Bana öyle geliyor ki plan yaptığımızı, strateji uyguladığımızı ve başarılı olduğumuzu sandığımız her şeyde farkında olmadan (bu bir temenni) aslında abd ve israilin planını uyguluyoruz. Hep bir kaç adım gerideyiz.
📽️
"Sahabî Olmak"
(Alparslan Kuytul Hocaefendinin 1998 tarihli konulu dersi)
Daha önce dinlediği halde her seferinde ilk kez dinliyor gibi olanlar burada mı? 😉
#SahabeHayatıOkuyorum
İstanbul'da düzenlenen DEAŞ operasyonunda, yasa dışı olduğu iddia edilen dernek ve mescitlerde sohbetler düzenledikleri ileri sürülen 39 kişi gözaltına alındı. Bu operasyon hakkında neler söylemek istersiniz?
@HenryKesnger Haberi paylaşan benamus, İran'ın söylediğine inanmayın demekten ziyade Amerika'nın söylediği her şeye Allah'tan gelmiş gibi iman edin diyor aslında.
Sorman gereken soru bu değil; "Kayıp kaçak bedelini neden millet ödüyor?" diye sorman lazım. Millet öderse kimse bu elektriği kim çalıyor diye peşine düşmez, aksine işine gelir. Hatta daha ötesini söyleyim, bizzat kurumun müdürleri özellikle sanayi elektriğini kaçak bağlatıp haraçlarını alır keyfine bakar!
KAMUOYUNA DUYURU!
10 Ekim 2025’te Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin katılımıyla gerçekleştirilecek olan “Selahaddin Eyyubi ve Kudüs” konulu konferansın duyurusu amacıyla asılan afişlerin Elazığ Belediyesi zabıta ekipleri tarafından toplatılması, hukuki dayanağı bulunmayan keyfi ve ayrımcı bir uygulama olarak hafızalara kazınmıştır.
Afişler toplatılırken, brandaların daha sonra zabıta müdürlüğünden teslim alınabileceği ifade edilmiş; ancak yapılan başvurulara rağmen brandalar sahiplerine verilmemiştir. Böylece konferansın duyuru faaliyetleri fiilen engellenmeye çalışılmıştır.
Brandalarını teslim almak amacıyla zabıta müdürlüğüne giden Furkan Hareketi mensupları ise müzakere süreci devam ederken ani ve haksız bir müdahaleye maruz kalmıştır. Olay sırasında bazı zabıta görevlilerinin demir korkulukları kırarak ellerine aldıkları ve bu şekilde müdahalede bulundukları, yargılama sürecinde kendi beyanlarıyla da ortaya çıkmıştır.
Yaşanan gerginlik sırasında olay yerine gelen polis ekipleri dahi zabıta görevlilerini sakinleştirmeye çalışmış, tarafların arasına bariyer kurmuştur. Buna rağmen, saldırıya uğradığını ifade eden kişiler değil; saldırıya maruz kalan Furkan Hareketi mensupları hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla dava açılmıştır.
Davanın ilk duruşmasında izletilen görüntülerde, olaylara karışan zabıta görevlileri videolardaki kişilerin kendileri olduğunu kabul etmiş; kamu malına zarar verildiği iddiasına konu olan demir korkuluğun da bir zabıta görevlisi tarafından kırıldığı mahkeme huzurunda ikrar edilmiştir.
Öte yandan olay anına ait çok sayıda polis ve zabıta kamerası kaydı bulunmasına rağmen, müşteki olarak yer alan zabıtalara yönelik herhangi bir saldırıyı gösteren somut bir görüntü ortaya konulamamıştır.
Kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz:
Konferans afişlerinin toplatılmasıyla başlayan süreçte, duyuru faaliyetlerinin engellenmesi, sert müdahaleler, sonrasında açılan davalar ve ortaya çıkan görüntüler birlikte değerlendirildiğinde, yaşananların tüm yönleriyle adil ve tarafsız bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
SistematikZulüm DevamEdiyor
#ElazığZabıtası
@clashreport "Görüyoruz ki Erdoğan, sözleri eyleme dönüştürmekten ziyade hitabet sanatında ustalaşmış; öyle ki koparılan gürültü çok büyük kalsa da yaratılan etki yok denecek kadar az."
