What’s happening in Turkey? Let me tell you:
The convention that defends women's rights and also against violence, including many countries’s participated, is cancelled by a single word that came out of the president's mouth last night.
#İstanbulSözleşmesi
Karar YÖK için de sürpriz olmuş belli ki. Şu an ne yapacağımızı bilemiyoruz, hazırlıksız yakalandık, önümüzdeki günlerde bazı kararlar alacağız demişler özetle.
‼️MSGSÜ’ye kayyum rektör atandı!
Özerk- demokratik üniversiteyi yok eden Akp- Mhp iktidarı üniversitemize Ahmet Sacit Açıkgözoğlu’nu kayyum rektör atayarak antidemokratik kararlar almaya devam ediyor!
Kayyumlar gidecek biz kalacağız!
#Msgsü
Tersane İstanbul neden bir kent suçu olarak nitelendiriliyor?
Başta Haliç Dayanışması olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu, meslek odası ve uzman Tersane İstanbul’u bir “kent suçu” olarak nitelendiriyor. “Kent suçu”, kentsel mekânda geri dönülmez tahribat ve kamusal zarara yol açan, hukuk dışı veya etik dışı uygulamaları tanımlamakta kullanılan bir kavramdır.
-Tersane İstanbul projesi ilk olarak “Haliç Yat Limanı ve Kompleksi (Haliçport) Projesi” adıyla 2013’te Ulaştırma Bakanlığı tarafından yap-işlet-devret modeliyle gündeme getirildi. Koruma Amaçlı İmar Planları, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 3 Şubat 2016’da onaylanarak askıya çıkarıldı. Dikkat çekici biçimde, konut fonksiyonuna resmi planda yer verilmemişti.
-Proje alanı, İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararıyla kentsel ve arkeolojik sit alanı ilan edilmişti. Bu nedenle tüm uygulamaların Koruma Kurulu onayına tabi olması gerekmesine karşın, süreçte merkezi idarenin baskısı ile kurul kararlarının by-pass edildiği iddia edildi. Nitekim 2018’de İstanbul II Numaralı Koruma Kurulu, bakanlık yetkililerinin ısrarına rağmen inşaat ruhsatı için onay vermeyi reddetti; ancak buna rağmen bazı tescilli yapıların yıkıldığı öğrenildi. Özellikle Osmanlı döneminden kalma Divanhane Karakolu binası, 2021 başlarında “yol genişletme ve kavşak düzenlemesi” gerekçesiyle gece yarısı iş makineleriyle yıkıldı.
-Türkiye’de kıyı alanlarında kalıcı konut inşası ve satışı normalde kısıtlanmışken, 2018 yılında yapılan bir yönetmelik değişikliği ile bu engel aşıldı. Turizm Tesisleri Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğe eklenen maddeyle, kamu arazilerinde yap-işlet-devret modeliyle kurulan turizm tesislerine %20 oranında kat mülkiyeti oluşturma ve birimlerin satışı imkânı tanındı. Bu düzenleme sayesinde proje üzerindeki bazı yapıların hukuken “apart otel” statüsünde olması planlandığı halde, fiilen lüks rezidans olarak pazarlanıp satılmasının önü açıldı. Meslek odaları, kiralanmış hazine arazisi üzerinde konut satılmasının yasa dışı olduğunu vurgulasa da şirket yetkilileri “49 yıllık üst kullanım hakkı (leasehold) tapusu” ile satış yaptıklarını duyurdu.
