UMUTSUZ VAKA KILIÇDAROĞLU..
Ertuğrul Özkök, efsane bir Kemal Kılıçdaroğlu analizi yapmış:@ozkok_ertugrul@kilicdarogluk
📌 Kemal Bey, 2023'te sizi Erdoğan yendi; ama bu defa hüsrana uğrattığınız insanlar yenecek.
📌 Kaç defa oy verdim O'nun başında bulunduğu partiye ve 13 kere hayal kırıklığına uğrattı beni.
📌 Hayatım boyunca bu kadar sinsi, bu kadar egoist bir siyasi yaklaşım görmedim.
📌 Bir yıldan fazladır tartışmalı iddianamelerle içerde yatan yüzlerce partili arkadaşını böyle üç cümlede müebbete mahkûm eden bir egoizme tanık olmadım.
📌 Milyonlarca vatandaşa böyle geri zekâlı muamelesi yapan bir siyasetçi de görmedim.
📌 O'na 13 seçimde oy veren vatandaşları, O'nu genel başkanlıkta bu kadar uzun süre tutan partili arkadaşlarına bu kadar geri zekâlı muamelesi yapmış bir genel başkan çıkmadı.
📌 Ne CHP'de ne de başka bir partide, ihtirası yüzünden kendini, kendi iradesi ile bu kadar aşağılara indiren bir siyasi figüre rastlamadım.
📌 İnsanlar iki türlü yaşlanırmış ya bilgeleşerek ya habisleşerek. Hayatım boyunca ikisini de gördüm de; bu kadar hezimetten sonra hâlâ bu kadar habisleşen bir "siyaset emeklisini" hiç görmedim.
📌 Güya CHP'li seçmene sesleniyor, yuttuk mu o bakışları ve belâgati
📌 Taammüden hazırlanmış bir tuzak ve onun üzerinden sarkan elbise gibi duran demode bir belâgat
Nasıl da kendinden emin
Nasıl da dürüstmüş gibi bir eda, bir hal, bir tavır
📌 Ama hiçbiri sahici değil, hepsi "miş" gibi…
Liğme liğme sarkıyor
Güya CHP'ye oy veren insanlara sesleniyo
Dürüstlük,temizlik, arınma
📌 Siyasetin "S" harfinden nasibini almış herhangi bir vatandaş bu sinsi ve beceriksiz konuşmanın asıl muhatabının kendileri olmadığını anında anlamıştır…
📌 Üstelik asıl adresin neresi, kimler olduğu öyle besbelli öyle sırıtıyor ki…
Biri, CHP'nin seçilmiş belediye başkanlarına dava açmış Silivri savcı ve hakimleri;
Öteki de CHP'ye kurultay davası açan savcı ve hakimler.
📌 Ne diyor o iki adrese?
Silivri savcı ve hakimlerine, "İmamoğlu ve arkadaşlarını içeri atmakta haklısınız, ortada adaletsiz bir durum yok, sonuna kadar gidin" diyor…
Ya kurultay savcı ve hakimlerine?
"Siz çıkarın mutlak butlan kararını, ben partinin başına geçmeye hazırım…"
Aynen böyle diyor…
📌 Halkın yüzde 50'sine hayatının en büyük düş kırıklığını yaşatmış emekli siyasetçi
📌 Karşımızda inanılmaz bir karakter var
13 kere seçim kaybetmiş
14. kere de kaybetmeye azmetmiş.
Üstelik toplumun yüzde 50'sine, belki de hayatlarının en büyük siyasi hayal kırıklığını yaşatmış bir siyasetçi
📌 Sokağa bile çıkamıyor ama bir YouTuber olarak ofisinin bir köşesinden düğmeye basıyor
Belli ki kendi kendine sefer görev emri çıkarmış
CHP'yi bölecek ve bir seçim daha kaybettirecek
📌 Henüz savunmasını bile yapmamış partili arkadaşlarına suç etiketi yapıştırıyor
📌 Gözünü öyle ihtirası bürümüş ki, hukukun en basit ilkesi olan "masumiyet karinesi"ni bile unutmuş
İhtirası o kadar büyük ki, partisinin seçilmiş başkanlarına yapılanları meşrulaştırmak için neredeyse bir siyasi itirafçıdan bile ağır ruh haline girmiş
Partili arkadaşları hakkında henüz Silivri hakimleri bile kararını vermeden o kararını vermiş, cezasını kesmiş, infaza gidiyor.
