Halk Sağ Gen Müd-Geçmişte MHP Mamak İlçe Başk.Yard ve MHP Ank İl Yöneticisi-MHP Siyaset Ve Liderlik Okulu-İst Ünv Sosyoloji-Siyaset Bilm ve Kamu Yön Yük.Lisans
Milliyetçi Hareket Partimizin “Kardeşlik Kalbimizde, Gelecek Aklımızda” anlayışıyla sürdürdüğü kongre süreci kapsamında, Samsun İl Başkanlığımızın 15. Olağan Kongresi gerçekleştirilecektir.
Birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendireceğimiz bu anlamlı günde, tüm hemşehrilerimizi ve vatandaşlarımızı kongremize davet ediyoruz.
📅 26 Ağustos 2026 Çarşamba
🕛 12.00
📍 Mustafa Dağıstanlı Spor Salonu
Kardeşliğimiz daim, birliğimiz güçlü, geleceğimiz aydınlık olsun.
@MHPsamsun_il@MHP_Bilgi@TurkgunGazetesi@benguturktv
🇹🇷48 Ülkedeki 172 Türk Şehitliği tek haritada toplandı
📍Milli Savunma Bakanlığı Harita Genel Müdürlüğü, dünyanın 48 farklı ülkesinde bulunan 172 Türk Şehitliği ve anıtını özel bir çalışmayla haritalandırarak erişime açtı.
https://t.co/jESWjfipHA
“22 Gün, 22 Gece Süren ve Büyük Türk Milletinin Zaferiyle Sonuçlanan Sakarya Meydan Muharebesi'nin Yıl Dönümünde Başta Gazi MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ve Silah Arkadaşları Olmak Üzere Tüm Şehit ve Gazilerimizi Saygı, Rahmet ve Minnetle Anıyoruz.”
SİYONİSTLERİN SURİYE'DEKİ TÜRKİYE KORKUSU
Siyonist yaratık Netanyahu, bir yıl önce Türkiye’yi kastederek, “Ben saf biri değilim ve Suriye’de kiminle uğraştığımızı çok iyi biliyorum, bu yüzden güç kullandık.” açıklamasında bulunmuştu.
Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’de istikrarın sağlanmasını ve devlet-millet bütünleşmesinin gerçekleşmesini istemeyen İsrail; çeşitli aralıklarla Suriye’nin devlet kurumlarını ve stratejik merkezleri bombaladı, Suriye içinde terör örgütü YPG’yi kara gücü olarak kullanmaya çalıştı ve Nusayrileri kurulan hükümete karşı iç savaş çıkarmak için sürekli tahrik etti. Türkiye ve Suriye’nin işbirliğiyle terör örgütü YPG işgal ettiği bölgelerden çıkarılırken, İsrail güdümünde hareket eden bazı Nusayri unsurlarının iç isyan girişimleri de önlendi.
İsrail, aylar sonra bir kez daha Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib vilayetinde bulunan Ebu Zuhur (Abu al-Duhur/Abu al-Zuhur) Askerî Hava Üssü’nü hedef aldı. İsrail uçakları, üssün pistine ve depolama tesislerine 8 hava saldırısı düzenledi.
Siyonist yaratık Netanyahu, Suriye’ye yönelik bu saldırının ardından yaptığı açıklamada, yine Türkiye korkusuyla şekillenen bilinçaltını ortaya döken şu ifadeleri kullandı:
“Türk askeri varlığının güneye doğru genişleyerek kalıcı hale gelmesine müsamaha göstermeyeceğiz. Bunu genel hatlarıyla açıkça ifade ettik. Türkiye’nin Halep yakınlarındaki bir havaalanına yerleşme niyetinde olduğunu gördük ve kendilerine bir mesaj ilettik. Mesajı ilettik ancak görünüşe göre duymadılar. Biz de mesajı daha iyi anlamalarını sağladık.”
Türkiye-Suriye işbirliği arttıkça İsrail’in kaygıları da artmaktadır. “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” stratejileri, İsrail’in bölgede terör örgütlerini taşeron olarak kullanma planlarını doğrudan bozan bir stratejik hamledir.
İsrail’in resmi politikalarına yakın yayın çizgisiyle bilinen Haaretz gazetesi de geçtiğimiz yıl, “PKK’nın silah bırakması İsrail’in çıkarlarını tehlikeye sokabilir” manşetini atmıştı.
Bunun nedeni açıktır: İsrail’in bölgede en aktif şekilde kullandığı PKK unsurlarının önemli bir bölümü Suriye’de bulunuyordu. Türkiye’nin ortaya koyduğu millî stratejiler ve “Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” hedefi ise bu taşeron sistemine ağır bir darbe vurmaktadır.
