Futbol A Takımımız ile NESİNE arasında uzun yıllardır devam eden sponsorluk iş birliğinin imza töreni başladı.
Canlı yayınla takip etmek için 👇
https://t.co/bkv0CYOhnm
Bilecik Bozüyük Karabayir Köyü pazar günü köyde yapılan mevsimden sonra çöpler bu halde 2 gündür belediye ile özel idare aramadigimizyer kalmadı herkes birbirine pasliyor @Bozuyuk_Bel@Bilecikilozel
Bizler öğretmeniz, eğitim çalışanıyız.
Önce hakaret, sonra tehdit, ardından darp, öldürme… Şimdi ise okulda öğrencilere öğretmenlere yönelik silahlı saldırılar!
Bugün meslektaşlarımızın, öğrencilerimizin başına gelen, yarın hepimizin başına gelebilir. Bu artık münferit değil; bu, göz göre göre büyüyen bir güvenlik krizidir.
Artık susmayacağız!
Başımızı öne eğmeyeceğiz!
Hep birlikte başımızı kaldırma zamanı!
Hep birlikte meydanlarda olma zamanı!
Bu saldırılara, bu şiddete, bu cinayetlere “Yeter!” deme zamanı!
Okullarımızda gerçek ve etkili güvenlik önlemleri alınana kadar, eğitim çalışanlarının can güvenliği sağlanana kadar mücadeleye devam edeceğiz.
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde meydana gelen olayda birçok öğrencimiz ve öğretmenimiz yaralanmıştır.
Saldırganın, olay öncesinde sosyal medya hesabı üzerinden saldırı gerçekleştireceğine dair paylaşımlarda bulunduğu bilinmesine rağmen gerekli güvenlik önlemlerinin alınmamış olması kabul edilemez bir ihmaldir.
En büyük temennimiz, herhangi bir can kaybının yaşanmaması ve yaralı öğrencilerimiz ile öğretmenlerimizin en kısa sürede sağlıklarına kavuşmalarıdır.
Yaşanan bu vahim olayda sorumluluğu bulunan, görevini ihmal eden kişi ve yetkililer hakkında gerekli idari ve hukuki işlemlerin ivedilikle başlatılması gerekmektedir.
@tcmeb@UrfaValiligi@sanliurfammem63
Hürriyetçi Eğitim Sen olarak 15-16 Nisan tarihlerinde 2 gün iş bırakıyoruz!
Siverek’te öğretmenleri ve öğrencilerimizi hedef alan, çok sayıda yaralının olduğu okul saldırısı; okul güvenliğini sağlamayanların açık sorumluluğudur!
Okullarımızın güvenliğini sağlayacak tüm önlemlerin alınması, somut adımların atılması için,
Tüm eğitim çalışanlarını; bu ülkenin gördüğü en büyük öğretmen eylemi için birleşmeye, tüm sendikaları ise iş bırakma kararı almaya davet ediyoruz.
Sendikaların iş bırakma eylem kararları umarız kendi üyelerinin tepkisini sönümleme aracı değildir.
2 ay önce yaşadığımız elim olayda iş bırakma eylemi yapıldı ve ertesi gün sanki yaşanmamış gibi sessizliğe bürünüldü.
Bir eylem takvimi ve planı olmadan bu olaylara verilen salt iş bırakma kararları hiçbir şey ifade etmiyor ve etkisini yitiriyor.
Olayların ve tepkilerin aynı olması normalleştirmeden öte geçmeyecektir.
Gerçekçi bir tavır bekliyoruz.
İKRAMİYEYİ İNEK İÇTİ, EK DERS DAĞA KAÇTI, ZAM AĞACA ÇIKTI, EK DERSE VERGİYİ BALTA KESTİ, VERİLEN SÖZLER SUYA DÜŞTÜ, UMUTLAR YANDI BİTTİ KÜL OLDU.
Tam 20 yıldır ek derse bir kuruş zam yapılmadı...
İkramiyeyi İnek İçti, Ek Ders Dağa Kaçtı, Dizüstü Bilgisayar Ağaca Çıktı, Verilen Sözler Suya Düştü, Ek Ödemeyi Balta Kesti, Umutlar Yandı Bitti Kül Oldu.
