Belki gecikmek mahrumiyet değil,hazırlanıştır.Belki kaybetmek,aslında yön değiştirmektir.
Belki bugün anlam veremediğimiz bazı şeyler,yarın"iyi ki"diyeceğimiz şeylerin başlangıcıdır.Bu inanç içimi öyle kıpır kıpır ediyor ki.Hayata ve nasibime karşı içimde tarifsiz bir güven var🙏
Bir erkek için ne hissettigi önemlidir.
Bir kadın içinse erkeğin ona ne hissettirdigi önemlidir.
Erkek kadını sevdiği sürece kalır. Kadın ise sevildiğini hissettiği sürece kalır.
Belki de mesele kimin daha çok sevdiği değil; sevgiyi kimin nasıl yaşattığıdır.
Ertelenen bir arama, geç kalınan bir özür, kaçırılan yıllar, dile getirilmemiş duygular, geç gelen farkındalıklar.. Hepsi insanın omzunda birer yük. O yüzden içinizden geleni ertelemeden yapın; içtenlikle, taktiksiz ve tertemiz. Haklı ya da haksız olmanın bir önemi yok; ölüm var.
Sana bağırmayan,
kriz anlarını yönetebilen,
en ufak tartışmada kaybolmayan,
öfkesini senden çıkarmayan,
sana kıyamayan,
ilgisiyle seni güvende hissettiren,
sana inanan ve seni anlayan,
sevgisini sadece sözleriyle değil davranışlarıyla da hissettiren bir adam..
Bazen bir ilişki biter ve ortada kötü bir insan yoktur.
Kadın da iyidir, erkek de. Severler,emek verirler ama iletişimleri ve frekansları uyuşmaz.Belki de ikisi de kendilerine daha çok benzeyen insanlarla çok daha mutlu olacaktır.
Bazen suçlu yoktur,sadece uyumsuzluk vardır.
Bu hayatta bana verildiği için en çok şükrettiğim şeylerden biri kendi kendimi tamir edebilme maharetimdir.
Kalbimle bağım o kadar güçlü ki, bir şeyi atlatmam için kendimle kalmam yetiyor.
Şükürler olsun..
İlişkide “ben daha çok seviyorum” diyen birinin daha çok çaba gösterdiğine hiç şahit olmadım.Çaba olmadıktan sonra, daha çok sevmenin ne önemi var?
O yüzden kimin daha çok sevdiğini söylediğine değil, kimin sevgisini çabasıyla gösterebildiğine bakın.
Bir insanın size verebileceği en kıymetli şey, çabasıdır.
Sizi mutlu etme çabası, üzmeme çabası, kırdıysa tamir etme çabası, size ulaşma çabası veyahut ilişkisini kurtarma çabası.
Ne diyordu şair;
Telafi edilemeyecek şeyler yaşamadık, ben senin çabasızlığına kırgınım.
Bekarlık arttı çünkü insanlar artık idare etmeyi sevmek sanmıyor.Eskiden yalnız kalmamak için her şeye “tamam” denirdi.
Şimdi herkes biliyor:Yanında biri varken kendini yalnız hissettiğin bir ilişkiden daha yorucu çok az şey var.İnsanlar yorgun.Bu bencillik değil; kendini bilmek.
"Bin tane kadın bulursun ama bir tane anne bulamazsın."
Bu cümle sevgi cümlesi değildir. Bir erkek annesini sevebilir;ama bu, annesinin eşine karşı sürekli öncelik sahibi olması gerektiği anlamına gelmez. Evlilikte taraf seçilmez, sınır konur.
Bekar olmak da evli olmak da tek başına bir başarı ya da başarısızlık ölçütü değildir.Psikolojik olgunluk;sırf yalnız kalmamak için yanlış bir ilişkide kalmamak,ama doğru bir ilişki geldiğinde de ona sağlıklı şekilde bağlanabilmektir.
Mesele medeni hâl değil,ilişkinin kalitesidir
İlişki Danışmanı Funda Gül Öcal:
“Son zamanlarda sosyal medyada ilişki ve evlilik danışmanlığı adı altında paylaşılan bazı içerikleri izliyorum ve gerçekten düşündürücü buluyorum.
Aynı mesajlar dönüp duruyor. ‘Hayatım şöyle yapacaksın, gözünü şöyle süzeceksin, kocan gelince böyle davranacaksın. Bunu yaparsan gözü senden başkasını görmez.’
Durun bir dakika, ilişki danışmanlığı bu değildir. Eğer mesele birkaç cilveli cümleyle çözülebilseydi boşanma diye bir sorun kalmazdı. İnsan ilişkileri bu kadar yüzeysel değil.
Bir danışmanın görevi insanlara rol yapmayı öğretmek değildir. Kadınlara sürekli ‘nasıl daha çekici olursun’, ‘bir erkeği nasıl elinde tutarsın’ sorularının cevabını vermek de hiç değildir.
Ve ben asıl şunu sorguluyorum: Neden kadın hep etkilemek zorunda olan taraf gibi anlatılıyor? Neden sürekli onun ne giyeceği, nasıl konuşacağı, nasıl bakacağı, nasıl davranacağı konuşuluyor?
Kadın seçilen taraf olmak zorunda değil, seçen taraf da olabilir. Üstelik bu çekici olma yükünün yalnızca kadına yüklenmesi de artık sorgulanmalı.
Sağlıklı bir ilişki performansla değil karakterle kurulur, cilveyle değil güvenle büyür, rol yaparak değil kendin olarak devam eder. Ve bir ilişki uzmanın amacı insanları birini memnun etmeye programlamak değil, öz saygısını koruyabilen, sınır koyabilen ve sağlıklı iletişim kurabilen bireyler yetiştirmektir.
İnsanlar sosyal medyada taktik değil farkındalık arıyor. Çünkü gerçek ilişkiler birkaç ezber cümleden çok daha derindir.”
Öfke hâlâ varsa, belki de henüz söylenmemiş sözler, anlaşılmayı bekleyen duygular vardır.Bazen öfke, bağın tamamen kopmadığını gösterir. Çünkü insan, hâlâ önemsediği şeyler için mücadele eder. Asıl tehlike, öfkenin yerini kayıtsızlığın almasıdır. O zaman iş işten geçmistir.
Temmuz bir yere varmak için değildi.
Yüzleşmekti.
Vazgeçmekti.
Kabullenmekti.
Kontrol edemediğin şeyleri geride bırakıp, kendi yoluna devam edebilmekti.
Geçti.
Önünde yeni bir ay, yeni bir sayfa var.
Ve o sayfayı yazacak daha güçlü bir sen…
Hoş geldin Ağustos. ✨🤍
Davranışları size cevabı çoktan vermişken, hâlâ açıklama aramayı bırakın.
İnsan, çoğu zaman söylenenlere değil; söylemediklerine ve yaptıklarına bakmalıdır. Çünkü davranışlar, kelimelerin sustuğu yerde gerçeği anlatır.
Boşanan bir arkadaşıma nedenini sordum. Cevabı tek cümleydi: ‘Her şeyin üstesinden zaten ben geliyordum. Salonda duran sandalyenin bir anlamı kalmamıştı.’
“Aslında seni arasa ömrü yetmez bulmaya; ama tesadüfen bulduğu için sıradan sanıyor.”
Belki de hayatın en büyük yanılgısı budur.
İnsan, kolay ulaştığını değersiz; zor ulaştığını ise kıymetli sanır.