📌 Kemal Bey destekçilerinizle birlikte o koltuğu gasp edebilirsiniz.
Hatta partiyi de bölebilirsiniz
Ama bilin ki CHP'ye oy veren insanları bölemeyeceksiniz
Özgür Özel önce kurultayda sizi yendi, sonra sandıkta iktidarı yendi
📌 O koltukta artık, sizin 13 hezimetinizden sonra partiye ilk seçim zaferini kazandıran genç bir siyasetçi oturuyor
📌 Yılmak, durmak, dinlenmek bilmiyor
📌 Önce kurultay sandığında sizi yendi
📌 Sonra seçim sandığından birinci çıktı
📌 Şimdi halkın da desteği ile siyasi dalavere meydanında sizi bir kere daha yenecektir ve siz de muhteris bir ihtiyar olarak evinize döneceksiniz
2023'te Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim sandığında sizi yenmişti.
Bu defa hüsrana uğrattığınız size oy vermiş insanlar sizi yenecek ve hayatınızın sonuna kadar sizi bir yapayalnızlık evine gönderecek.
📌 Bu son barutunuzdu Attınız ve 14. defa kaybettin.
Ekrem İmamoğlu, Anadolu Adliyesi'ndeki duruşma için 60 km getirildikten sonra "Araç bozuldu" denilerek geri götürülmesini anlattı:
-Saat 07.20’de koğuştan alındım ve 07.30’da cezaevinden çıkarıldım. 60 kilometre yol gittikten sonra araç durdu. Kaput açılıp kontrol edildi, daha sonra araç geri dönmeye başladı. Aracın arıza yaptığı ve bu nedenle geri dönüldüğü söylendi. Ben de 'Bir dakika, ne yapıyorsunuz? Arıza yaptıysa neden geri dönüyoruz? Arızalı bir araçla geri dönmek nasıl bir çözüm olabilir?’ dedim.
-Aracın gerçekten arızalı olduğuna inanmadığımı söyledim. 'Bu yapılan yanlışa ne Türk askerini ne de şoförü alet etmeyin' dedim. Bunun ayıp, yazık ve günah olduğunu söyledim. İtiraz ettim, sesimi yükselttim. Daha sonra kapıyı kapattılar ve beni tekrar araca bindirerek cezaevine geri götürdüler.
-Bir başsavcının egosu zedelenecek diye, bir başsavcının adil yargılanmamı engellemeye yönelik tutumu nedeniyle gece yarısı ya da sabah saatlerinde bir talimat verilmiş ve benim duruşma salonuna gelmemem için bir tezgâh kurulmuştur.
-Bu tezgâh işletilmiş ve ben ciddi anlamda psikolojik işkenceye maruz bırakılmış durumdayım. Bu ilk değildir, son da olmayacaktır. Bugün yaşanan tarihi bir zulümdür, işkencedir. Bu işkenceye sebep olanlar hakkında işlem yapılmasını mahkemenizden talep ediyorum. Bu konuda avukatlarımla acilen görüşmek istiyorum. Bu bilinçli bir işkencedir.
-Canlı canlı işkenceye tabi tutuluyorum. Ayrıca bana yalan söylendi. Araç arızası denilerek bu ülkenin askeri ve komutanları bir başsavcının talimatına alet edildi. Tarafıma gerçeğe aykırı bilgi verildi.
“Dün Silivri’de dehşet bir şeye tanık olundu.
