“Potlaç hazırlıkları taze ve kuru balığın, balık yağının, yumuşak meyvelerin, hayvan derilerinin, battaniyelerin ve öteki değerli eşyanın biriktirilmesini gerektirirdi.”
s.123.
“Ölüm, hastalıkları sona erdirir; ama kendi içinde bir son değildir. Ama ‘ölümcül hastalık’, dar anlamda kendisinden sonra hiçbir şey bırakmadan ölüme varan bir hastalık demektir. Ve umutsuzluk budur.”
s.28.
“Kültür, insanların doğaya uyum sağlamak için geliştirdiği bir amaç mıdır; yoksa doğadan bağımsız, kendine özgü kuralları olan ayrı bir gerçeklik midir?”
s.19.
“Bugünün, ötekinin negatifliği, yerini aynının pozitifliğine bırakıyor. Aynının aşırı çoğalması, toplumsal gövdeyi etkileyen patolojik değişikliklere sebep oluyor.”
s.7.
“Varoluş bedenin içinde tutsaktır. Varoluş esrime noktasına ulaştığında bir an için bedenden dışarı fırlar. İşte o an tüm evren yok olur ve varoluş açığa çıkar” s. 29.
Bireyin özgün benliği, çevreyle kurduğu ilişkiler sonucu şekillenir. Buna karşılık çevrenin açığa çıkarabildiği asli varlık imkanıdır ontolojik benlik.
“Herkes gibi olmak, bir insanın başına gelebilecek en kötü şeydir.”
[s. 13]
“Özgün bir benlik, başkalarından etkilenmeden tutarlı olabilmekle edinilir.”
[s. 67]