Dostlarımız aylardır Patiliköy bitti tükendi diyoruz destek bulamıyoruz. Bizim aklımız beynimiz durdu.Mama yok yiyecek hiç bir şey yok. Ekmek dahi alacak imkan para yok. Onca denetim geçiren tek dernek biziz. Buna rağmen Patiliköy artık kapanacak hale geldi. Sokaklarda can kalmadı. Kurtardık en güzel dediğiniz alan Patiliköy Türkiye’nin tek izinli bakımevi bitme noktasında. Nasıl anlatalım 40 50 can yok bin can var bin. Tek başımıza nasıl yetelim. Bütün sponsor firmalara olmadık mailler atılmış. Bir çok sponsorluğu bağışçıyı kaybettik. Denetimler tertemiz olduğumuzun kanıtıyken buradan eller çekildi . Bir günlük bile mama toplayamadık.
Neyi bekliyorsunuz destek için kapandığımız günümü. O halde yalvarırım gelin bir iki canı buradan kurtarın. Biz tükendik. Dayanamıyoruz artık açlıktan bağırmalara..
En şeffaf yerine en hırsız olsak bugün bu olmayacaktı. Biz güzeli paylaştıkça nasılsa kurtulmuş Patiliköy denildi..
Son çağrımız son çırpınışımız. Ayağa kalmamazsak kapanışımı vereceğiz.
Bugün sizlerden gelecek 5 tl bağış dahi değerli. Mutlu şeyler paylaşın diyenler gelin iki gün burada canlara bakın bakalım ne kadar mutlu kalabiliyorsunuz.
Patiliköy kapansın diye savaşanlar bugün sizin gününüz bayraklarınızı sallayın..
Son bir çağrı son bir feryat buraya kadar. En azından mama bağışı toplanırsa biraz önümüz açılacak.
Bağışlar için 👇👇
https://t.co/5Lxmf8y9t7
İlk antidepresanlar 1950’de çıktı yaklaşık 75 yıldır kullanılıyor. Oytun Bey’in soyledigine ilişkin herhangi bir bilimsel çalışma veri var ise bildirsin. Bir takım tekil laboratuvar çalışmalarına göre klinik sonuçlar ile ilgili çıkarımlar yapmak hiç de bilimsel değil. Kendisinin uzmanlık alanı psikiyatri değil Psikofarmakoloji değil.
Merhaba ben Kirpi! Beni öldürmeyin, ben zararsızım. Neslim tükenme tehlikesi yaşıyor. Beni bahçede, yolda görürseniz korkmayın, zararsızım. Ok, diken de fırlatmam, bu şehir efsanesi. Bana kesinlikle süt vermeyin, süt benim için öldürücü nitelikte, benim midem sütü sindiremiyor. Bana mama ve su verebilirsiniz. Ben sebze ve meyvenize zarar veren bahçenizdeki böcekleri yerim. Hayatta kalmama lütfen yardım edin. Bu mesajımı herkese yayın, beni tanımıyorlar....
Sevgili İzmir Halkı, Sizi Dayanışmaya Çağırıyorum,
Disk Genel İş Sendikası İzmir’de mantıklı hiçbir açıklaması olmayan bir grev sürecini, insanlarımızın günlük hayatını alt üst etme ve sağlıklarını bozmayı da göze alarak devam ettirme çabası içindedir. Bu esnada hem iş yapmaya çalışan arkadaşlarımız hem de belediye yöneticileri sık sık tehdit ve tacizlere maruz bırakılıyorlar. Bu baskı ve tehditlere boyun eğmem asla mümkün değildir. Grev bitsin diye çaba gösteriyorum, ancak makul olmayan, sorumsuzluk boyutunda taleplere kesinlikle “evet” diyemem.
Grev öyle ya da böyle son bulacaktır. Dayatmalarla değil hukukla, siyasi ve idari sorumluluğumuzla İzmir adına gerekeni yapacağız. Bu süreç içinde; Şehrimize ve insanlarımıza sahip çıkmak adına, grev sonlanana kadar sizlerden dayanışma ve destek bekliyoruz. Hep birlikte çevremizi temiz tutalım, duraklarda bekleyen hemşehrilemizle araçlarımızı paylaşmaya çalışalım. İzmir’in dayanışma kültürünü gösterelim.
