Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı olduğunu iddia ediyor. Ancak ortada kendisine verilmiş bir mazbata yok. Bu nedenle genel başkanlık iddiasının hukuki ve siyasal meşruiyeti yoktur. Dahası, Sözcü TV’deki söyleşisinde de bir muhalefet lideri gibi değil, adeta siyasal iktidarın CHP’ye yönelttiği suçlamaları teyit etmeye çalışan bir iktidar sözcüsü gibi konuştu.
İşin en dikkat çekici yanı şudur: Kılıçdaroğlu, iddianameleri okumadığını bizzat kabul etmesine rağmen, içeriğini bilmediği dosyalar üzerinden “arınma” siyaseti kurmaya kalktı. Hakkında yeterli bilgi sahibi olmadığını söylediği iddiaları, CHP’nin temizlenmesi gerektiği tezine dayanak yapmaya çalıştı.
Üstelik yargının siyasallaştığını kabul etmek zorunda kalmasına rağmen, CHP’ye yönelik yargı hamlelerini “şaibe”, “ahlaki üstünlük”, “para-pul işleri” ve “hesap verme” söylemiyle meşrulaştırmaya çalışan bir çizgi izledi. Böylece tartışmanın merkezine yargının bağımsızlığı ve soruşturmaların siyasi niteliğini koymak yerine, iktidarın uzun süredir işlemeye çalıştığı suçlama çerçevesini yerleştirmeye yeltendi.
Oysa asıl tartışılması gereken, CHP’ye yönelik operasyonların siyasi boyutu ve yargının bu süreçteki rolüydü. Kılıçdaroğlu ise bu boyutu geri plana itti. Bunun yerine, “CHP kirli”, “kurultay şaibeli”, “belediyeler yolsuzluk içinde” propagandasının dayandığı zemini güçlendirmeye dönük bir dil kullandı. Soruşturmaların siyasi niteliğini ikinci plana iterken, iddiaların doğruluğu ve partinin arınması temasını öne çıkardı. Böylece iktidar yargısının kurduğu suçlama çerçevesine yasal meşruiyet kazandırmaya yöneldi.
Sonuç olarak, Kılıçdaroğlu’nun söyleşisi muhalefetin hak ve hukukunu savunan bir siyasetçinin değil, CHP’yi sanık kürsüsüne oturtan siyasi söylemin etkisi altında konuşan kullanışlı bir aktörün görüntüsünü verdi. Bu nedenle söylediklerinin büyük bölümü, CHP’ye yönelik operasyonları sorgulamak yerine onları sahiplenen bir işlev gördü.
İyisi mi, çek üstüne kalın bir çizgi, gitsin.
Köhnemiş, eskimiş, kaybetmeye alışmış siyaseti geride bıraktık.
Önümüze bakıyoruz.
Bugün bir bankın üstündeyiz ama milletin gönlündeyiz.
Saklayın o bankı.
İktidar partisinin genel başkanı olarak geleceğim, o bankın üstüne bir daha çıkacağım. Milletime sözümdür!
AKP’nin vatandaşın dikkatinden kaçırmaya çalıştığı gerçekler-54❗️
AKP, açılışını zafer çığlıklarıyla yaptığı Zafer Havalimanı’nın 15.yılında, üst üste 15.kez yine kamu zararı şampiyonu oldu.
2026 yılının ilk 5 ayında⬇️
Garanti edilen giden yolcu sayısı: 549.055
Gerçekleşen giden yolcu sayısı: 17.766
Aradaki fark (eksik yolcu): 531.289
Hata payı: % 96,76❗️
Hazinenin şirkete yapacağı garanti ödemesi: 2.891.632 Euro
Güncel kurla 155 Milyon Lira❗️
Bunun adı, yandaşa çekilen peşkeşin faturasını vatandaşa ödetmektir!
Kaynak: Sayıştay, DHMİ resmi istatistikleri⬇️
VEKİLLİK BİTİNCE MAAŞ DA BİTMELİ! ?
Anayasa Mahkemesi'nin 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla Türk Medeni Kanunu'ndaki "süresiz nafaka" dönemi resmen iptal edildi.
Aynı adımı, milletvekillerine ödenen ömür boyu emekli maaşları için de bekliyoruz!
-Vekillik bir meslek değil, geçici bir görevdir.
-Görev süresi biten vekil, eski işine geri dönmelidir.
-Milletvekilinin ömür boyu "emekliliği" olmaz!
-Milletvekillerine bağlanan ömür boyu emekli maaşları ve ailelerine sağlanan devasa ayrıcalıklar, milletin sırtına yüklenmiş "hak edilmemiş bir nafaka" gibidir.
Sizce, milletin değil parti genel başkanlarının seçtiği ve onları temsil eden milletvekillerinin ömür boyu emeklilik hakkı iptal edilmeli mi?
