şaka maka artık hiçbir şey sarmıyor yani ne bileyim ben eskiden sürekli eğlenecek bi şeyler bulurdum ve aşırı sarardı ama artık hiçbir şey zevkli gelmiyo
Çünkü öğretmenin İZNİ YOK
📍Çocuğun hasta oldu, evde kalıp ona bakman gerek. İZİN YOK
📍Çocuğunun gösterisi var, veli toplantısı var. İZİN YOK
📍Araç almaya gideceksin İZİN YOK
📍Kaza yaptın. Arabayi servise götürmen gerek. İZİN YOK
📍Annen Baban ameliyat olacak. İZİN YOK
Ee napacak bu öğretmenler bi akıl verin de yapalım.
Eski Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un geçmişte yaptığı bir konuşma:
“‘Bitirmemiz gereken, yetiştirmemiz gereken bir müfredat var.’ diyecekler.
Ben de onlara diyeceğim ki ‘Yetiştirmeniz gereken çocuklar var, müfredat yok.’
Ben onu keşfedeyim ve bu keşfim sonucunda, ‘Bu çocuğun alakası nedir? Yeteneği nedir? Becerileri nerede gelişebilir?’ bunun farkına varayım ve çocuğun içindeki müfredatı çıkarayım. Asıl amaç bu.
Bunun yerine tek bir hedef koyup ‘Herkes buraya koşacak.’ demek yaradılışa muhalafet etmektir.”
Saldırıya uğrayan Öğretmene dikkat ettiniz mi ?
Önce öğrencilerinin güvenliğini sağlamaya çalışıyor !
3 ay tatil yapıyor, yatıyor falan filan demeye devam edin siz.
Biz bu işi vicdanımızla yapmaya devam edeceğiz...
Ölçülü bir hayat yaşayın.
Tüketmeyen, kirletmeyen bir hayat..
Her esen rüzgarda savrulmayacağınız,
düzenli bir hayat...
Neyi öğreneceğinize, neyi yapacağınıza kendinizin karar verebileceği bir hayat...
İlber Ortaylı
Veliler kendi cocukları dokunulmaz olsun ama sınıfta da sorun cıkmasın istiyor. Kendi cocugu her ne suç işlerse hata yaparsa ceza almasın ama cocuguna zarar verenler en büyük cezayı alsın istiyor. Sınıfta sorun oldugunda problemin ilk cocuklarda degil öğretmenin sınıfı yöntememesinden biliniyor. Veliyi okula cagırdıgımızda dünyanın en mesgul insanı oluyor ama biz bir aramasına bakmayınca cimere şikayet ediyor. Çocugu ders çalışmıyor ama "öğretmen ödev vermiyor ki" oluyor. Sınavda düsük alıyor "öğretmen kagıdı düzgün okumamıs, benim çocuğuma takmıs" oluyor. Veli idareye şikayete geliyor "hocam idare ediver" oluyor. Biz uzun zamandır bunları haykırmaya calısırken öğretmenin yaz tatili oldugu icin kimsenin umrunda olmuyor.
“Öğretmenler yatıyor.”
“Öğretmenlik zaten kolay.”
“Yatarak maaş alıyorlar.”
“100 bin lira maaş alıyorlar.”
Bunları söyleyen gazeteciler, televizyon yorumcuları vardı.
Bugün bir öğretmen, öğrencisi tarafından katledildi.
Okul kapılarına dedektör koymakla, koridorlara güvenlik dikmekle çözülecek bir mesele değil bu. Bu, kutsal sayılanın ayaklar altına alınması meselesidir. Öğretmenin itibarını, otoritesini ve canını koruyamayan bir toplumun, kendi geleceğini koruma şansı yoktur.
Öğretmeni görünce günaydın demeye çekinen, ceketini ilikleyen, soru sormaya utanan, hata yapınca özür dilerken elleri titreyen öğrencilerden okul basıp öğretmeni bıçaklayan öğrencilere.. Yazık.. Hem de çok yazık..
Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk, Türkiye'nin Suriye'ye teslim edilmesi yönünde 'ısmarlama' köşe yazısı kaleme alan Michael Rubin'e "Gel de al" diyerek cevap verdi.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Hatay'ı niye bu kadar istediğini anladığınız zaman, dış güçlerin niye Hatay'a göz diktiğini bir kez daha anlıyorsunuz.
Atamız ölüm döşeğinde bile bu topraklar için mücadele etmişken, hiçbir vatan evladı sizin kirli emellerinize alet olmaz, en azından olana da biz izin vermeyiz.
Hatay jeopolitik ve stratejik konumuyla her zaman göz önünde. Her zaman istenecek, her zaman arzulanacak.
Öte yandan bugün Mustafa abinin konuyla ilgili hazırlamış olduğu videoyu izlemenizi tavsiye ederim. Yoruma bırakacağım. Orada bir 2039 vurgusu bulunmakta. Şehir efsanelerine ve komplo teorilerine inanmasam da bu sözde 2039 Hatay referandumu ile ilgili tek yorumum var:
Ben de böyle bir gizli madde olduğuna inanmıyorum. Saçma buluyorum. Ancak, insanlar buna inandırılır ve şehirde yeterince zemin sağlanırsa bazı ihtimaller söz konusu olabilir. Bu husus çok önemli bakın. Gerekirse lütfen bu kısmı tekrar okuyun. İnsanlar buna inandırılır ve şehirde zemin sağlanırsa...
İlber Ortaylı hocanın bu sözde 2039 referandumu ile ilgili tespiti de kıymetli. Bu konu, toplumu kışkırtmaya müsait. Bu nedenle dikkatli davranılması gereken bir husus. Esas nokta, toplumsal farkındalık ile kışkırtma arasındaki ince çizgi.
Bu nedenle ince eleyip sık dokunması gereken bir mevzu. Yarın öbür gün bu zemin hazırlığı ciddiye binebilir, bu ihtimale karşı tetikte olmak gerek. Olay sadece bu.
Yazılarımızda belirtiliyoruz, bu yazıda da belirttik ama bir daha altınız çizelim; Hatay her zaman göz önünde.
Yine de bunlara geçit verecek değiliz. Ben bir vatan evladı olarak Hatay'ı canımı vermeden bırakmam. Eminim siz de bırakmazsanız. Kadim şehrimiz Hatay, şanlı Türk bayrağının altında çok güzel, en güzel. Gerisi teferruat.
Eski eşini öldürmeye çalışan caniyi, hayatını tehlikeye atarak müdahale edip durduran bu kahramanı bulup tüm toplum adına teşekkür etmek ve ödüllendirmek gerektiğini düşünüyorum.