Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun hocamızın
Finlandiya modeli de kıytırık eğitim bilimleriniz de proje çocuklarınız da (çok afedersiniz ama) mabadınıza girsin
Okul dediğin önce disiplindir. Ana kucağından sıyrılıp toplumsal kurallarla, otoriteyle ilk tanıştığımız yerdir. Ama öğretmenlerin, okulun hiçbir ağırlığı kalmadı.
Şikayet hatları, idari soruşturmalar, soruşturma tehditleri, "dokunulmaz" ilan edilen öğrenciler, proje çocuklar, sınıf anneleri, bahçeden içeri dahi sokulmaması gerekesine rağmen koridorlarda gestapo gibi dolaşabilen veliler derken netice de şu videodaki gibi oluyor
Biz de aynı yollardan geçtik. En serserimiz, en haşarımız bile hiçbir hocasına şunun onda birini yapmaya cesaret edemedi. Edemezdi de. Kimse değilse bile, teşebbüs edecek olsa öğrenciler izin vermezdi, yine yapamazdı.
Elimize cetveller, suratımıza tokatlar yedik. Hem de defalarca. %99'unda da hocalarımız haklıydı. Dayağı yer, yerimize oturur, birbirimize gülerdik. Çünkü yediğimiz haltı ve hak ettiğimizi bilirdik. Hiçbirimizde de bunların hiçbir travması kalmadı. Kalmaz da. Abartıldı mı? Savcılık orada, MEB orada.
Hiçbir hocamıza küsmedik. Hele hele böylesi saygısızlıklar, şaklabanlıklar yapmadık. Küstüğümüzde de ilk teneffüste gönlümüz alındı, aynı haylazlığa geri döndük.
"Ama çocuk, ama dünya değişiyor, ama nesil başka, ama eğitim bilimleri" falan diye zırvalayacağınızı biliyorum. Hepsi yerin dibine batsın!
Öğretmene şunu yapabilen nesilleri, yitik çocukları, biyolojik atıkları el birliğiyle yetiştirdik işte!
Ne disiplin ne saygı ne kural ne kaide ne otorite bilinci...
Kimden çekinecek bu veletler? Okulda öğretmenine şunu yapabilen, evde anasına babasına ya da büyüyüp evlendiğinde eşine çocuklarına nasıl davranıp hangi sınıra hangi kurala uyacak? Biz ne yapacağız bu safraları? Niye yaptıniz bunu? Ve şimdi yarattığınız şu biyolojik atıkları nasıl halkı zehirlemeden saklayacaksınız?
Bir yürüme engeli, kaldırım suru olarak reklam panosu.
İstasyon Caddesi'nin sahile ulaştığı nokta, Göztepe, Kadıköy.
Bir belediye halka neden böyle bir kötülük yapar. Kadıköy'de belediye bunu yaparsa başka belediyeler ne yapmaz.
Türkiye tarihinde çekilmiş en iyi belgesel olduğunu söylemek gerek bence.
Ve yıllardır sabırla çalışarak, ilmek ilmek örerek metni hazırlayıp sunan sevgili @seyreylesualemi'ni bir kez daha tebrik ederim
Eksiklikler olur, değinilmeyenler olur vs. İlla ki eleştirilecek kısımları vardır. Lakin üç hataya düşülmemesi çok mühim:
1) Belgeselin vıcık vıcık bir anti-Erdoğancılığa hapsedilmemiş olması
2) Didaktik bir dil kullanılmaması ve nesnellikten taviz verilmemesi
3) Pek moda olduğu üzere, Türkiye'nin yayılma hevesini siyasal islamcı bir partinin ya da lideri Tayyip Erdoğan'ın ihtiraslarıyla açıklama gafletine düşmemesi
Bu yüzden de bir propaganda belgeseli izlediğiniz hissine asla kapılmıyorsunuz. Zaten değil. Sosyalistlerimizin en az 10 yıl önce yapması gereken iş şimdi yapıldı.
Ve Deniz yapmasa, daha da yapılmayacaktı. Acı olan kısmı ise burası
bugün buralardan geçtim. keşfetmeye dair kaçan heveslerimi buralarda belki yakalarım umuduyla. iyi hissettim ama kalabalığın arasında bu sefer keçileri kaçırıyor gibi hissettim