1. Eğer belediyelere yöneltilen suçlamaların önemli bir bölümü 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 21/b maddesi kapsamında yapılan ihalelere dayanıyorsa, halkın sorduğu ilk soru çok basit: Belediyeler neden temel hizmetlerin daha büyük bölümünü kendi personeli, araçları ve teknik kapasitesiyle üretmiyor? 21/b, esas itibarıyla doğal afet, salgın, can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve öngörülemeyen durumlarda ivedilik gerektiren ihtiyaçlar için düzenlenmiş bir pazarlık usulüdür. Normal belediye faaliyetlerinin sürekli finansman ve hizmet modeli haline gelmesi ayrı bir tartışma konusudur.
2. İkinci soru, dışarıdan hizmet alımının gerçekten ekonomik olup olmadığıdır. Belediye temizlikten ulaşıma, bakımdan altyapıya kadar sürekli ihtiyaç duyduğu hizmetleri yıllar boyunca şirketlerden satın alıyorsa şirket kârı, finansman maliyeti ve ihale sürecinin diğer maliyetleri de sonuçta belediye bütçesinden çıkmaktadır. O halde kamuoyuna yalnızca “hangi şirket hangi ihaleyi aldı?” sorusundan öte, aynı hizmet belediye bünyesinde üretilse toplam maliyet ne olurdu?” sorusunun da hesabı verilmelidir. Kamu yönetiminde asıl ölçüt maliyet, kalite, rekabet ve kamu yararıdır.
3. Üçüncü ve daha temel mesele kurumsal tercihtir. "Belediye yıllardır tekrar eden ve önceden öngörülebilen bir hizmeti sürekli olağanüstü veya hızlandırılmış ihale yöntemleriyle dışarıdan temin ediyorsa, halkın sorusu şöyle şekilleniyor: “Bu hizmet zaten her yıl gerekiyorsa neden belediyenin kalıcı kapasitesi oluşturulmuyor?” Üstelik 21/b ve benzeri pazarlık usullerinin bugün elektronik ihale sistemi içinde yürütülmesine ilişkin kurallar da bulunuyor. Yani mesele yöntemin hangi şartlarda ve ne sıklıkta tercih edildiğinin açıklanabilmesi olarak karşımıza çıkıyor.
Belediyeler için geçerli olması gereken bu yapı, devlet hizmetleri için de geçerlidir, doğal olarak.
🔴 Fransa’da izinsiz telefon aramalarına yasak geldi.
📍İşletmeler, tüketiciden önceden izin almadan ticari amaçlı arama yapamayacak.
📍İhlal halinde 87.000 dolara kadar para cezası uygulanabilecek.
Futbol ekonomisi akla zarar bir israftır!
Bazıları diyor ya “villa ve prim verildi ama gol yok” ama mesele şu:
Milli gelirin binde 6’sı yani 8 milyar dolar her yıl futbol ekonomisine ayrılıyor. Toplumun kaybettiği zaman, yasa dışı bahis ve diğer kayıpları hesaplamak çok zordur.
Nasıl ki Eurovision yarışmasından çekildiysek sadece bir yıl futbol ekonomisi yerine sağlık araştırması, ihracat amaçlı yüksek teknoloji sanayi imalatı, ithalatı önleyen tarım işletmeleri ve daha fazlasına yönelseydik ülkede çoğu sorun çözülürdü.
Ancak belediye başkanlarının Audi sevdası daha çok gündem oluyor. Çünkü bilim, liyakat, teknokrasi ve yönetim danışmanlığı hak ettiği itibarı Orta Doğu’da göremiyor.
Fransız düşünür ve diplomat Joseph de Maistre’a atfedilen şu sözü hatırlayın;
“Her ulus hak ettiği hükümete sahiptir.”
ABD-İran savaşı sonuçları:
-Dünyanın en güçlü ordusuna sahip ABD, İran'a diz çöktüremedi.
-Körfez Arap ülkeleri, ABD'nin kendilerini koruyamayacağını anladı, İran'la anlaşma seçeneğine yöneldi.
