@esattimben Sevgi ve saygıyı sadece aynı anda var olabilen kavramlar olarak görüyorum ben. Aksi halde sevgisiz saygı kaskatı, korkuyla örülmüş bir duvar, saygısız sevgi de insanı ayrı bir birey değil de bir uzantı gibi görme eğilimi yaratıyor. Buna da ne sevgi ne de saygı diyebiliriz zaten.
Sadece bir nesil. 12 bin yıldır sadece bir nesilde çocuklara dur/sus demek engellendi. Birden bire ortalık savaş alanına döndü.
Hiçbir nesil atalarımız, prefrontal korteksi gelişmemiş insan çocuklarının irade sahibi olduğunu zannetmemişti.
Kant, disiplinin şart olduğunu, insanın dünyada eğitime ihtiyacı olan tek canlı olduğunu söyler. Eğitim. Öğretim değil.
Videodaki hoca öğretim vermeye çalışıyor ama eğitim izni yok. Eğitme şansı elinden alınmış.
Sencer Beyin Ata tohumu hakkındaki görüşlerine hiç bir şekilde katılmıyorum.
1. Gezen hayvan eti ya da ürünleri neyse ata tohumu da o dur. Hiç gezen hayvan sütünden yapılmış ev yoğurdu ile çarşı yoğurdu bir olur mu?
2. Ata tohumlarının doğa ile kendi biyolojik mücadelesi ve genetik hafızasıdır değerli olan.
3. Bu tohumlar, çevresel zararlılara karşı zamanla kendi kendilerine öğrendiklerini genlerine yazabilirler. Bu yüz yıllar değil on yıllar alır. Genlerinde kodlu savaş yöntemleri büyük ölçüde salgılarla olmaktadır. Biz bu salgıları
-poli-fenoller,
-tanenler,
-antioksidanlar ve
-vitaminler olarak gruplandırıyoruz.
İşte ata tohumlarını değerli kılan da bu maddelerin zenginliğidir. Bu zenginlik ör. domatesin kokusuna, rengine ve tadına benzersiz özellik katar.
4. Hibrit tohumlarda bu yok denecek kadar azdır. Çünkü bitkinin doğa ile savaşmasına gerek kalmaz. Bunun yerine ‘üretici (bakıcı) insan’ bunların ilaçlarını bu bitkiye pasif olarak verir. İnsan bitkiye sen savaşma biz senin yerine savaşırız der. Bu yüzden de hem ilaca hem de özel gübreye muhtaçtırlar. Çevre kirliliği ayrı bir derttir.
5. Ata tohumlarının hibritlerden üstün olduğu ‘çalışmalarda ispatlanamadı’ demeniz de palavradır. Bu tür çalışmaların çoğu hibrit tohum üreticisi firmalar finanse eder ve ardında bilim varmış süsü vermek için propaganda amacıyla kullanılır.
Sencer Bey, Türkiye’de milyonlarca insan sizin ‘verim’ diye adlandırdığınız şeyle kesinlikle ilgilenmiyor.
"Bebekler düşük vitamin K seviyeleriyle doğar ve bunun bir sebebi vardır. Bu bilinçli bir tasarımdır. Göbek kordonu kanı, kök hücrelerle doludur; bunlar doğum sonrası bebeğin travma bölgelerine hızla ulaşarak iyileşmeyi sağlar. Yüksek vitamin K seviyesi olsaydı, anında pıhtılaşma olur ve bu kök hücrelerin travma bölgelerine ulaşması engellenirdi. Gecikmeli kordon kesimi çok önemlidir. Ağız sütü (kolostrum), olgun anne sütünden daha yüksek vitamin K içerir — bu bir hata değil, bilinçli bir tasarımdır. Çoğu durumda vitamin K iğnesi gereksizdir."
Fikir jimnastiği için çok uygun bir paylaşım!
I don’t think you understand how catastrophic the oil refinery bombing in Tehran is.
Burning petroleum releases sulfur and nitrogen oxides that mix with rain to form sulfuric and nitric acid, essentially turning rainfall toxic.
When Saddam burned Kuwaiti oil wells in 1991, the fallout contributed to what became known as Gulf War Syndrome, with veterans developing chronic illness and cancer decades later.
The difference now: this isn’t a desert battlefield, it’s a city of 10 million people, most of which women and children.
İran'da vurulan petrol depolarından kaynaklanan karbon, kaç milyar ineğin osuruğu ile eşdeğer?
Karbon ayak izi kontrolüymüş...
