Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu:
Vahdettin gerçek bir haindir. Zaten İstanbul halkı da bunun farkına varıp sarayı kuşatmış, Vahdettin’e linç girişiminde bulunmuştur. Sarayın duvarlarına, tramvaylara “KAHROLSUN VAHDETTİN” yazılmıştır.
Vahdettin korkuya kapılır ve İngiliz işgal kuvvetleri komutanı Harrington’dan kendisini saraydan sağ salim çıkarması için plan yapmasını ister; “Hayatım tehlikededir, beni İstanbul’dan çıkarın efendim” diye mektup yazar. HMS Malaya ile kaçırıldığının resmi evrakı ve fotoğrafı da mevcuttur. Ve İngilizlerin planıyla İstanbul’dan kaçırılır.
1.6 milyon kilometrekare toprak kaybeden 2. Abdülhamid ise bunlara göre hiç toprak kaybetmemiş, İngiliz büyükelçisini tokatlamış ; ama gerçekte Kıbrıs’ı vermiştir.
Padişah Vahdettin’in İngiliz gemisiyle kaçtığı ders kitaplarından çıkarılmış.
Kaçmadı da tatile mi gitti? Diyecekler...
Türk milletinin hafızası silinmez.
Hainlerden kahraman çıkmaz.
Nutuk'ta herşey yazıyor zaten.
Prof dr Halil İnalcık: biliyorsunuz Osmanlı Hanedanının menşei belli değildir! Türk Kayı Boyu ile alakaları yoktur.
Öğrencisi Prof dr İlber Ortaylı: Osmanlı 3. Roma imp. dur. Osmanlı hukuku da Batı'dan Roma'dan esintiler taşır.
Osmanlı Selçuklu'nun değil Roma'nın devamıdır.
Yüksek lisansta, derste, Osmanlıcılık yapan, Hilafet geri gelsin diyen,
Milleti cahil bıraktığı için 90 yıl boyunca tartışılan arap harfli alfabeyi öven
Prof Dr Z. Kazıcı'ya dedim ki; "madem Osmanlı sistemi iyiydi o zaman neden Türkler fakir Yunanı, Ermenisi bilimum Hırıstiyanları zengindi?
ÖZETLE
1. Neden Yunan Ord. Prof. Dr. Dimitri Kitsikis: “Batılılar bizi kışkırtana kadar Osmanlı’yı, Ermeniler, biz (Yunanlılar) ve diğer devşirmeler yönetiyordu.” diyor?
2. Neden Anadolu’daki Türkler İstanbul’a (o zamanki adıyla Konstantinopolis) gitmek için bulunduğu şehrin eşrafından, ağasından, beyinden, borcu olmadığına ve geri döneceğine dair iki kefilli muhtesip vizesi istenirken, bu vize Yunandan, Ermeniden, Yahudiden ve diğer gayrimüslimlerden istenmezdi?
3. Neden Boğaz’ın iki yakasındaki yalılarda, köşklerde, Marmara Denizi’nin çevresindeki yalılarda, köşklerde bir tane Müslüman Türk yaşamıyordu?
4. Neden Osmanlı Bankası dahil 12 bankanın sahipleri Yunan, Ermeni vb. iken Türkler bankada işçi olarak bile çalışamıyordu? Duruma istisnai bir tepki olarak Mithat Paşa Ziraat Bankası‘nı (Memleket Sandıkları) kurmuş, sonra da Mithat Paşa Taif’e (Arabistan’da) sürgün edilip zindanda boğdurulmuştu!
5. Neden Anadolu’da doktor, eczacı, hatta köy bakkalları bile Yunan veya Ermeniydi?
6. Neden Türkler 10-15 yıl askerlik yaparken, Osmanlı vatandaşı Yunan ve Ermeniler askerlikten muaf tutulmuştu? Bu durumun ticaret, sanat ve her türlü faaliyetten Türklerin dışlanmasına yol açtığı bilindiği halde sürdürülmüştür?