İkramiyeyi İnek İçti
1-5 Kasım 2010 tarihlerinde yapılan 18. Millî Eğitim Şurası Kararlarının "Öğretmenin Yetiştirilmesi, İstihdamı Ve Mesleki Gelişimi" başlıklı bölümü 27. maddesi; "27. Öğretmen ve yöneticilerin ekonomik durumlarının iyileştirilmesi amacıyla her yıl kasım ayında bir maaş tutarında ikramiye verilmeli, ek ders ücretleri 12 TL'ye çıkarılmalı, görev aldığı projeler için ek ders ücreti tahakkuk ettirilmeli, yöneticilere ek ders ücreti yerine makam tazminatı ödenmeli ve ek ders ücretinin maaşlara yansıtılmasına yönelik düzenlemeler yapılmalıdır." hükümlerinde her yıl Kasım ayında bir ikramiye ödenmesi ve ek derslerin 12 TL'ye çıkarılması kararı alınmasına rağmen enflasyon oranında artan ek ders dışında 2026 yılına kadar bir arpa boyu yol alınmadı.
Kısacası 18. Millî Eğitim Şurasında; ek ders 12 lira olacak kararı aldıydınız ne oldu, öğretmene bir ikramiye kararı aldıydınız ne oldu,
Cevap veriyorum; Ek Ders Dağa Kaçtı, Zam Ağaca Çıktı, Ek Derse Vergiyi Balta Kesti
Ek Ders Dağa Kaçtı
Devam edelim 28 Ekim 2005 tarihinde öğretmenler günü öncesinde gazetelerde; "Öğretmenlerin ek ders ücretleri 3 kat artacak" başlığıyla "Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmenlerin 3,510 lira olan bir saatlik ek ders ücretlerinin 10 liraya çıkarılmasını öngören bir kanun taslağı hazırlayarak Başbakanlık'a gönderdi." şeklinde gündeme gelen ek derse zam hikâyesi bir türlü sonuçlanmamış, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in ek ders ücretlerini artırıyoruz açıklamasıyla beklentiye giren ve hükümetten gelen sinyaller doğrultusunda ümitleri sönen öğretmenler eylemlerde bulunmuşlardı.
24 Kasım 2005 Öğretmenler Günü'nde yapılacağı sözü verilen Öğretmen ek ders ücretini 3.510 TL'den 10 TL'ye yükseltme sözü veren Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile "Fatura 3 milyar YTL tutuyor" diyerek ek ders ücretlerini kırpma yoluna giden ve "Maliye Bakanı Kemal Unakıtan arasındaki anlaşmazlık ve gecikmeden dolayı aradan aylar geçmesine rağmen açıklanmamıştı.
Başbakanın da devreye girmesiyle “Maliye çalışmalarını sürdürüyor. Ben istiyorum, Bakan Unakıtan istemiyor, bütçeye ek yük getiriyor" şeklinde beyanatlarda bulunan bakanlık 2006 yılında ek ders ücretlerine yapılan zam oranlarını açıklamıştı.
Çelik, ek ders ücretlerinin saatinin 3.52 TL´den 5 TL´ye çıkarıldığını, bu konuda Maliye Bakanlığı ile mutabakata varıldığını söylemiş, yapılan zamla birlikte ek ders ücretlerinde yüzde 40 artışa gidildiğini, Ek ders ücretlerine yapılan zammın mevcut ek ders ücretinin 8 kat artışı anlamına geldiğini ifade eden Çelik'in bu açıklaması anlaşılamamıştı.
3,5 TL´yi 5 TL yapar iken zam yapılmış gibi gösterilmiş idarecilerin derse girmeleri, Yüksek lisans yapanların yüzde 25 ve Doktora yapanların yüzde 40 ek derslerinin kesilmesi, bazı öğretmenlerin ders dışı hazırlık ücretlerinin iptal edilmesi, ek ders hesabında haftalık hesaba geçilmesi nedenleriyle aslında toplamda zam yapılmamıştı.