Amacın ülkelerin tarımını, hayvancılığını yok etmek, insanları yapay gıdalarla aptallaştırmak ve kendilerine bağımlı hale getirmek olduğu çok açık!
Sünnet, kadın bekareti ve başörtüsü İslam'da kutsal değildir. İslam'da zaten kutsal olan fiziksel nesne yoktur en başta. Bunlar Kuran'da kutsal olarak geçmediği gibi, aksine bunların bugünkü kodlarından daha uzak bir dil daha hakimdir.
Erkek sünneti, İslam'dan çok önceye dayanan bir Yahudi geleneğidir. Kuran'da geçmeyi zaten geçtim, peygamber devrinde mevzusu bile olan bir uygulama değildir. Medikal bir uygulama olduğu için de gereksiz şekilde uygulanması çocuk istismarına girer hatta. Kuran'da Allah'ın "tastamam ve eksiksiz yarattım" dediği insanı, hele ki çocukluk çağında daha kendi sorumluluğunu alma şansı yokken, yani sorumluluğu yetişkinlerin üzerindeyken, bıçak altına yatırmak ve bir uzvunu geri dönüşsüz şekilde kesmek hiçbir yönüyle Kuran'a sığmaz. Bunun kutsal olmasını geçtim, İslami olduğunu söylemek bile abesle iştigal. Tanımı itibariyle bir ata geleneğidir bu ve Kuran'ın diliyle de terk edilmesi gerekir.
Kadın bekareti de Katolik kilisesinin cinselliği şehvet görerek Tanrı'dan uzaklık addetmesine dayanan bir propagandanın kalıntısıdır. Hıristiyanlığın kültürel hegemonyasının neticesinde de toplumlara yayılmıştır. Meryem bakiredir mesela, İsa bakiredir mesela, o yüzden papazlar da evlenmez mesela malum. Yani cinsellikten uzak olmak bir "saflık" propagandasıdır Katolik kilisesinde. Böyle bir şey de kadınlar üzerinde zulüm olduğu için Kuran'da böyle bir şey geçmez. Hatta aksine Kuran'da onlarca ayette defalarca nikah/boşanma hukukundan bahsedilir uzun uzun ve eş statüsünde kadınlardan bahsederken de ısrarla "bakire ve dul eş" kelimesini seçer. Keza peygamberin de azad ettiği kölenin boşandığı eşiyle evlendiğini düşünürseniz bu konudaki tavrınızın ne kadar İslam dışı ve kusurlu olduğunu sanırım anlayabilirsiniz.
İslam'ın öğretilerine dair söylediğim her şey kabul edilmese bile bir şekilde dinlense de biliyorum ki başörtüsü çok garip bir kırmızı çizgiye dönmüş durumda kültürel İslam'da ve bu konudaki sözlerim kesinlikle tepki alıyor, ama başörtüsü de kültürel bir kıyafettir arkadaşlar. Asurlulara kadar gider başörtüsünün geçmişi ve 20. yüzyıla kadar da gelmiştir. Sadece kadına özgü bile değildir başı örtmek, erkeklerin de hep baş örtüsü olmuştur. Başa örtülen şeyler çünkü toplumsal sınıfı ve statüyü belirlemiştir tarihte hep. Şapkalar da budur, kalpaklar da budur, fesler de budur, kipalar da budur, kavuklar da budur. Kadınlardaki başörtüsü de hür/köle ayrımında bir kostüm olarak tarihsel şekilde süregelmiştir. Kuran'da da doğrudan emir olarak "başınızı örtün" diye tek bir ayet bile geçmez. Sadece Nur 31'de "başlarındaki örtüyü göğüslerinin önüne indirsinler" diye başörtüsüne atıf yapan bir ayet vardır. Buradan da çıkarımla "İşte başörtüsü diyor" diye çıkarım yapanlar var ama burada söylenen şey açık şekilde "göğsünüzü örtün" emridir. Yani kültürel olarak başlarında bir örtü hali hazırda var, o örtüyü göğsüne doğru çek diyor kitap. Lafı çeviriyorum gibi anlamayın, bunu ayette geçen cümleyi şöyle düşünürseniz anlarsınız, ortalıkta BAŞI KAPALI GÖĞSÜ AÇIK gezen kadınlar var yani arkadaşlar. Sizce nasıl bir tesettür algısı göğsü örtmeden başı örtmeyi düşünebilir? Bunun tesettürle nasıl alakası olabilir yani? Bu ayetten bile anlaşılacağı üzere belli ki o başörtüsü tesettürün değil, kültürün parçası. "Üstüne bir şey giy çıkalım" dediğim zaman kıçınızın açık bırakıp "üstüne giy dedin ama altına demedin ki?" diye savunma yapmanız gibi bir şey yani buradan başörtüsünü emir diye çıkarmanız. Ki dediğim gibi Kuran defalarca nikah/boşanma üzerine ayetler yazmışken bunlarda kulağınızın üzerine yatıp bekaret güzellemesi yaparken, bir tanecik ayetin bir tanecik kelimesinden yanlış bir çıkarımla sanki Kuran yüzlerce sayfa nasıl giyinmeniz gerektiğini anlatmış da, dinin temeli buymuş gibi olaya yaklaşmanız bile oldukça kusurlu.
