Fatih Altaylı:
“Sosyal medya dünden beri stand-up komedyeni Deniz Göktaş’ı konuşuyor. YouTube’a koyduğu son gösterisini ben de izledim.
Yaklaşık 20 dakika kadar benimle, benim programlarla ve Celal’le dalga geçiyor, hatta ölçülü bir şekilde rahmetli İlber’e de bulaşıyor. Celal Şengör’e hayli sert söylemlerde bile bulunuyor. Ne yalan söyleyeyim, çok güldüm.
Siyasi içeriği nedeniyle de Deniz adına biraz kaygılandım. Bir şey olacağından değil ama troll saldırılarına maruz kalmasından korktum.
Kendini muhalif zanneden bir grup salak ise hemen Cem Yılmaz, Deniz Göktaş mukayesesine başlamışlar. “Cem bu kadar siyasi şaka yapamıyor” diye başlamışlar beklendiği üzere.
Oysa iki stand-up’çı birbirinden o kadar farklı ki, birbirleriyle kıyaslamak bırakın elma ile armudu, elma ile karpuzu kıyaslamak gibi bir şey.
Birbirinden çok farklı dokuya sahip, çok farklı yetişmiş; biri yerde, biri ağaçta büyüyen iki bitki gibiler.
İkisi de müthiş zeki ama odaklandıkları alanlar çok farklı. Ve Deniz daha yeni kuşağın ürünü.
Gösterisini de Netflix’e veya başka bir ücretli platforma değil YouTube’a koyması bile aslında bir tercih olarak siyasi kimliğini de gösteriyor.
Ben Deniz’i bir başka stand-up’çı ile karşılaştıracak olsam Cem Yılmaz ile değil Trevor Noah ile karşılaştırdım.
Ve karşılaştırma Deniz’in lehine sonuçlanırdı.”
24 yıldır bekliyoruz. Sabahın köründe izlediğimiz şey futbol değil Avustralya maçında bitiremediniz, Paraguay maçında düşünemediniz. Milyon euroluk BOMBOŞ oyuncular izliyoruz. Bu kadar reklamın, sponsorun sonunda ortaya çıkan şey buysa gerçekten yazık. FORMA AĞIR GELDİ BELLİ Kİ!
“Önümüzdeki maçlara bakacağız” lafını sevmiyorum hocam. Bir kere de puan hesaplaması yapmadığımız bir etkinlik izlesek keşke. Eskisi yenisi 650 tane marş yapıldı be abi. Baktığında yedekler dahil futbolcu başına 30 marş düşüyor. Öyle gazdaydık yani. Şöyle olsaydı böyle olurdu, şu olsaydı bu olurdu muhabbetlerinden bıktık artık. Bir haykırışlık mutluluğumuz vardı bugün, onu da önümüzdeki maçlara bıraktık. Hayırlısı…
Bir insanın genel başkanlığı kurultayda kaybetmesine ve partisinin %95'i kendisini istememesine rağmen siyasi iktidarın güdümündeki yargı kararıyla şu koltuğa oturup poz verebilmesi için sahiden utanma duygusu olmayan bir kukla olması lazım.