Bir de şu açıdan bakın:
Cumhurbaşkanı Erdoğan dünya lideri, oyun kurucu lider, kudretli lider vs vs vasıflara sahipti
Lakin şimdi bu algıyı savcılığı ve şimdi de Bakanlığı döneminde Akın Gürlek yıkıyor
Artık rakipleri olan Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş karşısında yargı operasyonlarına ihtiyaç duyan; rakipleri ile serbest mücadele edemeyen zayıf bir lider profiline çevriliyor.
Güçlü, kudretli liderden zayıf lider profiline değişim yaşanıyor. Artık Halkın lideri konumuna Özgür Özel yerleşiyor.
Silivri Belediye Başkanımız Bora Balcıoğlu ve belediye emekçilerimizin haksız hukuksuz bir biçimde tutsak edilmesinin ardından belediye meclisinde yapılan oylamayla, partimizin adayı Yalçın Ekici, Silivri Belediye Başkan Vekili olarak seçildi. Kendisine görevinde başarılar diliyorum.
Kenetlenerek, milletin iradesine ve demokrasiye sahip çıkan Silivri’deki 20 belediye meclis üyemize yürekten teşekkür ediyorum.
Başkanımız Bora Balcıoğlu’na, onurlu bürokratlarımıza, tüm belediye başkanlarımıza ve yol arkadaşlarımıza yönelik bu haksız ve hukuksuz sürecin sona ermesi için bir an önce iddianamelerin yazılmasını, yargılamaların başlamasını bekliyoruz.
Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın, şafak operasyonlarını, zulümü ve baskıyı ülkemizin normali haline getirmeye çalışanlara karşı mücadelemizden asla geri adım atmayacağız.
Güzel Türkiye’mizi mutlaka feraha çıkaracağız.
AKP devletin kasasını nasıl hortumluyor?
5 yandaş şirkete ait termik santrallere, üretmedikleri elektrik için astronomik tutarda teşvik ödendiğini tespit ettik.
2018-2025 yılları arasında;
Ödenen teşvik tutarı 559 Milyon Dolar!
AKP marifetiyle⬇️
Kapasite mekanizması adı altında verilen bu teşvik, Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’nin;
Santrallere ait elektrik kapasitelerini güya emre amade olarak hazırda tutmaları için veriliyor.
Yani üretilmemiş elektrik için AKP’nin yandaş şirketlere ödeme garantisi
verdiği bir teşvik!
Bugüne kadar ödenen teşvik tutarlarının
dolar karşılığı (2018-2025 arasında);
🔴 IC İçtaş-Limak’a ait Yeniköy-Kemerköy termik santrallerine: 192 Milyon Dolar
🔴Kolin Holding’e ait Soma Kolin termik santraline: 125 Milyon Dolar
🔴Konya Şeker A.Ş.’ye ait Soma B termik santraline: 100 Milyon Dolar
🔴Aydem Holding’e ait Yatağan termik santraline: 82 Milyon Dolar
🔴Kazancı Holding’e ait Bolu Goynük termik santraline: 60 Milyon Dolar
Yani 5 yandaş şirkete ödenen toplam teşvik tutarı: 559 Milyon Dolar❗️
Güncel kurla 26 Milyar Lira!
Bunun adı soygundur!
Kaynak: Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) Resmi İnternet Sitesi
📍İstanbul
Öğretmenlerimizin emeğine, itibarına ve geleceğine sahip çıkmak; mülakat mağduru öğretmenlerimiz, özel sektör öğretmenlerimiz ve hak mücadelesi veren tüm eğitim emekçileri için bir araya geliyoruz.
📍Barbaros Meydanı
🗓️ 20 Haziran Cumartesi
🕠 17.30
#ÖğretmenlerHakkınıAlacak
Ne masak raporlarında adım var ne ne Saraçhane’de işim. Diyelim ki para için yandaşlık yapanlar oldu. Peki ben Kurultay kasedini ve sahtekarlığınızı niye yayınladım? Hainsiniz diye! Nasıl sizi o kayyum koltuklarına 1 sene geç oturttuysam,o koltukları da ben kaydırıcam. Size söz!
Denizli… Zeybek diz kırar ama baş eğmez.
Bu meydan yiğit meydanıdır! 🇹🇷
Bize otobüsler, makamlar lazım değil,
Bir bankın üzerinde milletimizin kalbindeyiz.
#Lider@eczozgurozel
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına delilli, belgeli ihbarda bulunuyorum ve soruyorum!
