Artık çocuklar kiraz yiyemeden bitiyor yazlar.
Yusuf Arslantaş, kısa hayatında hep onların öykülerini yazdı. Kendisi de o çocuklardandı
“Şehreküstürülen” bir çocuk… Edebiyata sığındı.
Kitabı raflarda artık.
“Şehrin Kara Çocukları-Badline” okura emanet.
YÜZLEŞME/
arkadaş’
ını gömdükten sonra
bir avuç toprak da
kendi üstüne atarsın
son kez arkana bakarsın
sen miydin bıraktığın
uğurladığın o muydu
dudağında uçuk
ve bu soruyla yaşarsın
Özkan Yücel. Güzel kardeşim.
Küçük kızları korumanın, sevip sarmanın önemini o kızın, 10 yaşındaki Bitirgen’in ağzından ve kalbinden anlatalı 15 yıl olmuş. Şimdi çok daha fazla dillendirmek gerekiyor bu ihtiyacı. Bitirgen’e kucak açan okurlarıma içten teşekkür ederim @iletisimyayin
Figen Şakacı, hıncın anatomisini çıkarıyor adeta. Yarattığı “Yeni Mahalle” ile, son dönem Türkiyesi’nin haletiruhiyesine ayna tutuyor.
@fsakaci
https://t.co/KajkRcfiS2
"Barışın yalnızca çatışmasızlık değil; özgürlük, demokrasi ve eşitlikle örülmesi gerektiğini yaşayarak öğrendik."
Konferansımıza gönderdiği görüntülü mesajda Uluslararası PEN Başkanı Burhan Sönmez, Kürt meselesinin demokratik çözümü ile Türkiye'nin demokratikleşmesinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı.
Sönmez, kalıcı barışın, Kürt meselesinin çözümünün ve Türkiye'nin demokratikleşmesinin önümüzde duran ortak görevler olduğunu ifade ederek, şu sözlerle konuşmasını tamamladı:
"Bugün kalın çizgilerle etrafımıza çizilen çerçevelerin içindeki ufuk barıştır. Barışa açılan yoldur. Bu yüzden barışta ısrar ediyoruz."
#CumhuriyetinDemokratikDönüşümü
#İkinciYüzyıldaOrtakGelecek
Çıplak arama için 2020’de, “kızınıza yapılsa ne hissederdiniz?” diyen Kılıçdaroğlu, bu kez sessiz kaldı. Kendini “muhalif” sayanlar, açıklamaları doğru sayıp geçti.
Her yıl onlarca kez konu gündeme geliyor. 2024’te Mücella Yapıcı ile ilgili davada da polisler ceza aldı.
YÜZLEŞME/
kendimi bildim bileli odamın baş köşesinden ayırmadığım şairim Behçet Necatigil'in odasına davet edilmek ne büyük onur benim için, hem de @akifkurtulus ile. Dizelerinle, eserlerinle hep çok yaşa @Necatigil_Arsiv ve çok teşekkürler @ASarisayin https://t.co/ItfhojtZIj
Haziran ayı bültenimiz yayınlandı. Bu sayıda da Necatigil’e ilişkin son yazı ve haberler, Haziran kronoloji dökümü, röportajlar ve Necatigil Sözlüğü’nden “Dünya” örneği var. Necatigil Şiir Ödülü arşivi de siteye eklenmeye başlandı.
“Evin Halleri” ve “Evlerle Savaş” şiirlerinin yayımlanışının üzerinden 74 yıl geçmesinden hareketle, Figen Şakacı ve 2005 Necatigil Şiir Ödülü sahibi Akif Kurtuluş’la, Necatigil’in “evleri”ni, izlerini konuştuk.
Figen Şakacı: “Kütüphanemdeki kitapların arasında parlayan Evler kitabını aldığım tarih 1982. Yaş 11… Babamın yokluğunda Necatigil şiiri vardı ve hayata dair sorduğum her sorunun cevabını onun şiirinden alıyordum.”
Akif Kurtuluş: “Kendi başına buyruk, hiçbir edebi kanona sığdırılamayacak bir şiirden söz ediyoruz… ‘Evler’ öznenin konfor alanı değil; ‘çetin savaşlarımızın’ mekânıdır.”
Haziran bültenini okumak için: https://t.co/D8syIvS0Vd
@fsakaci@akifkurtulus
Kadınları bedenleri üzerinden aşağılamaya doyamayanlara savcılar da katılmış, kimse herhangi bir hukuki işlem başlatmayacak mı bu muameleye. Yutkunup, yumruk mu sıkacağız gene?
Şâşası çığırtkanlığı, iddiası hırsı olmadan yayın yapan harika bir link bırakıyorum buraya. Yakasına karanfil gibi iliştirilmiş yazısı için canım @bburcuaktas'a emekleri için alkışlarımı da sunarak.
https://t.co/oF3luJZdc2
Çıplak arama, kişiyi çocukları ile tehdit etme o kadar eski ve yaygın bir yöntem ki. Bir hatırlatma yapmak istiyorum. 1996 Aralık ayıydı. Fatma Tokmak 2,5 yaşındaki bebeği Azad ile gözaltına alındı. Yasal süre dışında 21 gün gözaltında kaldı. Kendisi ve küçük Azad
Çıplak arama sıradan bir prosedür değildir. Gözaltına alındığınızda polisler sizden iç çamaşırınızı çıkarmanızı isterse çıkarmayın. Ayrıca “otur/kalk” deriz biz, yapmayın. Bu muamele işkence kapsamındadır, insan onuruna aykırıdır. Amacı yüzde yüz aşağılamaktır.
Ne yazık Saraçhane’deki genç kadınlardan da dinledim bu iddiaları. Toplu şikayet yapacaktık fakat korktukları ve utandıkları için geri durdular. Zaten hemen hepsi bu kötü muameleyi sıradan bir emniyet prosedürü sanmışlar. Bu konuda kimseyi yargılayamayız fakat korkmayın, utanmayın. Başınıza böyle bir şey gelirse şikayet edin, ceza alıyorlar. Bizler geri durdukça bu aşağılayıcı uygulama devam eder.
Bu arada maalesef bazı meslektaşlar da bu işkenceye maruz kalan müvekkillerini “Aman konuşma, boşver, başımıza dert almayalım, bak tahliye etmezler” vs. diyerek sessiz kalmaya itiyorlar. Bunun hiçbir faydası olmadığı gibi şiddet sustukça büyür unutmayın. Özellikle temel hak ve özgürlüklerinize sahip çıkın.