KAHROLSUN NATO VE İŞBİRLİKÇİ AKP İKTİDARI!
GÖZALTINA ALINAN ARKADAŞLARIMIZ DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR!
Ülkemizde düzenlenecek NATO Zirvesi öncesi Türkiye'yi emperyalizmin dikensiz gül bahçesine çevirmeye çalışan AKP iktidarının devrimcilere olan saldırıları sürüyor.
Bugün NATO Parlementerler Zirvesi'nin yapıldığı Dolmabahçe'ye yapılan yürüyüşte işkenceyle gözaltına alınan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır!
Ülkemizde emperyalizme ve NATO'ya geçit vermeyecek, bağımsızlık mücadelesini yükselteceğiz!
KAHROLSUN NATO VE İŞBİRLİKÇİ AKP İKTİDARI!
GÖZALTINA ALINAN ARKADAŞLARIMIZ DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR!
Ülkemizde düzenlenecek NATO Zirvesi öncesi Türkiye'yi emperyalizmin dikensiz gül bahçesine çevirmeye çalışan AKP iktidarının devrimcilere olan saldırıları sürüyor.
Bugün NATO Parlementerler Zirvesi'nin yapıldığı Dolmabahçe'ye yapılan yürüyüşte işkenceyle gözaltına alınan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır!
Ülkemizde emperyalizme ve NATO'ya geçit vermeyecek, bağımsızlık mücadelesini yükselteceğiz!
MESEMCİ TARİKATÇI YUSUF TEKİN'E NOTUMUZ SIFIR!
2025-2026 eğitim öğretim yılının sonuna geldik. Bir yılı geride bırakırken bizlere kalan sadece ezberci eğitim sonucunda verilen karneler değil. Eğitim artık sadece niteliksiz olmakla kalmayıp; ÇEDES’le dini eğitim veren, MESEM’le çocuk işçiliğini hatta çocuk ölümlerini meşrulaştıran bir sisteme dönüşmüş durumda. Tekin’le birlikte dönüştürülen eğitim sisteminin bir sacayağı patronlara, diğer sacayağı ise tarikatlara bağlanmıştır.
Eğitim sisteminin piyasacı dönüşümünün en somut ve en ağır faturası, MESEM uygulamasıyla ödenmektedir. MESEM’de yaralanan ve ölen sıra arkadaşlarımız ise bu sistemin en ağır yüzünü bizlere gösteriyor.
Bu yıl MESEM’i meşrulaştırma adına sayısız hamle MESEM’ci Tekin tarafından yapılmıştır. Ders kitaplarına “çocuk işçi hakları” eklenmiş, tepkilere inat patronlarla mesleki eğitim zirveleri düzenlemiş, çalışma şartlarında esnek saatleri ve 10 saatten fazla çalışma koşullarını meşrulaştırmaya çalışmış, patronlar için ucuz işgücü arayışına girmiştir. MESEM’ci Tekin, okulda katledilen öğretmenin cenazesine katılamayacak kadar korkmuştur.
ÇEDES projesi ile bilimsel ve laik eğitimin kırıntılarını da tasfiye etmiş, eğitim gün geçtikçe gericiliğe teslim edilmiştir. 45 çocuğun istismarı ile bildiğimiz Ensar Vakfı, MEB ile protokoller imzalamış, çocuklarla yan yana getirilmiştir.
Okullara defalarca imamlar sokulmuş, birçok tarikat ve cemaat sınıflara girmiş, ‘’Ramazan Ayı Etkinlikleri’’ adı altında, kütüphaneler kapatılıp mescite çevrilmiş, okullarda şeriat naraları atılmış laiklik defalarca ayaklar altına alınmıştır.
Bugün gençlik için eğitim; geleceksizliğin dayatıldığı, çocukluğun ellerinden alındığı, çocuk işçiliğin eğitim, kaza ve ölümlerin ise fıtrat olarak sunulduğu ve eleştirel düşüncenin cezalandırıldığı birer itaat ve üretim merkezine dönüşmüştür.
Liseli gençlik olarak MESEM’ci Tarikat’çı Yusuf Tekin’e notumuz 0!
Bir eğitim öğretim dönemini daha bitirirken liselerimizde, memleketin her noktasında mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğimizi yineliyor, bütün sıra arkadaşlarımızı eşitliğin ve özgürlüğün ülkesini hep birlikte kurmaya, Sosyalist Liseliler'e katılmaya çağırıyoruz.
MESEMCİ TARİKATÇI YUSUF TEKİN'E NOTUMUZ SIFIR!