Suriye’de PKK/YPG merkezli işgalin temizlenmesi ve bölgedeki unsurların Suriye devlet yapısına entegrasyonu sonrasında herhangi bir çatışmanın yaşanmamış olması da bu stratejinin bölgesel istikrar açısından önemini ortaya koymaktadır.
Suriye’deki huzur ve istikrardan büyük rahatsızlık duyan İsrail bu yüzden aylar sonra yine Suriye’yi bombalamış ve bunun gerekçesi olarak da Türk askeri varlığının Suriye’de güçlenmesi olarak göstermiştir.
İsrail misyoneri gibi ortalıkta dolaşan Ümit Özdağ’ın “İsrail Türkiye’de iç savaş çıkarır, şöyle yapar böyle yapar diye korku uyandırılmaya çalışılıyor.” diyerek İsrail’e odaklanılmasını önlemeye yönelik bu sözlerini şimdi daha iyi anlıyorsunuz, değil mi?
Şundan yüzde yüz emin olabilirsiniz: Türkiye’de “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” projelerine çıldırmış gibi karşı çıkanların kesin bir ABD-İsrail bağı vardır.
Çünkü bu projeler, ABD ve İsrail’in bölgede yıllardır terör örgütleri üzerinden kurduğu taşeronluk düzenini bozmayı hedeflemektedir.
Terör örgütleri taşeron olarak kullanılamayacaksa, bundan en fazla kim rahatsız olur?
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, bu süreçlerin daha en başında ortaya koyduğu vizyonu şu sözlerle açıkça ifade etmişti:
“Golan’da diş gösterenlerin, Şam’a parmak sallayanların azı dişini Kudüs’te sökmek sadece bir zaman meselesidir. Bizim Siyonist alçaklığa eyvallahımız yoktur, korkumuz yoktur, ayranımız kabarmaya görsün, gerisini düşünecek olanlar bellidir.”
Sayın Bahçeli’nin bu sözleri, bugün yaşanan gelişmeler ışığında çok daha iyi anlaşılmaktadır. Son yıllarda Türkiye ile İsrail arasında yaşanan gerilimler; İsrail’in Türkiye’nin bölgedeki etkisinin artmasından duyduğu rahatsızlık ve özellikle İran, Suriye, Lübnan ve Kıbrıs eksenindeki saldırgan tutumu, yaptığı planlar aslında gidişatın aynasıdır.
Dolayısıyla “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedeflerini, sanki bir sabah kalkılıp “Bugün de böyle bir proje başlatalım.” denilerek ortaya atılmış, gelişigüzel hazırlanmış bir stratejik fantezi gibi değerlendirenlere itibar etmeyin.
İsrail bile her şeyin farkında ama bazı embesillerin iftiraları ve yalanları artık iğrenç bir hâl alıyor. Belki de onlar embesil rolünde İsrail hesabına çalışıyorlar.
https://t.co/keHzsPP3tF
Lider Devlet Bahçeli:
"Türkiye egemenlik haklarına yönelik saldırılar karşısında kapı kapı dolaşacak bir aktör değildir.
Türk milleti ayağa kalktığı zaman önünde durabilecek bir güç de yoktur."
Büyük Türk Milliyetçisi, Kardeş Azerbaycan Devletinin Merhum Cumhurbaşkanı Ebulfez ELÇİBEY’i Vefatının Yıl Dönümünde Rahmet ve Dualarla Anıyoruz.
Ruhu Şad Mekanı Cennet Olsun.
İsrail yönetimine çağrımız nettir. Türkiye’yi kışkırtmaktan, Türkiye’nin sabrını sınamaktan, ülkemizin millî güvenlik alanlarına dolaylı veya doğrudan müdahale anlamına gelebilecek teşebbüslerden ve Türkiye karşıtı çevreleri cesaretlendiren söylemlerden vazgeçilmelidir.
Arşivden:
Samimi bir Ülkücüye sitem etmeyi ar ederim ama gelin bunun adını dertleşme olarak koyalım. Dertleşelim ki, karşılıklı eksiğimizi, yanlışımızı görelim. Fikirlerimiz için çarpışırken, derdimiz, daha iyi, daha kaliteli, daha etkili olmak adınadır.
https://t.co/Bbu3EL2Ujw
Cephe Geride Başlıyor: Rusya’nın Derinliklerine Taşınan Savaş
Ukrayna savaşı artık cephe çizgisinde kazanılan yahut kaybedilen kilometrelerle sınırlı değil. Mücadelenin ağırlık merkezi giderek Rusya’nın stratejik derinliğine; enerji tesislerine, lojistik damarlarına, limanlarına ve savaş ekonomisini ayakta tutan altyapı ağına yöneliyor. Tataristan’daki TANECO rafinerisi ile Krasnodar’daki Tamanneftegaz terminaline yönelik saldırılar, münferit hadiselerden çok daha geniş bir harekât anlayışının parçalarıdır. Kiev, cephede Rus ordusunu durdurmanın maliyeti arttıkça savaşın bedelini Rusya’nın iç bölgelerine taşımaya yöneliyor. Rafineriler, petrol terminalleri, demiryolu kavşakları ve limanlar artık Rus savaş makinesinin ekonomik ve askerî dolaşımını sağlayan ana damarlar olarak hedef alınıyor.