28 Ekim 2005 tarihinde öğretmenler gününden önce ek dersler 10 TL olacak diyenler, 2006 yılında ancak 5 TL yapabilmişlerdir.
Zam Ağaca Çıktı
2010 yılı öğretmenler gününden önce ek dersler 15 TL olacak diyenler şimdi kaç TL yapabilecekler?
Her öğretmenler günü öncesinde verilen sözler tutulsaydı, 2005 yılında ek dersler 10 TL 2010 yılında ek dersler 15 TL olacaktı. Ek ders ücretleri aradan geçen 20 yıla rağmen ve enflasyon oranında zam alan 2026 yılında 160 TL civarındadır.
Kısacası 2025 yılında yapılan zam haricinde bugüne kadar ek derse sıfır zam yapılmış sadece enflasyon zammı eklenmiştir.
Ek Derse Vergiyi Balta Kesti
Yetkili sendikanın 2021 yılında MEB Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik'e sunduğu öneriyle, öğretmenlere ödenen ek ders ücretlerinin vergiden muaf tutularak, vergi matrahına dâhil edilmemesi Bakanlıkça değerlendirmeye aldığı öneri uygun görülür ve ek ders vergiden muaf tutulursa, öğretmen maaşına yaklaşık 100 TL zam gelmesi söz konusu olacaktı.
Verilen Sözler Suya Düştü
2003 de dönemin başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan "Sayın Başbakan, Türkiye'nin kaynakları yeterli değil. Biraz, bekleyin, 3 yıl sonra rahata kavuşacaksınız" demişti.
Umutlar Yandı Bitti Kül Oldu
Yukarıda hep verilen sözleri hatırlattık. 26 yıldır umutla yönetildik. Ama Umutlar Yandı Bitti Kül Oldu. 26 yıldır bekliyoruz.
Dolayısıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 176. maddesindeki gösterge rakamları yükseltilerek, ek ders ücretleri günün şartlarına uygun hale getirilmeli ve ek ders gösterge rakamları iki katına çıkarılmalıdır.
Bu nedenle hafta içi saat 18.00’den önceki ek dersler için 140 olan gösterge rakamı 280; hafta sonu ve hafta içi saat 18.00’den sonraki ek dersler için 150 olan gösterge rakamı 300 olarak belirlenmeli ve ek ders ücretleri iki katına çıkarılmalıdır..
TÜİK enflasyonu %0,87, ENAG enflasyonu %2,13.
Motorine 25 Kasım 2025’te 2,44 TL indirim yapılmıştı. 28.11.2025 tarihinde ise benzin fiyatına 73 kuruş, motorine 2 lira 11 kuruş indirim geldi.
Tam da enflasyonun açıklanmasından hemen önce gelmişti bu indirimler. Üstelik brent petrol fiyatlarında belirgin bir değişim olmamasına rağmen…
Birkaç gün sonra yeni petrol zamlarına hazırlıklı olmak gerekir.
Malum, Aralık ayı enflasyonu belli olduktan sonra memur ve memur emeklisine verilecek enflasyon farkı ile diğer emeklilere yapılacak zam oranı ortaya çıkacak. Asgari ücret de Aralık sonunda açıklanacak.
ENAG'a göre Kasım ayında enflasyon %2,13, yıllık enflasyon %56,82 oldu. TÜİK ise aylık enflasyonu %0,87, yıllık enflasyonu %31,07 olarak açıkladı. Aradaki farka bakar mısınız? Artık hiç şaşırmıyoruz. Piyasalar alev alsa da TÜİK'in sükûneti hiç bozulmuyor!
Memur ve emeklisinin 5 aylık enflasyon sonucunda alacağı enflasyon farkı %5,9 oranına ulaştı.
Dün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bazı üst düzey memurlara 30 bin TL zam kararı alınması, yoksulluk ve açlık sınırı altında yaşayan tüm memur ve emeklimizi üzmüştür. Düzenlemede memur ve emeklilere ait bir artış öngörülmemiştir. Dileriz önümüzdeki günlerde memur ve emeklisinin beklentilerine uygun bir refah payı artışı, hem iktidarın hem de muhalefetin desteği ile gerçekleşir. Memur emeklisine söz verilen ancak tutulmayan seyyanen zam ödenmeye başlanır.