2025-2026 eğitim öğretim yılının sonuna geldik. Bir yılı geride bırakırken bizlere kalan sadece ezberci eğitim sonucunda verilen karneler değil. Eğitim artık sadece niteliksiz olmakla kalmayıp; ÇEDES’le dini eğitim veren, MESEM’le çocuk işçiliğini hatta çocuk ölümlerini meşrulaştıran bir sisteme dönüşmüş durumda. Tekin’le birlikte dönüştürülen eğitim sisteminin bir sacayağı patronlara, diğer sacayağı ise tarikatlara bağlanmıştır.
Eğitim sisteminin piyasacı dönüşümünün en somut ve en ağır faturası, MESEM uygulamasıyla ödenmektedir. MESEM’de yaralanan ve ölen sıra arkadaşlarımız ise bu sistemin en ağır yüzünü bizlere gösteriyor.
Bu yıl MESEM’i meşrulaştırma adına sayısız hamle MESEM’ci Tekin tarafından yapılmıştır. Ders kitaplarına “çocuk işçi hakları” eklenmiş, tepkilere inat patronlarla mesleki eğitim zirveleri düzenlemiş, çalışma şartlarında esnek saatleri ve 10 saatten fazla çalışma koşullarını meşrulaştırmaya çalışmış, patronlar için ucuz işgücü arayışına girmiştir. MESEM’ci Tekin, okulda katledilen öğretmenin cenazesine katılamayacak kadar korkmuştur.
ÇEDES projesi ile bilimsel ve laik eğitimin kırıntılarını da tasfiye etmiş, eğitim gün geçtikçe gericiliğe teslim edilmiştir. 45 çocuğun istismarı ile bildiğimiz Ensar Vakfı, MEB ile protokoller imzalamış, çocuklarla yan yana getirilmiştir.
Okullara defalarca imamlar sokulmuş, birçok tarikat ve cemaat sınıflara girmiş, ‘’Ramazan Ayı Etkinlikleri’’ adı altında, kütüphaneler kapatılıp mescite çevrilmiş, okullarda şeriat naraları atılmış laiklik defalarca ayaklar altına alınmıştır.
Bugün gençlik için eğitim; geleceksizliğin dayatıldığı, çocukluğun ellerinden alındığı, çocuk işçiliğin eğitim, kaza ve ölümlerin ise fıtrat olarak sunulduğu ve eleştirel düşüncenin cezalandırıldığı birer itaat ve üretim merkezine dönüşmüştür.
Liseli gençlik olarak MESEM’ci Tarikat’çı Yusuf Tekin’e notumuz 0!
Bir eğitim öğretim dönemini daha bitirirken liselerimizde, memleketin her noktasında mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğimizi yineliyor, bütün sıra arkadaşlarımızı eşitliğin ve özgürlüğün ülkesini hep birlikte kurmaya, Sosyalist Liseliler'e katılmaya çağırıyoruz.
Emperyalizme ve NATO’ya Karşı Yükselen Sesi Susturamayacaksınız!
Gözaltına Alınan Devrimciler Serbest Bırakılmalıdır!
7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilmesi hedeflenen NATO zirvesi öncesi, AKP iktidarının sosyalistlere ve devrimcilere yönelik baskı ve sindirme adımları devam ediyor.
Emperyalistleri memnun etmek için başkent Ankara’da 13 günlük “OHAL ilan eden” AKP, zirve öncesinde ise gözaltı ve tutuklamalarla NATO ve emperyalizme karşı yükselecek sesi kısmanın arayışında.
Emperyalizm ve NATO işbirlikçiliği halk düşmanlığıdır. Ülkemizi savaş örgütü NATO’nun çıkarlarına alet edenleri de dünyayı savaşlara, yoksulluğa ve yıkıma sürükleyen emperyalistleri de bu topraklardan kovacağız!
AKP iktidarı ne yaparsa yapsın, emperyalizme ve savaş örgütü NATO’ya karşı yükselen sesi susturamayacaktır.
Gözaltına alınan devrimciler derhal serbest bırakılmalıdır!
Birleşik Komünist Parti Merkez Komitesi
23.06.2026
🔗https://t.co/8do9cruE4E
Emperyalizme ve NATO’ya Karşı Yükselen Sesi Susturamayacaksınız!
Gözaltına Alınan Devrimciler Serbest Bırakılmalıdır!
7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilmesi hedeflenen NATO zirvesi öncesi, AKP iktidarının sosyalistlere ve devrimcilere yönelik baskı ve sindirme adımları devam ediyor.