TANECO’nun kısa aralıklarla yeniden vurulması ayrıca dikkat çekicidir. Kiev yalnızca Rusya’nın derinliklerine ulaşabildiğini değil, aynı hedefe tekrar dönebildiğini ve savunma sistemini sürekli sınayabildiğini göstermeye çalışıyor. Rusya’nın tarih boyunca en büyük stratejik sermayelerinden biri coğrafi derinliğiydi. Mesafe ve genişlik, Rus askerî düşüncesinde doğal bir savunma unsuru işlevi gördü. Uzun menzilli insansız sistemler ise bu avantajın değerini aşındırıyor. Moskova artık cephe hattının yanında binlerce kilometreye yayılan enerji merkezlerini, mühimmat tesislerini, hava üslerini ve ulaştırma ağlarını da korumak zorunda. Savunma mimarisi genişledikçe kaynaklar bölünüyor, hava savunması seyreltiliyor ve güvenli arka alan daralıyor.
Ukrayna’nın amacı Rusya ile arasındaki konvansiyonel güç farkını yalnız cephede dengelemek değil; Moskova’nın savaş üretme kapasitesini daha pahalı ve daha kırılgan hale getirmektir. Enerji altyapısına yönelik saldırıları yalnız ekonomik zarar olarak okumak eksik kalır. Yakıt üretimi, depolama, sevkiyat ve ihracat zincirindeki her aksama, savaş ekonomisinin ritmini bozmaya yönelik daha geniş bir aşındırma siyasetinin parçasıdır. Rusya’nın üretim ve onarım kapasitesi kısa vadeli bir çöküş ihtimalini sınırlandırsa da esas belirleyici unsur, tekil saldırılardan çok zaman içinde biriken maliyet, savunma yükü ve sürekli teyakkuz hâlidir. Karadeniz hattındaki limanlar ve enerji terminalleri de artık tali değil, doğrudan stratejik düğüm noktalarıdır.
Donetsk, Zaporijya ve Harkiv hatları önemini korusa da savaşın yeni sahalarından biri artık Rusya’nın ekonomik ve stratejik hinterlandıdır. Rusya’nın savaşma iradesi tarihin farklı dönemlerinde defalarca sınanmış; bu sınamaların sonuçları yalnız Rusya’yı değil, Avrupa’yı ve dünya sistemini de etkilemiştir. Savaşın coğrafi ve stratejik olarak derinleşmesi, kırılgan kuşakları yeniden hareketlendirme riski taşıyor. Karadeniz ve Doğu Avrupa’daki ateşin Hazar’a, oradan Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’e uzanması ihtimal dışı değildir.
Savaş başladıktan sonra geri dönüş yolları daralır; diplomasinin asıl kudreti ise savaşı sona erdirmekten önce onun yayılmasını engelleyebilmesindedir. Bloklar arasındaki geçişkenlik, açık diyalog kanalları ve karşılıklı çıkar alanları bu yüzden her zamankinden daha hayatidir. Sayın Genel Başkanımız Dr. Devlet Bahçeli’nin yıllardır işaret ettiği merkez ülke anlayışı da burada anlam kazanıyor. Türkiye; Batı ile Doğu, Karadeniz ile Hazar, Avrupa ile Asya arasında siyasî ve stratejik temas kurabilecek devlet aklına ve tarihî tecrübeye sahiptir. Yeni dönemin ihtiyacı daha fazla cephe değil; cepheler arasında konuşabilen ve çatışmanın yeni coğrafyalara taşınmasını önleyebilen merkez ülkelerdir.
MHP’nin il ve ilçe başkanları, Ülkü Ocakları başkanları, Belediye başkanları, milletvekilleri, milliyetçi-ülkücü dernek, vakıf, sendika temsilcileri, temsil noktasında sıfat taşıyanlar… Her şeyi geçtik Türkgün’den bir haberi sosyal medyada beğenmeye, paylaşmaya imtina ederse, biz kime ne anlatalım?
Türkiye’nin yakın coğrafyasında barış ve istikrarın güçlenmesi, Doğu Akdeniz'den Kafkasya'ya, Orta Doğu'dan Avrupa'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada etkinliğinin artması, ‘Terörsüz Türkiye’nin hedefleri arasındadır.