-Tayvan da, ABD'nin kendisini savunamayacağını anladı; Çin'le daha ılımlı politika izleme yolunda.
-İran silahlı kuvvetlerinin kuvveti değil, "iç cephe"nin gücü ABD'ye geri adım attırdı. 1921'de "iç cephe"nin önemini vurgulayan Atatürk'ün stratejik öngörüsü tekrar teyit edildi.
-Dünyanın en zengin enerji kaynaklarına sahip Arap ülkeleri, ABD'den en pahalı silahları satın almalarına rağmen varlık gösteremedi. Bu da, bu ülkelerde "savaşma azim ve iradesi"nin yokluğunu gösterir. İsrail'e karşı hiç bir dönemde varlık gösterememelerinin nedeni de bu. "Savaşma azim ve iradesi" her millette olmaz. Kuvvet çarpanıdır. ABD-İsrail saldırılarında, İran'dan göç olmadı. Ama Arap ülkelerinde, neredeyse nüfusun dörtte biri başka ülkelere kaçtı. "Vatan, millet" kavramının önemi ortaya çıktı.
-Atatürk'ün stratejik öngörüsü bugüne ışık tutuyor. 1934'te Balkan Antantı, 1937'de Sadabad Paktı (Türkiye, İran, Irak, Afganistan) Türkiye'yi güvenlik ve barış çemberi içine aldı. 2026 Türkiyesi, benzer ittifaklar yapmalı. Çünkü, ABD hiç bir zaman Türkiye'nin müttefiki, olmadı. Ayrıca, Türkiye, "iç cephe"yi olumsuz etkileyecek göçmenlerden tamamen kurtulmalı.
-2026 Türkiyesi, "İÇ CEPHE" gerçeğinden hareketle, kutuplaşmayı ortadan kaldırmalı ve yozlaşmayı yok etmeli.
-Ve Türkiye'de yaşayan herkes, siyasi yelpaze farkı gözetmeksizin, her gün Atatürk'e şükretmeli ve dua etmeli.
-Ben klralık evlerimi e-devlette ilan vereyim.
-Ev arayanlar E-devletten ilanlara baksın,
-Sözleşme E-devlet üzerinden yapılsın
-kiralar devlet bankası üzerinden gönderilip,kayıt altına alınsın,
-kira zammı otomatik tüfeye göre yapılsın.
-devlet kira vergimi otomatik kessin,
-kiracı ödemeyi aksatırsa devlet tebligat yollasın,
-3 ay ödeme gelmezse veya kiracıyla ilgili polise 3 şikayet gider ve polis tutanağında şikayet doğru çıkarsa, polis gidip kiracıyı zorla çıkartsın.
Bu kadar basit bir yöntemle:
-emlakçılara akan milyarlarca komisyon biter,
-yüz binlerce kira davası ortadan kalkar,
-kimse birbiriyle muhatap olmaz kiracı-ev sahibi kavgaları biter.
-ev bulmak ve kiralamak devlet g��vencesine girer ve hem barınma hakkı hem de mülkiyet hakkı korunur.
Elektrik hırsızları işleri iyice büyütmüşler. Hırsızlar işleri büyüttükçe Türk milletinin sırtına vurulan yük artar.
Türkiye'de en çok Bitcoin üretimi yapan 10 şehir belli olmuş;
1. Diyarbakır
2. Şanlıurfa
3. Şırnak
4. Hakkari
5. Siirt
6. Bingöl
7. Bitlis
8. Kars
9. Batman
10. İstanbul
Geçtiğimiz günlerde, Şanlıurfa'da kaçak elektrikle kripto üretimi yapılan
bir tesis tespit edilmişti.
Ahır şeklindeki yapının içerisinde 1.600 kWh gücünde kaçak trafo olduğu, tesisin her ay 1.000 çeyrek altın (9.534.000 TL) değerinde kaçak elektrik tükettiği, tüketilen enerjinin yaklaşık 15.000 hanenin aylık faturasına eş değer olduğu açıklanmıştı.
