Konuştuklarınızı duyan biriyle ancak bir süre vakit geçirebilirsiniz. Oysho demiş ki; ancak sustuklarınızı duyan birisiyle bir ömür geçirebilirsiniz.
Sürekli kendinizi açıklamak zorunda olduğunuz ortamlardan nacizane tavsiyem arkanıza bakmadan kaçın 🙏
Levent Gültekin: “Bir kadın, çocuğunun tarikat şeyhi kocası Ayhan Şengüler tarafından istismar edildiğini ihbar ediyor
Hemen sonra o kadın ve çocuk öldürülüyor
İşte bu haberi yapan gazeteci İsmail Arı tutuklandı. O adam serbest.
Sonra bize bu memlekette hukuk var demeyin”
Cengiz Han'ın İslâm'a Daveti
Bilindiği gibi Araplar Cengiz Hanın Müslüman olması için çok uğraştılar.
Cengiz han Müslüman olsaydı koca Orta Asya kısa sürede Müslüman olacaktı.
Bu nedenle Cengiz hanı İslam”a davet için giden Araplar ile Cengiz Han'ın otağında şöyle bir konuşma geçer:
-Hanlar Hanı Cengiz Han, sizi İslam’a davet için geldik.
-İslam dediğiniz nedir?
-Yüce peygamberimiz Muhammed Mustafa aracılığıyla tüm insanlara tebliğ edilen dindir.
-Peygamber dediğiniz nedir?
-Yerlerin göklerin yaratıcısının yeryüzündeki seçilmiş temsilcisi.
-Olabilir.
"Tengri'nin buradaki temsilcisi de benim".
-Ama size bir kitap indirilmedi.
Peygamberimize Kur'an indirildi.
-Kitabınızda ne yazıyor özetle?
Araplar ihlas suresini okurlar.
Cengiz han, surenin Türkçeye çevirisini ister.
-"De ki: O Allah, birdir.
Allah, hiç bir şeye muhtaç değildir, her şey O'na muhtaçtır.
O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.
Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir."
Bunun üzerine Cengiz Han bir kahkaha atar ve şöyle der:
-Siz bunları daha yeni mi öğreniyorsunuz?
Biz bin yıldan beri bilir ve uygularız.
Buyurun gidebilirsiniz der...
Cengiz han atından indi. Bir caminin önünde durdu. Atın yularını caminin hocasina tutturdu ve sordu.
"-Bu ev kimin evi?"
Oradakiler cevap verdiler.
"-Bu Allah'ın evidir."
Cengiz Han hiddetlendi:
"-Sizi putperestler!
Allah'ın evi kalbinizdir,
O'nu kalbinizden çıkarıp, ona koca koca evler yapmışsınız. Kalbinize ise pislikleri doldurmuşsunuz.
Sizi şuracıkta atımın ayakları altında ezerdim; fakat buna bile değmezsiniz!'
“Eski Yazıtlardan Birinde Şöyle Yazar :
Kuzu dizlerinin üzerine çökerek annesini emer, karga yaşlı annesini besler; bunun adı "saygılı davranmaktır."
Horoz şafak vakti öter, yaban kazları her bahar kuzeye ve her sonbahar güneye uçar; bunun adı ''söz tutmaktır.''
Yaban kazı ve yeşilbaşlı ördek eşini kaybettikten sonra ölene kadar yeni bir eş bulmak istemez. Bu ''sadakat'' olarak adlandırılır.
Bir geyik iyi bir otlağa rastladığında bütün grubu oraya davet eder ve paylaşır, karınca yemek gördüğünde bütün koloniyi oraya çağırır; bunun adı ''adalettir.''
Eğer bir insan bu erdemlere sahip değilse, hayvandan beter bir halde yaşıyordur.
.......
Bir Türkmen duası da şöyledir:
"Tanrım, ilk önce dağa taşa ver.
Ormana, hayvanlara, suya ver.
Ondan sonra insanlara, kapı komşuya, muhtaç olana ver.
