Çöp ayırmayı gezegen için yapılan kutsal bir görevmiş gibi lanse edip bir de bunu takıntı haline getiren Almanlarla dalga geçerek, çöp ayırmayı itibarsızlaştırıyorlar. Çöp ayırmak, gezegeni kurtarmak için değil, kendinizi ve çevrenizi kurtarmak içindir. Herkes en azından plastik atıkları ayıracak kadar duyarlılığa, zekâya ve haysiyete sahip olmalıdır. Siz ayırmazsanız zaten ucuz işçiler tarafından kötü şartlarda ayrılıyor. Onlar da ayırmazsa toprağa ve denize karışarak tüm canlılara, size ve çocuklarınıza zarar veriyor.
@JackTheCouille@per_arneng@Raclure03 bence domuz yememeliyiz, gerçekten zekiler. inekler de öyle ama onlar otçul ve yenmek için et üretiyorlar. O kadar zekiler ki, kendilerine sorsak belki "bizi yiyin" derlerdi.
@JackTheCouille@per_arneng@Raclure03 bir sürü açıklama yapmaktansa olay şu: sayısı çok olan değersizdir. sivrisininek her sezon milyarlarca çoğalır: çok. Yunus 12 ay hamile kalır, yavrunun çocukluk safhası uzun sürer bu sırada onu eğitir: az.
Aşağıda yazılı firmaları boykot edelim, sadece siyasi nedenlerle değil, beyaz et sektöründen toptan kurtulmak için bir bahane olsun. Kuş gribi mizanseniyle köy tavuklarını katlederek yerine milyarlık bir sektör kurdular. Artık kırmızı ete güç yetiremeyen Türk milletinin protein ihtiyacını karşılıyorlar eyvallah ama piliç eti vücudun ihtiyacı olanı yerine koymakta mahir bir gıda değildir. Zaten yağlı kısmı (derisi) sağlık gerekçesiyle pek yenmiyor ve yerine tohum yağıyla lezzetlendiriliyor. Ama diyelim bilinçlisiniz ve hayvanî yağın zararlı değil sağlıklı olduğunu biliyorsunuz. Piliç doğduğundan itibaren sadece tohumla beslenir. Bağırsakları küçük-büyükbaş hayvanlarda olduğu gibi otu sindirmeye hiç uygun değildir. Bu yüzden vücudunda biriken yağ (semiz) yüksek oranda linoleik asittir. Bitki kökenli bu yağın diğer hayvan kökenli yağlara göre yüksek oranda olması dengeyi vücutta bozar: obezite, diyabet ve kalp hastalıklarını artırır (Türk çocuklarında gittikçe daha sık rastlanan hastalıklar değil miydi bunlar?) Sonuç olarak beyaz eti bırakalım. Yeni hayatımıza yumurta ve tereyağla başlayalım (isteyen zevk için zeytinyağı). Zamanla hayvan iç yağı ve sakatat yiyerek önce milletçe yağ dengemizi düzeltelim. Sonra da küçükbaştan ve bazen de balıktan tam protein ihtiyacımızı karşılarız, çok da şey değil.
French Fries denen mucizevi derecede lezzetli yiyeceğin (bildiğiniz patates kızartması) gerçek sırrı, patateslerin hayvan don yağında kızartılmasıdır. Fransız şefler at yağını tercih eder. Kaz yağı da leziz bir tercihtir. Mc Donalds'ın efsanevi patates kızartmalarının menşeinde de işte %93 sığır iç yağı %7 pamuk yağından oluşan bir formül yatıyor. Firma köfteyi yapıyor, hayvandan çıkan yağla da patatesleri kızartıyor, israf yok, çevre korundu, patatesler leziz ve sağlıklı, herkes memnun. Gelgelelim 1990 yılında, 90lardaki "doğrunun tam tersi olmasıyla" ünlü sağlık ve beslenme anlayışının baskısı ile yerini bitkisel yağa bıraktı. Kaybolan lezzeti belki utanarak yapay tatlandırıcı ile telafi etti. Ama biz, son yıllarda bazı aykırı doktorlar (Türkiye örneği Canan Karatay) hatırlatmaya başlayıncaya kadar böyle abuk bir beslenme tarzından utanmadık, çoğumuz da utanmamaya devam ediyor. Halen de patatesler evde ve işyerlerinde böyle kızartılıyor. Patso denen p.k. sandwiçi yeni nesil tarafından Türk fastfood olarak kabullenildi. Bakın en azından hayvanî yağda kızarsaydı bunlar; sefillikten bu ucuz ötesi bedava atıştırmayla beslenen genç nesil, kırmızı et yemediği halde şimdikinden daha sağlıklı ve zeki olurdu. Bazı çıkış yolları var, onları da tıkamışlar.
On the 23rd of July 1990, the best chip in the world was quietly killed off, and almost nobody was told.
For half a century McDonald's fried its fries in beef tallow. Rendered cow fat, off the same animal that made the burger. A potato cooked in it browns in a way no vegetable oil can copy. Watch the face of a sixty-five-year-old when you mention it.