#Bitcoin
Metin Akpınar’ın yaklaşık 22 sene önce katıldığı bir televizyon programındaki eğitim, siyaset, köyden kente göç ve insan ilişkileri üzerine yaptığı tespitler…
SON DAKİKA / Restoranlar, pastane ve kafelerde müşterilerden “servis ücreti, masa ücreti ve kuver” adı altında ek ücret almak yasaklandı.
Müşteriler sadece menüde gördüğü fiyatı ödeyecek.
Yönetmelik, Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.
⚠️ İsmail Saymaz, Ankara’da gece kulüplerinde fuhşa zorlanan kız ��ocuklarının anlattıklarını paylaştı:
• Gece kulübünde ücretsiz yeme içme ve alkol kullanma imkanlarıyla süreç başlıyor. Bu imkanlar 18 yaş altı kızlara özel.
• Kızsanız ve buraya gider yer, içer, oynarsanız para alınmıyor. Sonra iş teklifi alıyoruz. ‘Çok güzelsin, çalışmanı isteriz’ deniyor.
• Dans, garsonluk, konsomatrislik, striptiz dansı, direk dansı gibi işlerde iş hayatımız başlıyor. Sigortamız olmuyor. Günlük 2000 TL alıyoruz. Bahşişler bize kalıyor.
• İlerleyen süreçte fuhuş teklifi geliyor. Masasında oturduğumuz kişiler bizi beğenirse patronla iletişime geçiyor.
• Patron ‘Bu adamla dışarı çık, birlikte ol, sana 5000 TL ödenecek’ diyor. 2500 TL’yi mekanda alıyoruz. 2500 TL’yi iş bitimi. Paranın yarısı mekanda kalıyor. Bu iși yapmak zorundayız. Cinsel ilişki teklifini reddedersek işten atılıyoruz. Bu işin bir parçası.
• Mekan tek katlı. Kapıdan girdikten sonra yanda siyah duvar var. O duvar depoya açılıyor. Depodan dışarı çıkılıyor. İçeride kulüp ışıkları var. Polis geldiğinde ışıklar sönüyor. Beyaz ışıklar yanıyor. Kaçmamız gerektiğini bundan anlıyoruz. Kulübün içinde kaçış alanı var. Buradan dışarı çıkıyoruz.
• İçeride uyuşturucu satılıyor. Bir masadaki kişiler müşteri gibi davranıp torbacılık yapıyor.
• Patron bizleri ‘Tokatçı’ tabir edilen kişilerle tanıştırıyor. Tokatçılık kızlar arasında ‘Çat çat’ diye bilinen iştir. ‘Çat Çat’ konumculuk olarak tabir edilir.
• Ekip bizlere adres ayarlar. Fuhuş ve seks yapılacakmış gibi taksiler götürür. Amaç seks yapmadan dolandırıcılık yaparak kişinin parasını almaktır.
• WhatsApp’tan fuhuş yapmak isteyenlerle mesajlaşıyorlar. Profilde kız fotoğrafı var. Hatlar başkalarının üzerine. Yabancı ülke numaraları. Randevu ayarlanır, pazarlık yapılır. Gecelik 8000 TL artı taksi ücreti, 10.000 TL bir kız için anlaşma yaparlar. Anlaşmalı taksi bizi konuma götürür. Buna ‘abone taksi’ denir.
• İçeri gireriz. Parayı İBAN yoluyla ya da nakit alırız. Para hesaba geçince Ş.G. veya B.K. telefon açar. ‘Aşağıdayız, in aşağı, hesabı kontrol et’ der. Adam evinin önünde bekleyen olduğu korkusuyla inmemize izin verir. Taksiye biner, kaçarız. Parayı alıp başka işe gideriz.
• Bir gecede 10-15 konuma gidilir. Çok fazla talep gelir. Konumlar arasında gezerken dinlenmek için işkembecide buluşulur. Anlaşmalı üç taksi durağı var.
Şununla dalga geçildiğine inanamıyorum
Devir teknoloji devri deyip, tüm fiyatlamaların dijital platfotmda ulaşılabilir olmasındaki sakınca nedir?