Sevgili belediye çalışanları,
Grev hakkınıza sonuna kadar saygılıyım. Belediyenin daha fazla ücret ödeyebileceğine dair kanaatiniz varsa grev yapmaya devam edin. Ama, duyuyorum ki birçoğunuz mevcut durumdan yakınmakta. Sizlerin de yaşananlara anlam veremediğinizin farkındayım.
Kurmaya çalıştığım tek şey, mali disiplini olan bir belediye, kamu kaynağını doğru kullanan bir yönetim anlayışıdır; Hem İzmir’in hem çalışanlarımızın geleceği için bunu yapmak zorundayım. Burada görev size düşüyor. Lütfen sendika yetkililerinin makul tekliflerle gelmesi için elinizden geleni yapın, hepimiz için çok geç olmadan.
Nigel Hayes: “Ve son olarak, büyük önder ve büyük lider Atatürk’ün dediği gibi ‘Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim’. Zafer bir inanç işidir, inanmayanların zaferi yoktur. Fenerbahçeeeeeeeee!”
İnanılmaz. İnanılmaz.
İstanbul ….. Aile Merkezinde aile hekimi olarak görev yapmaktayım. Bir süredir hastam olan bir vatandaş sıra beklememek için randevulu hastamın önüne geçip ilaç yazdırmak istedi. Randevulu hastaya baktıktan sonra yardımcı olacağımı söylesem de dinlemedi. Masama elini koyarak ve çok beklediğini söyleyerek bağırmaya, çirkin sözler söylemeye başladı. Kendisiyle ilgileneceğimi söylesem bile; "eşek gibi yazacaksın", "yazma da bir görelim bakalım", "bunlar çakal" gibi sözlerin ardından daha ağır küfürler ederek (ailemi, sülalemi hedef alan küfürler) binayı terk etti. Sokakta park halindeki aracına binerken de "şimdi eve gidip silahımı alacağım ve o doktorun kafasını patlatacağım" şeklindeki sözlerini ise orada bulunan birden fazla vatandaşın tanıklığıyla işittim.
Her şeyden önce ben 2 çocuk babası, tek maaşla ev geçindiren bir T.C. vatandaşıyım. Bu gibi kriminal insanlarla uğraşmanın sonunun iyiye varmadığını bilecek kadar da yaşadım. Çünkü cezaevinden çıktığını biliyorum. Bu yüzden önce beyaz kod verip polisi arasam da şikayetçi olma noktasında tereddütte kaldım. Neden mi tereddütte kaldım? Çok net:
Çünkü tehdit eden kişi sabıkalı. Ve böyle bir insanla uğraşmanın, benim ve ailemin hayatı için ciddi bir risk teşkil ettiğini düşünüyorum.
Bugün ben şikayetçi olsam, tutuklansa bile tekrar dışarı çıkabileceğini biliyorum. Kapımın önünde, çocuklarımın okul yolunda, eşimin markete gittiği sokakta onun karşımıza çıkmayacağının garantisini kim verebilir?
Bu tehdit; anlık bir öfke nöbeti mi yoksa soğukkanlı ve planlı bir korkutma teşebbüsü mü kestiremiyorum.
Bir kişi elini kolunu sallayarak tehdit edebiliyor, ardından hiçbir şey olmamış gibi aramıza karışabiliyor. Bu durumda benim güvenliğimi kim sağlayacak?
İki çocuğumun babası olarak ben, sabaha kadar kapıma biri gelir mi diye diken üstünde yaşamak zorunda mıyım?
Sağlık çalışanına yönelen tehditlerin ve şiddetin ciddi cezalarla sonuçlanmadığını yıllardır tecrübe ettik. Bu yüzden "Neden korkuyorsun?" diye sormayın.
