İtalya'da yer alan 6.000 nüfuslu Silandro kasabasında 50 yıl sonra bir cinayet meydana geldi.
21 yaşındaki İtalyan bir kız, eski erkek arkadaşı Ömer Çim'in dairesinde ölü bulundu. Aslen Türk olan 28 yaşındaki Çim, baş cinayet şüphelisi olarak tutuklandı.
Yunanistan'da halkın başlattığı "Havlu Hareketi" plajlardaki işletmeleri zor durumda bıraktı. Hükümetin halkın isteğini makul bulmasıyla plajlardaki işletmeler şezlongları bir gecede apar topar toplamak zorunda kaldı. Yunan anayasasına göre tüm plajlar halka açık olmak zorunda olup, vatandaşların denize dikey ve paralel olarak ücretsiz girişine izin verilmelidir, kıyı şeridinden itibaren en az beş metre genişliğinde bir serbest bölge bulunmalıdır. Dahası Şemsiye, şezlong ve deniz eğlence ekipmanları, işletmeye tahsis edilen alanın %60'ından fazlasını ve plajın toplam alanının %30'undan fazlasını kaplayamaz.
Neyse ki biz de benzeri sorunlar yok (!)
Olaya gel; Rus Deniz Kuvvetlerinde denizaltı komutanlığı ve daire başkan yardımcılığı yapmış olan Yarbay Stanislav Rzhitsky Rusya'da koşu yaparken öldürülmüş. Koşu güzergahını sürekli bir uygulamada paylaşıyormuş ve bir paylaşımını Ukrayna istihbaratından Kyrylo Budanov beğenmiş
Şeyh Said “Ne için ayaklandınız?” sorusuna
“Din hükümleri zayıflamıştı.” Cevabını vermişti. Ve ardından; “Yunan ordusu islamiyetin merkezini ayaklar altında çiğnerken, cihadın farzlarını neden yerine getirmediniz?” Sorusuna sessiz kalmış ve idam edilmiştir.
Çok yakın ve eski bir dostum kamudan EYT ile geçen ay emekli oldu ve bana ne alayım diye sordu?
Dostluğumuza binaen dolar almasını söyledim.
25 yılık hizmetin karşılığı parası 385.000 TL ile 20.700 dolar aldı.
Şu an 538 bin TL si var.
25 sene hizmetin karşılığı devletten aldığı para 385 bin TL iken basit bir kur hareket öngörüsüyle kazandığı para neredeyse bunun yarısı.
12 senelik hizmetin karşılığını 3 haftada kazandı yani.
Bu sistem vahşi. Emekçiyi eziyor.
Ve TL'nin artık değer saklama özelliği kalmadığı için maalesef fiyat istikrarı da mazide kalmış durumda.
YDS ve YÖKDİL’de 70 barajını geçmenizde çok faydası olacak YouTube kanalları, uygulamalar, siteler ve kaynaklar:
İngilizce Alt Yapı
İngilizce temeli olmayanlar YDS/YÖKDİL'e hazırlanmadan önce buradaki başlangıç seviyesindeki eğitimi alarak temel oluşturabilir.
➡️https://t.co/Kj4HQphH7V
➡️https://t.co/FbuHJmdSs8
YDS Gramer Konuları
İngilizce ön hazırlık yaptıktan sonra artık YDS derslerine geçebiliriz. Mesut Koyuncu hocanın ''GRAMER'' derslerini izleyerek alt yapınızı oluşturabilirsiniz.
➡️https://t.co/YxMdC2vktZ
➡️https://t.co/2uLtBPowJi
YDS Metin Okumaları
İngilizce alt yapıyı oluşturduktan ve gramer konularını izledikten sonra artık kelime çalışmaları yaparak ''Metin Okumalarına'' geçebilirsiniz. Aşağıdaki 211 adet video oldukça yeterli.
