Parti kimliklerinden bağımsız olarak hepimizin odaklanması gereken temel husus siyasi ahlakımızdaki yozlaşma ve demokrasimizin temelini oluşturan seçim güvenliğinde ortaya çıkan kaostur.
Alınan mutlak butlan kararının işleyiş süreci ve zamanlaması açısından hukuki bir sonuçtan çok siyaseti dizayn etme çabası olduğu açıktır.
Tam yetkili olan YSK kararını verdikten sonra yapılan işlemlerin geçerliliği tartışılmaya başlanırsa bundan sonra yapılacak seçim ve kongrelerin güvenliği de tartışmalı hale gelir.
Siyasi kültürümüzün ve demokratik süreçlerimizin siyasi ahlak temelinde yeniden yapılandırılması zorunludur.
Middle East Eye’da İngilizce olarak yayımlanan, Siyonist ve Hristiyan-Siyonist ideolojik ağlar tarafından desteklenen Netanyahu-Trump ittifakının jeopolitik rasyonelliğin yerini teopolitik bir savaş mantığıyla değiştirmesini ele alan “ABD İran ile ateşkes yapabilmek için ideolojik savaştan vazgeçmeldir” başlıklı yazımı aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.
https://t.co/rC4HGq38Vi
İnşallah bu yürüyüş, kupayla taçlanacak bir başarı hikâyesine dönüşecek. Tebrikler #BizimÇocuklar 🇹🇷
Mükemmel mücadele azminiz ve kararlılığınızla bizi Dünya Kupası’na götürerek büyük bir gurur ve mutluluk yaşattınız. Yolumuz açık, sonu kupa olsun.🏆
#BizimÇocuklar 🇹🇷 | #KOSTUR | #FIFAWorldCup | #TürkÖndeTürkİleri
Şu anda bölgemizi de dünyayı da en çok mutlu edecek haber, gerçek bir ateşkese ulaşılmasıdır.
Son günlerde bu konuda farklı arabulucular üzerinden yoğun çabalar yürütüldüğüne dair bilgiler artmıştı.
Ancak, Trump’ın açıklamasındaki bazı detaylar ve İran tarafından gelen “herhangi bir görüşme yok” açıklaması gerçeğin ne olduğu konusunda soru işaretlerini artırıyor.
Trump’ın havaalanında yaptığı açıklamada saygın bir İranlı lider ile anlaşmaya vardıklarını duyurması ve aynı konuşmada Venezuela örneğine atıfta bulunması, İran içinde hiyerarşik yapısı sarsılan liderlik kadrosu arasında, şüphe uyandırma amacı taşıyan bir psikolojik harp taktiği olma ihtimalini akıllara getiriyor. Ümit ederiz ki bu konuda Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin çabaları başarıya ulaşır.
Ancak bu konuda gerçek bir müzakerenin başlaması için;
1. İran tarafında barış yapma konusunda meşruiyete ve güce sahip bir muhatabın ortaya çıkmasına zemin hazırlamak üzere ateşkes iki aşamalı gerçekleşmelidir.
2. Birinci aşamada müzakerelerin sağlıklı olarak sürdürülmesi için “geçici ateşkes” ilan edilmeli ve bu süreçte sadece İran’ın enerji kaynaklarına değil, müzakereleri yürütecek İran’ın liderlik kadrosuna karşı da herhangi bir saldırı yapılmayacağı, garanti edilmelidir.
3. İkinci aşamada ise bir taraftan İran ile ABD arasında bir müzakere süreci başlatılmalı, diğer taraftan da İran ile Körfez ülkeleri arasında güven artırıcı önlemlerle başlayan bir normalleşme süreci planlanmalıdır.
4. İsrail’in bu çabaları sabote etmemesi için ABD-İran-Körfez ülkeleri üçgeninde güvenilir bir arabulucular ağı oluşturulmalıdır.
Bugün bir ateşkes için uygun şartlarda oluşmaktadır. Bütün taraflar savaş sürecinde hem itibar kaybına uğramış hem de ciddi zararlar görmüştür. Ateşkese en yakın an, tarafların zaaflarının ortaya çıktığı ve mutlak bir zaferin garanti edilemediği andır. Bu ana doğru gittikçe yaklaşılmaktadır. Ancak taraflar bu müzakerelere güçlü bir irade ve iyiniyetle başlamalı; arabulucular da her şartta yaratıcı ve özgün uzlaşılar geliştirecek bir zihni kıvraklık ve hazırlık içinde olmalıdır.
