@hcimsit@eczozgurozel@gunaydingokhan Bugüne kadar bu konuda hiç dava açılmamış mı? Bu dava, ana muhalefet partisi haricinde herhangi bir avukatın açabileceği bir dava ise, ve buna rağmen bugüne kadar hiç dava açılmadı ise, başımıza gelen her şeyi hak ediyoruz demektir.
Sarıyer Kocataş Mahalle halkı Belgrad Ormanı Bilezikçi Çiftliği mevkiinin 370 dönümlük alanına 150 villa yapmak için Alarko Holding’in etrafını çevirdiği orman önünde buluşarak basın açıklaması yaptı.
Bu kara düzende ormanlarımıza üşüşen şirketlerin kestiği her ağaç nefesimizden sağlığımızdan çaldıklarıdır.
Ormanlar şirketlere arsa değil değil; su, nefes, can ve vatandır. Savunmak da her yurttaşın görevidir. Hiçbir koşulda teslim olmayacağız.
HALK İRADESİNE, DEMOKRASİYE VE HUKUK DEVLETİNE SAHİP ÇIKIYORUZ!
Serbest seçimler yoluyla iktidarın el değiştirmesini önlemek için yargının araçsallaştırılmasına, demokrasinin ve örgütlü siyasal katılım hakkının yok sayılmasına, hukuk devletinin askıya alınmasına karşı sessiz kalmayacağız.
Anayasal demokrasi ve hukukun yolunu açmak Baroların görevleri arasındadır. Demokratik siyasetten ve anayasal düzenden vazgeçmiyoruz. Bugün saat 19.00’da gerçekleştirilecek basın açıklaması ve oturma eylemlerinde olacağız
1. Bölge Kadıköy Boğa Heykeli
2. Bölge Şişhane Meydanı
3. Bölge CHP Bahçelievler İlçe Başkanlığı
Yüz yıllık Cumhuriyetimizin demokrasiyle bağdaşmayan bu gelişmeleri karşısında derin kaygı duyuyoruz...
Cumhuriyeti kuran ve son seçimlerin ardından Türkiye’nin birinci partisi konumunda bulunan CHP, Anayasa’ya aykırı bir butlan kararını fırsata çevirmek isteyenlerin kolaylaştırıcılığıyla abluka altına alınmıştır. Bugün abluka altına alınan; yüzlerine biber gazı sıkılan, plastik mermilerle hedef gösterilen ve polis zoruyla bastırılmaya çalışılan yalnızca CHP değildir. Asıl hedef alınan; toplumun su kadar, ekmek kadar ihtiyaç duyduğu Cumhuriyet, demokrasi, özgürlük, insan hakları ve siyasal barıştır.
Ankara Tabip Odası olarak yaşananları kaygıyla takip ediyor; demokrasinin, hukukun, özgürlüklerin ve halk iradesinin yanında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.
Üç gündür direnişini sürdüren Bilgi Üniversitesi bileşenlerinin bugün sabah temel ihtiyaçlara erişimi engellendikten sonra üniversiteye giren polisler tarafından ilk önce ablukaya alındılar ve daha sonrasında işkence ile kendi kampüslerinden çıkarıldılar.
Kayyumun saraya hizmet için yaptığı zulmü görün! ADALETİNİZ BATSIN!
Yılların “CHP’lisiyiz” diyenler, bugün genel merkezde partililerine biber gazı sıktırıp jop vurduruyor. Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşları yaptığınızı görün! YAZIKLAR OLSUN.
#SahipÇıkıyoruz@eczozgurozel
Türkiye’nin birinci partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ne çevik kuvvet ablukasıyla girilmesi;
demokrasiye, hukuk devletine ve millet iradesine müdahaledir.
Siyasi partiler suç mahalli değil,
demokratik siyasetin merkezidir.
Yıl 2026…
Bu görüntüler hukuk devletine yakışmıyor.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nin önüne polis ekiplerinin demir kesici makaslarla gelmesi; sıradan bir “güvenlik tedbiri” görüntüsü değildir.
Bir siyasi partinin genel merkezi;
yalnızca bir bina değil,
Anayasa’nın 68’inci maddesiyle güvence altına alınmış demokratik siyasî hayatın merkezidir.
Türkiye’nin birinci partisinin kapısına,
çevik kuvveti,
kalkanı
ve demir kesici ekipmanlarıyla gidilmesi;
hukuken de siyaseten de son derece vahim bir tablodur.
Demokrasilerde siyasi mücadele;
makasla kapı keserek değil,
sandıkla ve millet iradesiyle yapılır.