➡️https://t.co/WcUwvJr0qw
Kelimeyi zorla öğreten harika uygulamalar ve siteler:
1- Vocagarden
YDS-YÖKDİL-IELTS-SAT için seviyenize göre kelimeleri öğrenebileceğiniz harika websitesidir. Kelimeyi videolarla, cümle tamamlamalarla zorla kafanıza sokuyor. Üstelik kelimelerin PDF halini de alabiliyorsunuz.
https://t.co/cc4obyYx4I
2- Vocab Builder/YDS-YÖKDİL İngilizce Kelime Ezber
Gayet başarılı bir YDS uygulamasıdır. Kelimeyi örnek cümlelerle ve görseller yardımıyla öğretiyor. Bilmediğin kelimenin üstüne tıklayınca anlamını görüyorsun. Bu uygulama da zorla öğretir kelimeleri.
https://t.co/rEWYlEKIsr
3- Reading Power: YDS-YÖKDİL
Seviyelere göre metinler bulunuyor. Okuma parçalarından önce kelime çalışmaları yaptırıyor. Metinleri okumaya başlayınca da ister kelime ister cümle çevirilerini görebiliyorsunuz.
https://t.co/AV1TsTc5zO
4- Memrise
Bu uygulamanın diğerlerinden farkı bilimsel yöntemlere göre kelime öğrenmenizi takip etmesidir. Yanlış cevapladığınız kelimeleri daha fazla tekrar yaptırarak öğretiyor.
https://t.co/G7XrVS1Vpa
5- Duolingo
Kelime öğrenimini farklı test yöntemleri ve aşırı tekrarlarla öğretiyor. Cümle içerisinde kullanımını göstermesi pekiştiriyor.
https://t.co/2fnIFAqipu
6- Wordup Vocabulary
Seviyenize göre İngilizce kelimeleri İngilizce açıklamalar ve videolar eşliğinde öğrenebileceğiniz uygulamadır.
https://t.co/rjsr9VV2LT
7- Tureng Kelime Defteri
İngilizce metinler ve okuma parçalarındaki bilmediğiniz kelimelerin üzerine tıklayarak anlamını görebiliyorsunuz. Listeye eklerseniz bilmediğiniz kelimelere daha sonra çalışabiliyorsunuz.
https://t.co/uikSzdspeA
8- Vocabulary
Hem sözlük hem de kelime öğrenme uygulaması. Websitesinde aradığınız kelimeyi listeye ekleyerek daha sonra çalışabiliyorsunuz. İngilizce-İngilizce çalışanlar için ideal bir uygulama. Oldukça başarılı.
https://t.co/Bfc4SQ60sx
9-Quizlet
Kelime ezberletmek üzerine yoğunlaşmış bir uygulamadır. Okulda kelime öğrenmek için post-it üzerine yazıp nasıl ki duvara asıyorsak, bu uygulama da size bu pratikliği sağlıyor. Kelimeler için flashcard oluşturabilirsiniz. Android ve İOS üzerinden indirebilirsiniz.
📚 Kitap önerisi Cambridge'in "English Vocabulary In Use" serisi gerçekten çok başarılı. Güzel çalışan birine +20 puan getirir.
Türkiyede çok sevilen, belki de en yaygın yatırım aracı Altın
Elbette çoğunluk #altın fiyatına TL olarak baktığı için illüzyona yenik düşüp sürekli değer kazandığını zannediyor
Ama gerçek pek de öyle değil
Uzun vade $ fiyatına bakarsak belli dönemler hariç getirisi olmamış hatta uzun dönemler zarar ettirmiş bir emtia
1980 yılından bugüne fiyat grafiğine bakarsak:
1980-2007 27 yıl boyunca sıfır nominal getiri
2011-2022 11 yıl boyunca sıfır nominal getiri
Fiyatına reel (enflasyona göre düzeltilmiş) bakarsak durum tahmin ettiğinizden çok daha vahim ↘️
Öyle bir dönem yaşıyoruz ki Misak-ı Milli'nin dışında kalan kim varsa dışarıda kaldığına şükredercesine pasaportunu öpüp başına koyar oldu. Daha dün Türkiye Cumhuriyeti topraklarını öperek sınırdan giren soydaşlarımız, kabul edin ya da etmeyin bugün en şanslılarımız. Türk vatandaşıysan en kötü araca 4-5 kat fiyata biniyorsun. Türkiye'den başka hiçbir AB ülkesinde çalışamıyorsun. Seyahat edemiyor, etsen de gavur parasına dünya kadar para veriyorsun, onunla da kalitesiz ortamlarda kalitesiz bir tatil yapıyorsun...
