BM kürsüsünde yine adaletin, eşitliğin ve vicdanın sesi yükseldi…🌍
İnsanlığın vicdanı, mazlum coğrafyaların gür sesi Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan, Birleşmiş Milletler 81’inci Genel Kurulu’nda daha adil bir dünya için hakikati bir kez daha haykırdı!🚀
“Onlar sanıyorlar ki, biz susarsak mesele kalmayacak. Hâlbuki biz susarsak, tarih susmayacak.
Tarih susarsa, hakikat susmayacak.
Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Hâlbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar.
Vicdan azabından kurtulsalar,
tarihin azabından kurtulamayacaklar.
Tarihin azabından kurtulsalar,
Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.
Tayyip Erdoğan olarak; vicdanıyla, tarihiyle, merhametiyle büyük bir milletin Cumhurbaşkanı olarak, Rabbim ömür verdikçe, bu kürsüden mazlumların, mağdurların, kimsesizlerin hakkını savunmaya, onların da sesi olmaya, onlar için de konuşmaya, mücadele vermeye inşallah devam edeceğim.
Biz, gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz; ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz.”
Adaletin Sesi Erdoğan 🇹🇷
#ErdoganTheVoiceOfJustice 🇺🇳
📍Süleyman Bölünmez Eğitim Vakfı Camii, Ankara
Dün Cuma namazını, kıymetli babam Süleyman Bölünmez’in banisi olduğu vakıf camimizde eda eden Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ı ağırlamaktan büyük bir onur ve bahtiyarlık duyduk.
Ziyaretleri vesilesiyle, Camimiz bünyesinde yer alan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı 31.000 kitap kapasiteli, 150 oturma alanlı kütüphanemizi de yakından inceleyerek gençliğe ve eğitime verdikleri değeri bir kez daha gösterdiler.
Ayrıca 220 güneş paneliyle kendi elektriğini üreten , DC hızlı şarj istasyonundan engelli erişim sistemlerine, sanatsal ve kültürel faaliyet alanlarımızdan çocuk oyun alanlarına kadar modern bir külliye anlayışıyla hayata geçirdiğimiz camimizdeki imkanları ve sosyal alanları da yerinde inceleme fırsatı buldular. Eğitime, hayır işlerine, çevreye ve vakıf kültürüne her daim kıymet veren Sayın Cumhurbaşkanımıza, nazik teşrifleri ve hayır duaları için şükranlarımı sunuyorum.
Ülkemize ve milletimize hizmet yolunda liderliğiyle bizlere rehberlik eden Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyareti, hem ailemiz hem de vakfımız adına unutulmaz bir hatıra oldu.
Rabbim devletimize zeval vermesin, Sayın Cumhurbaşkanımızı başımızdan eksik etmesin, birliğimizi ve beraberliğimizi daim kılsın inşallah. 🇹🇷
Modern dünyanın süper güçlerini, asırlık bir imparatorluğun ayak sesleriyle karşılamak... Diplomasi bazen hiç konuşmadan en büyük mesajı vermektir.🎶
Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla ortaya çıkan bu tablo son yılların en epik diplomatik flex'i olabilir. 😎🇹🇷
#NATOsummit 🌐
@AltinorduFK 10+4 kuralı yerine bu tür bayrak kulüpler desteklenmeli, milli futbolculara milyar TL lik villalar hediye edileceğine bu kulüpler ayakta tutulmalı @TFF_Org
Çeyrek asırlık bir siyasi destanın baş mimarı, sarsılmaz iradesiyle sadece bugünü değil yarınları da inşa eden Liderimiz, Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan ile bir araya gelme onurunu yaşadım.
Zatıalilerinin rehberliğinde ve liderliğinde hedeflerimize emin adımlarla yürüyoruz.
📍AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı, Sapanca
#ÇeyrekAsırlıkDestan 🇹🇷
AĞZI BOZUK CEMİL TUGAY’A CEVABIMDIR!
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde şahsıma ve partimize yönelik sarf edilen, devlet adamlığı vakarından uzak, hezeyan dolu açıklamaları hayretle değil, bu şehir adına büyük bir utançla takip ettim.
Bu galiz ifadelere karşı onun seviyesine inmeden, o kibir dolu ve yalan söylemleri tek tek yanıtlıyorum:
1. "KÖTÜ HUY" ARAYAN KENDİ YÖNETİMİNE BAKSIN!