ABD–İsrail saldırıları sonucunda Minab’da bir okulda 165 kız öğrencinin hayatını kaybetmesine yol açan uluslararası hukuk ihlallerine ilişkin hazırladığımız dilekçeye imza vererek bu zulme sessiz kalmayan herkese teşekkür ediyorum.
İmza sayısı kısa sürede 5.000’i aştı. Bu insanlık suçuna karşı sesini yükseltmek ve tarihin doğru tarafında yer almak isteyen herkesi, aşağıdaki bağlantı üzerinden dilekçemizi imzalamaya davet ediyorum.
https://t.co/Q3LPejAIVi
Bu topraklar bir milletin inancı ile yeniden ayağa kalktığı yerdir..!
18 Mart Çanakkale Zaferi yalnızca bizim değil, tüm sömürülen mazlum milletlerin zaferidir. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyorum.
ABD–İsrail Saldırıları Sonucunda Minab’da Bir Okulda 165 Kız Öğrencinin Öldürülmesinden
Kaynaklanan Uluslararası Hukuk İhlalleri Hakkındaki Dilekçemizi imzalayan birbirinden kıymetli isimlere teşekkür ederiz.
Dünyanın dört bir yanından saygın bilim insanları, akademisyenler ve Türkiye’de farklı siyasi görüşleri temsil eden siyasetçiler ile genel başkanlar, bu meselede bir araya geldi. Çünkü bizler için asıl olan; görüş ayrılıklarının ötesinde, ortak vicdanımızda buluştuğumuz insanlıktır.
İnsanlığın zulüm karşısında ortak bir vicdanla ses vermesi gereken en kritik zamanlardan geçiyoruz. Bu çağrıya destek olmak isteyen tüm duyarlı vatandaşlarımız, dilekçemizi aşağıdaki link üzerinden online olarak imzalayarak dayanışmamıza katkı sunabilir. ⤵️
https://t.co/hXQzMVoWlX
🇹🇷🇪🇸
Türkiye ile İspanya’nın ortak girişimi ile 2005 yılında geliştirdiğimiz Medeniyetler İttifakı, Netanyahu–Trump ikilisinin medeniyetleri çatıştırmaya çalışan dogmatik-teopolitik provokasyonlarına karşı acil bir zirve gerçekleştirmelidir!
Gazze soykırımı sürecinde de ilkeli duruşu dolayısıyla insanlık vicdanı adına tebrik ettiğim ve temas hâlinde olduğum Sayın Pedro Sanchez’e (@sanchezcastejon) ve onun şahsında dost İspanya halkına takdir ve teşekkürlerimi sunuyorum.
Bu vesile ile Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’a, Sayın Pedro Sanchez ile temasa geçerek İspanya ile birlikte BM girişimi hâline getirdiğimiz Medeniyetler İttifakı’nı, medeniyetleri ve inançları çatıştırma stratejisine dayanan Netanyahu–Trump ikilisinin provokasyonlarına karşı harekete geçirme ve acil gündemli bir zirve toplantısı yapma çağrısında bulunuyorum.
Şiddetin her türlüsü kötüdür; ama bir toplumda eğer öğretmenler bile öğrencilerinden emin olamıyorsa bunun adı toplumsal bir çöküştür.
Değerli meslektaşım Fatma Nur öğretmenimizin 17 yaşında bir öğrencisi tarafından katledilmesi bir “münferit olay” olarak değerlendirilemez.
Karşı karşıya kaldığımız acı gerçekle yüzleşmeliyiz: ahlaki çürüme ve otorite boşluğu toplumun en kılcal damarlarına kadar sızmış durumudadır.
Öğretmenine sahip çıkamayan bir devlet, geleceğini koruyamaz.
Okullar güvenli değilse, hiçbir yer güvenli değildir.
Sorumlular hesap vermeli; eğitim yuvaları derhal güvenli hale getirilmelidir.
Değerli meslekdaşıma Allah’tan rahmet, ailesine ve eğitim camiamıza sabır diliyorum.
Şiddeti sıradanlaştıran düzen değişmelidir.
İsrail’in bir savaş suçu niteliği taşıyan kız çocuklarının bulunduğu ilkokulu bombalayarak yaptığı katliamdan sonra İran Dini Lideri Ali Hamaney’e gerçekleştirdiği suikast hukuk ve sınır tanımaz saldırganlığının yeni bir örneğidir. Diplomatik bir çözüm için müzakereler sürerken başlatılan İsrail-ABD ortak saldırılarında şehit düşen İranlı kardeşlerimize rahmet diliyor, dost ve kardeş İran halkına taziyelerimi sunuyorum.