Ha bu demek midir ki başını örtmek yanlıştır, hayır. Tesettür konusunda açılmanın sınırı vardır, kapanmanın değil. Kadın erkek fark etmeksizin cinsel cazibe uyandırmayacak şekilde giyinmek de tesettürün sınırıdır. Bu sınırı bıçak gibi çekemeyiz, çünkü uzun konu, ama çekemeyiz. Özeti nedir derseniz şudur; medeniyet sınırlarında örtünmeyi açılmaya tercih etmek hayırlıdır, bu kadar. Kalanı insanların kendi tercihidir, ilk tesettür ayeti de o sebeple göz kapağına atıfta bulunur. Bakmayacaksın, meşrulatşırmayacaksın, prim vermeyeceksin. Sürekli kadınları ağzından salyalar akarak aç gibi izlersen, pornolardan pornolara gezersen veya şuh diyeceğin kadınlara prim verirsen, çocuğuna bile öğretemezsin bunu yapmaması gerektiğini. Eşi ve kızını usulüyle uyarmak dışında bir kadının kıyafetine laf atmak da düşmez Müslüman'a, onaylamadığı bir kadına taciz edici bakışlar atmak da düşmez Müslüman'a, ona karşı arzuyla nefret karışımı bir kin beslemek de düşmez Müslüman'a. Düzgün eşler edinmek ve düzgün evlatlar yetiştirmek düşer. Siz düzgün bir hayat kurun, sonra zaten siz güzel bir şey yaparsanız insanlar size benzemeye çalışır. Kendinizdeki olmamışlığın hıncını başkalarından çıkarmaya çalışan zalimler olursunuz yoksa. Kadınlar soyunuyorsa bunun sebebi çıplaklığın prim yapmasıdır yani, bu kadar. Çözecekseniz buna prim vermemeyi çözün önce, gerisi kendi çözülür. Öyle kadınları tahakküm altına alıp kendi belirlediğiniz ve ucunun nereye varacağı bile belli olmayan bir kapanmaya zorlamanın İslami hiçbir tarafı yok. Müslümanın yapacağı şey değil bu.
"Ay 1500 yıldır hep yanlış anladık da sen çözdün" diye gelin şimdi. Ya da artık kimin ajanı ilan edilirsem, algı ajanı falan ilan edin. Çok doğru yoldasınız siz aynen, tamam.
@bayredpill He bir de her çarpık düşünce kendi izdüşümündeki çarpık düşünceyi düşman beller. Politika bunun üzerine kurulu. Yani bahsettiğiniz “kedi anası” profilinin çarpıklığı sizin ne kadar da doğru olduğunuzun bir kanıtı değil, sizi dinleyenleri de uyarmış olayım.
@bayredpill Sanırım anlamanız gereken en önemli şey insan denen varlığın doğadaki hayvanla aynı olmadığı ve dolayısıyla aynı değerlendirmeye tabi tutulamayacağı. Ama yine de siz bilirsiniz.
Avrupa Birliği, 10 Şubat'tan itibaren ekmek, peynir ve makarna gibi gıda ürünlerinde %4'e kadar UV ile işlenmiş "un kurdu tozu" kullanımına onay verdi.
Etkisi nedir?
▪️Ekmek, makarna, peynir gibi ürünlerde böcek bazlı içerik artabilir.
▪️Alerji riski var; etiket okuma zorunluluğu önem kazanıyor.
▪️Üretici için ucuz protein, tüketici için tartışmalı içerik.
▪️AB’den ithal ürünlerle Türkiye’ye dolaylı giriş ihtimali bulunuyor.
On Epstein files:
1. Why is the press referring to girls as women?
2. Why is the press inventing a term, 'underage women', there is no such thing.
3. There is no such thing as 'sex with a child', it is called child rape or child sexual abuse.
Stop minimising the criminality.