Çünkü helal kazancın bu kadarına yetiyor. Helal kazanıp kendi ülkende adam yerine konmuyorsun ki gavurda değerin olsun. Bulgaristan'da aynı aracı 2.000 euroya alabiliyorken burada 10 bin euroya alıyorsun. inanmayan bakabilir (https://t.co/b7TqEZxLvu). Dünün uyduruk Gürcistan'ında sümüğünü silmeyeceğin Lari, TL'den daha değerli. Dubai'de otellerde turistlere masaj yapan filipinli göçmenlerden daha geleceksiz bir gelecek inşa ettik şu gençliğe.
Kaybedenlerin ülkesinde kazananlar kulübüne geçmezseniz geleceğiniz yoktur. Sistem de sizi o kulüpte yer almazsan hor görmeye veyahut hiç görmemeye şartlanır.
Bunlar işin en basit kısmı. İşin en zor kısmı ise topraklarımıza aldığımız insanlarla ne kadar yaşamak zorunda olduğumuzu bilemememiz. Az buz da değil. 1 milyon olsa dersin evet eritiriz, sindiririz ama milyonlarca. Ama görüyorum ki gelen kültürünü koruyor. Türkleşmeyi sağlayacak bir ideal, bir politika da yok. Ümmetçilik tam gaz. Kulamparalığa, sosyal eşitsizliğe, liyakatsizliğe, talana (arazi, mülk), kadına şiddete, gençliğin geleceksizliğine kayıtsız kalanlar türbelerde filan evliyanın mezarı önünde rol kesiyor. Bir de tutup Peygamber döneminde halkın hurmadan başka yiyeceği yoktu ama ittiba ediyorlardı (tabi oluyor, sorgulamadan itaat ediyordu) diyor. Bu tiplere hoca, alim diye saygı göstermeye alışık bir kısım toplumsa biz düz ve gelişine konuşunca bize tepki veriyor.
Şuursuz işte. Halbuki bilse onun ve ondan türeyecek nesil için konuşuyoruz... Bir yanda inşaatta amelelik eden adamı görüyorum, bir yanda üç beş bahşiş almak için motorsikletle barsaklarını ilk kazada refüje saçacak kuryeyi görüyorum, bir yanda eminönünde taşa oturmuş lif satan teyzeyi, diğer yanda su satan çocukları, tespih satan engellileri görüyorum.
Siha yapan, uçak gemisi yapan bir ülkede bunlar kabul edilebilir şeyler mi? Yoksa bizim değişmeyen gerçeğimiz aslında bunlar da bizler siha ve uçak gemisine bakarak mı başka dünyalarla avutuyoruz kendimizi?
İnsanların sefaletini gördüğüm her gün, yaşadığım ülkede şükrediyor ama onların bu sefaleti kanıksadığını, bunu yücelttiğini, bunu gelenek ve dinimizle meczedip kutsallaştırdıklarını görüyorum.
Toplum, kendilerine Allah'ın indirdiği emirler ile insan gibi yaşamak yerine sünni rahiplerin diliyle, fakirliği ile "sahabe" gibi yaşadığını sandığı sürece bu toplum da daha iyi şeyleri hak etmiyor.
Bu sebepten bu günlere dek kendimi sürekli sorumlu hissettiğim topluma ve gelecek nesle karşı daha az sorumlu hissediyorum. Başımıza sizler için bela alıyoruz farkında mısınız? Her konuşmamız ya mobbing ya bir yüksek yerden azar ya da "laflarına dikkat etsin" gibi şeylerle ödüllendiriliyor.
Buna ne kadar tahammül edebiliriz? Biz neyse, bizim gibiler neyse... geleceklerini bize yaslamış olan ailelerimiz, ağzının tadı bozulmasın diye buna tahammül etmeli mi?
Bu toplum için risk almak,konuşmak, problem yaşamaya değer mi? Rahat otur yerinde say paranı, ısır bifteğini paşam!
Bir yanda 30 derece sıcağın altında balyalar ve koliler yüklü arabasını sultanhamam ve mercan yokuşlarından çıkaran adamlar, bir yanda Anadolu'da taşra bürokratı olmak için parti yaygarası yapan tipler ve her geçen gün daha da azalan çiftçilerimiz ve kendisini besleyemeyen bir ülke olma gerçeğimiz?
