🗣@mstfyilmaz06:
📌Bütün darbeler bir hiyerarşik sistem içerisinde gerçekleşir: 15 Temmuz darbesinin en yetkili ismi Adil Öksüz (Tarladaki bir sivil)
📌Darbelerin ortak özelliği "dış güçler" etkisidir: Hepsinde dış güçler var
👆Her darbeden sonra "dış güçler" dediğimiz ABD'yi biz Ankara'da nasıl böyle ağırlıyoruz?
↪Darbenin finansörü ile organizatörü ile barışıyoruz, bankaya para yatıranlarla, yapının dershanesine çocuklarını gönderenlerle barışamıyoruz
1 milyar 471 milyon dolar.
Açıklama bekliyoruz.
69 milyar lira cezayı kim ödeyecek?
Soruyorum ey millet size bahsedilen kaçak petrol gelirinden pay veren oldu mu?
Hayır.
Cezayı niye biz ödeyelim ?
Konu araştırılsın.
Kimler gelir elde ettiyse onlar ödesin.
15 Temmuz, bir bayram değildir.
Acılarımızın üzerinde aş pişirenlerin günüdür.
Tarih; hukukun ve adaletin yok sayıldığı, suçlu ile suçsuz ayrımı yapılmadan binlerce insanın cezaevine konulduğu bir dönemin simgesidir.
Acılar üzerinden siyasi çıkar sağlayanların, mağduriyetleri kendi kadrolarını oluşturmak için kullananların kutlayacağı bir gün olabilir. Ancak adalet bekleyen, haksızlığa uğrayan binlerce aile için 15 Temmuz; sevinç değil, derin bir acı ve kayıp günüdür.
Gerçek bayram; hukukun üstünlüğünün, adaletin ve temel hakların herkes için eksiksiz uygulandığı gün olacaktır.
#AdaletNöbeti
#KHKlılarAdaletİstiyor
Tweet atmaktan bile korkan arkadaşım haberin var mı 10 yıldır devam eden bir zulüm var. Ve susarak sende bu zulme ortak oluyorsun.Kusura bakma ama acı gerçek bu.
Bu hafta 90 bin camideki merkezi cuma hutbesinde 'kutsal değerlerin mizah adı altında alaya alınması gibi unsurların çocukları yozlaştırdığı' söylendi.
Peki,
"-Başımızda Allah'ın bütün vasıflarını üzerinde toplayan bir lider var..." (Düzce Milletvekili Fevai Arslan)
"-Onu görünce salavat getiririz..." (Siirt milletvekili Yasin Aktay)
"-Ayakkabısını elimizle yalamamız lazım..." (Ordu Milletvekili Şenel Yediyıldız)...
Sözlerinin çocuklar üzerinde hiç mi yozlaştırıcı etkisi yok?
Bunlarla ilgili bırakın 90 camiyi tek bir kişiye tek bir sözünüz oldu mu ey Diyanet?!
#TerörsüzTürkiye hedefine kimsenin itirazı yok.
Ancak, 40 yıl devlete-millete silah çekmiş olanları af ederken, elinde, evinde çakı bıçağı bile bulunmayanları içerde tutmak, hukuka da, ahlaka da, imana da, insanlığa da sığmaz.
#Barış ancak #adaletle sağlanır. @TBMMGenelKurulu
SUSANLAR KONUŞUYOR
Gazeteci Müyesser Yıldız, 15 Temmuz davalarına ilişkin duruşmalardan öyle ayrıntılar aktarıyor ki, bu anlatılanlar birçok kişiyi tedirgin ediyor. Kılıçdaroğlu’nun daha önce, 17 Ocak 2018’de 15 Temmuz için “kontrollü darbe”, ardından da “tiyatro” demesi hâlâ hafızalarda. Şimdi konu yeniden gündeme geldikçe, bu işlerin aydınlanmasını istemeyenleri bir korku sarmış gibi görünüyor. TBMM’de Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, Meclis Başkanlığına verdiği dilekçede araştırma komisyonu raporuyla ilgili bilgi istemesine karşılık “çöp oldu” ifadesi çok dikkat çekici. Acaba araştırma raporları neden yok edildi? 4 Ekim 2016’da, TBMM’de grubu bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Halkların Demokratik Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisinin ortak iradesiyle kurulan Araştırma Komisyonu çalışmalarına başlamış, pek çok kurum ve kuruluştan bilgi istemişti. Ancak tepedeki bazı asıl sorumlular ifade vermeye yanaşmamıştı. Hâlâ gizemler ve sırlar devam ediyor. Fakat arşiv unutmuyor. Konu yeniden gündeme gelmeye başladı; çünkü kim olursa olsun bu alçaklığı yapanların ortaya çıkarılmasını isteyenlerin sesi bugünlerde daha da yükseliyor. Ortada yitirilmiş canlar, telafisi mümkün olmayan maddi ve manevi zararlar var.