Ebu Ubeyde'nin oğlu İbrahim Kahlut
The Middle East continues to be particularly turbulent tonight:
● The United States carries out attacks on Iran.
● Iran attacks targets in Kuwait and Bahrain.
● Turkey operates militarily in Iraq.
● Pakistan carries out attacks in Afghanistan.
● Saudi Arabia attacks in Yemen.
● Israel continues offensive operations in Lebanon.
The Middle East is experiencing another night of regional escalation, with several theaters of simultaneous activity throughout the region.
Mahkemenin sanıklarından bir tanesi de benim
-İlk duruşmada içeri giren 2 polisi farkedip hakime söylediğimizde şaşırıp "sizin ne işiniz var burada?" dedikten daha sonra savcı ile içeri odada görüşüp "evet ben aldım kendilerini içeri" diyerek çelişkili konuşmasına
-Tüm sanıkların dinlenmesinde sürekli bağırmasına ve "bana işimi öğretmeyin" diyerek baskılamaya çalışmasına
-Savcının hakim ile sürekli fısıldaşmasına
-Savunmalarımızın sürekli bölünmesine
-Zabta girdiği avukat konuşmasını mahkemeye ara verdiğinde sildiğini söylemesine
-Zabta girmesini istediğimiz konuşmalarımızı "istersem zabta girerim istersem girmem" diyerek zabta girmemesine
-Mahkeme bitimine yakın çevik kuvveti içeri almasına
-Avukatlarımızdan birisinin savunması esnasında "tribünlere oynama" demesine
-Bir diğer avukata savcının "sen ne işsin hayırdır?" minvalinde konuşmasına ve daha birçok şeye şahidim
Ah be güzel kardeşim, neden hala anlamamakta ısrar ediyorsunuz? Ülkemizde siyonist istemeyen 10 kişiyi gözaltına alıp günlerce içeride tutmak Gazze’de bebek öldüren bir israil askerinin Türkiye’de tatil yapmasını engellemekten daha kolay ve konforlu bizim hükümetimiz için. israilden gelen Türk vatandaşı bir israil askerinin Sabiha Gökçe’nden alınıp Vatan Emniyete götürülüp ifadesinin alınıp serbest bırakılması 2 saat (bizim polisimiz için bu keramet sayılır) sürmüştü. Acaba bu arkadaşlar ne zaman bırakılır diye merak ediyorum. Bak yarın bu devletin arası siyonist israille düzelir de seninle benimle hiç düzelmez. Allah yardımcınız olsun.
OSMANİYE ADLİYESİNDE YAŞANAN SKANDAL HAKKINDA ALPARSAN KUYTUL HOCAEFENDİ'DEN AÇIKLAMA
Osmaniye’de, Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava, artık bazı mahkemelerin adalet dağıtan makamlar olmaktan çıkarılıp siyasi talimatların uygulandığı yerlere dönüştürüldüğünü bütün açıklığıyla göstermiştir. Bu dava, haksız yere tutuklanan Furkan gönüllülerinin 19 Eylül 2022’de tahliyesi sonrası onları karşılamaya giden arkadaşlarımıza Osmaniye Emniyetinin yaptığı hukuksuz müdahalenin devamıdır.
Karşılama ve uğurlama kanunen suç değildir. Fakat Osmaniye Emniyeti zulmen hapse attırdıkları arkadaşlarımızın karşılanmasını hazmedememiş, karşılamayı suç kabul ederek insanlara sert şekilde müdahale etmiş, kardeşlerimizi darp ederek gözaltına almış, yetmemiş bir de Emniyetin yönlendirmesiyle Savcılık tarafından 14 kişi hakkında dava açılmıştır.