Bir diğer yanda ise tüm yukarıda saydığım kişilerin tersine alın teriyle para kazanmak nedir hayatında hiç bilmemiş, öğrenmemiş cüppeli tiplerin demeçleri ve toplumda gördükleri saygıya bakıyorum. Hayır efendiler. Saygının adresi bu tipler değil. Saygının adresi "tensipleriyle" bir yerlere gelmiş tipler de değil. Saygıyı bu geleceği çalınmış millete göstereceksiniz.
Aslında o milletin de genelinin beyin ve düşünce dünyasındaki fakirliği, yozluğu ve çölleşmeyi görünce ona da saygı duymak için motivasyonunuz kalmıyor
Lakin soruyorsunuz bu sefer "Peki beni bu topraklara ait kılan ne kaldı? Bu ülke, bu vatan dediğim topraklara sadece coğrafi bir bağlılık mı hissediyorum? Bu siyasi sınırlar içerisinde egemen kalabilmiş bir ülkenin ve ona sembol olan ve şu ana dek stresten başka bir şey vermemiş değerlerini ne kadar taşıyabilirim?" Diyorsunuz. Bayrağın ağır bir tarafı yoktur. Değer görmemek ağırlaştırır o bayrağı... bu duygular iter insanı ihanete. Tüm bunların ağır geldiği bir yüzyılda insanları ihanete iten bir liyakatsizlik, cıvıklık, üretilen her şeyi değersizleştiren bir çöküş psikolojisi ve cehaletin prim yaptığı ve cahillerin koltuk aldığı ortamlarda kim ülkesi için ne üretmek isteyebilir ki?
Ümmet bilincinin cemaat bilincine yenildiği, vatanseverliğin partizanlığa, ilmin cehalete, ahlakın fırsatçılığa, liyakatin sadakate yenildiği her toprak, ahlaklı ve dürüst insanın hapishanesidir.
Dürüst bir insanın korkak olmasını da anlayabilirim. Dürüstlük ve cesaret nadiren aynı kişide buluşur.
Hatta dürüst, cesur ve zeki kimseler en azlarıdır. Bunların da çoğu eceliyle ölmez.
Çünkü bunlar tüm rantçıların, tüm hırslı cahillerin düşmanıdır. Dünyada hırslı adamdan daha tehlikelisi ise, cahil ve hırslı olan adamdır. Çünkü hırsının, sebep olacağı distopik öngörüleri yoktur. Başkalarına ve ülkeye vereceği zararları düşünmez.
Kurduğu zenginlik ile dolu dünyadaki rüyalarına giden yolda bu tip insanların yoluna çıkıp da çiğnemeyeceği papatyalar, ezmeyeceği güller, kırmayacağı fidanlar, kesmeyeceği çınarlar yoktur.
Gözünüzün yaşına bakmaz, biçer ve geçer.
Bir anda gelişen zenginliğin dünyası acımasızdır. Çobanı zengin yaparsan herkesi koyunu gibi görür.
Zengin çobanlar, zengin rahipler, tok kötüler, aç iyiler, korkak dürüstler, itilmiş alimler, yüceltilmiş cahiller... bunların hepsi aslında tek bir ülkenin bileşenleridir. Bitik ülkelerin belirtileridir.
En mahrem dağlarını afgan çobanlara teslim etmiş bir ülke olduk. Kim bilir kaç mağarasının yerini? Bilmiyor gençliğimiz yaşadığı şehirler ve köylerde. Kaç yerde terörist gezse onun aksanını anlamayıp terörist olduğunu bile askere söylemeyecek tipleri doldurduk ülkeye çoban diye.
Geçen her gün daha az eskisi gibiyiz. Her gün yarından genç, ama yarından daha zenginiz.
Hala küçük Erbakan'ın laflarını konuşanları görüyorum. Asgari ücret 15 bin olsun, 20 bin olsun diyenleri görünce hayrete düşüyorum.
Ülkede euro belli, dolar belli. Giren doğrudan yatırım çok az. Dünya sermayesi faiz dışında ülkeye para emanet etmek istemiyor. Bu ülkede döviz belliyken istediğin kadar asgari ücreti belirle. Yine yiyeceğin ekmek, et bellidir.
