Manisa öyle bir yer ki, tüm köklü ailelerin birbirini tanıdığı büyük bir kasaba gibi. İzmir’e yarım saat mesafede olduğu için eğitim sebebiyle ya da finansal bağımsızlığını kazanan herkesin İzmir’e göçtüğü bir yer. Yolsuzluklarıyla ünlü eski belediye başkanı İzmir’de oturup belediye binasına oradan gidip gelirdi, siz düşünün gerisini.
İmamoğlu davası askeri dönemlerde yaşanan yargılamalar gibi kamu vicdanında asla kabul görmeyecek. Ancak bugünkü davanın, 1950 sonrası Türkiye siyasetinde, sivil bir iktidar eliyle yaşanan benzeri görülmemiş bir kırılma olduğunu da açıkça teslim etmek gerekiyor. Ana muhalefet partisinin cumhurbaşkanı adayının bu denli keyfi ve siyasi saiklerle yargılanması, ülkeyi çok daha öngörülemez ve tehlikeli bir noktaya sürüklüyor.
İktidar çevresinde bu konuda çatlaklar oluştuğu, İmamoğlu’nun serbest bırakılabileceği ve İmralı süreciyle birlikte siyasi iklimin yumuşayabileceği yönündeki tezler sadece kamuoyunu manipüle etme amaçladığını düşünüyorum. Çünkü İmamoğlu, bu rejim açısından yalnızca bir siyasi rakip değil, varoluşsal bir tehdittir. Bu yüzden onun hapsedilmesi ve ona destek veren kesimlerin siyasal ve mali açıdan tasfiye edilmesi konusunda iktidar blokunun neredeyse tüm unsurları hemfikirdir. Böyle sert bir hamlenin iktidar açısından geri dönüşü olamaz.
İktidar, uluslararası konjonktürdeki rahatlama ve İmralı süreciyle oluşan iç bölünmeleri, en çok korktuğu rakibi tasfiye etmek için bir fırsat olarak gördü. Bu büyük darbe savuşturulamazsa, Türkiye siyaseti yarı-kapalı bir rejim modeline geçecek.
İmamoğlu’nun bugün Silivri’de yaptığı savunma ve bu süreç boyunca sergilediği dirayetli, geri adım atmayan tavır, şu anda muhalefetin elindeki en güçlü moral ve siyasi zemindir. Muhalif kamuoyunun, ne kadar büyük bir tehditle karşı karşıya olduğunun bilinciyle bu mücadeleyi kitleselleştirmesi, sürdürülebilir kılması ve yaşanan hukuksuzlukları asla normalleştirmemesi gerekiyor. Zor ve uzun bir mücadelenin daha başındayız.
Aybüke Pusat’ın fikirlerini ifade ettiği için kadrosundan çıkarıldığı Teşkilat adlı dizide şu saatten sonra oynamaya devam edecek olan diğer oyuncuları hiçbir projede izlemeyecek, desteklemeyeceğim. Meslektaşı için ses çıkaramayacak kadar korkaklara beş kuruş yok.
Onlarca yerleşik içtihada, idare ve anayasa hukuku kuralına aykırı şekilde diplomaya çök, ceza soruşturmalarında açık hukuka aykırılık yap. Yetki ve görev kuralını çiğne. Her türlü hak kullanımını anayasaya aykırı şekilde yasakla sonra “hukuk” kelimesini ağzına al. Pes!
Özgür Özel “Bu meydanda cinsel tercihe karışan yok, marjinal olan sensin Erdoğan” diye haykırıyor. Erdoğan’ın 2025’i “aile yılı” ilan edip LGBT’lere savaş açmasının ardından bu cesur çıkış çok önemli! Marjinal olan Erdoğan ve çevresi, milyonlarca insan değil! Bravo @eczozgurozel
Baromuza doğru yürüyüşümüz sürüyor. İstanbul Barosu önünde saat 21:30 da basın açıklaması yapılacaktır.
Tüm meslektaşlarımızı baromuzun önüne bekliyoruz.
20 yıldır hukuk fakültelerinde öğrencim olmuş binlerce insan, her senenin hukuki realizm dersindeki şu sözlerimi iyi hatırlayacaklardır:
Hukuku baskı enstrümanına çevirip toplumu ezerek yöneten, onu avucunda tutamadıkça yumruğunu sıkmaya mecbur kalır. Yumruğunu tüm gücüyle en çok sıktığı nokta, onun artık elini gevşetmek zorunda kaldığı noktaya en yakın andır. O bu ana kendi tercihiyle gelmez. Avucundakilerin ele avuca sığmama tercihleri yüzünden gelir. Avucundaki diş macunu sıktıkça fışkırdığı için de, gün olur, gider. Bu döngünün hangi zaman vadesinde yaşanacağını, toplumun vicdan ve cesareti belirler.
Sayın Ahmet Hakan, şu kısa yazısında, siyaset dizaynına ilişkin kendi kampındaki umutları belli etmiş. "Nasılsa unuturlar ve bu şekilde sıkmak zorunda kalmayız; bu rüzgar geçince normalleşme yaşatırız" üzerine kurulu bir plan.
Seçime saniyeler kala, yıpratılmasın diye siyasetin ve halkın içinden gelmeyen Ekmeleddin'ler çıkartıldığı düzene dönüş umut ediliyor. Oysa, Sayın Kılıçdaroğlu ile beraber, o işler de bitti.
Kazanacak adayların hapse atılması, o adayların dışarıdaki diğer muhalif adaya güç aktarımı yapabilmesi, her hapse atılanda çelişkilerin daha da derinleşmesi, topluma eziyet edenin kampından kopuşların hızlanması, sonuçta bu adaletsiz düzenin değişmesi, kaçınılmaz.
Yarınki öğrenci eylemleri listesi:
13.30 - Galatasaray Üniversitesi öğrencileri Çırağandan Beşiktaşa yürüyüş gerçekleştirecek.
13.00 - İstanbul Üniversitesi öğrencileri oturma eylemi yapacak
12.30 -Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencileri eylem gerçekleştirecek.
İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun kararı HUKUKSUZDUR.
Böyle bir karar alma yetkileri yoktur. Yetki, sadece İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu’ndadır. Bu kararı alanların tarih ve adalet önünde hesap verecekleri günler yakındır. Adalete, hukuka ve demokrasiye susamış milletimizin yürüyüşü durdurulamayacak.
Kurtuluş Yok Tek Başına!