Tabii bugüne kadar iktidarın memur ve memur emeklisi ile SSK emeklisini rahatlatacak, hatta onlar için umut olacak hiçbir açıklamasını duymuş değiliz.
Hür-Sen olarak refah payı ödemesinin maaş sistemine entegre edilerek 6’şar aylık dönemlerde %10 artış sağlamasını vazgeçilmez önemde görüyoruz. Aksi takdirde, iktidarın ekonomik beceriksizliği yüzünden alım gücü düşen memur ve emeklilerimizin bu ekonomik cendereden çıkışı mümkün değildir.
Milyonluk, beş yüz binlik üyeye sahip sarı sendikaların varlığı da memur ve emeklinin en büyük handikapı hâline gelmiştir. Ayda bir, her enflasyon açıklamasında döktükleri timsah gözyaşlarından başka hiçbir sorumlulukları yoktur maalesef.
Hür-Sen her zaman memur ve emeklisinin yanında olacaktır. Memurlarımız yaşatılan bu rezil tabloyu da sorumlularını da unutmamalıdır.
Plan ve Bütçe Komisyonunda dün gece kabul edilen önergeye göre Genel Müdür, Vali, Kaymakam, Daire Başkanı, Kurum Başkanları ile müfettiş ve uzmanların maaşları 30 bin liraya kadar olan tutarda artırılacakmış.
Peki, yoksulluk sınırı altında ki memur , açlık sınırı altındaki emeklinin durumunu iyileştirmek için ne yapacaksınız ?
Yoksa şimdiye kadar yaptığınız gibi yok mu sayacaksınız ?
Refah Payı uygulaması gecikmeksizin yürürlüğe konmalıdır.
@memetsimsek@tcbestepe
1 Aralık 2025 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen önergeye göre; üst düzey yöneticiler ile bazı uzman ve meslek mensuplarının maaşlarında 30 bin TL’ye kadar artış yapılması öngörülmüştür.
Ancak iyileştirme genele yayılmadıkça bir anlamı yoktur. Yoksulluk sınırının altında maaş alan memuru, açlık sınırında yaşamaya çalışan emekliyi yok sayarak bir yere varamazsınız; adaletin sağlanmadığı bir ücret politikası sürdürülemez ve ekonomik yük sadece çalışanların sırtına bırakılamaz.
Komisyon’dan geçen teklif, tüm memurlara ek zam ve refah payı verilmesini sağlayacak şekilde genişletilmelidir.
Öğretmenlere ücretsiz internet, A101’den 200 TL hediye çeki…
Sn. @Yusuf__Tekin, öğretmen kökenli olmayabilirsiniz; ancak bugün öğretmenleri temsil eden bir makamda oturuyorsunuz. Peki derdiniz gerçekten öğretmenlere bir güzellik yapmak mı, yoksa onları daha da itibarsızlaştırmak mı?
Öğretmene verilen 200 TL’lik hediye çeki ile ne yapılacağını hiç düşündünüz mü? Bir kahveyle bir suyun bile yetmediği şu ekonomik şartlarda, bu rakamın öğretmenin yaşadığı gerçeklikle uzaktan yakından ilgisi yoktur.
Gerçeklerden kopuk bir biçimde “devrim” diye nitelendirdiğiniz bu dönem, maalesef ki eğitim çalışanları açısından bir yıkım dönemi olarak tarihe geçecek. Öğretmenlerin sorunlarını çözmek yerine sembolik adımlarla algı yönetimi yapmak, mesleğin itibarına daha fazla zarar vermektedir.
@HurEgitimSen
YETER YAHU!
Yetkili ve etkili sendikaların temsilcileri, bütçe görüşmelerinin başlayacağı günlerde, yani bugünlerde “Neredesiniz?” diye diğer sendikaları suçluyor adeta.
Konuyu anlayamayacak kadar zeka özürlüler mi, yoksa algı mı yaratmaya çalışıyorlar? Kararı memurlarımız versin; ancak ben bir defa daha, anlama özürlü olduklarını varsayarak tekrar anlatayım.