Bu araç tahsisi yasal mı? ⬇️
Plaka: 34 BGC 830
Marka: Volkswagen Passat
Motor no: DFG478828
Şase no: WVWZZZ3CZJE156024
Tahsis başlangıç: 14.05.2018
Tahsis bitiş: 06.03.2019
Tahsis süresi: 295 gün
Tahsisi yapan: AKP dönemi İBB
Tahsis yapılan: AKP İstanbul İl Başkanlığı
Yasadışı tahsise ait aracın;
🔴Plaka
🔴Marka
🔴Model
🔴Tahsis tarihi
🔴Teslim tarihi
🔴Aracı teslim edenin
🔴Aracı teslim alanın
Bilgilerini gösteren resmi belgeyi paylaşıyorum.
Hatta motor ve şase numaralarını da paylaşıyorum.
Daha başka hangi delili sunayım?
Siyasi partiler kanununa göre;
Bu araç tahsisi, açık ve net yasa dışıdır❗️
Tümüyle kamu zararıdır❗️
Derhal gereğini yapınız!
İşte delil⬇️
Silivri’nin duvarları arasında memleket hasretiyle “Mustafa Başkan, yaylalara çık, benim için komar çiçeği topla” diyen Ekrem Başkan’ın sesi, bugün Trabzon’un yaylalarında yankı buldu.
Mustafa Bıyık sözünü tuttu, yaylalara çıktı ve Ekrem Başkan için komar çiçeklerini topladı.
Bazen bir çiçek; özgürlüğe, memlekete, çocukluğa ve yarım kalan özlemlere dair binlerce kelimeden daha fazla şey anlatır.
Komar çiçekleri şimdi yaylalarda açıyor…
İnanıyoruz ki o hasret de bir gün bitecek. 🌺
#KomarÇiçeği
Sözcü TV'de KK için hazırladığım sorular aşağıda sevgili @ipekkozbey .... 11 tane, daha çok soru var ama arkadaşlarınız da soracaklar, bu kadar yeter:
Sevgili İpek Özbey,
Kemal beye sorularım aşağıda:
1) Sayın Kılıçdaroğlu, 13 yılı aşkın süre CHP’ye liderlik yaptınız. Bu süre zarfında genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde elle tutulur bir başarı gösteremediniz. Böyle bir durumda, yerinizi CHP ye başkanlık yapacak daha genç, iddialı ve dinamik bir lidere bırakmak neden istemediniz, koltuğu boşaltmadınız ve sizi destekleyen delegelerce yeniden Başkanlığa aday gösterilmenizi kabul ettiniz ve bunu istediniz? Sizin Başkan olarak CHP nin başında kalmanız mı önemli yoksa daha gençlerin CHP’yi iktidara taşıması mı daha önemli. Siz mi önemlisiniz, CHP mi?
2) 38. Kurultay’da ilk ve ikinci turda da seçilemediniz, delegeler tercihlerini sizden yana göstermediler. Aynı delegeler daha sonra yenilenen kurultayda da silme Özgür Özel’i başkanlığa seçti.. Sonra yeniden yapılan olağan kurultayda da aynı sonuç alındı. CHP yeni Başkanın arkasında kilitlendi… CHP tabanının artık kesin kararını vermiş olmasına rağmen, bu iradeye neden boyun eğmediniz?
3) 38. Kurultaydan 11 ay sonra kurultaya şaibe karıştırıldığı parayla satın alındıkları savıyla 4-5 delege, kanıtı olmayan iddialarla mahkemeye başvurdu. Aradan 11 ay geçmiş. Bu süre zarfında, bu delegelerin iktidarla işbirliği içinde, CHP’ye kumpas kurdukları anlaşılıyor. Seçimler sürecinde iktidara CHP yi bölmek, en azından karışıklık çıkarmak ve özellikle Özgür Özel ve arkadaşlarının, yani seçilmiş yönetimin iktidarca tasfiye projesinin uygulamaya konduğunu görüyoruz. Soru: siz bu projenin neresindesiniz?
4) Bu soruyu soruyorum, çünkü iktidarın bu projesinin ana kilit noktasında siz bulunuyorsunuz: Çünkü amaç, elindeki yargı marifetiyle mutlak butlan gibi bir ucube karar yaratarak CHP size teslim edildi ve iktidar amacına ulaştı.
5) 19 Mart Ekrem İmamoğlu ile başlayan ve bugün tüm belediyelere hızla yayılan CHP’nin seçilmiş başkanlarına yönelik operasyonlarla, iktidarın safında yer aldınız, dahası CHP’lilere yönelik zulüm operasyonlarını haklı çıkartacak tutum aldınız, aklansınlar, kirlilikten arınacağız diyerek, tıpkı iktidar gibi hepsini peşin suçlu ilan ettiniz. Yargılamalarda neredeyse tüm iddiaların birer iftiraname olduğu bir bir ortaya çıkıyor. Ülkemizin güzide seçkin bürokratları ve siyasetçileri hapislerde çürütülürken, sizden tek bir ses çıkmaması, iktidarla ortaklığınızı gösterdiği konusunda artık kesin bir inanç oluştu ve büyük bir öfkeye neden oldunuz. Hala CHP başında olmayı kendinize nasıl yediriyorsunuz?
