Korkmayacağız, sinmeyeceğiz!
Bu çocuklarda taş yok, sopa yok, hiçbir şey yok!
Miting bitmesine dakikalar kala gaz bombaları atıyorlar!
Kimse burada darbe yapmıyor, tam aksine darbeye karşı direniyor!
Şişli Belediyesi kayyumu Kaymakam Cevdet Ertürkmen, Kent Lokantalarını kapatma kararı aldı. Gezici yemek arabasını da garaja çektirmiş. Üniversitedeki öğrencilerimden biri geçen dönem şöyle demişti: Hocam bu lokantalar olmasa ailem beni okuldan alacaktı.
Yazıktır. Günahtır.
Bakın size emsal bir karar paylaşacağım.
Ankara’nın eski Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında yapılan bir rüşvet ve yolsuzluk şikâyeti sonrası, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Danıştay kararını esas alarak işlem yapmama kararı verdi.
Peki Danıştay ne dedi?
Danıştay 1. Dairesi’nin 05.02.2020 tarihli ve E.2020/22, K.2020/132 sayılı kararı şöyle:
“İhalelere ait belgelerde imzası olmayan,
belgelerin düzenlenmesine katkısı tespit edilmeyen,
ihalelerle ilgili süreçte talimat verdiğine ya da yönlendirmede bulunduğuna dair delil bulunmayan belediye başkanına
cezai sorumluluk yüklenemez.”
Belgeleri de paylaşıyorum.
Eğer hukuk gerçekten herkes için eşitse, buyurun bu kararı da dikkate alın.
Aynı durum, aynı süreç, farklı karar… Olmaz.
Bu ülkede insan gibi yaşamak, insan gibi muamele görmek isteyen, adalet ve demokrasi talep eden herkesin @ekrem_imamoglu ortak sesi, ortak nefesidir! Ekrem Başkan sizi daha önce 4 defa yendi, 5’inci defa da yenecek. Dışarıda olsa da yenecek, içeride olsa da yenecek!
Merhaba ben Dezenfektan Hanım;
Kendi Bakanlığıma ,kendi şirketim üzerinden yüksek fiyatla dezenfektan aldım. Ve kendi bakanlı��ımı zarara uğrattım.
Fakat hakkımda hiçbir işlem yapılmadı…
Hayırlı Ramazanlar 🌙
Silivri Cezaevi’nden beni çok mutlu eden bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Cumhuriyet Halk Partimizin Cumhurbaşkanlığı önseçiminde rekor düzeyde bir katılım gerçekleşti.
15 milyon vatandaşımız oy kullandı. İktidarın zulmünden, tarumar edilen ekonomiden, liyakatsizlikten, hukuksuzluktan canı yanan bu ülkenin on milyonları sandıklara koştu.
Erdoğan’a “artık yeter” dedi.
Bu gece Saraçhane’de ve ülkemin dört bir yanındaki meydanlarda haykıran milyonlara selamlarımı gönderiyorum.
O sandık gelecek, millet bu iktidara unutamayacağı bir tokat atacak.
Hayatımız boyunca yalanın değil, doğrunun yanında olduk.
Taraf gözetmeksizin saf duygularımızdan ve samimiyetimizden yararlanmak isteyenleri gördük, ama her zaman, her ne olursa olsun Hak, Hukuk ve Adalet’e sırtımızı yasladık.
Biz, Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden Türk evlatlarıyız. Ay Yıldızlı bayrağımızı ve Gençliğe Hitabemizi kalbimize kazıdık.
Tez vakitte, bulunduğumuz bu zor dönemin, Adaletin Güneşiyle aydınlanması umuduyla…
GEZİ’de mesele nasıl sadece ağaçlar değildiyse, doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Türkiye çapında başlatılan bu ikinci büyük isyan dalgasında da mesele sadece Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali veya 90 kişiyle birlikte göz altına alınması değildir.
Mesele sistem haline getirilmiş adaletsizliktir, hukukun araçsallaştırılması, biat etmeyene düşman hukuku uygulanması, kuralsızlık, yolsuzluk, kayırmacılık, nepotizm, zorbalık, keyfilik ve hesap vermezliktir.
Mesele öğrencisinden emeklisine, işçisinden memuruna halk açlık, yoksulluk, fakirlik, sağlıksız beslenme ve sağlıksız yaşam koşulları, işsizlik, çaresizlik ve kendisi ve ailesi için devasa bir gelecek kaygısı içinde perişan halde hayatta kalmaya çalışırken, iktidar mensuplarının ve yandaşlarının aşırı zenginleşmesi, çakarlı araçlar ve korumalarla, kaynağı belirsiz paralarla ultra lüks hayatlar yaşamalarıdır.
Mesele ehliyetsizlikten, liyakatsizlikten, denetimsizlikten Soma’da madende, Çorlu’da trende, Bozkurt’ta selde, Kartalkaya’da tatilde bir tek kişinin bile ölmemesi gereken yerlerde yüzlerce insanımızın ölmesidir.
Mesele durdurulamayan kadın cinayetleridir, iş kazalarında %90’dan fazlası önlenebilir sebeplerle meydana gelen ölümlerdir.
