Elde vatan matan kalmadı.
O güzelim vatanı satanlar sağcı hükümetler, 'özgür ekonomi'ci polikitalardı.
Bugün varsa yurduna düşkün, halkı için çalışan bir güruh; o da o hor gördüğünüz solculardır.
Cüneyt Özdemir neden bu kadar linç edildiğini kesinlikle anlamadı ve müthiş bir merak içinde; bu kadar insanın onu aynı anda nasıl yakaladığını merak ediyor!
Onun sığ bakış açısına göre öyle veya böyle bir maç kazanırsak, üstelik ABD’yi kendi evinde yenersek bu anlamsız hareketleri için yeterli olurdu dolayısıyla kendisini sevinirken kameraya çektirip yayınlamakta bir mahzur görmedi.
Ben şimdi anlatayım nasıl yakalandığını.
Öncelikle biz millet olarak bu kupada tarih yazacak potansiyeli olan muhteşem bir jenerasyonun yanlış tercihlerle heba edilmiş olmasından dolayı derin bir üzüntü duyuyoruz ve Paraguay maçından beri hiç tadımız tuzumuz yok.
İkincisi, ABD takımı, hele rotasyonlu çıktığı bu tip bir formalite maçında bizim için önemli bir rakip değil.
Üçüncüsü, 21 yaşındaki Arda’nın bile çıkıp milletten özür dilediği bir maçın sonunda böyle yarınlar yokmuşçasına sevinen bir adamın 2002’de Dünya 3’üncüsü olduğumuzda sevinçten kendini imha etmiş olması ve bugünleri görememiş olması gerekirdi.
Son olarak gerçek bir galibiyet sevinci yaşayan kimsenin aklına yanındakine “sen şimdi sahayı bırakıp beni kameraya çek, ben de haberim yokmuş gibi 30 saniye daha sevineyim” demek gelmez.
Bunların neticesinde senin malum videonu izleyen bütün futbol izleyicileri daha ilk andan itibaren bunun bir tiyatro olduğunu ve niyetinin her zamanki gibi yalakalık olduğunu anladı.
Sen ise 2 sene evvel gittiğimiz Euro 2024’e katıldığımızdan bile haberi olmayacak kadar (sonradan sildin o tweet’i) futboldan bihaber bir haberci olduğun için bütün bunlara bir anlam veremedin ve f.tö dahil aklına gelen bütün klişelerle karşı saldırıya geçtin, daha da komik duruma düştün.
Cüneyt, sen toplum mühendisliği için kurulmuş son derece kullanışlı bir aparatsın; ne eksik, ne fazla.
Ve öyle kalmak istiyorsan o çok iyi bildiğin kulvarlarda yaptığın manipülasyonlara devam et, tanımadığın denizlere girme ki foyan böyle ortaya çıkmasın.
Futbol tayfa bu mecranın en dibidir ama yine de sana ağır gelir.
Das reichste 1 % der Bevölkerung verursacht global etwa 16 % aller Emissionen. Das ist mehr als der gesamte weltweite Straßenverkehr.
Und gleichzeitig wird normalen Menschen ein schlechtes Gewissen eingeredet, weil sie in ihrer Dachgeschosswohnung bei 40°C nicht sterben wollen.
Binaları görünmesin diye kapatma işi çok yanlış olmuş. Düşünsene orada haysiyetinle şerefinle yaşıyorsun ama devletin senin yaşadığın hayattan utanıyor. Orada yaşadığınızı düşünün...
Deniz Göktaş'ın gösterisini izledikten sonra koşa koşa twitter'a gelip "kesin alırlar" yazanların, bunu Deniz Göktaş için endişelendiklerinden değil, Deniz Göktaş'ın cesaretini takdir ettiklerinden de değil, kendi siyasal sinikliklerini onaylatma refleksiyle yaptıklarını düşünüyorum. Bu aptallığın başka açıklaması olamaz.
İdeolojisini size "insan doğası bu" diye itelemeye çalışan liberalle, yoksul köylülere "tanrı böyle istiyor" diyen ortaçağ rahibi arasında, yöntem ve egemen sınıfa verdiği hizmet açısından hiçbir, altını çiziyorum, hiçbir fark yok.
27 mayıs’a özel olarak ahmet hamdi tanpınar’ın adnan menderes hükûmeti ile ilgili yorumunu bırakalım:
“çalmak servet yığmak onlara yetmezdi. fakirin alkışı, gözyaşı, duası da lazımdı.”
Üst ve orta sınıfta görülen "Karar Verememe Kaygısı" (Decidophobia) veya sürekli "Bir şeyleri kaçırıyorum" hissi (FOMO) yalnızca bireysel bir psikolojik sorun değildir.
Bu durum neoliberalizmin bireyi kendi hayatının girişimcisi olmaya zorlamasının bir sonucudur. Çünkü her seçim bir yatırım, her yanlış karar bir sermaye kaybı gibi kodlanır.
Dolayısıyla kişinin yaşadığı bu derin anksiyete, aslında piyasanın sunduğu "özgürlük" illüzyonunun yarattığı ağır bir sorumluluk yüküdür. Psikiyatri bunu "mükemmeliyetçilik şeması" olarak tedavi ettiğinde bireyi tüketime dayalı rekabetçi sistemin içinde daha "verimli" bir karar verici yapmaya çalışır.