Bak sarı sendikacı; siz Hakem Kuruluna katılarak, TBMM’de muhalefetin elini güçlendirecek tüm imkânları iktidara teslim ettiniz. Yani bağıtlanmış bir toplu sözleşme varsa, imzanız olsun olmasın sizin eserinizdir. TBMM’ye sadece işin usul tarafını bıraktınız.
Bak, akıl dolu beyne sahip (!) sarı sendikacı; Hakem Kuruluna katılmayıp işi TBMM’ye bıraksaydınız, 4 ay boyunca gündem memur ve emeklisinin sosyal ve ekonomik hakları olacaktı. TC Merkez Bankasının enflasyon beklentisini revize ettiği göz önüne alındığında, bu yeni bir fırsat doğuracak; zam oranı, sizin sebep olduğunuz orandan çok daha yüksek olabilecekti.
Tüm bunları anlamadığınızı hiç düşünmüyorum; aklı başında hiçbir memur ve emeklisi de düşünmüyordur, emin olun.
Size bir tavsiye: Memuru ve emeklisini aptal yerine koyma huyunu terk edin artık. Herkes her şeyin farkında.
Yeter yahu!
REFAH PAYINI ÖDEMEKTEN KAÇAMAZSINIZ!
ENAG ekim enflasyonunu yüzde 3,74, yıllık enflasyon ise yüzde 60 olarak açıkladı.
TÜİK ise aylık enflasyonu yüzde 2,55, yıllık enflasyonu yüzde 32,87 olarak tespit etti.
Aradaki farkı çok daha artırarak son 5 yıla uyguladığımızda memur, emekli ve diğer çalışanların alım gücü neden bu kadar düştü sorusunun cevabı bulunacaktır.
Asıl problem ise, İktidarın bu hal karşısında hiç bir sorumluluk almadığı gerçeğidir.
Sayın Mehmet Şimşek ve diğer yetkililerin, yıllardır, düştü düşecek dediği enflasyon TÜİK rakamlarına göre dahi, bir türlü düşmemektedir.
Hür-Sen olarak her zaman ifade ettiğimiz üzere, bu cendereden çıkmanın tek yolu REFAH PAYI ödemesidir. Tüm zam ve enflasyon farkı ödemesinin üzerine, her 6 ayda Yüzde 10 refah payı ödenmelidir. Aksi takdirde, yangının tam ortasında bırakılmış memur ve memur emeklisini ve elbette tüm dar ve sabit gelirlileri kurtarmak mümkün olmayacaktır.
Memur ve emeklisinin 3 ay sonunda enflasyon farkı alacağı Yüzde 4,99 olmuştur.
Bir çağrım da, memur ve emeklisi bu halde iken "sendikacılığın kitabını yazdık" palavrası ile, ortada gezenlere.
Siz sendikacılık kitabını yazarken (!) az da olsa memur ve emeklisinin alım gücünü yükseltebilmenin gayreti içinde olsaydınız. Allahtan korkun, yalanlarınız hiç bitmedi. Hiç kimsenin inanmadığını bile bile algı yaratmaya devam ediyor ancak temsil ettiğiniz insanların, insanca yaşama hakkı gasp edilirken, utanmadan sırıtıyorsunuz. Siz olsa olsa, "sendikacılığın yüzde karası olabilirsiniz"
Görülmektedir ki, sendikacılık yeni bir vizyon, yeni bir zihniyeti şart kılmaktadır. Hükümet, sarı sendikalar el ele=yokluk ve yoksulluk olmuştur. Bu gerçeğe artık kimse göz yummamalıdır.
"Pastadan hak ettiğimizi istiyoruz. Çocuklarımıza hak ettikleri bir gelecek kurmak bizim de hakkımız. Kısaca insanca yaşamak bizim en önemli talebimiz." diyebilmek için doğru tercihler yapmak boynumuza borçtur.
Sayın Manisa Valisi,
Sendika başkanımızın bu açıklamasından rahatsız olmuş ve Kaymakam vasıtasıyla soruşturma başlatılmış. Sayın Vali, bir öğretmen ya da herhangi bir devlet memuru, bu şekilde hiçbir güvenlik tedbiri alınmadan, tabiri caizse dağ başına nöbete gönderilebilir mi?