Mesele 6 Şubat depremlerinde, dışarı kaçabilmiş insanlar sokakta dehşet içinde kar, kış, yağmur, çamur altında, eksi derecelerde hayatta kalmaya çalışırken, 140 yıllık şanlı Kızılay’ın başkanının, depolarında bir alıcı çıkana kadar beklettiği çadırları satmasıdır, enkaz altında kurtarılmayı bekleyen insanlarımızın, başında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin olduğu işe yaradığı tecrübeyle sabit afetlerle mücadele sistemimiz yok edildiği için pisi pisine ölmesidir.
Mesele dinciliktir, Allah ile aldatmak, Kuran ile aldatmak, ya��am tarzı dayatması, özgürlüklerin kısıtlanması, çocukların zorla imam hatiplere yollanması, Türkiye’nin Araplaştırılması, camiye de, kışlaya da, her yere de siyasetin sokulmasıdır.
Mesele emperyalizmin Türk’e en büyük tuzağı, Ilımlı İslam diye hayatımıza soktuğu ve iktidar güçlendikçe Radikal İslam’a dönüşen Siyasal (CIA’SAL) İslam’dır ve onun iktidardaki elemanlarıdır.
Mesele bölücülüktür, bebek katili terör örgütünü muhatap almak, pazarlık etmek, 50.000 kişinin katili, ağırlaştırılmış müebbet cezasını çeken Teröristbaşı’nı TBMM’nde konuşturmaya çalışmak, Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk 4 maddesine saldırmak, Anayasa’dan Türk’ü çıkarmaya çalışmak, Türk milletini var eden 30 küsur etnisiteden sadece birinin dili olan Kürtçeyi resmi dil yapmaya çalışmak, hepimizi bu ülkenin eşit, özgür ve egemen sahibi kılan Türk milleti tanımını ırkçılaştırmaktır.
Mesele bedeli Atalarımızın kanlarıyla ödenmiş büyük Türk milletinin biricik vatanına milyonlarca ne idüğü belirsiz Suriyelinin, Arap’ın, Afgan’ın, Pakistanlının, Afrikalının, bilmem nerelinin ortak edilmesi, yüz binlercesine yasa dışı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmesidir.
Mesele Hudut Namustur diyerek binlerce şehit vermişken, kevgire döndürülen sınırlarımızdan önüne gelenin vatanımıza sokuşturulmasıdır, Ege’deki 20 Adamızın ve 2 Kayalığımızın Yunanistan’a terk edilmesi, diğer Yunan Adalarıyla birlikte bize karşı yasa dışı silahlandırılmasına göz yumulması ve egemenlik haklarımızdan tavizler verilmesidir.
Mesele madenlerimizin, ormanlarımızın, zeytinliklerimizin, SİT alanlarımızın, kıyılarımızın, doğal güzelliklerimizin ve her şeyimizin yağmalanmasıdır.
Mesele bütün sınav sorularının çalınması ve yandaşlara dağıtılmasıdır, Hakimlik Sınavında biri rekor kırarak iki kere birinci, bir kere sekizinci olan adayın her mülakatta ısrarla elenmesidir, mülakatı kaldıracağız sözü verdikleri halde asla yapmamalarıdır, Türk milletini cahil bırakmak için milli eğitimin sistematik olarak niteliksizleştirilmesidir.
Mesele Büyük Kurtarıcı ve Büyük Kurucu Atatürk’e düşmanlıktır, Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet’in kazanımlarına düşmanlık, laikliğe düşmanlık, çağdaş dünyanın değerlerine düşmanlıktır.
Mesele hak temelli yaşam anlayışına karşıtlıktır, insan haklarına, kadın haklarına, çocuk haklarına, insanların farklı yaşam tarzlarına, hayvan haklarına, doğa koruma yasalarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne karşıtlıktır.
Mesele iktidarın 23 yıllık çok ağır bilançosunun ve iktidarda kaldıkları her günün, Türk milletinin yaşam kalitesini daha fazla mahvetmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasını ve güvenliğini çok daha fazla tehdit etmesidir.
Mesele bu harika ve bereketli ülkede, muhteşem coğrafyada harika insanlarla birlikte hepimizin ortak geleceğidir. Hiçbir tek adamın hezeyanlarına ve sayesinde, oligarklaşanından kendi küçük çıkarlarının peşinde koşan vatan, millet sevgisinden yoksun yandaşlarına feda edilemez.
Uyku, tatlıdır, tüm sorumlulukları unutturur. Sürekli çalan alarm kapatılır, biraz daha uyku için her şey yapılır. Şuur bulanıklaşır. Sanki, Yedi Uyurlar’ı dürte dürte zorla uyandırdılar. Uyananlar birbirini buldular. Çiftçiler, öğrenciler, işçiler vs.
Tutuklama talebiyle sevk edildikleri Sulh Ceza Mahkemesi’nde sorgusu başlayan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarıyla dayanışmak için Genel Başkanımız Erkan Baş, Parti Sözcümüz Sera Kadıgil, İstanbul Milletvekilimiz Ahmet Şık ve beraberindeki parti avukatlarımız İstanbul Çağlayan Adliyesi’ndeler.
Zulme ve halk iradesinin gasp girişimine karşı mücadeleyi sürdürüyoruz. Biz yılmayacağız, onlar yenilecek.