kutsaldır ama ülkemizin her köşesi, ormanlar, su varlıkları, tarım alanları, kıyılar yağmalanıyor, şirketlere peşkeş çekiliyor ama buna sebep olanlarla mücadele etmek yok. Kimlik kavgası veriliyor ya Türk işçisi yoksul, sömürülüyor ve her ay yüzlercesi ölüyor ses yok.
Vatandaş Yunanistan'a ucuz tatile mi gidiyor? Hemen yurtdışına çıkış harcına fahiş zam yapılsın. Tatil daha pahalı olsun.
Vatandaş banka uygulamasından düşük komisyonla döviz mi alıyor, hemen uygulama yasaklansın. Vatandaş daha yüksek komisyonla bankadan döviz alsın.
Vatandaş Temu'dan ucuz bir şey mi alıyor hemen limit 27 Euro'ya insin hatta o bile çok görülsün. Vatandaş ucuz bir şeyler alamasın. Yasaklansın.
Vatandaş kendini enflasyona karşı korumak için altın mı alıyor, hemen altın kotası getirilsin. Kota dolunca altın ithalatı yasaklansın. Yurt içinde altın fiyatı artsın, vatandaş makas yüksek alamıyoruz desin.
Vatandaş TL'ye ve açıklanan enflasyona güvenmediği için döviz mi alıyor o zaman döviz baskılansın, vatandaş bezdirilsin.
Vatandaş nasıl olsa döviz fazla artmaz diye TL'de mi duruyor, o zaman sağlam bir devalüasyon olsun vatandaş TL'ye güvendiğine bin pişman edilsin.
Varank'ın söylediklerini tek tek çürüteceğim. Lütfen okuyun ve elden ele yaygınlaştırın.
Evet yüzbinlerce zeytin ağacı katledilecek hatta onlarca köyün de kökü kazınacak. Toprağından ve kökünden koparılacak insanlar nereye gidecek? Ne yapacak bu insanlar? Zeytin taşınabilir gözükse de çok büyük bölümü tutmuyor.¹ Ayrıca yüzbinlerce zeytin nereye taşınacak? Nasıl taşınacak? Yüzbinlerce ağaçtan bahsediyoruz. Dalga mı geçiyorsunuz? Hadi inandık taşıdınız, zeytinler de tuttu diyelim zeytinin verimi 5-7 yılı arasını buluyor. Bu sırada zeytinden geçinen insanlar köyünü kaybedeceği için nasıl geçinecek? Pratikte yazdıklarının hiçbir karşılığı yok.
Sadeleştirme ve hızlandırma dediği Çevre Etki Değerlendirme gibi alanın suyuna, ağacına, üretimine, köylülere, tarım alanlarına, arkeolojik sitlere, köylülerin evine yurduna bakmadan hızlıca sermayeyi sonuca ulaştırmaktır.
2004'ten bu yana sirketler lehine 30 kere yasayı delik deşik etmiş bir anlayışın söylediği hiçbir şeye inanmayın.²
En büyük yalanlardan biri de rehabilite ediyoruz. bu. Zaten hali hazırda rehabilite zorunluluğu var ama kesinlikle pratikte uygulanmaz.³ Bunlar sadece sürece rıza üretmek için bir parça şirin gözükme gayreti.
Hali hazırda %5 civarı gözükür ama asla bu düşük rakam bile uygulanmaz.⁴ 2004'ten bu yana 400 bine yakın maden ruhsatı verilmiş. Kamu yararı kılıfıyla yapılan madencilikte şimdiye kadar kim kazandı? Kamu kazanmışsa şayet bu açlık, yoksulluk, gelir adaletsizliği neden bu kadar fazla? Kime gitti bu para?
Uyum denilen yine şirketlerin kontrolsüz şekilde sonuca gitme gayreti. Maden açılacak alanda kurumlardan istenen görüşler dört ay içinde gelmezse doğrudan ruhsat verilebilecek. Maden alanında kültürel miras tespiti halinde madencilik faaliyetlerine devam edilebilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygun görüşü aranacak. Uygun görüş çıkmazsa Kültür ve Turizm Bakanlığı PARA ödeyecek.
1987’den beri bölgenin canına okuyan termik santrallerin 1996 yılında çalışmaları durduruldu ve bu karar 1998 yılında Danıştay tarafından onaylandı. 2005 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AIHM) tarafından da onaylanmıştır. 2014 yılında bütün termik santraller satılmıştır. Çoktan miadını doldurmuş ve hukuksuz bir termik santral için ormanlar, yaşam alanları, su kaynakları ve zeytin ağaçları katlediliyor. Bölgenin kanseri bunlar.⁵
İşbirlikçi muhtarlarla süreci rasyonelleştirmeye gayret ediyor. Bu santrallere ürettiklerinden daha fazla olağanca teşvik akıyor. Milleti toprağından edip termikçilere mahkum eden de bu anlayış. Termikçilere akan parayla burada çalışan emekçiler için bölgeye uyumlu istihdam koşulları olustlemk zor değil.⁶
"Bu düzenlemeyle, ithal kömür ve doğalgaza olan bağımlılığı azaltıyoruz" Zonguldak'taki Türkiye Taş Kurumu'nu çürüttüler. Zonguldak'a termik santral yaptılar ve RUSYA'DAN KÖMÜR İTHAL EDİLİYOR HATTA BUNUN İÇİN DEVASA LİMAN YAPILDI.⁷
HALI HAZIRDA ZEYTİN ÜRETİCİLERİ İKTİDARIN MEVCUT POLİTİKALARI YÜZÜNDEN ZOR DURUMDA. 100-120 TL ARASI FİYAT VERİYORLAR. BU YASA ÜLKEMİZİN HER KÖŞESİNİ TALANA AÇIYOR. ADIM ADIM SU VE GIDA KRİZİNE KOŞAR ADIM GİDİYORUZ.
1) https://t.co/v2I7PYIpF1
2) https://t.co/U8BTxxV5px
3) https://t.co/8dxrX1KhPm
4) https://t.co/a6kO8JAnK1
https://t.co/2V52C6tXHl
5)
https://t.co/ixsXjXeD5U.
6)
https://t.co/UMoU2JIHJO
https://t.co/f39Q4uPWv5
https://t.co/iPtAWBwAg8
7)
https://t.co/7S33nF8QjI
Eskişehir'de yangına müdahale ederken 10 işçi iş cinayetinde hayatını kaybetti. Bu ölümler ve yangınlar ne yazık ki daha da artacak. Bu ölümler tekil bir örnek değil. Şu ana kadar yaşadığımız her önlenebilir felakette olduğu gibi bu cinayet de politik. Bu ölümler kaza değil mevcut düzenin yarattığı koşulların neticesi. Ekipmansız ve tecrübesiz bir şekilde alana sürülen işçiler göz göre göre öldüler. Yangın söndürme planı eksik, orman köylüleri bitirildi. Önceki felaketlerde olduğu gibi kimse hesap vermeyecek ve bu hesap verilemezlik bir sonraki önlenebilir cinayetin önünü açacak.