Bu saldırganlığın temel nedeni genelde İslam dünyasının özelde bölge ülkelerinin iç çelişkilerle parçalanmışlığıdır. İslam dünyası bugün emperyalist “böl-yönet” taktiğinin tuzağına düşmüş bulunmaktadır.
Bu bağlamda, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşı İran ile komşu Körfez ülkeleri arasındaki bir savaşa dönüştürme çabalarını büyük bir kaygıyla izliyorum.
İran yönetimini en çok da soykırımcı siyonist İsrail yönetimini memnun edecek olan bu tuzağa düşmeme, Körfez ülkelerini de bir gün kendilerine de yönelebilecek bu siyonist saldırganlığa doğrudan veya dolaylı bir şekilde destek vermeme çağrısında bulunuyorum.
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çağrım ise başta İran ile Suudi Arabistan olmak üzere İran ile komşu körfez ülkeleri arasında acil bir kriz kontrol diplomasisi yaparak bölgemizin İran-Irak savaşı benzeri bir kardeş kavgasına sürüklenmesinin önüne geçmektir.
Bölgedeki bütün kardeş ülke liderlerine çağrım kısa dönemli çıkarlar uğruna tarihe bölgemizde İsrail hegemonyasının kurulduğu bir dönemin liderleri olarak geçmelerine sebep olacak politikalardan uzak durmalarıdır. Gün kısır çekişmelerle parçalanma günü değil, basiret ve vizyon ile biraraya gelme günüdür.
Konu Grönland olduğunda uluslararası hukuk adına ayağına kalkan, Rusya Ukrayna’ya saldırdığında harekete geçen ancak Gazze soykırımı yaşandığında ve Müslüman ülkelere saldırı olduğunda Trump’a destek veren Avrupalı liderlere de çağrım kendi savunageldikleri ilkelerde tutarlı olmalarıdır. Avrupa’yı uluslararası güç dengesinde düşüşe götüren temel sebep dış tehditler değil bu ilkesizliklerdir. Unutulmasın ki Ortadoğu’daki her savaş başta Avrupa olmak üzere küresel ekonomi-politik dengeleri sarsacaktır.
ABD’nin sağduyulu siyasetçilerine ve halkına çağrım ise “Önce Amerika” ilkesinden “Önce İsrail” ilkesine dönüşen Trump politikaları karşısında seslerini yükseltmeleridir. Uzun dönemde Amerikan-karşıtlığını küresel ölçekte tırmandıracak bu politikaların temel amacı bu sene ABD ve İsrail’de gerçekleşecek seçimlerde Trump ve Netanyahu’ya avantaj sağlamaktır. ABD’nin uzun dönemli küresel algısı iki kural tanımaz liderin kısa dönemli politik hesaplarına kurban edilmemelidir.
Dünya ve insanlık adım adım büyük bir felakete doğru giderken dini ve ulusal kimliği ne olursa olsun sağduyu, vicdan ve hikmet sahibi bütün liderler ve aydınlar ortak bir barış vizyonuyla harekete geçmelidir. Yoksa bugünün liderlerinin hatalarının bedellerini gelecek nesiller ödeyecektir.
Müzakere süreci devam ederken ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırısı meselenin İran’ın nükleer kapasitesi olmadığını göstermektedir.
Esas gündem mümkünse İran’da bir rejim değişimini zorlamak değilse İran’ın savunma kapasitesinin tümüyle zayıflatılarak İsrail’in artık gizlemeye bile ihtiyaç hissetmediği Nil’den Fırat’a Arz-ı Mevud’u ele geçirme ve Ortadoğu’da bölgesel bir hakimiyet kurma stratejisinin önünü açmaktır.
Bugün “bize dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla bu saldırılar karşısında sessiz kalanlar sıranın bir gün herkese geleceğini görmelidirler! Son dönemde İsrail’in Türkiye’yi de açık şekilde hedef alan küstah açıklamaları bunun ilk işaretleridir.
Bu konuda Trump ve Netanyahu’yu cesaretlendiren ana unsur ise bölge ülkelerinin ve İslam Dünyasının bölünmüşlüğü ve tek tek Trump-Netanyahu planının parçası haline gelmeyi kabullenmeleridir. Bazı bölge ülkelerinin işbirlikçi tutumları ise utanç vericidir.
Bu saldırının Ramazan’da gerçekleştirilmesi ise -daha önceki birçok saldırının da Ramazan’da gerçekleşmiş olmasında olduğu gibi- sembolik olarak 2 milyarlık İslam dünyasına meydan okumaktır.