Mahir Kaynak, “Bir olay oldu mu kime yaradığına bakarsanız failleri bulabilirsiniz” derdi. Asıl önemli olan da budur. İlk zamanlarda o kadar çok doğru-yanlış bilgi yayıldı ki, konuşan yandı. Bugün ise mahkemelerde bu kirli işlerin deşifre olmasını sağlayan cesur gazetecilerin ve siyasetçilerin takibi, bu işlere bulaşan karakter yoksunlarını rahatsız etmeye başladı sanki.
İnsan deneyiminin en derin kısmı çoğu zaman konuşulanlarda değil, konuşulamayan alanda saklıdır. Bilinenler zamanla anlatılsa bile hakikatin bir parçası daima sessiz kalır; zamanın ve güç dengelerinin değişmesini bekler. Bu da böyle mi acaba? Kahraman kim, hain kim; 15 Temmuz bütünüyle aydınlansa belki yeni şeyler ortaya çıkacak. Bunu zaten AK Parti milletvekili Şamil Tayyar da söylemişti.
Konunun aydınlatılmasını istemeyenlere bakmak ve sorgulamak gerekir. Açık yaraya kurt düşmez diye bir tabir vardır. Bunu siyasilerin iyi araştırması gerekir. Sebebi bilinmeyen acıların şifası olmaz. Bugün yaşananlara bakınca; kurumların bağımlı hâle gelmesi, sivil alanların yok edilmesi, keyfilikler ve hukuksuzluklarla KHK’lerle yok edilen insanlarımızın durumu, basın ve din kurumları dâhil her yerin tek merkezden yürütülmesi, hürriyet ve mülkiyet güvencesinin ortadan kalkması, TBMM’nin işlevini yitirmesi, yasallığın itaat ve biata dönüşmesi, halkın meşruiyetinin yok edilerek sömürüye tahsis edilmesi, tek adam rejimi için yapılan rejim değişikliğinin sonucu mu acaba? “En kötü proje” diyen eski başbakan niçin böyle söyledi ve sustu? Her alanda yaşanan çöküşe, sömürü güçlerinin planına ve dış olaylara, komşu ülkelerdeki gelişmelerin bu işlerle bağlantısına bakmak gerekmez mi? Asıl bunları incelemek gerekmiyor mu?
Muhalefet, diyelim ki o günün şartlarında iktidara destek oldu; ama bugün bunlar konuşuluyor ve yazılıyorsa, mutlaka sorgulamalıdır. CHP’nin başına gelenler, kayyumlar, butlanlar, devlet imkânlarıyla kurulan tuzaklar ve adaletsizlikler birden ortaya çıkmadı. Bu işlerin aydınlatılması gerekir.Muhalefetin bunu sorgulaması,bu davaları incelemesi gerekir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemeleri bile takip ederken bunlara bakmak, incelemek siyasi sorumluluk değil midir? Görevde olanlar niçin sorgulanmadı? Mağduriyet yaratanların bu işlerden mesuliyeti yok mu? Kanunlar ahlakı ölçen bir terazi değildir; ancak kanunların ve gizli sırların aydınlatılması, kanunlara ruhunu ve anlamını veren ahlak ve sorumluluktur. Ne kadar sır üstü kapatılsa da, iki kişinin bildiği sır sır değildir. Bugün olmasa da yarın olabilir. Suçlular sırların açıklanmasından korkar; çünkü karakterleri ahlaki değildir. Suçsuzlar ise adaletsizliği yaşasa da korkmaz. Karanlıklar aydınlatılmaya muhtaçtır. Ahlak alkış beklemez. Araştırma da bir ödüldür.
