Yol yapmak devleti büyütür; o yolda vatandaşın refah içinde ilerleyebilmesini sağlamak ise milleti büyütür. Biz sadece büyüyen şehirler değil, alım gücü artan, geleceğine güvenen ve refahı hayatında hisseden bir Türkiye istiyoruz.
#yavuzağiralioğlu#anahtarparti#refah#millet
Yol yaptınız, güzel.
Köprü yaptınız, güzel.
Havalimanı yaptınız, güzel.
Hastaneler yaptınız, güzel.
Ama vatandaş o yola ��ıkaracak arabayı alamıyor.
Arabası olan benzine yetişemiyor.
Köprüden geçerken ücretini hesaplıyor.
Uçağa binmek aile bütçesinin meselesi oluyor.
Hastane var, vatandaş muayene sırası bulamıyor.
Biz yapılanı inkâr etmiyoruz.
Biz, yapılan onca işe rağmen milletin neden zenginleşemediğini soruyoruz.
Mesele yalnızca yol yapmak değil, o yolda refah içinde gidebilen bir millet inşa etmektir.
Mesele yalnızca köprü yapmak değil, vatandaşın o köprüden geçerken cebini düşünmediği bir ülke kurmaktır.
25 yılın sonunda sorumuz çok basit:
Yollar büyüdü, köprüler büyüdü, şehirler büyüdü…
Peki milletin refahı neden büyümedi?
SAYIN MEHMET ŞİMŞEK, 484 MİLYAR TL TASARRUF NEREDEN SAĞLANDI?
2024-2025 döneminde kamuda 484 milyar TL tasarruf sağlandığını söylüyorsunuz.
Peki nereden?
Hangi bakanlık ne kadar tasarruf etti?
Makam araçlarından ne kadar?
Kiralanan binalardan ne kadar?
Temsil ve ağırlama giderlerinden ne kadar?
Lüks ve gereksiz harcamalardan ne kadar?
Mal ve hizmet alımlarından ne kadar?
Yatırım harcamalarından ne kadar?
Vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu hizmetlerden ne kadar?
Daha önemlisi; bu 484 milyar TL gerçekten israfın önlenmesiyle mi sağlandı, yoksa kullanılmayan ödenekler ve ertelenen yatırımlar da tasarruf hesabına mı dahil edildi?
Kamuda tasarruf, vatandaşın ihtiyacından kısmak değildir.
Tasarruf; israfı, lüksü ve gereksiz harcamaları ortadan kaldırmaktır.
O hâlde 484 milyar TL’nin hesabını kalem kalem açıklayın.
Milletimiz de görsün:
Gerçekten israftan mı tasarruf edildi, yoksa vatandaşın ihtiyaçları ve yatırımlar mı ertelendi?
“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır.”
23 Ağustos 1921’de başlayan Sakarya Meydan Muharebesi’nin yıl dönümünde; vatanın bağımsızlığı ve milletimizin istiklali için mücadele eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı rahmet ve saygıyla anıyorum.
Siz 25. yılınızı kutluyorsunuz.
Aynı gün, çocuklarımızın hayatını karartan terör örgütü mensupları da kendi sözde kutlamalarını yapıyor.
25 yıldır iktidardaysanız buna neden itiraz etmediniz? Çocuklarımızın katillerinin bu topraklarda kurşunlarını kutlamasına nasıl sessiz kaldınız?
25 yıldır iktidardasınız.
Peki, dönüp geriye baktığınızda ne görüyorsunuz?
Kamu borç stoku artmış.
Vergi yükü artmış.
Enflasyon artmış.
Faiz yükü artmış.
Emisyon hacmi artmış.
Artmış da artmış...
Ama siz hâlâ başarı hikâyesi anlatıyorsunuz.
Biraz da milletin sırtındaki yükün muhasebesini yapın!
Genç kardeşim, ümitsizliğe kapılma.
Emekli büyüğümüz, hangi çilelerle mücadele verdiğini biliyoruz.
