Biz burada birbirimizi dinini ırkını ten rengini umursamadan seviyoruz. Düşünceleri için yargılarız biz nasıl göründükleri için değil. Birbirimizi hiç görmeden tanıyoruz. Birimiz beton altında kaldığında binimiz kaldırmaya binimiz tutuklansa hepimiz mahkeme kapılarına koşuyoruz++
📢 Özgür Özel: (Yeni parti)
⭕ Bizim birinci amacımız, gayemiz, planımız; partimizi bir an önce seçilmiş bir yönetime kavuşturmak. Yani bir an önce kongreyi yapmak, yaptırmak.
⭕ Bu konuda bütün yollara rağmen hukuksuzca bunun yaptırılmaması durumunda, diğer seçeneklerle ilgili değerlendirmeler yapacağız.
⭕ "Ama bu konuda böyle bugünden yarına acilci bir tutum içinde olup da bir şey yapmak durumunda değilim. Sahada en çok duyduğum söz, 'parti kur, arkandayız'dan ziyade 'partiyi bunlara bırakma' sözü oluyor. 'Partiyi bunlara bırakma' diyorlar.
⭕ Bu sözler çok azalıp yeni 'parti şart' sözleri çoğalırsa, sokağın sesini duymamak olmaz.
⭕ Ama bugün daha o noktada değiliz. Yarın (bugün) kurultay imzalarını teslim edeceğiz.
⭕ Daha yeni başlıyoruz yani parti içi mücadeleye. Ama bir yandan da insanları 'bunlar parti içinde oyalanıyorlar' deyip yılgınlığa, küskünlüğe veya umutsuzluğa sevk etmemek lazım.
⭕ İnsanların çok ciddi sorunları var, çok ciddi beklentileri var. Bu konuda da dikkatli olmak gerekir.
(İlke TV)
Tanju Özcan, İsmal Saymaz’a cezaevinden mektup yolladı:
• İddianamem haber bile olmadı. Hiçbir sayfada ‘Tanju Özcan bir kuruş rüşvet almış’ diyebilen olmadı.
• Sabah 07.45'te kalkıyorum. İlk yaptığım iş, korka korka Halk TV'de sizin programınızı açıyorum.
• Yandaş kanalları izlemeye kalksam inanın midem bulanıyor.
• Boğazımdan tek bir haram lokma geçmedi. İmar uygulamasında birilerine rant iddiası da yok.
• Tahmin ediyorum ki, ilk duruşma 3 ya da 4 gün sürecek ve tutuklu sanık kalmayacak.
CHP’li Bahadır Erdem:
“Özgür Özel yeni bir parti kurmasın diyenlerin tek bir amacı var;
Butlancılarla birlikte CHP’yi çürütmek. Bilinki bunlar o kurultayı yaptırmamakla görevli.
Bütün yolları kapattılarsa yeni yollar açarız.
Yeni bir parti kurarız.
CHP’ye gönlünü, ömrünü adamış bütün seçmenlerimiz de yeni muhaliflerle birlikte yeni partiyi destekler.
Butlancılar da %1 bile oyu zor görür.”
Nasreddin Hoca heyecanla eve gitmiş ve demiş ki:
"Hanım hanım tüm pazar yerinde beni konuştular. O kadar zengin, güzel, yakışıklı arasından herkes bana baktı, beni konuştu."
Bu söz üzerine hayrete düşen Hocanın karısı da meraklanıp sorar:
"Nasrettin ne oldu da ahalinin alakasını cezbettin?"
Hoca:
"Pazarın orta yerine sıçtım... "
Ekrem İmamoğlu:
“Siyaseten ruhen ve bedenen hazırız.
Bu iktidara bir seçimin daha hediye edilmesine izin vermeyeceğiz.”
Mesaj çok net.
Yol Açık
Yol’a Çık..
@Tnrvc10@CAOIletisim1 Yok ya, amaçlarına ulaşsınlar, senin gibiler sayesine.Cumhurbaşkanı adayımızın her konudaki görüşlerini önemsiyoruz ve herkesin duymasını sağlayacağız.
ABD ile İran arasındaki anlaşmazlığın diplomasi yoluyla sonlandırılmasını memnuniyetle karşılıyorum. Arabuluculuk rolü üstlenen Pakistan, Katar ve katkı sunan tüm tarafları kutluyorum.
Bu savaş hiç yaşanmamalıydı. Binlerce insanın hayatını kaybettiği, milyonların güvensizlik içinde yaşadığı, küresel ekonominin sarsıldığı bu çatışmanın yarattığı tahribat büyüktür. Başta Trump Yönetimi ve Netanyahu Hükümeti olmak üzere askeri seçeneği tercih edenlerin, bu ağır bedelin ortaya çıkmasındaki sorumluluğu göz ardı edilemez.