Öncelikle İzmir’de kaybedilen bir canın hesabını sorarken kimseden izin alacak değiliz. Şahsıma "kötü huylu" diyerek dil uzatan Tugay’a sormak gerekir:
Bizim "kötü huyumuz", evladını kaybeden acılı bir ailenin yanında durmak mıdır?
Yoksa sizin "iyi huyunuz"; İHMALLER ZİNCİRİYLE BİR CANIN GİTMESİNE NEDEN OLUP, SONRA O AİLENİN FERYADINI "ŞOV" OLARAK NİTELEMEK MİDİR?
2. ACININ İSTİSMARI DEĞİL, İHMALİN BELGESİ!
Biz o eve, sizin iğrenç bakış açınızla ifade ettiğiniz "kamera şovu" için değil; sahipsiz bıraktığınız bir ailenin feryadını duyurmak için gittik.
Siz koltuğunuzda "hassas konular" diyerek kelime oyunu yaparken, biz o insanların yüreğindeki yangını gördük. O iş kamyonunun "olmaması gereken yerde" ne işi vardı?
"TALİMAT YOK" diyerek sorumluluktan kaçamazsınız! EĞER TALİMATINIZIN OLMADIĞI YERDE İŞÇİNİZ CAN VERİYORSA, BU SİZİN YÖNETİMSEL ACZİYETİNİZİN EN BÜYÜK KANITIDIR!
3. KÜFÜR SİZİN, ÇİLE İZMİRLİNİNDİR: BU REZALETİN ÖZETİDİR!
Cemil Tugay, meclis kürsüsünden savurduğunuz o iğrenç ifade, aslında içine düştüğünüz yönetim acziyetinin ve bastıramadığınız kibrinizin dışa vurumudur.
"BU MEMLEKETİN AĞZINA ETTİNİZ" DİYE BAĞIRIRKEN, ASLINDA 25 YILDIR BİR ARPA BOYU YOL ALDIRMADIĞINIZ, İHMAL VE BECERİKSİZLİĞE MAHKUM ETTİĞİNİZ İZMİR’İN İTİRAFINI MI YAPIYORSUNUZ?
* Körfez’i kokutan, denizi öldüren biz değiliz, sizsiniz!
* İzmir’i susuzluğa, çamur, çukur ve çöp dağlarına gömen biz değiliz, sizsiniz!
* Yolları köstebek yuvasına çeviren, ulaşımı çile haline getiren biz değiliz, sizsiniz!
Kendi işçisinin can güvenliğini bile sağlayamayan bu köhne zihniyetin ta kendisidir!
SAYIN TUGAY, ŞEHRİ YÖNETEMEDİĞİNİZ HER GÜNÜN HINCINI KÜFÜR SAVURARAK MI ÇIKARACAKSINIZ? BU MİLLET SİZE "KÜFÜR ET" DİYE DEĞİL, "HİZMET ET" DİYE O KOLTUĞU EMANET ETTİ.
4. MECLİS ÜYELERİNİ DİNLEMEMEK, HALKI DİNLEMEMEKTİR!
Meclis kürsüsünden "Bazı insanları dinlemek istemiyorum" diyerek sergilediğiniz tavır, kibrinizin vesikasıdır. Dinlemeye tahammül edemediğiniz o meclis üyeleri, halkın iradesiyle seçilmiş insanlardır.
ORASI SİZİN BABANIZIN ÇİFTLİĞİ DEĞİL, İZMİR’İN KARAR ORGANIDIR! ELEŞTİRİYE TAHAMMÜLÜNÜZ YOKSA, O KOLTUĞU MEŞGUL ETMEYECEKSİNİZ!
5. BELEDİYE SİZİN ŞAHSİ İŞLETMENİZ Mİ?
Bir de çıkmış Belediye Meclisi’nde "Hanginiz bu şehir için cebinden 5 kuruş harcadı?" diye sorma cesaretinde bulunuyorsunuz. Bu bir belediye başkanının düşebileceği en acı vizyonsuzluktur.
Bu şehir, sizin şahsi lütfunuzla veya birilerinin cebinden çıkaracağı harçlıkla değil; liyakatle, projeyle ve bütçe disipliniyle yönetilir.