Bir sendika başkanı, bu eksik ve kusurları kamuoyuyla elbette paylaşacaktır. Siz, soruşturma açarak hem kendi kusurlarınızı kapatmaya hem de Anayasa ve kanun ile verilen sendikal faaliyeti engellemeye çalışıyor ve suç işliyorsunuz.
Hür-Sen olarak bu yaptığınızı sineye çekeceğimizi, sessiz kalacağımızı hiç düşünmeyin. Gerekli tedbirler alınmak suretiyle öğretmenler de, diğer memurlarımız da ülkemiz için her türlü fedakârlığı severek yapar. Ancak siz, kendi üzerinize düşen sorumluluğu yerine getirmeden onların can güvenliğini tehlikeye atarak görev yapmalarını bekleyemezsiniz.
Olay daha da ileri gitmeden, sorumluluk göstererek bu soruşturmayı derhal geri çekiniz. Çekiniz ki, sizin bu olayla ilgili kusurlarınız gündeme gelmesin. @ManisaValiligi@_vahdettinOZKAN@sehzadeler1
SEN SENİ BİL, SEN SENİ…
Şu satırların sahibi malum sendika başkanını tahmin etmeniz hiç de zor değil. Bakın ne demiş:
“Kamuda oluşan gelir adaletsizliğine, ücret dengesizliğine ilişkin itirazımızın iyi anlaşıldığını düşünüyoruz. Her doğruya bir yanlış bulmaya çalışanlardan farkımız, her yanlışa bir doğru söylememizdir. ‘İşimiz hükümetin doğrularını söylemek değil, hükümete doğruları söylemektir’ şiarı ile doğruyu eğip bükmeden, yalın haliyle söyledik.”
Aklıma şu sorular takıldı:
•Kamuda oluşan ücret adaletsizliğine hangi itirazı, hangi yol ve yöntemlerle yaptınız?
•İtirazınız iyi anlaşıldıysa, ortada bir çözüm ya da bir işaret neden görülmüyor?
•İktidar ile ilişkilerinizin hangi boyutta, hangi yol ve yöntemlerle olduğunu söylemekten neden kaçıyor ve neden yarım yamalak da olsa bir muhalif ağzıyla konuşma gereği duyuyorsunuz? 1 milyondan fazla üyenizin sadece ve sadece iktidar gücüyle olduğunu neden görmezden geliyorsunuz?
•Hiç de doğru olmayan açıklamalarla, memurların “işte gerçek sendika bu” diyeceğini mi düşünüyorsunuz? Değil 1 milyon, tüm memurlar üyeniz de olsa, çok beklersiniz!
Hani derler ya, bu tür açıklamaların sizden gelmesi tam da saç baş yolduracak cinsten. Allah, bu açıklamalarınızı okuyan tüm memurlarımıza sabır versin inşallah. Bilhassa üyelerinize!
Dün hep birlikte, gururla “Türkiye sevdamız!” diye haykırıyor, Türkiye ve Türk düşmanlarına her zeminde tepki gösteriyorduk. Sendikacılığı da aslanlar gibi yapıyor, örnek gösteriliyorduk. Değil mi?
Bugün bu kadar zelil, bu kadar silik olmanız nedendir?
Gazi Meclis’te “Biji Serok Apo!” diye böğürüyorlar; bebek katili rahatsız olduğu için basına sansür uygulanmasını istiyorlar. O kadar şımardılar ki, herkese ayar vermeye çalışıyorlar. 50 bin insanımızın katiline “kurucu önder” diye hitap ediliyor.
Siz neredesiniz, Türkiye sevdalıları(!)?
Bu yaşanan rezalet hiç mi kanınıza dokunmuyor? Bizim ilkemiz “önce ülkemiz”di, hani!
Sendikacılığınızı geçtik; bir numaranız olmadığını son toplu sözleşmede bir defa daha net olarak gördük. Yahu, millî ve vatansever yanınız da mı hiç kalmadı?
Yuh size! Yazık size! Her şey koltuk içinmiş.