Şunun altını sürekli çizmek gerek:
Epstein dosyalarının erişime açılmasını zorunlu kılan "Epstein Files Transparency Act" yasası bizzat Trump tarafından imzalandı.
"Sistem ifşa oldu" söylemi maalesef yalan. Sistemin bir parçası, sistemin güçlenmesi için kendisini feda etti.
Vay vay vay akışa bak akışa, kimler kimler gelmiş. Noldu lan aptal orospu çocukları hepiniz başıma komplocu mu oldunuz? Özellikle gördüğüm birkaç isim içimi hareketlendirdi. Siz bile konuşmaya başladıysanız artık böyle şeyleri konuşunca dışlanmıyorsunuz anlamı çıkıyor. Yani bunların konuşulmasına izin verilmiş belli ki. Yoksa siz hala embesil embesil dalga geçiyor olurdunuz.
Ama daha durun bakalım, bunlar bu hikayenin en yüzeydeki kabak gibi görünen kısmıydı, daha neler var. Mesela en basitinden bu listede adı geçen bazı adamlar iki gün önce salgında sizi kurtarmak için bilim adamlarına fedakarca devasa fonlar akıtan melek yatırımcılar.
21. yüzyılda bilimin nasıl üretildiğini bilmediğiniz için onu bir din falan sanıyorsunuz tabi ama son 30 senedir her sene milyarlarca harcayarak akademileri kendi çıkarlarına doğru yönlendirmeyi başarmış adamlardan bahsediyoruz. Türkiye'deki büyük tıp fakülteleri de dahil, dünyadaki bütün tıp fakültelerinin ana foncusu bile bu listede ismi geçen adamların sahip olduğu birkaç tane ilaç şirketi çünkü. Sır bile değil bu, siktirin gidin bakın üniversitelerin kendi sitelerinden. İşte tıp fakültelerinde farmakoloji eğitiminin bitmesi, doktorları protokol tedavilerle son 30 senede birer gereksiz özgüvenli ilaç mümessiline dönüşmesi falan hep bu yüzden. Sizin hastalığınızdan para kazanan bir sektörün sizin sağlığınıza çalıştığına ikna edildiniz, doktorların tek görevi ise bu firmalardan gelen veriler ışığında hangi hastalığa ne tedavinin uygulanacağının reçetesini çıkarmak. Bir hastalığa karşı inisiyatif alan doktor işinden bile oluyor, o durumda bir sektör bu.
Yani demem o ki, ABD başkanın bir çocuğun karnını yarıp bağırsaklarından boklar emdiğini iddia eden belgeler ne kadar pornografik gelirse gelsin sonuçta okyanus aşırı bir yerde el alemin sabisinin hayatı olduğu için sizi yeterince etkilememiş olabilir, ama belki yarın öbür gün koşa koşa AVM'lerde damarlarınıza enjekte ettirdiğiniz mereti tırnaklarınızla sökmeye çalıştığınız günleri de göreceğiz. Durun bakalım, hiç belli olmaz.
Nazilere dönüşüp 2 sene beni toplumdan tecrit etmekle tehdit etmeye, maske takmıyorum diye cüzzamlı görmüş gibi kaldırım değiştirip bana dik dik bakmaya, sayısalda 30 net çıkaramayan çapınızla milletin başına bilim neferi kesilmeye, göt korkunuzu erdem gibi satmak için elinizden geleni ardınıza koymamaya veya dürüst vatandaş ilan edilip başınızın okşanması için taklalar atmaya benzemiyor işte gerçek dünya. Adamın götünden kan alırlar, dünya böyle bir yer. Hatta bazen cerrah hassasiyetiyle alırlar, acısı 10 sene sonra çıkar.
Ki bu anlattığım bile henüz yüzeyde bir konu. Bunun daha kat kat devam eden bir dibi var. Başınıza iş gelmezse en geç 5-10 seneye onları da peyder peyi konuşuruz. Ha yine komplo dersiniz de, önemli değil. Gerçekten o kadar sikimde değilsiniz ki artık. Özellikle dünya görüşüne dair bir şey söyleyecekse salgında olduğu aşı kadar konuşsun herkes bundan sonra lütfen.
Sermayenin şuursuz neferi düz dünyacılar hariç, onların amına ayrı koyayım.
@fbekim Puella’lar olduğu gibi Puer’ler de var tabi. Kadın-erkek büyümek istemeyen çocukların ortak yanılgısı mutluluğun onlara bedavadan geleceğini sanmak.