6) İktidar çok net olarak kendisine en büyük rakip olan İmamoğlu’nun 31 yıl sonra diplomasını iptal ederek Cumhurbaşkanı adayı olmasını engellemesi, yargılanması ucubesini bir kenara bırakarak soruyorum, nasıl bir hak hukuk ve adalet anlayışınıza uyuyor, buna karşı hiçbir tepkinizi toplum görmedi….
7) Saray, muhalefetin seçimleri ve Cumhurbaşkanlığını da kazanacağını görünce, CHP’nin adaylarına ve partiye karşı tüm bu operasyonları tezgahladığı ve şimdi de Özgür Özel’in dokunulmazlığını kaldırmaya giriştiğini ağrı dağının eteklerinde çobanlık yapan Mehmet bile haykırırken, siz ve arkadaşlarınız, Mars’ta mı yaşamaya başladınız, uzaylılar mı sizi kaçırdı bu ülkeden?
8) Adım adım CHP’den tasfiye etmeye başladığınız Özgür Özel ve arkadaşları, yani partinin seçilmiş yöneticileri, bugün parti kursalar yüzde 34 oy alabilecekleri ortaya çıkıyor. Başına atandığınız Partinin bu koşullarda alacağı yüzde 5 oyun bile, Sarayın iktidarını bir beş yıl daha sürdürmesine katkıda bulunacağını görmüyor musunuz? Siz atanmışlığı, RTE’nin yeniden seçimini garanti etmek için mi kabul ettiniz?
9) İktidar yargı sistemi üzerinde tam egemenliğini kurduğunu ve tüm bu yargılamaların siyasi olduğunu, iktidarını korumak amacını taşıdığını sağır sultan biliyor. Sizin bu yargıdan medet ummanız ve işbirliği yapmanız, bir zamanlar hak hukuk ve adalet diye yürüyen bir zamanların Kılıçdaroğlusu ile uyuşuyor mu? Yoksa o yürüyüşü, CHP Başkanlığında yerinizi pekiştirmek için mi yaptınız?
10) İktidar medyası, tüm bu operasyonlardan önce sizi, yani eski Kılıçdaroğlu’nu yerin dibine batırır ve alay ederken, şimdi baştacı etmesini nasıl yorumlarsınız? Yeni Kılıçdaroğlu’nun politika olarak da iktidar saflarına katıldığının bir kanıtı olarak görülmesin mi?
11) Toplumda büyük bir nefretle karışık öfke yarattınız, bu öfkeyle nasıl baş edeceksiniz, sokağa çıkıp çarşı pazara meydanlara, bu öfkeyi bizzat denemeyi düşünür müsünüz, belki halkla birlikte olursanız, bugün iktidarın size yüklediği yeni görevi terketmeniz için bir vesile olabilir, ne dersiniz?
Hakkımda verilen tedbirli kesin ihraç istemli MYK kararına yaptığım itirazı değerlendirerek tedbir kararını kaldıran Ankara İl Disiplin Kurulu'nun görevden alınması, parti içi hukuk ve demokratik işleyiş açısından kabul edilemez bir adımdır.
Halkın iradesine ve gücüne dayanmayan hiçbir otorite meşruiyet kazanamaz. Bu nedenle alınan kararı da, bu kararı alan anlayışı da tanımıyorum. Halkımızın kabul etmediğini biz de kabul etmiyoruz.
Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve örgüt iradesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Şu cinsiyetçi ve rezil dile bakar mısınız!
Eğer bu sözler herhangi bir AKP milletvekiline yöneltilmiş olsaydı, soruşturma çoktan başlatılmış, gözaltı kararı verilmiş ve tutuklama talepleri gündeme gelmişti.
Ama söz konusu Cumhuriyet Halk Partisi olunca, bu çürümüş düzen hukuku hatırlamıyor; nefret diline, tehditlere ve saldırılara sessiz kalıyor.
Bu yapılanlar ne unutulur ne de cezasız kalır.
Bu yapılan da şurada dursun, hesabı sorulur!
@AsuKaya80TBMM
Siyasi ömrünü tamamlamış, safı artık tamamen ifşa olmuş butlancıların; kadın örgütümüze yön vermeye çalışmasını kökten reddediyoruz.
Saray imalatı kumpaslar değil, Anadolu’nun dört bir yanına yayılan kadın emeği kazanacak!
Küçük hırslar değil, dökülen alın teri ve örgütümüzün sarsılmaz iradesi tarih yazacak!
Ve bu mücadele mutlaka kazanacak!