Yaz sıcağında içtiğim o çay zaten çok ılık, şekersiz içebileceğiniz bir çay. Çay bahçesi bir kültürdür. Ben çay bahçesi erkeğiyim. Sen içersin, içmezsin, bara gidersin; beni ilgilendirmez. Ben çay bahçesi severim. Ağustosta içtiğim çaydan dolayı emekli amcalardan "Helal olsun"
Komedyen Deniz Göktaş, Fatih Altaylı hakkında konuştu:
“Ben iki yıl önce çok trajik bir hata yaptım. Fatih Altaylı’nın programına katıldım. Ve Türkiye’de herkes, hatta dünyada Türkçe konuşan herkes Fatih Altaylı seyirci kitlesine dahilmiş. Ben böyle bir topluluk görmedim.
Ve ülkede böyle bir eksiklik varmış. İnsanlar sabah 7’de, babadan zengin bir adamdan gündem özeti dinlemek istiyormuş. O da boşluğu doldurmuş. Her gün, yüz binlerce hanede gündem özeti olarak bu ses yankılanıyor: ‘Ben demiştim, dememiş miydim Emre? Demiştim, demiştim, demiştim...’ falan.
Programı tekrar izlemedim, kendime katlanamadığım için. Sadece yorumlara baktım. Yorumlar çok olumluuydu. İşte, ‘Ne naif çocuk.’, ‘Ne efendi çocuk.’ Bir komedyen için çok iyi bir imaj değil. ‘Pırlanta gibi bir genç, maşallah!’
‘Programda ne dedim de böyle anaların kınalı kuzusu oldum?’ diye düşünmeye başladım. Ve sonra sebebini buldum. Bence insanlar, Fatih Altaylı’nın karşısındaki diğer kişilerle karşılaştırdılar. Ve benim programa çıktığım hafta, aynı hafta, Celal Şengör Anna Karenina’ya or**pu demiş..
Efendi olmak için eşik çok düşük. Yüz elli yıl öncenin Rus roman karakterine tükürükler saçarak hakaret etmiyorsanız; Aaa ne efendi çocuk, aynı yeğenime benziyor. Harbiye’de çıkıyormuş, bilet alalım, destek olalım.”
Kenan Yıldız: “Herkes çok üzgün. Futbol bu. Bazen istediğinizi sahaya yansıtsanız bile istediğinizi alamazsınız.
Kötü oynayarak kaybettiğimizi düşünmüyorum.”
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
“Salona girebilir miyim?”
Panda 31 Mayıstan beri evimde kalıyor. Evde iki kedi daha olduğu için yatak odası ve salon Tombik ve Mathilda’nın, mutfak ve balkon da Panda’nın özel alanı oldu. Koridor ve diğer odalar ortak alan olarak kabul gördü ve kapı açıksa girip çıktılar.
İlk günden beri neredeyse her gün veterinerde en az iki saatimizi geçirdiğimiz için işe de beraber gidip döndük. İlk günler günün 4-5 saati onun tedavi, bakım ve temizliği ile geçiyordu.
Benim salonda koltuğa uzanıp film izlemeye zamanım kalmamıştı.
Nihayet Panda artık büyük oranda iyileşince evdekilerin en sevdiği aktiviteyi yapmaya vakit buldum. Aktivite derken ben koltuğa uzanıp bir film ya da dizi açıyorum Tombik ve Mathilda da yanıma kıvrılıyor. Huzur dolu bir ambiyans oluşuyor ve keyifle mırlıyorlar.
İşte bu akşam rutin film gecemizi yaparken Panda salonun kapısına kadar geldi ve fotoğraftaki ifadesiyle 5 dakika orada bekledi. Aynı anda üç kedi birbirini uzun uzun süzdü. Nihayet Panda cesaretini topladı ve koltuğa doğru yürüdü. İlk zıplama hamlesi başarısız olunca koltuğa ben çıkardım. Yine uzun uzun birbirlerini süzdüler ve diğerlerinden herhangi bir tepki görmeyince usulca ayak ucuma kıvrıldı.
Evet, o artık aileden biri 🙂