Kalırsa, en son bana ver...."
......
Bu zaman ve sistemde, nasıl bir insan nesli türedi ülkemizde, bilmiyorum. Milyonlarca canlı ile birlikte insana dair umutlarımız, geleceğe dair hayallerimiz de artık kül oldu..."
Prof Dr. Nazmi Avcı.
İki dosya.
İkisi de yayın yasaklı.
Aynı şehir.
Aynı gün.
Aynı isim.
Fatma Nur Çelik…
Biri sınıfta, öğrencisinin saldırısıyla hayattan koparıldı.
Fatmanur Çelik…
Diğeri 8 yaşındaki kızıyla birlikte denizde ölü bulundu.
Tesadüf mü?
Hayır.
Bu; kadınların korunamadığı, şiddetin sıradanlaştığı, sorumluların konuşulmadığı bir düzenin fotoğrafı.
Bir öğretmeni koruyamayan,
Bir anneyi ve çocuğunu yaşatamayan bir sistemden söz ediyoruz.
Yayın yasağı var.
Ama vicdan yasağı yok.
İki “Nur” için adalet borcumuz var.
Atatürk: “Efendiler!”
“Aziz Türk milleti!”
“Türk milleti!”
İnönü: “Aziz vatandaşlarım…”
Demirel: “Sevgili vatandaşlarım…”
Ecevit: “Sevgili yurttaşlarım…”
Türkeş: “Aziz Türk milleti…”
Özal: “Değerli kardeşlerim…”
Yılmaz: “Sayın yurttaşlarım…”
Sert eleştirirlerdi, ama hakaret etmezlerdi.
Rakibi düşman değil, muhalif sayarlardı.
Milleti azarlamaz, ikna etmeye çalışırlardı.
Devlet dili vardı, siyasi adap vardı.
Seçmeni aşağılamak değil, kazanmak esastı.
Kürsü öfke yeri değil, hitabet yeriydi.
Çok özlenen Türkiye’de.
Bir ülkenin iktidar ortakları eğer kayıp çocuklarla ilgili komisyonların kurulmasını istemiyorsa , meclisine gelen kayıp çocuklarla ilgili araştırma önergelerini MÜTEMADİYEN reddediyorsa ben bir tek şey düşünürüm. İŞİN İÇİNDELER !Dinle bak kaç kez meclise neler sunulmuş ve kaç kez iktidar ortakları şiddetle reddetmiş ! (Serdar Akinan)
Bütün gece uyuyamadım, Epstein dosyalarıyla ilgili okuduklarım beynimi kemirdi. Bebeklere, çocuklara tecavüz etmişler, parçalanmış çocuklar, cesetleri gömmüşler. Hangisi daha korkunç bilmiyorum, bu katil sosyopat sapıklar mı, bu dehşete şahit olup susanlar mı? Yoksa günlerdir bu konuyu magazine çevirenler mi? 1 tek kişi tutuklanmadı! İçinde siyasetçilerin, iş insanlarının, ünlülerin olduğu %1'den söz ediyorum, biz %99'uz, dünyayı başlarına yıkmamız gerekirken sessizce izliyoruz. İçim çürüyor, nasıl devam edeceğiz hayatımıza? Kuyunun bile dibi olur. #EpsteinFiles
Kendi ağızlarıyla söylüyorlar; mustafa kemal bizim planlarımızı 100 yıl sekteye uğrattı diye. Kimdi yabancı okulları kapatan, kimdi mason localarını kapatan? Eğer gerçekten inanansanız islamın ve Türk dünyasının son büyük liderinin kimlere rağmen bu düzeni inşa ettiğini anlayın. Çok büyüksün, çok.
Şimdi anladınız mı yahudi lobisinin neden Atatürk’ü “dinsiz, imansız, yahudi/ingiliz uşağı.” diye pazarladığını. Çünkü dünyada başka hiçbir lider yoktur ki bunların kurmaya çalıştığı dünya düzenini yıkıp; istismar ettikleri çocuklara “milli egemenlik ve çocuk bayramını” armağan etmiş olsun. Elbet bir gün gerçeği göreceksiniz.