7. Neden Osmanlı’da Tanzimat aydınları, “Bu alfabe bizi cahil bıraktı, Latin alfabesine geçelim,” diye İlbasan kongreleri düzenliyorlardı?
Zaten tapu daireleri, telgraf ve saraydaki bazı yazışmalar ve mektuplar Latin alfabesiyle yapılıyor, örneğin 1795'de Hatice Sultan’ın mimar sevgilisine yazdığı mektup Latin alfabesiyledir. Durum böyle iken, Anadolu’daki Müslüman Türkmen-Oğuzlara, neden Arap ve Fars harfli uyduruk Osmanlıca dayatılmıştır?
Osmanlı’da en az 90 yıl boyunca Osmanlı alfabesinden kurtulma çalışmaları yapılmış iken, neden alfabe bir gecede değişti yalanını yaydılar? Doğrusu, bu süreç 90 yıl + 1 gecedir.
Bir Amerikalı gazeteci Atatürk’e der ki: “Neden milletin alfabesini değiştirip cahil bıraktınız?”
Bilge Atatürk de cevaben der ki: “Ben 10 bin kişinin alfabesini değiştirdim ama uygun alfabe ile halkıma okuma yazma öğrettim.”
8. Neden Cumhuriyet idaresi “Bulgarlara Osmanlı Arşivi’ni sattı” yalanını yayarlarken, AKP döneminde Milli Kütüphane’nin içinde çok kıymetli el yazması eserlerin de bulunduğu 147 ton tarihi eseri Hurdasan’a kilosu 50 kuruştan sattıklarını söylemiyorlar?
Kaldı ki, Bulgaristan’a Yunan, Arnavut, Karaman ya da Memlûk arşivini vermediler, kendi arşivini verdiler. Onlar da bunu çöpe atmadılar, bilakis güzelce tasnif edip Türkçe dahil 8 dile çevirdiler ve dünyaya açtılar.
9. Neden Cumhuriyet idaresinin camileri yıktığı ve Kur’an’ı yasakladığı yalanını yayarken, sözde Halife Padişah Sultan Vahdettin’in Beyoğlu’ndaki Ağa Camii’ni parayla gayrimüslimlere satıp, İstanbul’un göbeğine Papa heykeli diktiğini söyleyemiyorlar?
Papa 15. Benoit’in heykeli 1921’de Harbiye’deki St. Esprit Kilisesi’nin bahçesine dikilmiştir.
O dönemin parasıyla 6.980 liraya mal olan heykel için Sultan Vahdettin de 500 Osmanlı Lirasıyla sponsor olup destek verdi. Heykel İtalyan heykeltıraş Quattrini tarafından yapıldı.
Yine Bilge Atatürk’ün, Sultan Vahdettin’in sattığı o camiyi Yunanlardan satın alıp tadilat yaptırarak cami olarak ibadete açtığını niye yazamıyorlar?
Hatta savaşta tahrip edilen diğer 138 camiyi de tamir edip ibadete açtığını neden yazmıyorlar?
Niye, Niğde, Aksaray gibi pek çok yerde kiliseleri de camiye çevirdiğini yazamıyorlar!?
10. Sonuç: Yemen’den Fizan’a bitmek bilmeyen savaşlarda ömür tüketen, kırılıp yok edilen Anadolu’daki Türk kimin umurundaydı? Hiç Yemen Ağıtı dinlediniz mi?
Sizce bu sorularıma dürüstçe, eğip bükmeden cevap verecek bir tarihçi çıkar mı?
Tamamı linkte 👇🏾
https://t.co/7kozoEQvxs
@_Leylaak_@siberhabertv Tamar Tanrıyar maaşlı bir İftiracı ak Yezitiçe. Bir iş adamına kumpas kurup hamile kaldım deyip 10 milyon tl sine çöktü. Bunun gibi onlarca olayın delilleri arşivimde… izle bakim Ak Yezitiçe Leyla
Anadolu'da binlerce yılda biriken Türk Nüfusunu, Fatih 1477 yılında getirdiği sürgün politikasıyla bozdu!