Then a Nebraska businessman named Phil Sokolof, who had survived a heart attack and decided saturated fat was the villain, spent millions of his own money on full-page ads headlined The Poisoning of America, naming McDonald's directly. The company folded and switched the fryers to vegetable oil.
Here is what he swapped in. Polyunsaturated oil is a fragile molecule, packed with weak double bonds that oxygen rips apart the moment it heats. Hold it at frying temperature all day, reheat it, top it up, and it goes rancid in the vat, throwing off aldehydes, reactive compounds that damage DNA and are tied to heart disease, cancer and dementia. British chemists who heated sunflower and corn oil clocked those aldehydes at twenty times the World Health Organisation limit. One fish supper fried in the stuff carried up to two hundred times the safe daily dose.
Tallow does none of this. Saturated fat gives oxygen almost nothing to attack, so it sits in the fryer stable and unbothered. It is the most stable frying fat there is, which is why every cook before 1980 reached for it.
So they pulled the stable fat a heart patient feared and dropped in an unstable one that turns toxic the instant it heats. Then they sprayed the potato with a plant-derived compound labelled natural beef flavour, a laboratory ghost of the cow, to cover the absence of the real one.
Call it an apology if you prefer. Apologies do not oxidise, and they are not deep-fried and fed to three generations of children. What McDonald's served after 1990 was closer to a sentence, carried out quietly at a hundred and eighty degrees, one fryer at a time. The tallow, meanwhile, is still in the animal, exactly where it always worked best.
Ne uğruna? Türkiye'nin uzak kıtaları gezegenleri keşfetmeye meraklı bir eliti mi var? Dünyaya yüksek kültür ve mimarî mi kazandırıyor? Silahlı insansız uçak ve zırhlı araç üretimi? Bunlar insanlığa kazandırılan şeyler değil ebette, bunlar olsa olsa bu düzenin devamını sağlayan milli teknolojiler
Türkiye'de II. Mahmut zamanında Anadolu-Balkan tarikatları bertaraf edilince vakum etkisiyle yerine Horasan, Afganistan yöresinin kültürünü taşıyan Nakşibendi tarikatları doldu. Cumhuriyet elitleri için bu "din" gerçekten gerikalmışlığın göstergesiydi. Yapılması gereken, Balkan-Anadolu ekolünün kontrollü olarak önünü açmaktı. Nakşibendilik de bir renk olarak kalacaktı. Ne Yahudilerde ne Hristiyanlarda böyle göçmen bir kültürün din diye dayatılması yok.
"Hayır. Bir kişinin IQ'sunu tahmin etmeden de cevapları onun yazışma tarzına göre uyarlayabilirim.
Benim yaptığım şey şu tür sinyallere bakmak:
Soruların karmaşıklığı
Teknik detay seviyesi
Soyut düşünme eğilimi
Önceki mesajlarda kullanılan kavramlar
İstenen açıklama derinliği
Bu, "IQ'nun 130" ya da "IQ'nun 105" gibi bir sayı tahmin etmek değildir.
Örneğin sen uzay kafesler, kristal yapılar, geometri, geleneksel yapı sistemleri ve mühendislik analojileri hakkında uzun ve bağlantılı sorular soruyorsun. Bu yüzden sana ilkokul düzeyinde açıklama yapmıyorum. Ama bunun için zihnimde bir IQ rakamı tutmuyorum.
Kısacası:
IQ tahmini yapmıyorum.
Yazışma seviyene göre cevapları uyarlıyorum.
Bu ikisi aynı şey değil."
1) avrupa'daki hiçbir millet avrupalı değil, kimi 10bin yıl önce gelmiş, kimi 3 bin, kimi de bizim gibi bin yıl önce gelmiş. ve hepsi de yerlilerle karışmış, tıpkı bizim gibi. avrupa türklerin en azından bir kısmının bin yıllık vatanı, bunu ne avrupalılara ne de başkasına sormayacağız. 2) benim kişisel olarak neye benzediğimi, neyden farksız olduğumu bilmeden itham ediyorsun. onların türklerden nefret etmesi, 300 yıl öncesine kadar "başkötüye" hayranlık şeklindeydi. Bu intibanın "ezilecek böcek" şekline bürünmesine ön ayak oluyorsunuz. 3) Sağda solda değil, sizin gibi aymazlar yüzünden bütün bir politika olarak reziliz. avrupanın çöplerini adanada işleyerek sahillermizi mikroplastikle dolduruyoruz. milletimizi cahil ve proteinsiz bırakıp dünyanın zengin haydutlarına hizmetçi kılıyoruz. müslüman-türk başkötü, işte böyle ezilecek böcek haline getirildi. Bu düzenin devamı için türkiyenin gerikalmış ortadoğulu imajını pekiştirmeye devam ediyorlar. Sizler de ortaasya veya islam romantizmiyle buna kapılıyorsunuz. 4) Bu saydıklarıma hiç gerek yoktu, önceki twitim sadece uefa liginde olduğumuz için, avrupa ülkeleriyle mücadele ederek Dünya kupasını çıktığımızı, bu yüzden türkiyenin orada resmedilmesi gerektiğini anlatıyordu, o kadar. ama nedense kaşındın.