‼️ Flowing Streams Hristiyan Kilisesi'nde kıdemli papaz olan ve TruNews'un kurucusu Rick Wiles:
"Siyasetçiler küçük kız çocuklarına tecavüz ediyor,
Mossad bunları kaydediyor ve bürokrasiye şantaj yapıyor,
böylece Yahudi Kaballar Amerika'yı beceriyor.”
Hiç gerçekten seven birini gördünüz mü? Görseydin kendinden utanırdın. Çünkü sevgi dediğiniz şeyi kuru bir mesaja indirgemiş durumdayız. Saatlerce telefona bakmayı, beklemeyi, susmayı sevgi sanıyoruz. Oysa gerçekten seven sevdiğini kuru bir mesaja muhtaç bırakmaz. Seven kaybettirmez, belirsizlikte tutmaz, yokluğuyla sınamaz, seni yalnız bırakmaz. Haftalarca seni aramayarak başkalarıyla olmanı göze almaz. Sevmeyen oyalanır, doyar, gider, susar, önemsemez senin yokluğunu. Ama seven hissettirir, sorgulatmaz. Çünkü sevgi şüpheyle değil güvenle yaşanır.
Prof İoanna Kuçuradi:
"Güven duymak için; güvenilir bir insanla, güven duyabilir bir insanın karşılaşması gerekiyor. Birisinin güvenilir olması yetmiyor. Güven duyan bir insanın olması da yetmiyor. Böyle bir karşılaşmanın olması gerekiyor ve böyle bir karşılaşmayı kaçırmamak gerekiyor. Çünkü bazen yanından geçebiliyoruz."
@VeysiCe Ceza almış. Ama 1995 yılından 2010 yılına kadar firar etmeyi başarmış. Öz kızlarına tecavüz etmiş 4 yaşındaki bebeği katletmiş. 2 kere affa uğramış cezası firar dönemindeyken. 55 sene almış ama 5 senede çıkmış.
• Eski CB Turgut Özal Kürt
• Dışişleri Bakanı Kürt
• Maliye Bakanı Kürt
• Bir önceki Adalet Bakanı Kürt
• Bir önceki Genelkurmay Başkanı Kürt
Bu ülkede Kürt sorunu yok, Kürt şımarıklığı var.Kürtler eşitlik istemiyor, imtiyaz istiyor.
Bölge kaynıyor… İsrail, Yunanistan ve GKRY, askeri ve ekonomik anlaşmalara imza atıp burnumuzun dibinde tatbikat üzerine tatbikat yaparken, ülkemizin başkentine kadar sızan insansız hava araçları ve Rusların karadenizde vurduğu 4 ticaret gemimizin görüntüleri, grup seks magazinleri arasında kendine yer bulmaya çabalıyor. Tüm bu hengame arasında, Türk askerinin Libya’daki görev süresinin uzatılmasından saatler sonra, Libya heyetini taşıyan uçak ülkemizin kalbinde, yani Ankara’da düşüyor. Kaza mı, bela mı henüz bilinmezken, Yunan tarafı düşen uçakla ilgili alaycı başlıklar atıp ülkemizi aşağılamaya yelteniyor, İsrail basını da “daha bu ne ki” dercesine tehdit dolu yayınlar yapıyor. İşin özü, dünya yarın için pozisyon alıp farklı dillerde aynı cümleleri kurarken, biz haaala dün ile boğuşuyoruz. Ülkeler yarın için başka ülkelerle dostluk pekiştirirken, biz bizimle bile yan yana durmayı beceremiyoruz. En yakın zamanda, bu vatanın sadece senden ya da şahsen benden ibaret olmadığını hatırlamamız dileğiyle… Zira batının efeleri, kuzeyin uşakları, güneyin yörükleri, bozkırın yiğitleri, doğunun beyleridir Türkiye.
Seni beni bırakıp, artık “biz” olabilmek ümidiyle…