Seversen karşılık beklemem.
Sevmezsen seni ikna etmeye çalışmam.
Yaklaşırsan geri çekilmem.
Uzaklaşırsan yolunu kesmem.
Güvenirsen bunu kullanmam.
Şüphe edersen kendimi ispatlamaya çalışmam.
Yardım istersen elimden geleni yaparım.
İstemezsen iyiliğimi sana dayatmam.
Kırılırsan anlamaya çalışırım.
Kırarsan intikam peşine düşmem.
Yanılırsan yüzüne vurup üstünlük kurmam.
Ben yanılırsam özür dilemekten kaçmam.
Beni seçersen sana sahip olduğumu sanmam.
Başkasını seçersen seni kaybetmiş saymam.
Dönersen geçmişi silah yapmam.
Dönmezsen kapında beklemem.
Yanımda yürürsen hızını zorlamam.
Başka bir yola gidersen yönünü değiştirmem.
Beni hatırlarsan güzel.
Unutursan buna da kızmam.
Çünkü seni sevmek, seni yönetme hakkına sahip olmak değildir. Yanımda kalmanı isteyebilirim; fakat kalmak zorunda olduğun bir yere dönüşmek istemem. Benim iradem sana hükmetmemekte, sana verdiğim özgürlük ise seni kaybetmeyi göze alabilmekte saklıdır.
İnsan, bazı şeylerle onları hırsla kovaladığında değil, onlara bağlanmadığında karşılaşır. Gerçek rızık da zorlayarak elde edilen değil; vakti geldiğinde Allah'ın hiç ummadığın bir yerden nasip ettiğidir. İşte bu nedenle nimetin büyüklüğünden önce, onu verenin hikmetini görmek gerekir.
Az önce podcastte çok güzel bir söze denk geldim. Diyordu ki: Aslında seni arasa ömrü yetmez bulmaya; ama tesadüfen bulduğu için sıradan sanıyor. Anlam yüklediğimiz onlarca şeyin özetidir.