SİZ BELEDİYEYİ İFLAS ETMİŞ BİR AİLE ŞİRKETİ GİBİ Mİ GÖRÜYORSUNUZ Kİ TOPU "ŞAHSİ PARAYA" GETİRİYORSUNUZ?
BAŞKALARININ CEBİNİN HESABINI TUTACAĞINIZA, MİLLETİN PARASINI NERELERE ÇARÇUR ETTİĞİNİZİN HESABINI VERİN!
6. SİZİ RAHATSIZ ETMEYE DEVAM EDEĞİZ!
Bizi "belediyeyi suçlayacak konu aramakla" ve "kameralarla gezmekle" itham etmişsiniz ya hani. Siz belli ki alışmışsınız; sahada olmayan, etliye sütlüye karışmayan, sadece koltuk dolduran vekillerinize...
ŞUNU İYİ BİLİN: BİZ SİZİN ALIŞTIĞINIZ O "MONŞER" VEKİLLERDEN OLMADIK, OLMAYACAĞIZ!
İzmirli hemşehrilerimizden aldığımız yetkiyle; ihmal ettiğiniz her sokakta, mağdur ettiğiniz her hanede bizi görmeye devam edeceksiniz.
SİZİ RAHATSIZ ETMEYE, YALANLARINIZI VE BECERİKSİZLİĞİNİZİ YÜZÜNÜZE VURMAYA DEVAM EDECEĞİZ!
Siz aynaya baktığınızda "engellenen bir kahraman" görmek istiyor olabilirsiniz; ancak siz İzmir’in tarihine KAYBEDİLEN EN ACI 5 YIL olarak geçeceksiniz.
"Kütük değiliz" diyorsunuz ya; o halde önce varsa vicdanınızın sesini dinleyin, sonra İzmirlinin yüzüne bakın. TABİİ BAKACAK YÜZÜNÜZ KALDIYSA!
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nde hayatını kaybeden Sabri Kılınç’ın vefatı sonrası kameraların karşısına geçip GÖZ GÖRE GÖRE YALAN SÖYLÜYOR!
Ortada istismar değil, BELGELİ BİR YALAN var!
Sayın Tugay; "Vinci aile çağırmadı, parasını ödemedi" dediğiniz o olayın aslı şudur:
📌Evladını ihmalleriniz sonucu kaybeden o acılı aile, belediyenin gelmeyen yardımını beklemek yerine vinci KENDİ buldu.
📌O vincin bedelini İzmir Büyükşehir Belediyesi değil, aile KENDİ cebinden ödedi.
📌Elimizde kapı gibi FATURA ve ÖDEME MAKBUZU var!
Sayın Tugay; Cenazeye gitmediniz, taziye dilemediniz, ailenin acısına ortak olmadınız... Üstüne bir de çıkıp kamuoyu önünde "aileyi üzmeyelim" edebiyatı yaparak YALAN söylemeyi bırakın.
Milletimizin aklıyla, acılı bir ailenin haysiyetiyle alay etmeyi kesin! Bu rezaletin tek bir çıkış yolu, bu vebalin tek bir bedeli var: O koltuğu daha fazla kirletmeyin ve derhal İSTİFA EDİN!
Daha ne kadar kaçak dövüşeceksiniz bilemedim…
Benim tweetimde ifadem çok netti; “…bizzat el kaldırdığı Meclis kararıyla bu binayı İstanbul merkezli bir vakfa devretmeye çalışanların…” dedim. İsminizi zikretmediğim halde "Ben o gün mecliste yoktum" diye topu taca atmanız, o kararın İzmir’e ihanet olduğunun bizzat itirafıdır.
Siz o gün orada olmasanız da bugün yanınızda 'nöbet' tutan en yakın mesai arkadaşlarınız tam kadro oradaydı! Paylaştığım 25.11.2021 tarihli tutanağa iyi bakın; o gün İzmir’in malını ve Atatürk ismini bir vakfa devretmek için el kaldıranlar, bugün yanınızda mağduriyet şovu yapanların ta kendisidir.
Gidin onlara sorun; "O gün 'evet' derken vicdanınız neredeydi de bugün hangi yüzle yanımda mağduriyet edebiyatı yapıyorsunuz?" diye.
Siyaset, işine gelince "biz yaptık", gelmeyince "ben yoktum" deme yeri değildir.