Akif ne güzel anlatmış:
“His yok, hareket yok, acı yok… Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana… Sen böyle değildin.
Kurtulmaya azmin neye, bilmem ki, süreksiz?
Kendin mi senin, yoksa ümidin mi yüreksiz?”
2028'İN GELİŞİ 2025 YILINDAN BELLİ DEĞİL Mİ?
Son toplu sözleşme tam bir rezaletti. Hem talep edilen ve verilen zam yönünden, hem de milyonluk, beş yüz binlik üye sayısına sahip sendikaların ortaya koyduğu trajikomik görüntüler yüzünden.
Bunlar kendilerini rezil etti, ancak mesele onların rezil olması değil; memur ve memur emeklisinin yıllardır çektiği çileye iki yıl daha eklenmesidir.
Neden böyle olduğunu herkes biliyor, tekrara girmeyeceğim. İki koca yıl kayboldu!
Peki, 2028 ve 2029 yılları için yapılacak toplu sözleşmeden bir beklentimiz olabilir mi?
Aynı zihniyette sendikalar, memur ve emeklisine kör bakan bir siyaset anlayışı! Tek çare, iktidarı kendine getirecek ilkeli sendikacılık.
Bu şartlarda, 2028 ve 2029 toplu sözleşmesinden umudu olan kaç kişi çıkabilir? Sendika Kanunu aynı, Hakem Kurulu aynı, uzaktan kumandalı sendikalar aynı!
Hür-Sen olarak çözümün, memurlarımızın hür iradesiyle ortaya koyacağı ilkeli tavır olduğunu biliyoruz.
Tüm memurlarımıza bir kez daha hatırlatıyoruz: 2028 ve 2029’un gelişi 2025’ten belli değil mi? Sizin iradenizden başka ne bir yol, ne bir çözüm var!
RAF ÖMRÜNÜZ DOLDU
Toplu Sözleşme, Hakem Kurulu’nun %1 zammı ile bitti.
Memur ve emeklisine atılan bu tarihi kazığın 3 sorumlusu var: İki sarışın sendika ve elbette iktidar!
Her 3’ü de bundan sonra çok rahatlamış görünüyorlar. Tepkiler, iktidarın zaten umurunda değildi. Görmeyen gözler, duymayan kulaklar… Kendilerini millete topyekûn kapatmışlar adeta!
En çok rahatlayan da iki sarışın. Bugünlerde yaptıkları faaliyetlere bakın Allahınızı severseniz: O ziyaret etti, bu gitti, şu geldi. Onu, bunu ziyaret ettik! Şuranın açılışını yaptık, filan.
Gözlerinin içi gülüyor. Neden?
Hakem Kurulu tiyatrosu gerçekleşmeseydi, sendikal mücadele Aralık ayında TBMM’de yapılacak bütçe görüşmelerine kadar kesintisiz devam edecekti. Ülke gündemi 4 ay boyunca memur ve çok daha zor durumdaki memur emeklisine odaklanacaktı. İktidar çok zor durumda kalacak, acımasız zam politikaları ve ekonomik başarısızlıklar her gün tartışılacaktı. Bu iki sarışın da mecburen bir eylemlilik süreci başlatmak zorunda kalacaktı.
Rahat rahat eş dost ziyaretleri, çay, pasta sohbetleri yapmak yerine meydanlarda eziyet çekmeye ne gerek vardı?! Göstermelik eylemler için ağababalarından izin alma zorluğu, üstelik yiyecekleri azar da cabası! Malum, tüm bunlar altlarındaki koltukların gitmesi sonucunu da doğurabilirdi.
Aman, elinizi sıcaktan soğuğa sokmayın! Nasıl olsa sizleri sorgulayan da yok. Yarattığınız korku iklimi, çevrenize sunduğunuz günübirlik menfaatler size yetiyor da artıyor da! Sendikacılık mı? Hak getire!
Hür-Sen olarak size diyoruz ki: Hiç rahat olmayın. Biliniz ki insan iradesine tarih boyunca hiç kimse pranga vuramamıştır.
Sizin hastalıklı sendikal anlayışınızın raf ömrü doldu; vakit tamam!