Meslektaşlarımızın Gözaltı Merkezlerinde Adli Muayeneye Zorlanması Kabul Edilemez! “İnsan Hakları İhlalleri ile İlgili Hekim Tutum Belgesi” Gereklerini Bir Kez Daha Hatırlatıyoruz
Birliğimize ulaşan bilgilere göre; Mersin İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Sağlık Müdürlüğü, 1 Ekim 2026 tarihinde gözaltına alınan kişilerin adli muayene ve kontrollerinin yapılması için hekimleri gözaltı merkezlerinde ve karakollarda adli muayene yapmaya zorlamaktadır. Taraf olduğumuz uluslararası belgeler ve ulusal mevzuata açıkça aykırı olan bu uygulama kabul edilemez.
Bu olağanüstü uygulamalarda hekimliğin mesleki değerlerinin, bağımsızlığının ve özerkliğinin korunarak insan onuruna yakışır muayene ve bakım koşullarının sağlanması zorunludur.
Adli Muayenelerde Hekim Sorumluluğu ve Yasal Dayanaklar:
Dünya Tabipleri Birliği Tokyo Bildirgesi ve Hekimlerin Bağımsızlığı ve Mesleki Özgürlük Bildirgesi, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık bir biçimde, hekimlerin başkalarının çıkarları ne olursa olsun hastanın çıkarları doğrultusunda davranmak için özgür olmakta ısrarcı olmaları gerektiğini ifade etmektedir.
Gözaltında ya da cezaevinde olanların muayenelerinin tıbbi etik ve İstanbul Protokolü ilkelerine göre yapılmaması ve tıbbi raporların buna uygun düzenlenmemesi; Dünya Tabipleri Birliği etik ilkeleri ve ulusal/uluslararası hukuk normları açısından “işkence bulgularının gizlenmesi”, “hekimin işkenceye katkıda bulunması” ve “tıbbi uygulama hatası” kapsamında değerlendirilmektedir.
Dünya Tabipleri Birliği Hamburg Bildirgesi'nde, tüm dünyadaki bireylerin ve örgütlenmiş tıp kuruluşlarının, işkenceye veya etik ilkelerine aykırı davranma baskısına karşı direnen hekimleri desteklemekle sorumlu oldukları ifade edilmiştir.
Adli Muayene Ortamı ve Koşulları Nasıl Olmalıdır?
Gözaltı muayeneleri, kişilerin gözaltında tutulduğu yerlerde yapılamaz. Görüşmenin, hekimlik mesleğinin özgürce, evrensel etik ilkeler ve bilimsel standartlara göre uygulandığı ve resmi otoritenin baskısının hissedilmediği bir sağlık ortamında yapılması zorunludur.
Görüşme ve muayenede mahremiyet esastır. Değerlendirmeler, mahremiyetin sağlandığı, güvenlik görevlilerinin bulunmadığı bir sağlık ortamında ve hiçbir kısıtlayıcı araç (kelepçe, göz bağı vb.) olmadan yapılmalıdır.
Hekimlerin Sağlık Ortamı Dışında Muayeneye Zorlanması, Tehdit Altında Tutulması veya Taleplerinin Dikkate Alınmaması Halinde Yapılacaklar:
Muayenenin sağlık ortamında gerçekleşmemesi durumunda yapılan değerlendirmenin tıbbi ve hukuki yönden sakıncalar doğurabileceği bilinmelidir.
Hekimler, sağlık kurumları dışında tıbbi değerlendirme veya adli rapor düzenlemeye davet edilmeleri durumunda, bağlı olduğu sağlık kuruluşunu ve tabip odasını bu durumdan derhal haberdar etmelidirler.
Tüm bunlara rağmen hekim, “yoğun baskı, kendi güvenliğine yönelik tehdit altında olma vb.” durumlarda muayene yapmaya zorlanıyorsa, adli muayene sırasında nelere dikkat edilmelidir?
1️⃣ Her koşulda görüşülecek ve muayene edilecek kişinin onamı alınmalıdır. Kişi onam vermiyorsa muayene yapılamaz. Hekim bu durumda kişinin onam vermeme gerekçesini belirterek muayenenin yapılamadığını kayıt altına almalıdır.