Emperyalistleri memnun etmek için başkent Ankara’da 13 günlük “OHAL ilan eden” AKP, zirve öncesinde ise gözaltı ve tutuklamalarla NATO ve emperyalizme karşı yükselecek sesi kısmanın arayışında.
Emperyalizm ve NATO işbirlikçiliği halk düşmanlığıdır. Ülkemizi savaş örgütü NATO’nun çıkarlarına alet edenleri de dünyayı savaşlara, yoksulluğa ve yıkıma sürükleyen emperyalistleri de bu topraklardan kovacağız!
AKP iktidarı ne yaparsa yapsın, emperyalizme ve savaş örgütü NATO’ya karşı yükselen sesi susturamayacaktır.
Gözaltına alınan devrimciler derhal serbest bırakılmalıdır!
Birleşik Komünist Parti Merkez Komitesi
23.06.2026
🔗https://t.co/8do9cruE4E
NATO'ya Karşı Bağımsızlık ve Sosyalizm Yürüyüşü İçin Çağrı
Emperyalistler ve onların savaş örgütü NATO 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da toplanmaya hazırlanıyor. Dünyayı kana bulayan, gladio örgütlenmeleri ile işçi sınıfının ve halkların mücadelesini boğmaya çalışan, Ortadoğu'dan Latin Amerika'ya savaş, işgal ve ambargolarla halkları teslim almaya çalışan emperyalistlere ve onun savaş örgütü NATO'ya güçlü bir yanıt verilmelidir.
NATO ülkemizin, halkımızın güvenliğine tehdit, emperyalizm ülkemizdeki karanlığın ve zorbalığın arkasındaki en temel güçtür.
AKP iktidarı, emekçilere yönelik saldırılarını emperyalistlerden aldığı güçle gerçekleştirmekte, ülkemizi emperyalizmin ve NATO'nun çıkarlarına ortak kılmakta, Suriye'de gerçekleşen emperyalist müdahaleye, Filistin'de uygulanan katliama, Venezuela'da ABD'nin haydutluğuna, İran'a dönük saldırılara sesini çıkarmamakta, göstermelik açıklamalarla emperyalizmin adımlarını meşrulaştırmaktadır.
Benzer bir durum bugün düzen siyasetinde de hakimdir. AKP'nin zorbalığına karşı çıkıp emperyalizmi, sermaye düzenini ve NATO'yu görmezden gelen her türlü yaklaşım gerçek bir kurtuluş mücadelesinden uzaklaşmak anlamına gelmektedir.
Bugün emperyalistlere, baş haydut Trump'a ve siyonist Netanyahu'ya dur demek, yalnızca Ortadoğu halkları için değil, tüm dünya halkları adına hayati bir önem taşımaktadır. Savaşın ve sömürünün bedeli emekçilere ödetilirken, emperyalistlerin kâr hırsı başta bölgemiz olmak üzere tüm dünyayı derin bir belirsizliğe sürüklemektedir.
Bu tablodan çıkış emperyalizme ve uluslararası tekellerin savaş örgütü NATO'ya karşı bağımsızlık bayrağının yükseltilmesi ve bu mücadelenin sosyalist Türkiye hedefiyle birleştirilmesinden geçmektedir.
Birleşik Komünist Parti, 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilmesi hedeflenen NATO zirvesine karşı tüm emekçileri, yurtseverleri, kadınları ve gençleri bağımsızlık ve sosyalizmin sesini yükseltmeye, 5 Temmuz'da İstanbul Kadıköy Mehmet Ayvalıtaş Parkı'nda başlatacağı yürüyüşe çağırmaktadır.
Emperyalistleri, savaş örgütü NATO'yu ve işbirlikçilerini ülkemizden kovacağız!
NATO'dan çıkılmalı, üsler kapatılmalıdır!
Birleşik Komünist Parti Merkez Komitesi
21.06.2026
NATO'ya Karşı Bağımsızlık ve Sosyalizm Yürüyüşü İçin Çağrı
Emperyalistler ve onların savaş örgütü NATO 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da toplanmaya hazırlanıyor. Dünyayı kana bulayan, gladio örgütlenmeleri ile işçi sınıfının ve halkların mücadelesini boğmaya çalışan, Ortadoğu'dan Latin Amerika'ya savaş, işgal ve ambargolarla halkları teslim almaya çalışan emperyalistlere ve onun savaş örgütü NATO'ya güçlü bir yanıt verilmelidir.
NATO ülkemizin, halkımızın güvenliğine tehdit, emperyalizm ülkemizdeki karanlığın ve zorbalığın arkasındaki en temel güçtür.
