Günün birinde ermiş, rüyasında kelebek olduğunu görmüş. Uyandığında kafası karışmış. Kendi kendine şöyle demiş: ‘Ben mi rüyamda kelebek olduğumu gördüm yoksa kelebek mi rüyasında ben olduğunu gördü?’ #kelebeğinrüyası
İşin ilginci, aynı transfer İstanbul kulüplerinden biri yapsaydı kimse “Neden İstanbul?” diye sormazdı. Konu Trabzon olunca bir anda şehir, coğrafya ve turist hesabı yapılmaya başlanıyor. Bu da transferi değil, bakış açısını ele veriyor bence. Neyse zamanla göreceğiz.
Trabzon’u sadece Arap turizmiyle açıklamaya çalışmak, konu hakkında fikri olmayıp yorum yapmanın özeti. Turistler birkaç ay kalır gider. Trabzon’un tarihi, futbol kültürü ve marka değeri ise nesillerdir burada.
Asıl sorun Trabzon’un tercih edilmesi değil; bazı insanların İstanbul dışında bir şehrin de tercih edilebileceğini hâlâ kabullenememesi. Bir Anadolu kulübünün böyle bir transfer yapabilmesini konuşmak yerine hâlâ “Neden İstanbul değil?” diye soruyorsunuz.
Bu net maliyet, bunun bir de brütü var ki bu durumda 80/90’ları buluyor bu maliyet.
Hayır, verdiğiniz vergiler nereye gidiyor bilin diye söylüyorum.
Olsun, başkanımız verir stadı bir gün daha TÜGVA’ya, bize limit kolaylığı sağlarlar değerli büyüklerimiz :)
Adamlar maaşa zam, iyileştirme falan filan istemiyor ha, adamlar 1 yılda 2 kez maaş almışlar. Bu insanlar aile geçindiriyor, çocuk bakıyor. Devlet bu insanların hakkını arayıp şirketin tepesine çöküp hesap soracağına hakkını isteyen insanların önüne polis yığıyor.
Bir okul, bir hastane bombalandı şu kadar kişi öldü diyerek insanları sayılara indirgedikleri haberlere alıştırdılar bizi. Bakın ölen yüzlerce çocuktan biri o, annesine el sallayarak okula gidiyordu. Hepsi böyle çocuktu onların, sırtlarında çantalarıyla okula giden çocuklardı.
Okuduğun üniversitenin kalitesini ve verdiği eğitime inandığını nasıl anlarsın?
Ara sınav haftasını takip eden hafta derslerin yapılıp yapılmadığından...
Siz hiç ODTÜ'de, İTÜ'de, Boğaziçi'de, Sabancı'da, Koç'ta derslerin yapılmadığını gördünüz mü?
hayat bu kadar, bundan ibaret. hafif soğuk, yağmurlu hava. yaşadığını hissettiren rüzgar. mis gibi taze çekilmiş kahveyle yapılmış filtre kahve. yağmurun sesi, taze kahvenin kokusu..
Değerli Trabzonsporlular,
Taraftar gruplarımızdan Trabzonlu Gençler’in liderinin yapmış olduğu talihsiz açıklama ülkesine, Atasına yürekten bağlı her vatan evladı gibi bizleri de derinden yaralamıştır. Trabzonspor’un ve şehrimizin böyle bir konuyla gündeme gelmesinden hicap duyuyoruz. Bu gelişmelerin ardından süreçle ilgili Trabzonspor Divan Kurulu’nun da harekete geçtiğini memnuniyetle takip ediyoruz.
Bu talihsiz ifadeler Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, Cumhuriyetimizin temel değerlerine bağlı Cumhuriyet Kenti Trabzon’un hiçbir zaman kabul edemeyeceği ifadeler olduğu gibi, bu kişinin Trabzonspor Taraftar Lideri olarak lanse edilmesi de bizler için kabul edilemez bir durumdur.
Kendisi yalnızca bir taraftar grubumuzun sorumlusudur ve bu ifadeler hiçbir şekilde Trabzonspor taraftarının duruşunu yansıtmayacağı gibi, içerisinde pırıl pırıl genç kardeşlerimizin de bulunduğu Trabzonlu Gençler grubumuzun da genel görüşünü yansıtmadığına inanıyoruz.
57 yıllık ömrüne 11 Savaş, 24 Madalya ve onurla yaşadığımız bir Cumhuriyet sığdıran Gazi Mustafa Kemal Atatürk hakkında beyan edilen, bilinç ve vicdan yoksunu düşünceler tek başına bizler için bir anlam taşımaz fakat bir camiayı temsil sorumluluğu bulunanlar, bu sorumluluk ve bilinçle hareket etmek zorundadırlar. Bu sorumluluğun gereğini yerine getiremeyenlerin de Trabzonspor’u temsil etme hakkı yoktur, olmamalıdır.
Dolayısıyla Divan Kurulumuzun bu konudaki girişimini de gerekli ve yerinde buluyor ve süreci takip ediyoruz. Bu konuda camiamızın haklı olarak beklediği adımların atılmaması durumunda başta sezon başında tüm taraftar gruplarımızın bir arada olması yönünde alınan karara bundan sonra dahil olmamak üzere her adımı atacağımızı paylaşmak isteriz.
Evlatları olmaktan, kurduğu Cumhuriyette yaşamak ve ilelebet yaşatmak vazifesini son nefesimize taşıyacak olmaktan onur duyduğumuz Mustafa Kemal Atatürk’ü her zaman olduğu gibi gururla anmaya, izinde yürümeye devam edeceğiz.
Saygılarımızla VİRA
'Panem et circenses' (ekmek ve sirk) 2000 yıldır işe yarıyor. Roma'da gladyatörlerle, bugün futbolla. Medya her gün saatlerce maç analizi yaparken, gerçek gündem kasıtlı olarak gözden kaçırılıyor. Tribünlerde birbirimize düşmanken, asıl sorumlular rahat ediyor.
Çıkardıkları gürültü ve yarattıkları suni gündemle ülkedeki büyük çarpıklıkların üstünü örtme vazifesi görüyor futbol kulüpleri. O gürültüye ihtiyaç duyan devranın sahipleri de bu düzenin sona ermemesi için ellerinden geleni yapıyor. Her gün ayrı bir skandal iddia atılıyor ortaya ancak destekledikleri takımın zarar görmemesi adına bu iddiaların hiçbirini ciddiye almıyor taraftar, bilakis bunları takımına karşı komplo olarak görüyor, gerçekliği ispat edilse dahi kamu kaynaklarının takımı için heba edilmesinden en ufak rahatsızlık duymuyor. Taraftardan yükselen isyan, ödediği vergilerin heba edildiği düzene değil, vergilerin desteklediğinden başka bir takım için heba edilmesine. Bundan 100 yıl sonra bu günlerin siyasi tahlili yapılırken futbol kulüplerinin aldığı kilit rol ile arma ve renk ayırt etmeksizin akli melekelerini yitiren bütün taraftarlar da kendilerine yer bulacak büyük ihtimalle o analizlerde.