Ayrıca, suyu 250 TL'ye satan yere gitmememize de vesile olur. Gitmek isteyen de bilerek gider
"Kapıda yazıyor ya" deniyor
Kapıya kadar gidip geri dönmek yerine, gitmeden fiyat görmenin ne sakıncası var yahu
Ayrıca, restaurantların fiyat ve içeriklerini de Bakanlığa yollama zorunluluğundan gayet memnunum şahsen.
Sözleşmişler gibi!!!, her restaurantta aynı miktar hesabı ödemek de acayip geliyor.
Minibüs yolundaki balıkçı ile, deniz kenarı balıkçısı aynı faturayı getiremez kardeşim (getiriyor)
Çok memnun oldum. Umarım efektif biçimde de kontrol edilir.
Menkul kıymete yabancı yatırımcı gelir mi?
Bist Piyasa değeri 366 MLR USD
DİBS Piyasa değeri 219 MLR USD
Tahvilde yabancı payı ~6.5%
Hissede 37% (QNB'yi çıkar 27%)
Hissede 4 aracı kurum müşterisi işlem hacminin 46%'sını yapıyor
1 Kurum 16%'sını
Borsada en yüksek likiditeyi tek bir kurum yaratıyor. 1 günde 150 Mio USD satışıyla piyasa 2% düşüyor (ki bu satış yabancı olabilir)
Tahvillerde günlük hacim 15 MLR TL falan
Şimdi, yabancı fon gelecek, bu piyasaya 1 MLR USD sokacak mesela 1 günde
Hadi diyelim soktu
Nasıl çıkacak?
2023 Eylülde 30%'dan 2y tahvil alan yabancı, fonlama maliyeti hariç 10 puan zararda. (bugün 39.8%)
140% borç çevirme oranı ve enflasyonla yakın zamanda karlı trade ihtimalleri düşük
Bistte 1 yıl önce giren yabancı nominal
1 Yıllık getirisi net 20%
E bunun fazlasını faizden kazanırken girmedi tabii
Enflasyon dolayısıyla Merkezin faizi yukarıda kalacak. Zaten, yeterince para sokamıyor, likidite sorunu var.
Yani, yine girse girse tüm yıl 2-3 mlr girsin
Makro, mikro ve temelle alakası olmayan, tahmin edilemez mahkemeler arası atışmaların yarattığı volatilite riskini saymıyorum bile
Katılmayanları, yine analitik!!! argümanları ile beklerim
Burada ana önemli konu gözden kaçmasın;
Hazine borçlanmasının 35%'ini kamu alıyor
Kamu da dolayısıyla likiditeye sıkıştığından Merkezden borçlanıyor
Yani, dolaylı olarak Merkez yine Hazineyi fonlamış oluyor
= enflasyonist...
Dünyada en fazla verginin alındığı ülkelerden biri olan Türkiye’de, kalitesiz bir hayatı pahalıya yaşıyorsunuz.
• Marketten aldığınız ürünler,
• Pazardan aldığınız sebzeler,
• Kullandığınız internet,
• Soluğunuz hava dahi…
Uluslararası markaların çoğu, Avrupa’ya sattığı ürünleri aynı kalitede Türkiye’ye satmıyor.
Yediğiniz McDonald’s bile Türkiye’de sattığı burgerlerin et oranını düşük tutuyor.
Telekonimikasyon şirketleri dünyanın en pahalı fiyatlarını isteyip, en vasat interneti veriyor.
Yeterli protein almadan ve sağlıksız ürünlerle büyüyen nesiller yetişiyor. Kısacası bizi herkes enayi yerine koyuyor. Bu konularda yapacağım çalışmaların devamı için paylaşmanız ve takip etmeniz çok önemli.
Bursa'da 10 yaşlarındaki bir çocuk, girdiği marketteki tuvalet kağıdı reyonunu ateşe verdi.
Markette yangın çıktı, itfaiye ekipleri yangını söndürdü. Çocuğu tespit etmek için çalışmalar sürüyor.
Bu çocuklar ciddi şekilde araştırılmalı. Bu Normal değil.