AKP iktidarı, emekçilere yönelik saldırılarını emperyalistlerden aldığı güçle gerçekleştirmekte, ülkemizi emperyalizmin ve NATO'nun çıkarlarına ortak kılmakta, Suriye'de gerçekleşen emperyalist müdahaleye, Filistin'de uygulanan katliama, Venezuela'da ABD'nin haydutluğuna, İran'a dönük saldırılara sesini çıkarmamakta, göstermelik açıklamalarla emperyalizmin adımlarını meşrulaştırmaktadır.
Benzer bir durum bugün düzen siyasetinde de hakimdir. AKP'nin zorbalığına karşı çıkıp emperyalizmi, sermaye düzenini ve NATO'yu görmezden gelen her türlü yaklaşım gerçek bir kurtuluş mücadelesinden uzaklaşmak anlamına gelmektedir.
Bugün emperyalistlere, baş haydut Trump'a ve siyonist Netanyahu'ya dur demek, yalnızca Ortadoğu halkları için değil, tüm dünya halkları adına hayati bir önem taşımaktadır. Savaşın ve sömürünün bedeli emekçilere ödetilirken, emperyalistlerin kâr hırsı başta bölgemiz olmak üzere tüm dünyayı derin bir belirsizliğe sürüklemektedir.
Bu tablodan çıkış emperyalizme ve uluslararası tekellerin savaş örgütü NATO'ya karşı bağımsızlık bayrağının yükseltilmesi ve bu mücadelenin sosyalist Türkiye hedefiyle birleştirilmesinden geçmektedir.
Birleşik Komünist Parti, 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilmesi hedeflenen NATO zirvesine karşı tüm emekçileri, yurtseverleri, kadınları ve gençleri bağımsızlık ve sosyalizmin sesini yükseltmeye, 5 Temmuz'da İstanbul Kadıköy Mehmet Ayvalıtaş Parkı'nda başlatacağı yürüyüşe çağırmaktadır.
Emperyalistleri, savaş örgütü NATO'yu ve işbirlikçilerini ülkemizden kovacağız!
NATO'dan çıkılmalı, üsler kapatılmalıdır!
Birleşik Komünist Parti Merkez Komitesi
21.06.2026
Haftanın gelişmelerini değerlendirdiğimiz 'Komünist Birlik Haftalık' bülteni 31. sayısıyla yayında.
📌Komünist Birlik Haftalık 8 Haziran – 16 Haziran 2026
⚫ Yeni Osmanlıcılık Emperyalizmin ve Sermayenin Projesidir!
⚫ Emperyalizm ve Siyonist İsrail Rejimi Ortadoğu’dan Defedilmelidir!
⚫ Birlik ve Dayanışma Hareketi’nden NATO Karşıtı Toplantılara Çağrı
⚫ Özşen Maden İşçileri Kazandı
⚫ AKP, Emperyalistlere ve Katil NATO’ya Karşı Yükselecek Sesten Korkmaktadır!
⚫ Eğitim Emekçilerinin Talepleri Karşılanmalıdır!
⚫ 15-16 Haziran’ın 56. Yılında: Yarım Kalan Yürüyüşü Tamamlayacağız!
🔗 Bültenin tamamına ulaşmak için:
https://t.co/TFLGISpU07
🚨SON DAKİKA
20-21 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek olan YKS sınavında öğrencilere “enerji deposu” adı altında kumanya verilecek.
Paket İçeriği;
▫️0.5ml Su
▫️Ceviz
▫️Üzüm
▫️Tropikal meyveli bar
SIRA ARKADAŞLARIMIZIN KATİLİ SERMAYE DÜZENİDİR!
Üç sıra arkadaşımızın üç gün içerisinde hayatını kaybetmesi bu düzenin ne kadar çürümüş olduğunun gözler önüne sermektedir. Bu tablo tesadüf değil; sermaye düzeninin ve onun gerici iktidarının gençliği ve emekçileri maruz bıraktığı sistematik saldırıların en açık halidir. Bir yanda geleceksizliğe, işsizliğe, yoksulluğa mahkum edilen gençlik; diğer yanda piyasacı anlayışa, tarikat-cemaat karanlığına, manevi danışman adı altındaki gerici dayatmalara terk edilen yurtlar… Psikolog yerine imam, bilim yerine gericilik, kamusal barınma yerine çürümüş bir rant düzeni.
