@oktay_saral 25 yıldır kim yönetiyor bu ülkeyi? Bu çocuklar doğduğunda iktidarda siz yokmuydunuz? Yusuf Tekin bu ülkenin başına gelen en kötü şeylerden biridir, tıpkı sizin gibi.
KAHRAMANMARAŞ — Rap sanatçısı Ezhel: “Biz bu hale nasıl geldik demeyeceğim. Biz bu hale göz göre göre geldik. Hiçbir bilgisayar oyunuyla da, mafya dizisiyle de birini böyle bir vahşete sürükleyemezsiniz. Suçu buralarda arayarak da gerçek sorumluları ödüllendirmemeliyiz.
Bugün gençleri geleceksiz bırakan, sorumluluk almayan bu düzen; gençleri umursamayan aileler; bugün her fırsatta düşmanlık yapan, her yerde nefret dili ekenler… Ne biçecektiniz?
İnsanlık zayıflık olmuş, kibarlık eziklik olmuş, zorbalamak milletin geçim kaynağı olmuş, suçlular idol olmuş, şiddet marifet olmuş.
İnterneti komple de yasaklasanız, toplumdaki bu çatlakları onaramayız.”
Sorumlu bulunmuş,
sosyal medya ve bilgisayar oyunları!
Vay be!
Bir öğün yemeği bile çok gördüğünüz o çocukların okula aç gitmelerinin, değil canlarının istediğini yemek, karınlarını doyuracak kadar bile yiyememelerinin, ana babalarının baş edemedikleri sefaletini çaresizce seyretmelerinin,
Okulu bitirip bir iş sahibi olsalar bile çalıp çırpmadıkça ya da yüksek mevkilerde teyzeleri olmadıkça bir hayatları olmayacağını bilmenin ufak da olsa bir etkisi oluyor mudur acaba çocukların psikolojisi üzerinde?!
Ya da misal Meclis’te talimatı alınca kürsüdeki hatibe saldırmaya koşa koşa giden göbekli ve anca 200 yandaş arasındayken pek yürekli o dayıların falan hiç bir etkisi olmamıştır diyorsunuz!?
Her nev’i şiddeti yücelten,
kendinden güçsüz olana zulmetmeyi marifet belleten,
kendisini ve cümle sülalesini her türlü hukuk kuralından azade addeden yüce iktidarınızla bu olanlar arasında hiç bir bağlantı yoktur öyle mi?
Ülkeyi yangın yerine çevirmenin, adaleti katledip ahlak diye diye ahlaki tüm değerleri çökertmenin, hırsızlığın, arsızlığın, yolsuzluğun, adaletsizliğin, liyakatsizliğin, eşitsizliğin,
Günde üç kadın katledilirken bir çocuğun bakımını tek başına anneye yükleyip kaçmaya kalkan saçma sapan aile yılı procelerinizin falan ennnnn ufak bir etkisi yoktur diyorsunuz bunca çürümede!?
İnanılmaz ya!
İnanılmaz!
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan elim hadiseler yalnızca birer asayiş sorunu değil uzun süredir göz ardı edilen derin bir toplumsal çözülmenin yansımasıdır.
Aile bağlarının zayıfladığı, gençlerin ekranlara hapsedildiği, üretimden ve anlam arayışından uzaklaştırıldığı bir ortamda; mesleksiz, amaçsız ve kimlik bunalımı yaşayan bir neslin ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu tablo sistemsel bir ihmalin sonucudur.
Milli ve manevi değerleriyle bağı zayıflatılan, aidiyet duygusu törpülenen ve sistemin getirdiği şartlar altında yönsüzlüğe itilen gençlerimiz, sağlıklı bir gelecek inşa etmekte zorlanmaktadır. Bu bir ilerleme değil; aksine toplumsal hafızanın ve insan kaynağımızın aşınmasıdır.
Unutulmamalıdır ki hiçbir çocuk umutsuz, hiçbir genç değersiz doğmaz. Ancak onları hayata hazırlaması gereken eğitim, aile ve sosyal yapı zayıflatıldığında ortaya çıkan boşluk, telafisi güç sonuçlara yol açmaktadır.
Bu nedenle yapılması gereken meseleyi ideolojik tartışmalara hapsetmek değil, aksine aileyi güçlendiren, eğitimi nitelikli ve anlamlı kılan, gençlere hedef ve sorumluluk kazandıran bütüncül politikaları hayata geçirmektir.
Toplum olarak bu sessiz aşınmayı görmezden gelemeyiz. Her geçen gün bir gencimizi daha kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.
Artık bu gidişata dur demek zorundayız. Daha güçlü bir gelecek için kökleriyle barışık, değerleriyle donanmış ve üretken bireyler yetiştiren bir anlayışı yeniden inşa etmek mecburiyetindeyiz.
30 yaşındayım, ben hayatımda bir öğrencinin silahla okul basarak katliam yaptığı hiçbir örnek hatırlamıyorum. Türkiye her anlamda felaket bir dönemden geçiyor. Sokakta emniyet yok, mahkemede adalet yok, mutfakta bereket yok. Sosyolojik bir çöküş yaşıyoruz.
24 senedir memleketi tek başına yöneten bir iktidar var. İstediği her türlü yetkiyi aldı. Yapmak isteyip yapamadığı hiçbir şey yok. Bizi 24 senenin sonunda getirdiği nokta burası. Sorsan hala şaha kalktığımızdan, uçuşa geçtiğimizden bahsediyorlar. Fakat Türkiye yönetilemiyor, görülen manzara budur.
Bugün o okulda hayatını kaybedenlerin ailelerinin yerine koyabilir misiniz kendinizi? Kim verecek bu çocukların hesabını? Yayın yasağı getirerek bu meseleleri çözemezsiniz.
Okul baskınlarının bir modaya dönüşmesi çok tehlikeli. Bu polisle, yaptırımla çözülecek bir iş değil. Çok hızlı bir şekilde suçu normelleştirme sürecinin bitmesi gerekiyor. Başta PKK ve siyasi uzantıları olmak üzere suç işleyen ve bundan gerek maddi gelir gerek itibar devşiren yapıların üzerine çöküp, bunu gerçek bir "şov"a dönüştürmek şarttır. Suç işlemeyi aklından geçirenin "benim aklımı alırlar" hissi yaşaması lazım.
Örgüt, mafya, çete, tarikat, cemaat hatta parti - "doğru" yerin mensubuysan fayda sağlıyorsun, yanlış yerde duruyorsan bedel ödüyorsun. Böyle bir Türkiye manzarası kurarsan doğru yerde durduğunu düşünen herkes suç işler. Hele hormonları tavan yapmış genç erkekler kesinlikle işler. Peş peşe okul baskınlarının olması bir alarmdır, artık bu hissiyatın toplumun kılcallarına indiği ve suçun normalleştiğini gösteriyor. Zikrettiğim "şov" hızlıca yapılmazsa yeni normumuz olacak ve hepimiz zarar göreceğiz.
Okullar bir süredir tehlikeli yerler olarak kodlanıyordu. Öğretmen cinayetleriyle işaret veriyordu. Artık ölümcül yerler olarak kodlanma tehlikesi var. Bu da gerçekleşirse birçok toplumsal mekanizma yara alacak. Çocuğu "eğitim"e teslim etmek de "devlet"e teslim etmek de olumsuz kodlanacak. Bundan kimse bir şey kazanmaz.
AKP'liler, lütfen koltuk ve para hırsınız için ülkeye daha fazla yazık etmeyin. Sizin çocuklarınız da burada yaşayacak.