11 Mayıs 2026’da görülen duruşmada ise hukuk adına büyük bir skandal yaşanmıştır. Mahkeme Hâkimi sanıklara ve avukatlara karşı baştan beri kötü davranmış, sanıkları dinlememiş, sürekli sözlerini kesmiş, söylenenleri zapta geçmemiş, avukatlara hakaret etmiş ve savunma hakkını fiilen engellemiştir. Bir mahkeme salonunda sanık dinlenmezse, avukat susturulursa, ifadeler zapta geçirilmezse orada adaletten değil ancak tiyatrodan bahsedilebilir.
Masanın uç kısmında oturması gereken Savcının duruşma boyunca Hakimle yan yana oturarak sürekli fısıldaştığı ve Hâkimi yönlendirdiği görülmüştür. Hâkimin Savcının yönlendirmesiyle zapta geçen bazı ifadeleri sildirdiğine sanıklar ve avukatlar şahittir, sosyal medyaya düşen videoda da görülmektedir.
En büyük skandal ise mahkeme kâtibinin ekranı yanlışlıkla aşağı kaydırmasıyla ortaya çıkmıştır. Savunmalar henüz bitmeden, sanıklar ve avukatlar tam olarak dinlenmeden kararın önceden yazıldığı görülmüştür.
Bu ne demektir? Demek ki savunmalar dinlenmemekte; sanıkların, avukatların ve şahitlerin ne dediğine önem verilmemektedir. Demek ki karar, mahkemenin sonunda ve Hâkim tarafından verilmemekte, daha önceden ve talimatla verilmektedir. Demek ki bu dosyada hukuk değil, talimat işlemiştir.
Avukatlar bu açık hukuksuzluğu görünce haklı olarak redd-i hâkim talebinde bulunmuştur. Hâkim ise şahitlerin huzurunda defalarca bu talebi kabul ettiğini söylemiş, hatta “sana söz veriyorum” diyerek dosyadan el çekeceğini beyan etmiştir. Fakat sanıkları ve avukatları dışarı çıkardıktan sonra büyük ihtimalle Savcının ve Emniyetin yönlendirmesiyle sözünden dönmüş ve herkesin gözü önünde kabul ettiği redd-i hâkim talebini reddettiğini zapta geçirmiştir.
Bir Hâkim kendi verdiği “redd-i hâkim talebini kabul” kararından niçin döner? Bu karardan dönmesi Hâkimin başka güçlerin talimatıyla karar verdiğinin apaçık delilidir.
Duruşma boyunca yaşananlar gösteriyor ki bu dosya bir hukuk dosyası değil, siyasi bir dosyadır. Bu dava, Furkan gönüllülerini cezalandırma ve sindirme davasıdır.
Biz bu hukuksuzluğu Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na taşıdık, söz konusu Hâkim ve Savcı hakkında şikayetçi olduk. Eğer bu dosya bu Hâkimde kalmaya devam ederse bu zulme sessiz kalmayacağız ve bu hukuksuzlukları tüm dünyaya duyurmaya devam edeceğiz.
Bir ülkede suçlu olan Emniyet olduğu halde savcılar Emniyetin talimatıyla suçsuz insanlar hakkında iddianame hazırlarsa, mahkemeler talimatla hareket ederse, savunmalar dinlenmeden kararlar yazılırsa, hâkimler savcıların ve Emniyetin yönlendirmesiyle hareket ederse, sanıkların ifadelerinden hoşuna gideni ve işine geleni yazar işlerine gelmeyeni yazmazsa orada hukuk devleti yok demektir.
Osmaniye’de yaşanan bu olay sadece 14 kişinin meselesi değildir. Bu mesele, Türkiye’de adaletin ne hale getirildiğinin açık bir göstergesidir. Zulme razı olmayacağımızı, haksızlığa boyun eğmeyeceğimizi ve adalet yerini buluncaya kadar bu davanın takipçisi olacağımızı buradan ilan ediyoruz.
OsmaniyeAdliyesinde Skandal
#OsmaniyeAdliyesi
Osmaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesinde Furkan Hareketi mensuplarının yargılandığı davada, hâkimin kararı daha önceden yazdığının ortaya çıkmasıyla başlayan skandal, adalete gölge düşüren detaylarıyla yeniden kamuoyunun gündeminde.