Asgari ücretli kardeşim, geçim derdini biliyoruz.
İşçimizin, esnafımızın, çiftçimizin, memurumuzun sıkıntısını biliyoruz.
Ekonomimizdeki çözülmeyi yaşıyoruz.
Demografimizdeki bozulmayı görüyoruz.
Ama hiç kimse unutmasın ki; biz bu milletten de ona hizmet etme aşkımızdan da asla vazgeçmeyiz.
Biz, koca memleketin daha iyisi mümkün kadrolarıyız.
Dün hangi partiye oy verdiğinizin, bulunduğunuz mahallenin, etnik veya dinsel aidiyetlerinizin gözümüzde hiçbir önemi yoktur.
Anahtar Parti, vatan bilenlerin, millet bilenlerin; bayrak bilenlerin kavuşma noktasıdır.
Bir an olsun ümitsizlik yok!
Bir an olsun vazgeçmek yok!
Biz buradayız.
Yarın saat 12.00'de genel merkezimizde düzenlenecek basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunacak ve basın mensuplarının sorularını yanıtlayacağım.
Trump, ABD’nin artık bu faiz yükünü taşıyamayacağını söylüyor.
Haklı.
Çünkü ABD 2025 yılında 970 milyar dolar faiz ödedi. Bu rakam, ABD millî gelirinin yaklaşık %3,2’sine karşılık geliyor.
Peki Türkiye’nin durumunu neden konuşmuyoruz?
Türkiye 2025 yılında 2 trilyon 54 milyar TL faiz ödedi. Faiz giderlerimizin millî gelire oranı ise yaklaşık %3,3.
Yani dünyanın en büyük ekonomisinde millî gelirin %3,2’sine ulaşan faiz yükü büyük bir problem olarak görülürken, Türkiye’de bunun da üzerine çıkan faiz yükünü normal karşılamamız bekleniyor.
Üstelik mesele yalnızca rakamların büyüklüğü değildir.
Faize ödediğiniz her lira; çiftçiden, esnaftan, emekliden, eğitimden, üretimden ve yatırımdan eksilen paradır.
ABD 970 milyar dolarlık faiz yükünü nasıl azaltacağını tartışıyor.
Biz ise her yıl daha fazla faizi nasıl ödeyeceğimizi konuşuyoruz.
Türkiye bir faiz ekonomisine mahkûm değildir.
Bizim ihtiyacımız borcu daha pahalı çevirebilen bir ekonomi değil; üretimi artıran, bütçesini sağlamlaştıran, enflasyonu düşüren ve faiz yükünü milletimizin sırtından alan bir ekonomi yönetimidir.
Amerika kendi faiz yükünü mesele ediyorsa, Türkiye kendi faiz yükünü çok daha yüksek sesle mesele etmek zorundadır.
50+1 ve Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi değişecek.
Meclis yeniden itibar kazanacak.
Mülakat adaletsizliği bitecek.
Liyakat yeniden devlet yönetiminin esası olacak.
Siyasetin ticarete, ticaretin devlete bulaştığı düzen sona erecek.
Biz bu milletin kendisiyiz ve millet olarak memleketimizi yeniden ayağa kaldıracağız.
Kaynak ve imkân var ama doğru yönetim yok.
Faize bulunan kaynak, üreticiye, çiftçiye, esnafa ve emekliye yönelse; Türkiye’nin potansiyeli yeniden ayağa kalkar.
Biz faiz lobilerine değil sadece üreten Türkiye’ye yatırım yapacağız.
Rotamız millet: Durağımız İstanbul, Beşiktaş…
Anahtar Parti Genel Sekreterimiz Sayın Nihal Ağca, “Rotamız Millet” programı kapsamında Beşiktaş’ta esnafımız ve İstanbullu hemşehrilerimizle bir araya geldi.