İngiltere'de, Dubai'deki adam eti 120-150 liralara yerken sen niye yiyemiyorsun? Bunu soracak olan ben değilim. Etin yerine yumurta, mercimek, nohut da ikame edebilirsin. Ama bir ülkede fakirin et yemesi değil, beyin tabakasının kitap alamaması daha acıdır.
Kitabı yumurta ve nohutla ikame edemiyorsun çünkü.
Gelelim iktidara, bu iktidardan bahsetmiyorum. Genel manada dünyada iktidarlar en fazla 10 sene sürmelidir. Dünyada hiçbir GELİŞMİŞ DEMOKRASİDE 20 yıl, bir iktidar yönetimde kalamaz. Almanya'da KOHL 18 sene kaldı ama ikinci bir Kohl'e izin verilmedi. Çünkü soyadın manası gibi LAHANA misali iç içe geçmiş ilişkilerle anılırdı Helmut KOHL. Bu lahanaların içerisi böcekler, gizli ilişkiler, kuytu gözeneklerle doluydu. Almanya'daki eyalet sistemi sebebiyle sınırsız bir yetkiye sahip olamadı Kohl ama onlara birleşik bir Almanya bıraktı. Bu biraz da tarihi süreci iyi kullanmasına borçluydu. Uzun süre iktidarda kalırsanız tarihin şanslı dönemlerinde bazen topu baskete yolladığınız da oluyor, ıskaladığınız da...
Bir sene yaşamayan bebek, dört mevsimi göremez.
Görmeniz için uzun yaşamanız lazımdır. Her zaman iyi yöneterek değil bazen talihiniz iyi gider kazanırsınız bazen de talihi satın alırsınız.
Uzun iktidarlar da iyi değildir çünkü bir süre sonra halka sorumlu olduklarını unutur, İktidarın mutlak sahibi olduklarını, bunun için görevlendirilmiş olduklarını düşünürler. Kanuni döneminin Osmanlı'da çürümenin esas başladığı dönem olduğunu bir çoklarınız okumuştur.
Diğer yandan da insan doğal olarak soruyor. Kim gelsin? 20 yılda gelmesi muhtemel "cesaret, zeka ve dürüstlük" dediğimiz üç mühim bileşene sahip olup da bu günlere gelebilen kaç kişi kaldı? Kaç kişiye bu günlere gelebilmesi için "müsade edildi"?
En iyilerin bu dünyadaki kaderi ya Hz.Ali gibi suikaste uğramak, ya Hz.Ömer gibi camide hançerlenmek, veyahut Hüseyin gibi aldatılmak, halkı tarafından satılmak ve garip ölmektir...
Irak, Kufe'de 3 bin kişi mektupla davet ediyor, seni Halife istiyoruz diye çağırıyorlar Hz.Hüseyin'i... sonra Muaviye'nin oğlu Yezid'in adamları gelince biz böyle bir şey demedik, Yezid'e tabiyiz diyorlar... Hazreti Hüseyin, Kufe'ye giremiyor. 70 adamıyla 4500 kişilik Yezid ordusuna mağlup oluyor... Bu tarz bir rakam farkı için mağlup olmak kelimesi yanlış. Katliama uğruyor zavallı.
Kufe de bunu Hazreti Hüseyin'i çok sevdiği için değil, Emevilerin Başkenti Şam'a taşıması ile Kufe'nin gelirlerinin düşmesi sebepli hoşnutsuzluklarından dolayı istiyorlardı
Emevilik o dönemden sonra Müslüman dünyasının geleceğini belirlerken sünniliğin de karakterine dönüştü. İktidara gelen, Muaviye gibi "zaten bana aitti" kafasıyla her tür demokrasiyi hanedana çeviriyor. Rövanşizm olmaması için de iktidarda kalmak için ne gerekirse yapılıyordu. BenAli, Mübarek,Saddam hep böyle kaldı. Yani her sünni liderin içerisine bir Muaviye kaçıyor ve her sünni devlet, sünni dünyanın liderliği için E'muaviyye imparatorluğuna öykünüyordu
Şükür ki bunlara çok uzak, bu tür 3.dünya örneklerine yabancı, oturmuş bir demokrasiye sahibiz. Sonuçta 3 bin yıllık devlet kültürü var
Ne kadar şükretsek azdır🤲ٱلْحَمْدُ لِلَّٰه