Ek ders ücreti brüt 220 TL Oldu!
Vergi kesintisiyle 185 TL'ye, hatta 159 TL'ye kadar düşüyor.
2 yıl önce "Bir et dürüm bile alınmıyor." dedik.
Geçen yıl "Bir tavuk dürüm alınmıyor." dedik.
Bugün geldiğimiz noktada bir tost bile zor alınıyor!
Toplu sözleşme masasında bunu konuşmayanlar nerede? Eğitim çalışanlarının hakkını savunduğunu söyleyen sendikalar nerede? Bu sendikalara üye olup destek veren yüz binler neden sessiz?
Ek ders ücreti %100 artırılmalıdır! Bu artık bir talep değil, zorunluluktur. Eğitim çalışanının emeği bu kadar değersizleştirilemez!
#EkDers #Öğretmen #TopluSözleşme #EğitimÇalışanları
#SICAKGELİŞME Bodrum 2. Sulh Ceza Hakimliği, yeni trafik kanunuyla gelen ve aracından inenlere yazılan 180.000 TL ceza düzenlemesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.
🚨''10 günlük mazeret izni prosedürü değiştirilmeli''
Bunu daha önce de dile getirmiştim. Öğretmenin itibarı, doktorların diline pelesenk edilemez.
Herkesin hayatında zorunlu durumlar olabilir ve bazen rapor almaktan başka seçenek kalmayabiliyor. Zaten öğretmenlerin mevcutta 10 günlük mazeret izni hakkı var ancak bu süreç kaymakamlık onayına bağlı prosedürle ilerliyor.
Bu konuda daha sağlıklı olan, maaş kesintili olacak şekilde sürecin doğrudan öğretmenin inisiyatifine bırakılmasıdır.
Ekonomik Kayıplar ve Vergi Dilimi Adaletsizliği
Maaşların enflasyon karşısında erimesi, ek ders ücretlerinin sembolik rakamlara dönüşmesi ve yılın ilk çeyreğinde girilen üst vergi dilimleriyle maaşların kuşa dönmektedir.
İstanbul veya Ankara gibi büyükşehirlerde görev yapan bir memurun ve öğretmenin maaşının neredeyse tamamı kira ve temel faturalara gitmektedir. Girdiği bir saatlik ek ders ücretiyle okul kantininden bir tost bile alamamaktadır. Nisan ayına gelindiğinde vergi dilimi kesintisi yüzünden aldığı maaş, Ocak ayındaki alım gücünün çok gerisine düşmektedir.
Bu yüzden biz EYSEN olarak memurların vergi dilimi %15’te sabitlenmelidir. Ek ders ücretleri, güncel ekonomik göstergelere ve memur maaş katsayısına kalıcı olarak endekslenerek en az %100 oranında artırılmasını istiyoruz.
Gaziantep’te korkunç bir asayiş olayı patlak verdi.
Dün, şehirde hayır işleriyle tanınan bir ailenin ferdi olan kuyumcu iş insanı, Erikçe yolunda 6-7 kişilik bir grup tarafından durduruldu.
Güpegündüz aracından indirilen talihsiz adam; önce otoparka, ardından bir bağ evine götürülerek sabaha kadar işkence gördü.
Şahısların, iş insanının ruhsatlı silahını gasp ettiği ve zorla 15 Milyon TL’lik senet imzalattığı öne sürülüyor.
Gündüz vakti yolda adam durduruluyor, kaçırılıyor, işkence görüyor senet imzalattırılmaya çalışılıyor.
Hayırdır, Gaziantep Teksas mı oldu?
Sokaklarda artık kimsenin can ve mal güvenliği kalmadı mı?
Bu adamlar pakentlenmeli, kamuoyunun önüne çıkarılmalı ve suçun cezasız kalmadığını herkes görmeli.
#DüşükTeklifeHayır ❗ Gerekirse ihaleler iptal edilmeli, süreç yeniden başlatılmalıdır
Adil, hakkaniyetli ve kabul edilebilir bir promosyon istiyoruz!