Sizin rant kapısı yaptığınız bu alanı, biz doğrudan İzmirli gençlerin geleceğine tahsis ediyoruz.
Algı operasyonunuz, bizzat ekibinizin "EVET" oyu verdiği bu tutanağın gerçekliği altında ezilecektir! 🇹🇷
Kıymetli Hemşehrilerim, Değerli Basın Mensupları;
Dün akşam İzmir’in nabzını tutan, hakikatin peşinde koşan yerel ve ulusal basınımızın güzide temsilcileriyle, samimiyetin ve emeğin harmanlandığı şahane bir iftar sofrasında buluştuk. Davetimize icabet ederek soframızı şereflendiren, yoğun mesaileri nedeniyle aramızda olamayıp nazik mesajlarını ileten tüm basın emekçilerimize şükranlarımı sunuyorum.
Ancak üzülerek görüyorum ki; İzmir’in gerçek gündemini konuşmamızdan rahatsız olanlar, yine kirli bir "algı operasyonu" için düğmeye basmış durumdalar. “İzmir’de Son Dakika” isimli sosyal medya hesapları üzerinden şahsımı hedef alan, hiçbir gerçekliği bulunmayan mesnetsiz iddialar ve sözde "tehdit" iftiralarıyla bir karalama girişiminde bulunulmuştur.
Hakikat Şudur:
Bu şahsın ve mecrasının sürekli olarak şahsımı hedef almasının sebebi mesleki bir kaygı değil, geçmişte müsaade etmediğim bir usulsüzlük zinciridir. Bu hesapların kullanıcısı olan söz konusu şahıs, geçmişte şahsi aracına taktırdığı "çakar lamba" ile trafikte usulsüzlük yaparken, emniyet güçlerimize karşı ismimi zikrederek, "Ceyda Bölünmez Çankırı'nın danışmanıyım" diyerek ayrıcalık talep etmiştir.
Bir Milletvekili olarak benim kendi aracımda dahi çakar lambası yokken, bir başkasının ismimi ve makamımızı kullanarak bu tür bir kanunsuzluğa yeltenmesine asla geçit vermedik, vermeyeceğiz!
Hukuksuzluğa "Dur" dediğimiz o gün başlayan husumet, bugün karşımıza "gazetecilik" maskesi takılmış bir tetikçilik olarak çıkmaktadır. Bunun adı gazetecilik değil, İzmir’in iradesine ipotek koymaya çalışan bir sosyal medya zorbalığıdır.
Şahsıma ait hesapları engellemek, gönderilerin altına gelen destek mesajlarını ve hakikatleri bir bir silmek, nasıl bir korkunun ve hangi hastalıklı algı operasyonunun ürünüdür?
Bu tavır açıkça şunu söylüyor: 'Ya benim tetikçiliğime boyun eğersiniz ya da sizi dijital dünyada yok sayarım.' Kendi mecralarında sahte bir gerçeklik algısı yaratıp, sadece duymak istediklerini bırakan, milletin sesini ve bizim cevabımızı sansürleyen bu zihniyet, İzmir kamuoyunu manipüle edebileceğini sanıyorsa büyük yanılıyor.
Bir sosyal medya hesabını, şantaj ve sansür sopası olarak kullanmak ancak zavallı bir acziyetin göstergesidir. Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır ve hiçbir engel, hiçbir 'silme' tuşu bu hakikati karartmaya yetmeyecektir.
Yalan ve algılarla İzmirlinin gündemini meşgul etmek, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak bir basın faaliyeti değil, TCK kapsamında açık bir suçtur. İftira ve şantajla siyaseti dizayn edebileceğini sanan bu karanlık zihniyete karşı tüm hukuki süreçleri başlatıyorum. Adalet önünde hesaplaşacağız.
Kirli kalemlerin değil, tertemiz bir İzmir’in ve hakikatin yanında durmaya devam edeceğiz.
Kamuoyuna saygılarımla…
Mesele sadece yağan yağmurun ardından oluşan bir su baskını değildir.
Mesele; İzmir’i “çantada keklik” gören, “nasıl olsa oy alıyoruz” diyerek İzmirliye hizmeti reva görmeyen o köhnemiş yönetim anlayışıdır.
İzmir, ideolojik kalıplara sığmayacak kadar büyük; hizmeti hak edecek kadar kıymetlidir.