Abi bakın size söylüyorum anlamıyorsunuz;
Bu adamın bir anlık dikkati, Ülkeye milyarca dolarlık anlaşma veya 100 yıllık sorunların çözülmesine neden oluyor.
CB Erdoğan’ı ülke içerisindeki küçük gündemlerle oyalamayın. Bırakın açın önünü, uluslararası sorunları çözsün.
#SONDAKİKA
İstifa eden Erdoğan’ın yakın koruması sebebini şöyle anlattı:
Bir cuma namazında Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Camii’ndeydik. Polis Mehmet’le karşılaştık. Hâl hatır sorduktan sonra, “Hayırdır, burada ne yapıyorsun?” dedik.
O da, “Başkan Erdoğan burada namaz kıldı. Ben de kendisini bekliyorum.” dedi.
Mehmet, Erdoğan’ın yakın korumasıydı. Hem çok sağlam bir delikanlı hem de kardeşimiz olduğu için onun böyle önemli bir görevde olmasına sevinmiştik.
Ancak o gün bize görevini bırakacağını söyledi.
Necip de ben de, “Yahu sen ne yapıyorsun? Ne güzel başkanın yanı başındasın. Hayır duası kazanırsın. Milyonlarca insan bu görev için yanıp tutuşuyor. Bu görevi bırakma.” dedik.
25-27 yaşlarında, cıva gibi, sportmen ve güçlü kuvvetli delikanlı aynen şunları söyledi:
“Abi, ben insanlıktan çıktım. Artık dayanamıyorum. Bu adam günde 2 ya da 3 saat uyuyor, bazen hiç uyumuyor. Gecesi gündüzü yok. Bir günde 2 ülkeye gidiyoruz. Yurt içinde ise bir günde 3 ile gidiyoruz.
Sürekli planlar, projeler… Devlet liderleri geliyor, gidiyor. Ara sıra evine 3 saat uyumaya gidiyor. Orada bile ya Genelkurmay Başkanı ya da MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la telefonla görüşüyor. Gecenin bir yarısı hiçbir devlet görevlisini uyutmuyor. Görüntülü telekonferans yapıyor.
Öyle bir tempo ki sürekli bir koşuşturma var. Hiç yerinde durmuyor. Onun mesaisine benim bedenim dayanmıyor. Ailemin, çocuğumun yüzünü göremez oldum. Hiçbir özel hayatım kalmadı.
Bu koşuşturmaya normal bir insan dayanamaz abi.”
Ayasofya, 86 yıllık hicranın ardından yeniden asli hüviyetine 6 yıl önce bugün kavuştu…
Bu kutlu mabet, inşallah ebediyete kadar semalarımızı ezan sesleriyle süslemeye devam edecek…
Ayasofya’nın dirilişi mübarek olsun…
Ey muhalif kardeşim,
Artık kendine şu soruyu sormanın vakti gelmedi mi?
“AHBAP’ı yönetenlere duyduğum öfkeyi İBB’yi yönetenlere neden duymuyorum?
Haluk Levent’in skandallarına gösterdiğim tepkiyi, Ekrem İmamoğlu’nun skandallarına neden göstermiyorum?”
Yardım paralarınızı alıp kumarda yiyenlerle, oylarınızı alıp yolsuzluk-hırsızlık düzeni kuranların, yatlarda gününü gün edenlerin arasında fark mı var zannediyorsun?
Emin ol, İstanbul’da rant ve yolsuzluk düzeni kuran, tehditle rüşvet toplayan, para kuleleri diken, CHP’yi satın almak için çuvalla para taşıyan Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel ve yardakçılarının Haluk Levent’ten hiçbir farkı yok.
Her “Mustafa Kemal’in askeriyiz” diyenin, her “İzmir’in dağlarında çiçekler açar”ı söyleyenin peşine takılmaktan hala usanmadınız mı?
Gelin bu olay sizin için de bir milat olsun…
Türkiye Cumhuriyeti, mazisi şanla, şerefle dolu binlerce yıllık devletler silsilemizin son halkasıdır.
Mehter marşından, yeniçeriden, merasimlerin tam da tarihimize yaraşır biçimde icra edilmesinden rahatsız olanlara şunu hatırlatıyorum:
Artık reddimiras yapan bir Türkiye yok.
Maalesef Türkiye’de kendi devleti ve hükûmeti hakkında olumlu tek cümle dahi duymaya tahammül edemeyen marjinal bir kesim var.
Bunlar tüm misafirlerimizin ülkemizden sitayişle bahsetmesini içlerine sindiremiyor.
Öyle ki NATO Ankara Zirvesi’ne ve Türkiye’nin müstesna ev sahipliğine kara çalmak için günlerdir akla hayale gelmedik hezeyanlar üretiyorlar.
Siyasetin değil, tababetin konusu olan bu güruhu ve saçmalıkları gördükçe inanın onlar adına sadece üzülüyoruz.
Allah gerçekten büyük ya. 5 kuruşluk yardımını oy vermedi diye helal etmeyeceğini biliyor. Gönülden yapılmayan yardımı garibanın boğazından geçirmiyor. Garibanı nasipsize borçlu kılmıyor. Allah gerçekten çok büyük
En ufak meselede iktidar seçmenine “koyun” diyenler, önlerine konulan her adaya “tıpış tıpış” gidip oy verdiler.
Dünyanın en beceriksiz en ahlaksız adamları, kendilerini Atatürkçülük maskesi ile pazarladı, neredeyse sırtlarında taşıdılar.
Yetmedi… Mücadelenin en yoğun zamanında FETÖ’nün kayığına hiç düşünmeden bindiler, her algı operasyonunun peşine takıldılar.
O da yetmedi… Sırf iktidara zarar verme uğruna devlet kurumlarını itibarsızlaştırdılar; ne idüğü belirsiz dernekleri ise devletin alternatifi gibi pazarladılar.
Bugün oy verdikleri adama “hain” diyorlar.
Para yağdırdıkları adam ise dolandırıcılıkla suçlanıyor…
Millete “koyun” diyenler biraz olsun utanır mı?
Sanmam