14.803 ailenin evlerine el koyan Fatih bu evleri Ermenilere ve Yahudilere hediye etti!
Bu evler Haliç, Balat, Fener ve Samatya'daydı.
Osmanlı Türkmen ve Oğuz Boylarını İstanbul'a sokmadığı gibi haritada yerini bilmediği Balkanlara dağıtıp İstanbul'a Yahudi taşımıştı. Yavuz döneminde Alevî Türkmenler katledilmemek İran'a göçmüş, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun demografik yapısı bozulmuştu.
Atatürk ,Türkiye Cumhuriyeti'ni kurana kadar İstanbul'a Türk girişi yasak! İki kefilli muhtesip vizesi uygulandı.
Atatürk sayesinde yeniden insan yerine koyulduk.
Atatürk'ü sevmeyen ya cahildir,
ya da Rum, Ermeni, Yahudi, Levanten, Bizans veya Arap torunudur.
“ABD'NİN KÜRESEL ELİT-YÖNETİCİ ÜRETME FABRİKASI” üzerine ilave bir kaç söz
Aşağıdaki paylaşımda sadece birkaç isimle değindiğimiz bu faaliyetin çok geniş bir alanı var.
Yazıyı uzatmamak adına ilave isimler koyma gereği duymadım; yoksa bu listeye çok farklı çizgilerden daha onlarca isim eklenebilir.
Kimisi ilgili kurumların burslarıyla ABD’de üniversite, yüksek lisans veya doktora yapmış; kimisi IVLP gibi "Genç Liderler" programları üzerinden kısa veya uzun süreli eğitimlere katılmış; kimisi de Bilderberg gibi küresel platformlara özel davetle çağrılarak konferanslar vermiş isimler.
Aralarında siyaset, sanat, medya ve sanayi dünyasından her fikir ve ideolojide insan var. Hepsinin ortak noktası ise, seçildikleri dönemde bulundukları ortamlarda "geleceğin umut veren parlak birer yüzü olma" potansiyelleri.
Ayrıca sadece ABD değil; etki alanı Amerika kadar yaygın olmasa da Alman siyasi vakıflarının (Konrad Adenauer, Friedrich Ebert vb.) ve İngiliz devletinin Chevening ile Chatham House gibi prestijli ağlarının da benzer bir liderlik, eğitim ve network faaliyeti söz konusudur.
📊 Resmi Birincil Kaynaklar:
ABD Dışişleri Bakanlığı Eğitim ve Külerel İşler Bürosu (ECA) Mezunlar Veritabanı, Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu Biyografi Arşivi, Eisenhower Fellowships, Rockefeller Vakfı Resmi Kayıtları ve kişilerin kendi resmi özgeçmişleri.
Doğrusu, “Andes tipi hantavirus görülmedi” şeklinde olmalıydı. Hantavirus görülmedi dediğinizde, 2009’da Zonguldak ve Bartın’da görülen hantavirus salgınını nereye koyacağız? Hantavirus vakaları görmek ayıp bir şey de değil. Almanya 2800, Finlandiya 800, Rusya 10.000 vaka
@AhmetBuday40761@ProfDemirtas Bak kanun bu. Atatürk hakkındaki gerçekleri gizle diye bir madde yok. Yaşıyorsa söyle açıklasın. Atatürk e gerçek olmayan şeylerle 💩 atmak için 5816 ya sığınmasın. Siz de cahil cahil kanunun içeriğini bilmeden alet olmayın bu vatan hainlerine....
🔻Prof. Dr. Halil İnalcık:
“70 yaşıma kadar 4 milyon Osmanlı evrakı inceledim, 98 yaşıma kadar 28 eser yazıp bıraktım ve anladım ki, bugün buradaysak bunu tamamen Atatürk'e borçluyuz.
Gazi Mustafa Kemal olmasaydı, bizde olmayacaktık!”