-Resmi tanıtımlarda 2 km uzunluğundaki kıyı şeridinin yeniden insanlarla buluşacağı vurgulanıyor. Kağıt üzerinde bunun doğru olduğu söylenebilir. Ancak, proje kapsamındaki kamusal alanlar, gerçekte özel işletmelerin kontrolünde olacak ve bu alanlara erişim, tüketim gücü ve sosyal statü ile sınırlanacaktır. Haliç Dayanışması temsilcileri, kıyı hattının yalnız belli gelir grubundan kişilerin kullanımına sunulacağını, arka tarafta kalan yoksul mahallelerin ise denizle bağlantısının koparılacağını ifade etmektedir. Proje tanıtımında vurgulanan müze, kültür merkezi gibi unsurların da “herkes için erişilebilir kamusal mekân” olarak sunulup projenin meşrulaştırılması amacıyla kullanıldığı ileri sürülmektedir.
Sonuç olarak kamu yararı ilkesinin ihlali, doğal ve kültürel mirasın tahribi, şehir planlaması ilkelerine aykırılık ve toplumsal rızanın yok sayılması gibi unsurlar, projenin sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri ve uzmanlar tarafından bir kent suçu olarak değerlendirilmesine yol açmaktadır.
@HalicDayan2015
Raffi Portakal hakkında 14 kadının taciz ifşalarının üzerinden henüz iki ay geçmişken, sahibi olduğu kurumun sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi özel satış haberleriyle gündemimizde olması…
https://t.co/pEeWNlW9zO
Osman Erden : "Contemporary İstanbul, Tersane İstanbul ve 19 Mart süreci"
..."Tersane İstanbul'un bir kent suçu olduğuna yönelik değerlendirmeler bir kenara içinde bulunduğumuz siyasi konjonktüre rağmen önde gelen sanat galerileri, sanatçılar ve izleyiciler Contemporary İstanbul’a katılmakta bir sakınca görmüyorlar. 19 Mart'ın hemen ardından demokrasiden, ifade özgürlüğünden dem vuran bildirilere imza atan galeriler, üzerinden yalnızca altı ay geçmiş olmasına karşın siyah zemin üzerine beyaz harflerle yazdıkları metinleri çoktan unutmuş gözüküyorlar."
https://t.co/OUkczsop0P
@yeniarayiscom
Devrim Erbil'e 2012 yılında ödül veren Fethullah Cemaati'ne ait Yedirenk Sanat Vakfı'nın kurucularından biri Fettah Tamince.
Bugün İstanbul'un bağrına saplanmış bir kent suçu olan Tersane İstanbul'un ortakları Fettah Tamince ve eski AKP milletvekili Abdülkadir Kart 'ortak partner' olarak Contemporary Istanbul'a ev sahipliği yapıyorlar.
Biraz daha kâr etmek için sanatçısı, galericisi, koleksiyoneri, sanatseveri ile ülkenin çağdaş sanat alanını bu yola sokanların vebali boyunlarına...
Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı’na herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın giren polislerin yaptığı müdahale, açıkça hukuksuz, kanunsuz ve keyfi bir eylemdir.
Bir siyasi partinin il binasına, Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu hiçe sayılarak zorla girilmesi, yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’de çok partili hayata, demokrasinin asgari kurallarına ve halkın iradesine yapılmış bir saldırıdır.
Hukuk devletinde güvenlik güçleri, yalnızca mahkeme kararlarını uygular. Burada ortada bir mahkeme kararı olmamasına rağmen, parti binasının işgal edilmesi, içerideki insanların şiddete uğraması, milletvekillerinin ve üyelerin haklarının gasp edilmesi anayasal suçtur.
Bu hukuksuzluğun bedelini şu an hastanede tedavi gören ben ödüyorum. Gözüm yaralı, bedenim darp izleriyle dolu. Ancak bilinmelidir ki biz ne bedel ödersek ödeyelim, Atatürk’ün emaneti olan Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve Cumhuriyetimizi savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.
Bugün bana yapılan, yarın tüm muhalefete ve her özgür yurttaşa yapılabilir. Bu yüzden çağrım nettir: Hukukun üstünlüğü, demokrasinin onuru ve yurttaşın iradesi için herkes sesini yükseltmelidir!
#HukuksuzluğaDurDe #ÇokYaşaCumhuriyet #ÇokYaşaCHP