Bugün önümüzde bir fırsat penceresi açılmıştır. Bu pencereyi, Ortadoğu’nun bütününü kapsayan kalıcı ve adil bir barış mimarisine dönüştürmek için çalışma zamanıdır. Bu mimarinin anahtarı Filistin’dir. Gazze’deki insani trajedi son bulmadan, Filistin halkının meşru hakları güvence altına alınmadan ve iki devletli çözüm temelinde gerçek bir siyasi süreç başlatılmadan, bölgede kalıcı barıştan söz etmek mümkün değildir.
İsrail’i Gazze’de ve Lübnan’da uluslararası hukuka uymaya çağırıyorum. İran’ı da nükleer şeffaflık ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile işbirliği konularında yapıcı ve kararlı bir tutum benimsemeye davet ediyorum.
Türkiye, tarihi, coğrafi konumu ve diplomatik birikimi ile bu süreçte belirleyici bir rol oynayabilir ve oynamalıdır.
Ortadoğu’nun daha fazla savaşa ihtiyacı yoktur. İhtiyaç daha fazla diyalogdur. Bugün atılan bu adımın Filistin’den Lübnan’a uzanan kapsamlı, adil ve sürdürülebilir bir bölgesel barış sürecinin başlangıcı olmasını temenni ediyorum.
— TARİHİMİZ —
Çocuklarınıza tarihi anlatırken Osmanlıdan başlamayın..
Teoman'dan, Mete Han'dan başlayın. Bilge Kağan'ı anlatın, Atilla'yı öğretin.
Kız çocuklarına dünyanın ilk kadın hükümdarı olan Tomris Katun'u ve onun kurduğu sadece kadınlardan oluşan orduları anlatın..
Anlatın ki kendisini sarayda cariye olarak değil, devletin başına ulu Kağan olarak hayal etsin..
Erkek çocuklarına Türklerde cinsiyet ayrımının olmadığını, Türk dilinde diğer dünya dillerinde olduğu gibi cinsiyet ifade eden kelimelerin bulunmadığını, Devletin Kağan ve Katun ile eşit yönetildiğini anlatın..
Öğretin; Bu milletin yeniden dirilmesi buna bağlıdır.
Evlatlarımıza milli şuur aşılayalım. Onları vatan ve millet sevgisi üzerine dosdoğru yetiştirelim..
Atatürk der ki; "Türk çocuğu Atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendisinde kuvvet bulacaktır"
🔴Ekrem İmamoğlu'ndan yeni parti mesajı: Gerekirse yapacağız
🔸️Kurultay zorla engellenirse, milletin yürüyüşünü hızlandıracak yola hazırız
🔸️Bu iktidara bir seçimin daha hediye edilmesine izin vermeyeceğimizin bilinmesini isterim
AK PARTİNİN
ANKETLERDE OY ORANI EPEY DÜŞTÜ
DERKEN...BİRDEN BİRE
13 SEÇİMİ AK PARTİYE
KAZANDIRMIŞ
BUTLANCI BAY KEMAL
14 ÜNCÜ SEÇİMİ
AK PARTİ İKTİDARI KAZANSIN DİYE
ORTALIKTA BELİRİVERDİ
FAKAT ARTIK ÇOK GEÇ
CHP'DEKİ DEĞİŞİM
TOPLUMUN GÖZÜNÜ AÇTI BİKERE
HALK TÜRKİYEDE
DEĞİŞİM İSTİYOR
AKP'lilerin "Artık dövebiliyoruz" dediği, bakanın "Giden gitsin" dediği bilim insanlarından birisi...
Bir kamu üniversitesinde cerrah. Öyle bir yorulmuş, enerji kaybetmiş ki, muhtemelen hemen yemekhaneye indirmişler.
Süslü bir basın toplantısı, yanında protokol filan yok. Yemeğini yerken aynı anda mutlulukla ameliyatların önemini anlatıyor.
Bugün toplum olarak hepimiz aynı dertten muzdaripiz: Güven zeminimizin altımızdan kayıp gitmesi.
Fırıncının ekmeği tam tarttığı, müteahhidin demirden çalmadığı, hekimin kapısından giren hastayı bir "müşteri" gibi görmediği o eski, helal ve ahlaki zemini mumla arıyoruz artık.
Ama gelin, bugün kimseye parmak sallamadan aynanın karşısına geçelim ve kendimizle acı bir itirafta bulunalım: Toplumdaki liyakatsizliğin, adaletsizliğin aslında topyekûn bir ahlak aşınmasının sonucu olduğunu ne zaman konuşacağız?
Kendi oğlumuz, kızımız ya da bir yakınımız hiçbir hak etmediği halde bir yere yerleştiğinde "Bizim uşağın işi görülsün de gerisi mühim değil" mantığını terk etmediğimiz sürece, bu çürümeyi yaşamaya mahkumuz. Değişim dediğimiz o büyük ideal, başkalarının yanlışlarını haykırarak değil; o suçlayıcı parmağı önce kendi göğsümüze çevirerek başlayacak.