Cumhuriyet Halk Partisi’ni polis gücüyle susturmaya,
bastırmaya
veya teslim almaya çalışan her anlayış şunu bilmelidir:
CHP,
cumhuriyeti kuran partidir.
Baba ocağına yönelik her müdahale,
yalnızca bir partiye değil,
demokratik siyasete müdahaledir.
Bugün kapıya dayananlar;
yarın milletin vicdanında bunun hesabını veremezler.
Partimizin 38. Olağan Kurultayına yönelik mutlak butlan kararı bir saray darbesidir.
Talimatı verenler de uygulayanlar da bellidir.
“Yok hükmünde” dedikleri CHP yönetimi değil, Türk milletinin kutsal iradesidir.
Milli egemenliğe mahkemeler yoluyla baş kaldırılmıştır.
“Türk milleti adına” karar alan mahkeme, milli iradeyi yok hükmünde sayarak Cumhuriyeti ve demokrasiyi imha etmektedir.
Hepiniz yaptığınız hukuksuzlukların hesabını vereceksiniz!
Bu millete kader tayin etmeye kalkanlar, bu ulusun iradesini teslim almaya çalışanlar sizden önce ne yaşadıysa aynısını yaşayacaksınız.
Bugün aynılar aynı yerdedir! Darbeci, yargı kolları başkanı, kukla ve dahili bedhah kayyım! Hepiniz aynı yerdesiniz!
Bizim yerimiz, milli iradeye düşmalık edenlerin yanı olmadı, olmayacak.
Darbecilerin hukuksuz manevralarının, baskın seçim hazırlıklarının, ana muhalefeti işgal çalışmalarının, hepsinin farkındayız.
Koltuğunu terk etmemek için millete her türlü acıyı yaşatanlar, bu operasyonlarla korku iktidarlarının son aşamasına geçiş yapmıştır.
Biz hiç seçim kaybetmedik ve milletin iradesiyle Türkiye’nin birinci partisi olduk.
Yoldaşım, Genel Başkanım Özgür Özel’in yanındayım, birlikte azim ve kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz.
Büyük milletim!
“Umutsuz zamanlar yoktur, umutsuz insanlar vardır” diyen Ulu Önder Atatürk’ün takipçileri:
İstikbali, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve geleceğimizi korumak için yaşadığımız zorlukları dert etmeyin.
AYAĞA KALKIN!
Birlikte omuz omuza, sesimizi ve öfkemizi yükseltin!
Milletinden korkan siyaset mühendislerine, koltuk ve güç düşkünlerine, piyonlara, kifayetsiz muhterislere hadlerini bildirelim.
Aziz milletim!
Korkmayacağız!
Her gün huzursuz olmaktan, acı çekmekten bıkmadınız mı?
Eğer susarsak, siyasilerden, spor ve sanat dünyasından, üniversitelerden sonra sıra size, milletimize gelecektir.
Siyasi parti liderleri,
Mesele CHP meselesi değildir!
Hattı müdafa değil, sathı müdafa yapmak zorundayız!
Gerçekten milleti temsil ettiğinize inanıyorsanız, derhal en güçlü şekilde Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve adaleti savunmak zorundasınız.
Millet hepimizi çağırıyor ve “artık yapın” diyor!
Bu topraklarda halay da zeybek de horon da dik oynanır. Biz dimdik olacağız ki millet boyun eğmeyecek!
Aklımızla yüreğimizle, vicdanımızla milletçe kazanmak zorundayız.
Hiçbir çılgın, Türk milletine zincir vuramaz!
Gün, milli iradeyi, milli egemenliği, birlik ve beraberliğimizi muhafaza ve müdafa etme günüdür.
Damarlarımızdaki asil kan 86 milyona bunu emretmektedir!
Darbecilere ve işbirlikçilerine inat, mücadeleyi topyekün başlatmak zorundayız.
Milletimizin iradesi, kararlılığı ve yol göstericiliği yegâne rehberimiz olacaktır!
*BÜYÜK TÜRK MİLLETİ DARBEYE TESLİM OLMAYACAKTIR!*
*YA BUGÜN, YA HİÇ!*
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisine, demokrasiye, millet iradesine, siyasal alana bu saldırıyı yapanlar ve aparatları er ya da geç millete hesap verecektir!
Sonuna kadar mücadele edeceğiz!
We share the concern expressed by the EU Delegation to Türkiye. Cancelling CHP congresses by court decision is not a technical detail: it strikes at the rule of law, democratic pluralism and judicial independence. A real democracy does not fear opposition; it protects its right to organise, compete and speak freely. Türkiye’s citizens deserve politics without intimidation, courts without pressure, and elections without fear. Europe must say it clearly.
Polis Engeli Aşıldı!
