Arka patilerinden birini kaybetmiş, yolu barınağa düşmüş, orada da hastalık kapmış, bir sürü ameliyat geçirmiş ama hepsinden küçücük bedeniyle kazanarak çıkmış. Barınaktan gidip aldığımda henüz 4 aylık civarı, sadece 5 kilo minicik bir İngiliz Setter kız olduğunu öğrendim. Veterinere gidip bütün tahlillerini yaptırdık, çok şükür hepsi temiz çıktı🧿 Yaşadığı onca şeye rağmen hala insan aşığı, oyuncu biraz da inatçı bir kız. Zaten bu kadar inatçı olmasa büyük ihtimalle şu an hayatta olmazdı. İzmir
İnstagram @mmelistuna
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
İngilizce "book hangover" diye bir deyim var. Kitabı bitirdikten sonra etkisinden kurtulamamak, aklından çıkaramamak manasında. Bana olur. Bundan böyle "kitaptan kalmayım" derim artık. Bence olur.
Psikiyatrist olarak hastalarla “Uzamış Yas” çalışırken sıklıkla Ölen kişinin evine taziye ziyaretine gelenlere pide/ayran verilmesinin ölenin yakınlarını ne kadar zorladığını, yorduğunu gözlemliyorum.
Bazı gelenekleri gözden mi geçirsek? Ne dersiniz?