Dürüst davranana "saf", kurallara harfiyen uyana "beceriksiz", hakkıyla tırnaklarıyla bir yere gelmeye çalışana da "enayi" gözüyle baktığımız o çarpık toplumsal teraziyi kökünden kırmadan hiçbirimiz düzlüğe çıkamayız.
İş ehliyetini, "bizim mahallenin adamı kazansın" kabileciliğine kurban ettiğiniz an, vasatlığın iktidarını kendi ellerinizle ilan edersiniz. Vasatlığın hüküm sürdüğü yerde ise bütün değerler tersyüz olur:
Kurnazlık, zeka sanılır.
Körü körüne biat etmek, yetenek sayılır.
Kul hakkı yemek, "fırsatçılık" olarak görülür.
Adam kayırmak ise "dostluk ve vefa" zannedilir.
Haksızlık bir kez normalleşti mi, ölçü tamamen kaçar.
Özgür Özel:
“Ekrem’i satmak bir arkadaşı satmak değil, Türkiye’nin geleceğini satmaktır.
Mansur Bey’i hedefe koyarlarsa, Mansur Bey’i satmak da Türkiye’nin geleceğini satmaktır.
Yani AKP’ye karşı kazanabilecek kimi yalnız bırakırsak bu Türkiye’nin geleceğini satmaktır.”
Özgür Özel:İkinci, üçüncü kurultayı kazandım. Dördüncü kurultayda, CHP’li herhangi birisiyle yarışsaydık ve o kazansaydı; yeni kazanan başkanın ne günahı vardı da bu mahkeme kararıyla dört yıl önceki genel başkan geliyor?
"Bizim temel motivasyonumuz ayrılmak değil, temel motivasyonumuz partimizi bir kurultaya götürerek seçilmişlerin yönettiği döneme dönmek. Çünkü bariz ki saray yargısının almış olduğu, Türkiye siyaset ve hukuk tarihinde görülmemiş bir kararla, altı yıl önce pandemide yapılmış bir kurultayın sonucuna götürüyorlar partiyi. Bu olacak iş değil. Şunu söyleyeyim, saray yargısının aldığı bir kararla yönetilen bir Cumhuriyet Halk Partisi’nden kimse ne muhalefet beklesin, ne direnç beklesin, ne de bu rejimin değiştirilebilmesini beklesin. O yüzden mutlaka, ben ya da seçilmiş bir genel başkan ve seçilmiş bir yönetimin görevin başında olması gerekiyor. Birincisi bu. Temel motivasyonumuz burada kalmak ve partimizi geri almak.
İkincisi, bir seçimde Kemal Bey’i yenmişim. İkinci, üçüncü, dördüncü seçimde de karşıma rakip çıkmamış. Geçerli oyların bütününü almışım. Eski delegeden almışım, yeni delegeden almışım. Parti tarihinde ilk kez delinmemiş bir anahtar liste yapmışız. Ecevit’in bile listeleri delinmiş, bizim delinmemiş bugüne kadar. Bu partinin birlik beraberliğe ne kadar önem verdiğini gösteren bir şey. İlkinde Kemal Bey’i yendim. İkinci, üçüncü kurultayı kazandım. Dördüncü kurultayda, CHP’li herhangi birisiyle yarışsaydık ve o kazansaydı; yeni kazanan başkanın ne günahı vardı da bu mahkeme kararıyla dört yıl önceki genel başkan geliyor? Bu akılla, mantıkla, zihinle savunulabilecek bir şey değil.
Benim suçum son kurultayı kazanmak mı? Son kurultayda rakip çıkmamışlar, yarışmamışlar. Şimdi mahkeme kararıyla geliyorlar. E son kurultayda bir rakibim olsaydı o kazansaydı, bu mahkeme kararıyla Kemal Bey’le hiç teması olmayan rakibim niye genel başkanlığı kaybetsin de Kemal Bey gelsin? Akıl alır bir şey değil. O yüzden biz burada kalacağız."
(Medyascope - Özgecan Özgenç)
Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç:
◼️ Hakimlerimiz korkutuldu, iş adamı korkutuldu, üniversite hocaları korkutuldu. Korkutulmayan alan kalmadı.
◼️ Bir tarafta Maliye Bakanı körfez ülkelerinde para isterken TÜSİAD'ın başkanını gözaltına alındı bu ülkede.
◼️ Böyle bir hukuk güvenliği sağlanır mı ülkede?
◼️ Hukuk güvenliğinin sağlanmasının tek yolu bağımsız ve tarafsız bir yargının oluşmasından geçer.
◼️ Bunu yapmadığımız sürece hukuk güvenliğini sağlayamayız.
◼️ Hiçbir yatırım da bu ülkeye gelmez.
Özgür Özel:
"Ekrem’i satmak bir arkadaşı satmak değil, Türkiye’nin geleceğini satmaktır.
Mansur Bey’i hedefe koyarlarsa, Mansur Bey’i satmak da Türkiye’nin geleceğini satmak. Yani AK Parti’ye karşı kazanabilecek kimi yalnız bırakırsak bu Türkiye’nin geleceğini satmaktır."