Dayanışmaya gelen öğrenciler tüm engellemelere rağmen Bilgi Üniversitesi öğrencileriyle buluştu.
Kampüs içerisindeki yürüyüşleri sürüyor.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik alınan hukuksuz mutlak butlan kararı ile İstanbul Bilgi Üniversitesi’ni tek bir imzayla, bir gecede kapatan irade aynıdır.
Bu hukuksuzluğa karşı tüm sıra arkadaşlarımızı, diğer öğrenci hareketlerini ve gençliği omuz omuza durmaya çağırıyoruz.
İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin yanında olmaya çağırıyoruz.
Bilgi Üniversitesi bir kalem oynatmayla kapatıldı!
Onbinlerce mezunun tarifsiz üzüntüsü bir yana, sınav dönemindeki öğrencilerin yaşayacağı mağduriyet ve akademisyenlerin dönem ortasındaki statüsü diğer yana…
Bu tarz kararları almak o kadar kolay olmamalı. Bu kararların doğuracağı olumsuz etkiler incelikle hesap edilmeli.
Evet, 30 yıllık İstanbul Bilgi Üniversitesi artık yok!
SİYASAL HAYATA SİYASALLAŞMIŞ YARGI MÜDAHALESİ KABUL EDİLEMEZ.
Cumhuriyet Halk Partisi hakkında bugün verilen “mutlak butlan” kararı, Türkiye’de siyasi partilere ve demokratik siyasal yaşama yönelik son derece ağır ve tehlikeli bir darbedir. Hukukun, adaletin ve yargı kurumlarının siyasal alanı dizayn etmenin aracı haline getirilmesi; bir siyasi partinin kurultay iradesine mahkeme eliyle müdahale edilmesi, yalnızca bir siyasi partiye ilişkin hukuki bir tasarruf olarak değerlendirilemez. Bu durum, doğrudan demokratik anayasal düzene yönelen açık bir müdahaledir.
Anayasa’nın 67, 68 ve 79. maddeleri; seçme ve seçilme hakkını, çoğulcu demokratik siyasal yaşamı ve seçimlerin yönetim ve denetiminin münhasıran Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisinde olduğunu güvence altına almaktadır. Siyasi partilerin kongre ve kurultay süreçleri de seçim hukuku rejiminin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle seçim kurullarının gözetim ve denetiminden geçerek oluşmuş siyasal iradenin, sonradan “mutlak butlan” kavramı genişletilmek suretiyle hükümsüz sayılması; hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı gibi seçme ve seçilme hakkının özüne yönelik açık bir müdahale niteliği taşımaktadır.
Bir siyasi partinin kurultayının yok hükmünde sayılması; milyonlarca yurttaşın siyasal tercihinin, temsil iradesinin ve demokratik katılım hakkının tartışmalı hale getirilmesi anlamına gelir. Bu yönüyle verilen karar, yalnızca bir siyasi partinin iç meselesi değil; Türkiye’de çok partili siyasal yaşamın, hukuk güvenliği ilkesinin ve anayasal demokrasinin geleceği bakımından son derece ağır sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyan bir gelişmedir.
Demokratik toplumlarda siyasal meşruiyetin temel kaynağı halk iradesidir. Yargının görevi siyasal alanı yeniden şekillendirmek değil; hukuku, temel hak ve özgürlükleri ve demokratik anayasal düzeni korumaktır. Aksi ülkemizde gerçekleşen gerek siyasi partilerin iç yönetim seçimleri ve gerekse Türkiye’de yapılmış tüm seçimlerin her zaman yıllar sonra yargının konusu yapılabilmesinin önünü açabilecek bir karar olduğu görülmektedir.
İstanbul Barosu olarak; hukukun üstünlüğünü, demokratik siyasal yaşamı, seçme ve seçilme hakkını ve anayasal düzeni savunmaya devam edeceğimizi; yargının siyasal alanı dizayn etme aracına dönüştürülmesine karşı hukuk çerçevesinde mücadelemizi sürdüreceğimizi ve sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz.
https://t.co/Nz48rDhUTv
Eyüpsultan Kaymakamı Dr. @ArslanYurt19; Kıbrıs Barış Harekâtı Gâzisi Merhum Oktay Yoluak için, Alibeyköy Merkez Camii’nde düzenlenen Cenaze Törenine katıldı.
Törene Eyüpsultan Kaymakamı Dr. Arslan Yurt, Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen, Mülkî ve Askerî Erkan, gaziler, merhumun yakınları ve vatandaşlar katıldı.
Gazi Oktay Yoluak’ın cenazesi daha sonra dualar eşliğinde, Hasdal Mezarlığında toprağa verildi.