Üç sıra arkadaşımızın yaşamlarını yitirmesi, sadece bireysel trajediler değil, bu düzenin yarattığı gericilik ve geleceksizlik sarmalının gençleri nasıl kuşattığının, umutsuzluğu nasıl derinleştirdiğinin sonucudur. Gelecek kaygısı körükleniyor, barınma hakkı piyasaya ve tarikatlara peşkeş çekiliyor, okurken çalışmak çalışırken ölmek zorunda bırakılıyoruz. Biz gençler ise en ağır biçimde hedef alınıyor: geleceksizlik, ekonomik kriz, aile baskısı…
Sermaye düzeni gençliği ucuz işgücü deposu, tarikatlar ise mürit deposu olarak görüyor. Eğitim gericileştiriliyor, üniversiteler piyasalaştırılıyor, kamusal yurtlar yetersiz bırakılıp gençler çaresizliğe itiliyor. Bu sistem bize ne bir gelecek ne de yaşanabilir bir bugün sunuyor. Tam tersine: geleceksizlikle kuşatılmış, gericilikle teslim alınan bir hayat isteniyor. Biat eden, sorgulamayan kısacası “dindar ve kindar” bir nesil yaratılmak isteniyor.
Sosyalist Düşünce Toplulukları olarak diyoruz ki: Bu karanlık kaderimiz değildir! Memleketimizi ve geleceğimizi sermaye düzenine, gericiliğe teslim etmeyeceğiz. Yurtlardaki bu cinayetlere, geleceksizliğe, manevi danışman kisvesi altındaki gerici kuşatmaya karşı örgütlü mücadeleyi büyütmek zorundayız.
Gençlik, bu çürümüş düzeni ancak örgütlü mücadeleyle, yan yana gelerek, parasız bilimsel ve laik bir eğitim hakkı savaşarak aşabilir. Arkadaşlarımızın hesabını soracak üniversitelerimizi ve geleceğimizi geri alacağız. Eşit özgür bağımsız bir ülkeyi hep birlikte kuracağız!
SIRA ARKADAŞLARIMIZIN KATİLİ SERMAYE DÜZENİDİR!
Üç sıra arkadaşımızın üç gün içerisinde hayatını kaybetmesi bu düzenin ne kadar çürümüş olduğunun gözler önüne sermektedir. Bu tablo tesadüf değil; sermaye düzeninin ve onun gerici iktidarının gençliği ve emekçileri maruz bıraktığı sistematik saldırıların en açık halidir. Bir yanda geleceksizliğe, işsizliğe, yoksulluğa mahkum edilen gençlik; diğer yanda piyasacı anlayışa, tarikat-cemaat karanlığına, manevi danışman adı altındaki gerici dayatmalara terk edilen yurtlar… Psikolog yerine imam, bilim yerine gericilik, kamusal barınma yerine çürümüş bir rant düzeni.
Üç sıra arkadaşımızın yaşamlarını yitirmesi, sadece bireysel trajediler değil, bu düzenin yarattığı gericilik ve geleceksizlik sarmalının gençleri nasıl kuşattığının, umutsuzluğu nasıl derinleştirdiğinin sonucudur. Gelecek kaygısı körükleniyor, barınma hakkı piyasaya ve tarikatlara peşkeş çekiliyor, okurken çalışmak çalışırken ölmek zorunda bırakılıyoruz. Biz gençler ise en ağır biçimde hedef alınıyor: geleceksizlik, ekonomik kriz, aile baskısı…
Sermaye düzeni gençliği ucuz işgücü deposu, tarikatlar ise mürit deposu olarak görüyor. Eğitim gericileştiriliyor, üniversiteler piyasalaştırılıyor, kamusal yurtlar yetersiz bırakılıp gençler çaresizliğe itiliyor. Bu sistem bize ne bir gelecek ne de yaşanabilir bir bugün sunuyor. Tam tersine: geleceksizlikle kuşatılmış, gericilikle teslim alınan bir hayat isteniyor. Biat eden, sorgulamayan kısacası “dindar ve kindar” bir nesil yaratılmak isteniyor.
Sosyalist Düşünce Toplulukları olarak diyoruz ki: Bu karanlık kaderimiz değildir! Memleketimizi ve geleceğimizi sermaye düzenine, gericiliğe teslim etmeyeceğiz. Yurtlardaki bu cinayetlere, geleceksizliğe, manevi danışman kisvesi altındaki gerici kuşatmaya karşı örgütlü mücadeleyi büyütmek zorundayız.
Gençlik, bu çürümüş düzeni ancak örgütlü mücadeleyle, yan yana gelerek, parasız bilimsel ve laik bir eğitim hakkı savaşarak aşabilir. Arkadaşlarımızın hesabını soracak üniversitelerimizi ve geleceğimizi geri alacağız. Eşit özgür bağımsız bir ülkeyi hep birlikte kuracağız!