vicdanı olan herkese sesleniyorum. Işıl Öykü Dinç 14 yaşındayken trafik kazasında hayattan koparıldı. Işıl sadece yaya geçidinden karşıya geçmek istemişti. Araç kırmızı ışıkta geçerek 94 km hızla geldi ve Işıl'a çarptı. Işıl'ın tüm iç organları parçalandı ve kafatası çatladı. Işıl'a çarpan araçtaki iki kişide yoğum bakım hemşiresiydi ama Işıl'a yardım etmediler ve oradan kaçarak onu ölüme terkettiler. Işıl'a çarpan şahıs cezaevine girdikten sonra zaten bir avukatı varken Akp Türgev avukat Fatih Sadullah Selman'a vekalet verdi. Ve bu vekalet ile memur suçları soruşturma bürosuna gönderildi. Ama sanıklar memur değiller. Bu büronun avukatı 1 günde iddianeme yazdı ve mahkeme hakimi ise katili sadece 48 saat gibi kısa bir sürede serbest bıraktı. Serbest kaldıktan 45 gün sonra sanık ve araçtaki nişanlısı evlendi ve bizim adalet için kullandığımız #ışılöyküdinçiçinadalet etiketini kullanarak düğün videolarını paylaşarak bizimle dalga geçtiler. Ancak en büyük en vicdansızlıkları " Işıl ünlü olma sevdalısı o yüzden aracımızın önüne atladı" diyerek intihar damgası vurdular. Üstelik ellerinde bir kanıtta yoktu. Unutmadan söyleyeyim olay yerindeki üç ayrı direkteki toplam 15 mobese kamerasının çalışmadığı söylendi. Tanıkların söylediğine göre aracı kullanan kişi kadındı ancak yargılanan kişi bir erkek. 9 saniyelik kask kamerası kaydımız var. Bu videoda Işıl'ın yaya geçidinden geçtiği bariz şekilde belliyken katilin avukatları Işıl'ın yaya geçidinden geçmediğini söylüyor. Ancak bu koskoca bir yalan. Katilin yakınları aileyi defalarca kez hem arama ile hemde mesaj yoluyla tehdit ettiler. "Davadan vazgeçin yoksa sizide kızınızın yanına gömeriz. Kızınızın mezarını yakıp yıkarız. Yaşatmayız. " gibisinden tehditler savurdular. Ancak şu anda üç duruşma geçmesine rağmen katiller tutuksuz bir şekilde yargılanıyor ve ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar. Bu yüzden senin yardımına ihtiyacımız var. Işıl için ses ol adalet yerini bulsun. Çünkü Işıl'ın 14 yaşındayken hayalleri yarım kaldı. Adaletsizlik ve hukuksuzluğun bitmesi için sende Işıl için paylaşım yap sesi ol! Çünkü bu kaza değil cinayettir! #IşılÖyküDinç #IşılÖyküDinçİçinAdalet #kazadeğilcinayet
Dün az kalsın 45 bin lira dolandırılıyordum, kıl payı kurtuldum.
İkinci el laptopu ilan sitesine koydum. 2 saat geçmeden biri yazdı: "Abi ben şehir dışındayım, parasını atayım, oğlum gelip elden alsın." Gayet efendi konuştu, tamam dedim.
Yarım saat sonra çocuk geldi. Cihaza baktı, "Tamam abi, babam parayı atıyor" dedi.
O an telefonuma bildirim geldi. Mesajın başlığında bildiğin benim bankanın adı yazıyor: "TRxx hesabınıza 45.000 TL transfer edilmiştir."
Banka uygulamasını bir açtım, bakiye aynı. Çocuk da hemen kendi telefonundan dekont gösteriyor, "Abi bazen hemen düşmüyor, bak para çıktı benden" diye sıkıştırıyor. Dekont da birebir gerçek gibi duruyor.
"Sistemde göreyim öyle vereyim" dedim. Çocuk bir anda renk değiştirdi, "Söz verdin, parayı aldın cihazı vermiyorsun" diye sesini yükseltmeye başladı. Bayağı psikolojik baskı yapıyor yani, beni suçlu hissettirecek.
"10 dakika çay içelim, hesaba düşsün öyle gidersin" dedim. Çocuk "Ben dışarıda bekleyeyim" deyip merdivenlerden aşağı koşmaya başladı.
Olay sonradan çözüldü:
İnternetteki sahte SMS servisleriyle banka adıyla SMS atmışlar.
Gösterdiği dekont zaten önceden hazırlanmış sahte şablon.