Derhal atılması gereken adımlar açıktır:
1.Türkiye topraklarının İran’a dönük saldırılarda asla kullanılamayacağını derhal ilan etmelidir.
2.Kürecik üssü kapatılmalı, İncirlik üssünün herhangi bir saldırıda kullanılmaması için TSK tarafından gerekli denetim mekanizmaları kurulmalıdır. İncirlik üssünün kullanılması yönünde bir talep gelmesi veya izinsiz kullanılması gibi bir durum gelişmesi halinde İncirlik üssünün bütün yönetimi TSK’ne devredilmelidir.
3.Bu saldırı ile tırmanacak bir savaşın Türkiye’nin de güvenliğini tehdit edeceğinden hareketle NATO 4. Madde gereği İstişari toplantıya çağrılmalı ve ABD yetkililerinden savaşın gerekçeleri ve planlanması konusunda bilgi talep edilmelidir.
4.Bu bağlamda Sayın Cumhurbaşkanı Trump başta olmak üzere BM Güvenlik Konseyi Daimi üyelerinin liderleri ile acil bir telefon diplomasisi gerçekleştirilmelidir.
5.Bu görüşmelerde sorunun ABD-İran gerilimi hattından çıkarılabilmesi ve müzakerelere geri dönülebilmesi için P5+1 formatlı müzakere sürecinin canlandırılması temelinde yeni bir plan sunulmalıdır.
6.Daha önce de önerdiğimiz gibi Sayın Cumhurbaşkanı Mısır ve Suudi Arabistan liderleri ile de temas ederek üçlü bir mekanizma ile ABD nezdinde girişimde bulunulmalıdır.
7.Bu girişimin temel odağını da bu savaşın yol açmakta olduğu bölgesel istikrarsızlığın hem bölgesel hem de küresel ölçekli bir kaosa yol açabilme riski ve İsrail’in kışkırtıcı söylem ve saldırılarının ABD’nin çıkarlarını da tehdit etmekte olduğu ortak görüşü olmalıdır.
8.Sayın Cumhurbaşkanı ayrıca Gazze Barış Kurulunda yer alan İslam ülkeleri liderleri ile de temas ederek ABD nezdinde ortak girişimde bulunulmasını sağlamalıdır. Bu girişimde Barış Kurulu gölgesinde yapılan bu saldırının bu kurulu İsrail’in saldırılarını meşrulaştırma aracına dönüştürdüğü vurgulanarak İsrail’in kurul toplantılarına katılması halinde bu kuruldan çekilecekleri net bir şekilde açıklanmalıdır.
9.İslam İşbirliği Teşkilatı acil gündem ile toplantıya çağrılmalıdır.
10.Ayrıca bu gelişmelerden doğrudan etkilenecek olan Irak ile stratejik diyalog mekanizması kurulmalı ve anlık gelişmeler ortak güvenlik perspektifi ile değerlendirilmelidir.
11.Bu saldırıların Hindistan Başbakanı Modi’nin son derece saldırgan bir üslupla yaptığı İsrail ziyareti sonrasında gerçekleşmiş olması dolayısıyla nükleer güç gerekçeli benzer bir saldırının Pakistan’a yapılmasını engellemek amacıyla gerekli önlemler bağlamında istişareler yoğunlaştırılmalıdır.
12.Savaşı Afganistan-Pakistan-Hindistan hattına yayma riski taşıyan böyle bir senaryo gözönünde bulundurularak Türkiye acil olarak Pakistan ile Afganistan arasında doğrudan arabuluculuk girişimi başlatmalı ve Türkiye-Pakistan-Afganistan üçlü zirve süreçleri canlandırılmalıdır.
Gün “bekle-gör” yaklaşımı içinde pasif bir tavır alma günü değil, proaktif ve caydırıcı diplomasi yürütme günüdür.
En zor zamanlarda dahi hakikati haykırmaktan geri durmayan, siyaseti ilke ve ahlak zeminine oturtarak özgün bir çığır açan; nezaketi, sabrı ve vakarıyla en çetin muhalefetlere karşı dahi sükûnetini muhafaza eden muhterem Başbakanımız Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızı aramızdan ayrılışının yıl dönümünde rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Bir ilim adamı olarak özgünlüğünü, bir dava adamı olarak azmini, bir devlet adamı olarak üslubunu örnek aldığımız muhterem hocamızın manevi mirasının gelecek nesillere aktarılması hepimiz için kaçınılmaz bir vazifedir.
O, yalnızca bir siyaset adamı değil; aynı zamanda bir dava ve istikamet insanıydı.
Mekânı cennet, makamı âli olsun.