Sesimizi duyurmak için buradayız 👇
#AdilPromosyonİstiyoruz#EmeğeSaygı
Gaziantep’te maaş promosyon ihalelerinin İl MEM kararıyla ilçe bazında yapılması, ortaya çıkan tablonun daha da vahim olmasına yol açmıştır. Birçok ilçede teklifler 70–75 bin TL bandında kalmıştır.
Oysa bu rakamlar; yüksek enflasyon, derinleşen hayat pahalılığı ve memur maaşlarındaki artışlar göz önüne alındığında eğitim emekçileri için açıkça yetersizdir.
Eğitim çalışanları, günü kurtaran değil, gerçekleri yansıtan; adil, güncel ve hakkaniyetli promosyon istiyor.
@gantepvaliligi@Gaziantep_MEM
#gaziantepöğretmenlerimağdur
@RotamizFinans Aynı orandan hemen hemen aynı meblağları bugün itibari ile yapılandırdık. Masraflar hem kapama cezası, hem yeni bankadan gelen masraflarla birlikte 120 bin lirayı buluyor. Tabi ki değişkenlik gösterir ama toplam masraf bence minimum 70-80 olarak düşünülmeli.
2 ay önce, memur ve emekli maaşlarına zam yapılırken, enflasyonun düşüş trendinde olduğu ve hedeflenen enflasyon oranlarının tutturulacağı yönünde açıklamalarda bulunulmuştu. Ancak, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, henüz iki ay geçmeden, Eylül ayı itibarıyla enflasyonun ana eğiliminde artış gözlendiğini ve dezenflasyon sürecinin yavaşladığını kamuoyuyla paylaştı.
Bu bağlamda, aşağıdaki sorular önem arz etmektedir:
1-) Memur ve emeklilerin satın alma gücünü korumak ve bu öngörü hatasını telafi etmek amacıyla ne tür düzenlemeler planlanmaktadır?
2-) Memur ve emekliler için yapılan bu hata, asgari ücret belirleme sürecinde de tekrarlanacak mıdır?
3-) 2 ay gibi kısa bir sürede böylesine kritik bir öngörü hatası yapan ve milyonlarca vatandaşın hayatını doğrudan etkileyen karar alıcılar, görevlerinden istifa etmeyi değerlendirecek midir?
Bu sorular, ekonomik politikaların güvenilirliği ve toplumsal refahın korunması açısından hayati öneme sahiptir.
6,5 milyona yakın memur ve memur emeklisini yakından ilgilendiren 8'inci Toplu Sözleşme görüşmeleri tamamlandı.
1 Ağustos'ta başlayan bu görüşmelerde Kamu İşveren Heyeti ile sendikalar arasında herhangi bir anlaşma sağlanamadı. Yasaya göre konu hakem kuruluna sevk edildi.
Emekçiler yine alınterinin HAKKINI ALAMADI.
Ülkemizde emeğin milli gelirden aldığı pay sürekli düşüyor. Emeğin payı sermayeye transfer ediliyor.
Emeğin milli gelirden aldığı payda:
OECD ortalaması %55,
AB ortalaması %70,
Türkiye ortalaması % 30’larda.
Başka söze gerek var mı?
Mevcut durum sürdürülebilir ve kabul edilebilir değildir.
Zafer Partisi olarak asgari memur maaşının yoksulluk sınırına endekslenmesini ve enflasyon farkının her ay otomatik olarak maaşlara yansıtılmasını öneriyoruz.
Zafer Partisi iktidarında memurların grevli, toplu sözleşmeli sendikal hakları kamu hizmetlerinin devamlılığını dikkate alan bir bağlamda yasal bir çerçeveye kavuşturulacaktır.
Kapitalist Avrupa kadar emeğin hakkına ve payına saygılı olmayı bu haklara sahip çıkmayı işçi ve işverenler, tüm taraflara öneriyoruz.
Ülkemizin birlik ve bütünlüğünü iç barışını sağlamanın bir yolu da budur. @zaferpartisi