Biri telefonda güven verirken diğeri kapıda acele ettirip baskı kuruyor.
Satış yaparken hesabınızda parayı kendi gözünüzle görmeden kimseye bir şey teslim etmeyin. SMS'e, dekonta, tatlı dile sakın kanmayın.
Daha 14 yaşında hayatımın ilk baharında yatağa mahkum bırakıldım ben murat duha yildiz konuşamıyorum duymuyorum anne diye seslenemiyorum adalet savasimda qnnemin yanında olurmusunuz 7 Ekim'de Çanakkale Biga ağır ceza mahkemesi #muratduhayildizicinadalet
#SONDAKİKA
Av. Mustafa Kocamanbaş:
"Kanser hastası çocuğu için yardım toplayan Doğu Türkistanlı Akide İsmail tutuklanarak cezaevine gönderildi
Fatma Betül Sayan 2 milyar lira halkın parasına çöktü, keyfini sürüyor.
İşte mülkün temeli olan adaleti böyle yerle bir ettiniz.
Eserinizle övünün."
Ağır MS hastası Mehmet Gürler niye R tipi hapishanede? R rehabilitasyon yani iyileştirme demek. MS hastası nasıl iyileşir?Hapishane şartları hasta için ağırdır. Bırakın evine gitsin.
Ben murat duha yildiz artık görmüyorum duymuyor yürüyemiyorum bir canı tarfindan sinifta akran zorbaligina maruz kaldım yatağa mahkum kaldım 7 Ekim Çanakkale Biga ağır ceza mahkemesinde sesim olurmusunuz adaletim için anneme destek olurmusunuz
Aynı gün, iki ayrı hikaye…
Doğu Türkistan'ın işgal edildığı 1 Ekim 1949'da 7 yaşında olan Ömer, işgalden itibaren geçen 77 yılda birçok zulme tanık oldu. Camilerin kapatılmasından toplama kamplarına, zorla çalıştırmadan ailelerin parçalanmasına kadar birçok insan hak ihlallerine tanıklık etti.
En sonunda kendi torunu da elinden alındı…
Via: uyghurify
Ata yurdumuz Doğu Türkistan 77 yıldır Çin işgalinde.
Çin Maonun liderliğinde Sosyalizmin ve komünizmin Doğu Türkistanda sözde halkların eşitliğini, barış, adalet ve refah getireceğini vaad ederek işgal etmişti.
Bugünse Çin’in vaatlerinden geriye kalan işkence zulüm, kan, göz yaşı ve soykırım.
Ama bağımsızlığa olan inancımız herzamankinden daha canlı.
ṢU TAG'A BİR EL ATSAK GÜZEL İNSANLAR...
Metris'te Tutuklu Ağır MS Hastası KHK'lı Mehmet Gürler'in eşi Ayşen Gürler:
"Devlet büyüklerimizden Adli Tıp kararlarının uygulanmasını ve hasta tutsaklarla ilgili bir çözüm bulunmasını istiyorum..."
#AİHMdenKHKçağrısı
6 yaşındaki Yusuf Kerim Sayın, kemik kanseriyle mücadele ederken hastane yatağında “Annemi çok özledim” diye çığlıklar attı.
Aylarca annesi Gülten Sayın tutuklu kaldı.
Yusuf Kerim hayata veda etti.🥹
HerEmanet BirTanık
5.KEZ REDDEDİLDİ ❗️
Tutuklu kanser hastası Halil Al'ın ailesi görüşler için Şanlıurfa'dan Edirne'ye 27 Saatlik yolculuk yapmak zorunda kalıyorlar. Nakil için verilen 5. dilekçe de reddedildi!
@gergerliogluof
HerEmanet BirTanık
#HalkınSesiAnaPara#fonunakadar #TeraPortföyELKoyulsun
💥Gökkaya Ailesinin
#15Temmuz Sonrası Kararan Hayatı...
💥Tutuklu bir eş
%98 engelli bir çocuk,
Geçim sıkıntısı
Görüş yollarında çekilen çileler
ve
K.Maraş #depremi.
''Allah 1400 yıl önce Kur’an-ı Kerim’de bir kadına nasıl doğum yapması gerektiğini anlatırken bizler şu an neden kadını bu kadar zorluyoruz?
Meryem aleyhisselam doğum sancısı çekerken, yalnız ve dehşet içindeyken Allah ona yalnızca bir mucize beklemesini söylemedi.
Ona fiziksel bir emir verdi.
Ve bilim bunun nedenini yakın zamanda doğruladı.
Sahneyi gözünüzde canlandırın. O yalnız.