Asıl soru şudur:
Ben ve benim gibi yüzlerce hekim neden bu korkuyla yaşamak zorunda? Neden görevini yapan bir doktor, “Ya bu adam gerçekten dönüp canımıza kast ederse?” diye geceleri uykusuz kalmak zorunda? Ve neden hâlâ bizden “sabırlı” olmamız bekleniyor?
Ve ne yazık ki bu korku, bu ülkede sağlık çalışanı olmanın artık bir parçası haline geldi.
İşte bu yüzden, beyaz kod verip polis çağırmış olsam da, şikayetçi olma noktasında tereddüt ettim. Çünkü sistemin beni gerçekten koruyacağından emin değilim.
Bu yüzden şikayetçi olup hayatımı riske atıp atmayacağımı sorguladım.
Herkes şunu anlamalı:
Doktora silah çeken eli durduramazsanız, yarın o silah sizin çocuğunuzun hayatını çalacak!
Sağlıkta şiddet yasaları derhal ağırlaştırılmalı, caydırıcı cezalar uygulanmalı, “beyaz kod” değil, “kırmızı alarm” verilmelidir.
Yoksa beyaz önlükler, beyaz kefene dönüşür.
Ve biz sadece “geçmiş olsun” deriz. Ama artık çok geç olur.
Geçen haftalarda tehdit ve hakarete maruz kalan
bir meslektaşımız ve üyemizin feryadı
Bir taraftan #eziyetyönetmeliği
Bir taraftan performans dayatması
Bir taraftan ekonomik kriz
Ama Hayati önem arzeden ortak sorunumuz
#saglıktasiddet
2023 yılında Mersin'de kendisine takıntılı kişi tarafından pompalı tüfekle saldırıya uğrayan ve bir bacağını kaybeden tıp fakültesi öğrencisi Nida Nur Nergiz'i hatırlar mısınız? Ona saldıran, üst sınırdan 19 yıl hapis cezası alan Ersin Karakuş cezaya itiraz etti, davanın yeniden görülmesine karar verildi. Mahkeme, Nida Nur'un evinin önünde pompalı tüfekle bekleyen Karakuş'un saldırıyı tasarlamadığına karar verdi, eylemin barışma ihtimali için gerçekleştirildiğine kanaat getirildi... Nida Nur okula gidemiyor, kararı da yine hastanedeyken öğrendi: "Olay günü şahıs defalarca görüşmek istediğini söyledi. Kabul etseydim belki de ölmüştüm ve bedenim hâlâ aranıyor olacaktı..."
Meslektaşımız Dr Enes Özel gece evinden gözaltına alındı. Gerekçe mizahi bir dille yaptığı boykot paylaşımlarda suç unsuru olduğu iddiası. Düşünce ve ifade özgürlüğüne saygı gösterin. Enes Özel'i derhal serbest bırakın.
Meslektaşımız Muhammed Enes Özel’in de içinde olduğu 16 kişinin gözaltına alındığını, ifadeleri ardından adliyeye sevk edileceklerini öğrendik.
İnsanların anayasal hakları olan düşüncelerini ifade etmeleri ve bunu kamuoyu ile paylaşmaları suç değildir. En temel insan hak ve özgürlüklerinin bir suç kapsamına sokulmak istenmesi, istenildiğinde ifade vermeye gelebilecek insanların gece gözaltına alınarak özgürlüklerinin kısıtlanması, gözaltı işleminin bir baskı aracına dönüşmesi kabul edilemez.
Meslektaşımız Muhammed Enes Özel dahil gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını istiyoruz!
Meslektaşımıza destek olmak için 14.00’da Çağlayan Adliyesindeyiz!
#turkiyepsikiyatridernegi
30 Mart Dünya Bipolar Günü📌
Bipolar bozukluk; duygudurumda depresyon ve yükselme ile seyreden ciddi yeti yitimine neden olan bir psikiyatrik rahatsızlıktır..
Toplumda yaklaşık %2-3 oranında görülür ve etkili bir şekilde tedavi edilebilir..