İstanbul İl Başkanımız Sayın Cahit Vural’ın yanı sıra MYK Üyelerimiz Sayın Ahmet Ali Kaplan, Sayın Enes Malik Saran, Sayın Ertuğrul Ülker ve Sayın Bilgehan Bayramoğlu; kurucularımız Sayın Mahmut Saklı, Sayın Ahmet Bingöl, Sayın Melek Güney, Sayın Yusuf Ergin ve Sayın Metehan Burak Mert’in katıldığı programda Beşiktaş esnafımız ziyaret edildi, vatandaşlarımızla sohbet edilerek talep ve beklentileri dinlendi.
Türk siyasetinde öncelikle yapmamız gereken şey, milletin sandığa olan inancını ve umudunu muhafaza etmektir.
Eğer Türk milleti, sandık yoluyla bir şeylerin değişmeyeceği duygusuna kapılırsa demokrasinin imkânları kapandığında ülkemiz geri dönülemez bir noktaya sürüklenir.
Birinci önceliğimiz, demokrasi ve sandık yoluyla geleceğimizi inşa edebileceğimiz ümidini korumaktır.
Cumhur İttifakı hassasiyetleri ve ilkeleriyle artık aynı yerde durmuyor.
Millet İttifakı ise zaten dağıldı.
Dün birlikte aday gösterdiklerine,
bugün muhalefet kızıyor.
Peki birileri çıkıp bizden özür dileyebilir mi?
Masadan kalktığı gibi duran
bir tek biziz…
KAMUOYUNA DUYURU
TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE EVET; TERÖRİSTLE YOL YÜRÜMEYE HAYIR
Kamuoyuna “Terörsüz Türkiye” ambalajıyla sunulan çerçeve yasanın kabul edilmesini derin bir kaygıyla takip ediyoruz.
Siyasal iktidar olarak son seçimde yönetme yetkisini milletimizden isterken, seçim propagandanızın merkezine terörle mücadeleyi koydunuz. Muhalefeti terör örgütleriyle yan yana olmakla suçladınız. “Bize yetki vermezseniz teröristleri serbest bırakacaklar.” dediniz.
Milletimizin ter��re karşı hassasiyetini, şehitlerimizin aziz hatırasını ve analarımızın yıllardır taşıdığı acıyı seçim meydanlarında bir irade talebine dönüştürdünüz.
Milletimiz de size bu iradeyi, terörle mücadelede kararlı ve tavizsiz bir politika izlemeniz için verdi.
Şimdi ise milletimizden aldığınız yetkinin, seçim meydanlarında ortaya koyduğunuz iradenin tam aksi istikametinde kullanılmasına şahit oluyoruz.
Dün meydanlarda karşısında durduğunuzu söylediğiniz terör örgütünün elebaşının serbest bırakılmasının, terör örgütü mensuplarına yönelik hangi düzenlemelerin yapılabileceğinin ve hangi yollarla cezasızlık alanı oluşturulabileceğinin tartışılması, milletimizin vicdanında ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Milletimiz size bu yetkiyi, bugün yaptıklarınızı yapmanız için değil; seçim döneminde verdiğiniz sözlerin gereğini yerine getirmeniz için verdi.
Seçim meydanlarında “terörle tavizsiz mücadele” vaadiyle milletten oy alıp bugün Meclis aritmetiğine sığınarak terör örgütüne ve uzantılarına zımni bir meşruiyet alanı açabilecek düzenlemelerin önünü açmanızı milletimizin vicdanına havale ediyoruz.
Anahtar Parti Teşkilatları olarak açıkça ilan ediyoruz:
Bu çerçeve yasaya ve terörle mücadelede tavizkâr olduğunu düşündüğümüz bu anlayışa karşı tavrımız amasız, fakatsız HAYIR’dır.
Biz Terörsüz Türkiye’ye EVET diyoruz.
Ancak teröristle, katille, terör örgütüyle ve onun uzantılarıyla yol y��rünmesine HAYIR diyoruz.
Şehitlerimizin aziz hatırasını, milletimizin güvenlik hakkını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti ilkesini her türlü siyasi hesabın üzerinde tutuyoruz.
Terörsüz Türkiye’ye evet; teröristle yol yürümeye hayır!