İddianamede İmamoğlu’nun kasası olarak görülen ve itirafçı olarak duyurulan Murat Kapki dün mahkeme salonunda adeta çığlık attı.
Dedi ki: ‘Savcılar beni karımla tehdit etti.’
Dedi ki: ‘Eşimi gözaltına alıp tutuklanacağını ima ettiler. Ben de karımı kurtarmak için ne derseniz evet diyeceğim dedim. Önüme konan her şeyi de imzaladım. Savcı o gün Roma’yı da sen mi yaktın deseydi yine evet diyecektim.
Halbuki değil Ekrem İmamoğlu’nun kasası olmak, değil suç örgütünde bulunmak, suç örgütünün yöneticisi olmak; Ekrem Bey’le hayatımda bir kere bile konuşmadım.’ dedi.
Evet İmamoğlu yargılamalarında en büyük dayanak yapılan Murat Kapki dün mahkemede bunları söyleyerek adeta iddianameyi paramparça etti, davayı bitirdi.
Şimdi anladınız mı İmamoğlu duruşmaları neden televizyonda canlı yayınlanmıyor?
Canlı yayın olsaydı ‘karımla beni tehdit etti’ ifadesi millet tarafından duyulup öğrenilecek ve büyük tepki yaratacaktı.
Bakın yakın tarih, yakın geçmiş ortada.
AKP’lilerin tamamının zulüm mahkemesi dediği 1960 Yassıada yargılamalarında bile o dönem televizyon olmadığı için radyodan naklen yayın yapıldı.
Evet, darbeciler bile mahkemede olanları milletten saklamayı düşünmediler.
Bugün ise tam tersi yapılıyor. Her şey saklanıyor. Çünkü orada edilecek sözlerden korkuyorlar.
Emin olun bilseler mahkemede İmamoğlu rezil olacak, AKP fayda sağlayacak; vallahi 15 kanal canlı yayın yapar.”
(Sabahattin Önkibar)
AKP ve MHP’nin oylarıyla,
tüm siyasilerin mal varlıklarının araştırılması önergesi reddedildi.
Milletvekilleri, bakanlar, eski başbakanlar, Cumhurbaşkanlığı makamı, belediye başkanları…
Kısacası kamu gücünü kullanan herkes için şeffaflık istedik, reddettiler.
Ne istedik?
Hesap verilebilirlik.
Şeffaflık.
Temiz siyaset.
Ne yaptılar?
“Hayır” dediler.
Açık ve net:
Temiz olan denetimden korkmaz!
Dürüst olan mal varlığını açıklamaktan kaçmaz.
Bu ret kararı, milletin değil;
hesap vermek istemeyenlerin kararıdır.
ASIL SIKINTI…
Bunca şeye rağmen, CHP hâlâ “diplomasını kanıtlayamayan” rakiple yarışmayı kabullenmiş görünüyor.
Asıl ŞİMDİ ve DAHA YÜKSEK SESLE problem etmelisiniz onun diplomasıyla ilgili durumu.
3 kez Anayasaya rağmen aday olmuş ve hukuksuz yere makama gelmiş birinin yine seçime girmesine 4’ncü kez göz yumacak mısınız?
Sıkıntı burada.
Hem yasadışılığı kabullenip, hem yasadışılığa karşı mücadele edilemez.
Arkadaşlar Hatay pişiyor. Bildiğiniz pişiyor. Bizim yazlık kıyafet, terlik, su, sinek ilacı ve kedi köpek mamasına ihtiyacımız var. Yardımcı olur musunuz? En azından yayar mısınız?
Polis YSK kararını dinlemedi! İzmit’te CHP’nin Hizbullah’ı izlettiği dev ekran böyle kaldırıldı!
"Türkiye’de Yüksek Seçim Kurulu’nun üstünde bir karar mercii yoktur. Bu kararı Anayasa Mahkemesi’ne de götüremezsiniz, AİHM’e de götüremezsiniz. Kesin karardır"