2️⃣ Kişinin onam vermesi halinde; görüşme ve muayene ortamının koşulları, görüşme ve muayene ortamında bulunan kişilerin kimlik bilgileri raporda ayrıntılı olarak belirtilmelidir. Hekim, tıbbi değerlendirme süreçlerinde yaşadığı tüm sıkıntı ve zorlanmaları meslek örgütüne bildirmelidir.
3️⃣ Adli tıbbi değerlendirmelerde muayenenin ilk adımı öyküdür. Öyküde kişilerin yakalama anından itibaren fiziksel ve ruhsal anlamda karşı karşıya kaldığı tüm koşullar (zorlama, hakaret, tehdit vb. yaklaşımlar, uyku, su, gıdadan yoksun bırakma gibi sınırlamalar, psikolojik ve fiziksel şiddete ilişkin aktarımlar) kişinin kendi aktardığı şekilde yer almalıdır.
4️⃣ Düzenlenecek raporda, görüşme ve muayene başlama-bitiş saatleri ayrı ayrı yazılmalıdır.
5️⃣ Muayene yakınmalarla sınırlı olmayacak biçimde tüm sistemleri kapsamalıdır. Kişi herhangi bir yakınmasının olmadığını belirtse dahi, bütünlüklü ve sistematik bir muayene yapılmalıdır. Hastanın ayrıntılı muayene yapılmasını istememesi halinde bu durum kayıt altına alınmalıdır.
6️⃣ Kişinin ruhsal ve fiziksel sağlık durumuna ait yakınmaları öğrenilerek kaydedilmeli; ayrıntılı fiziksel muayene yapılmalıdır. Fiziksel muayenede saptanan bulgular ölçek kullanılarak fotoğraflanmalı, diyagramlarda işaretlenmeli ve özellikleri ayrıntılı olarak kaydedilmelidir.
7️⃣ Bütünlüklü bir ruhsal değerlendirme yapılmalı, olası travmatik süreçlerde sık ortaya çıkabilecek ruhsal belirti ve bulgular araştırılmalı; kişilerin duruş, göz teması, ses tonu vb. tüm ruhsal belirtileri gözlenmeli ve kayda geçirilmelidir.
8️⃣ Öykü, yakınmalar ve muayenelerin yol göstericiliğinde gerekli radyolojik, laboratuvar tetkikleri (örneğin, susuz bırakma iddialarında üre, kreatinin, elektrolitler gibi kan biyokimyası dahil) ve gerekli konsültasyonlar mutlaka istenmeli ve kaydedilmelidir.
9️⃣ Gözaltı raporlarında öykü ile muayene sonucu saptanan bulguların uyumlu olup olmadığının belirtilmesi önemlidir. Hekim -eğer yapabiliyorsa- bu değerlendirmeyi yapmalıdır. Adli tıp uzmanı olmayan hekimler, uyumluluk değerlendirmesini yapmakta veya bu tanıyı koymakta güçlük yaşamaları durumunda, kişinin bir adli tıp uzmanı tarafından değerlendirilmesini talep ederek konsültasyon istemelidirler.
🔟 Tıbbi değerlendirmeleri sonucunda hekim, elde ettiği bulguların işkence ve kötü muamele ile uyumlu olduğu sonucuna ulaşmışsa, ICD-10'da Y07.3 kodu ile tanımlanan “Diğer kötü muamele sendromlarına dahil, resmi görevliler tarafından yapılan işkence” tanısını kayda geçirmelidir.
Adli Tıp Uzmanları Derneği
Türk Tabipleri Birliği İnsan Hakları Kolu
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
👇
https://t.co/hSIfC9KeWF
Yaşamayacağın ülkeden ev toplayıp emlak balonu yaratmak, yerliyi barınamaz hale getirmek ne kadar normalleşti. Arap yatırımcı yapınca öfke kusuluyordu, aslında fark yok.
Deniz Göktaş’ın tutukluluğu, hukukçuların ikiye bölüneceği bir vaka değil.
İnce bir hukuki tartışma yok. Gri alan yok. “Ama şu açıdan bakarsak…” denilecek bir tarafı yok.
Zulümdür.
Durum bu kadar çıplak.
Bazı küçük şirketlerin 3-4 tane İK çalıştırdığına dair DM'ler geliyor.
Bu konuyu artık açıklığa kavuşturalım. Şirket büyüklüğüne göre ideal İK sayısı:
1-10 çalışan: 0 İK
10-50 çalışan: 0 İK
50-200 çalışan: 0 İK
200+ çalışan: 0 İK