Tamamen yalnız. Ne eşi var.
Ne ebesi. Ne annesi. Hiç kimse.
Çölde, dünyanın kendisini yargılayacağı bir çocuğu doğurmak üzere olan genç bir kadın.
Sancı başlıyor.
“Doğum sancısı onu bir hurma ağacının gövdesine sürükledi.”
(Meryem: 23)
Ağaca tutunuyor.
Ve kalbinizi parçalayan bir şey söylüyor.
“Keşke bundan önce ölseydim de tamamen unutulup gitseydim.”
(Meryem: 23)
“Keşke bu daha kolay olsaydı.” değil.
“Keşke yanımda biri olsaydı.” değil.
“Keşke hiç var olmasaydım.”
Acısı işte bu kadar derindi.
Ve o anda,
hayatının en karanlık anında,
Allah karşılık veriyor.
Fakat “Endişelenme.” demiyor.
“Her şey iyi olacak.” demiyor.
Ona bir talimat veriyor.
“Hurma ağacının gövdesini salla. Üzerine taze, olgun hurmalar dökülsün.”
(Meryem: 25)
Bir kadın.
Doğum sancıları içinde.
Yalnız.
Ve Allah ona şöyle diyor:
Ağacı salla.
Bunun kulağa ne kadar tuhaf geldiğini düşünün.
Bir insanın hissedebileceği en şiddetli acıyı çekiyor.
Ve Allah ona fiziksel bir şey yapmasını söylüyor.
Beklemesini değil.
Hareketsiz kalmasını değil.
Hareket et.
Salla.
Ye.
Şimdi modern tıbbın bin yıldan uzun bir süre sonra keşfettiği şey şu:
Hurma şunları içerir:
Fruktoz — doğumun yorgunluğu sırasında anında enerji sağlar.
Potasyum — kas kramplarını önler.
Oksitosini taklit eden bir bileşik — kasılmaları uyaran ve doğumu hızlandıran hormon.
Tıp dergilerinde yayımlanan araştırmalar, gebeliğin son döneminde hurma yiyen kadınlarda şunların görüldüğünü ortaya koydu:
Daha hızlı doğum.
Müdahaleye daha az ihtiyaç.
Rahim ağzının daha iyi açılması.
Bu, Kur’an’da vardı.
Çölün ortasındaki bir kadına söylendi.
Onun bedenini tasarlayan tarafından.
Fakat burada daha da derin bir şey var.
Allah hurmaları onun için dökülebilirdi.
İsa aleyhisselam için gökten bir sofra indirdi.
Musa aleyhisselam için denizi yardı.
Fakat Meryem aleyhisselama şöyle dedi:
Ağacı SEN salla.
Neden?
Çünkü bazen Allah’ın yardımı, senin hareket etmeni gerektirir.
Kırılmış olduğunda bile.
Ölmek istediğinde bile.
Acı, sana hiç var olmamış olmayı dilettiğinde bile.
O şöyle diyor:
Ben sağlayacağım.
Fakat ona uzan.
Ağacı salla.
Belki de şu anda kendi doğum sancının içindesin.
Kendi acının.
Kendi yalnızlığının.
Kendi “Keşke hiç var olmasaydım.” anının.
Ve Allah senden güçlü olmanı istemiyor.
Senden küçük bir şey yapmanı istiyor.
Bir kez sallamanı.
Bir adım atmanı.
Bir dua etmeni.
Hurmalar düşecek.
Fakat senin uzanman gerekiyor..'' (Ayfer Erdoğan)
Önünde ekmeği, arkasında Doğu Türkistan…
85 yaşındaki Hacı Mahmut Tohti Emin, İstanbul sokaklarında tespih ve hac malzemeleri satarak geçimini sağlıyor. Aynı zamanda Doğu Türkistan için sesini duyurmaya devam ediyor.
Polisiye sevenler bilir.
Sherlock Holmes bir soruşturmayı, bekçi köpeğinin havlamaması bulgusuyla çözer. (Silver Blaze)
Köpek havlamadığına göre katil tanıdıktır.
Bu durumu fon krizine de uyarlayabiliriz.
Denetleyici, düzenleyici kurumlara İngilizce'de 'bekçi köpeği (watchdog)' denir.
Bu kurumlar bir sorun gördüklerinde havlayarak alarm verirler.
Fon vurgunu devam ederken Türkiye'deki düzenleyici ve denetleyici kurumlar da harekete geçmemiştir (yani havlamamışlardır)
Çünkü hırsız tanıdıktır.