27-06-2026 Kemal Albayrak
Yeni Macaristan Başbakanı Peter Magyar:
-Temiz Ateş Operasyonu'nu başlatıyoruz. Kamu parasının son 20 yıldaki kullanımını araştıracak, yasadışı elde edilen servetleri geri alacağız.
-Ulusal Serveti Geri Alma Ofisi'ni kuruyoruz. Toplam 47 yasada değişiklik yapılarak bu kuruma kamu malları ve parasının akıbetini araştırma yetkisi verilecek.
-Cumhurbaşkanı Sulyok istifa etmezse Anayasa değişikliği yapılarak görevden alınacak.
-Sonbaharda yeni Anayasa yapılacak. Milletvekillerinin görev süresi 12 yıl, Cumhurbaşkanının görev süresi 5 yıl ile sınırlandırılacak.
Yanlışta ısrar etmenin kimseye faydası yoktur.
Aradan 10 yıl geçti. Bu insanların devlete de millete de bir zarar verdiği ortaya konulamadı. Aksine, geçen süre boyunca da kimseye zarar vermeden hayatlarını sürdürdüler.
Sadakat, zor zamanlarda belli olur. Bu insanlar, maruz kaldıkları tüm zorluklara rağmen bu sınavı çoktan vermiştir.
@tcbestepe@TBMMresmi
#KHKlaraSon
✅ Bazlama yapa yapa okuttum oğlumu.
✅ Oğlum beni bu hayattan kurtaracaktı. 10 yıldır ben onu kurtarmaya çalışıyorum.
✅ Ne ben yavruma doyabildim, ne de yavrum yavrusuna doyabildi.
✅ Şırnak’ta çatışmada şarapnel üç parmağını kopardı. Gazi oldu. Vatan için canı ortaya koyan bir asker nasıl terörist olabilir?
✅ 15 Temmuz mağduru anneler olarak evlatlarımızı alana kadar sesimizi yükseltmemiz lazım.
Anne Kafiye Aytar @avhaticeyldz’a konuştu.
👇👇👇
https://t.co/Q4dgjviC1Z
Avrupa Parlamentosu 2025 Türkiye raporunu kabul etti.
Yüz binleri ilgilendiren Cemaat davalarında AİHM'in "Yalçınkaya" kararına derhal uyulması çağrısı yapan AP, ByLock ve Bank Asya gibi eylemlerin tek başına terör suçu sayılamayacağının altını kalın çizgilerle çizdi. Rapora damga vuran en çarpıcı detaylar ise; İmamoğlu davasının mimarı olarak gösterilen Adalet Bakanı Akın Gürlek için resmen talep edilen "mal varlığını dondurma" yaptırımı ve Avrupa'daki Ülkü Ocakları'nın derhal yasaklanması çağrısı oldu.
"Avrupa’nın yolu İHA fabrikalarından değil; İmamoğlu, Kavala ve Demirtaş'ın yattığı hapishanelerden geçer!"
AP, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamamasını eleştirirken, özellikle 2023 tarihli Yüksel Yalçınkaya v. Türkiye emsal kararına özel bir atıf yaptı. Bilindiği üzere bu karar; Bank Asya'ya para yatırmak, sendikaya üye olmak veya ByLock kullanmak gibi eylemlerin tek başına "silahlı terör örgütü üyeliği" suçlaması için delil sayılamayacağına hükmetmişti. AP raporu, Türk yargısının bu tarihi kararı ve Anayasa'nın 90. maddesinden doğan uluslararası yükümlülükleri sistematik olarak görmezden gelmesini "hukuki düzene açık bir başkaldırı" olarak nitelendirdi. Raporda, Yalçınkaya kararını takiben AİHM önünde bekleyen binlerce benzer dosya olduğuna dikkat çekilirken, AİHM'in bu binlerce "takip dosyası" için tazminat veya yasal masraflara hükmetmeme kararının başvuru sahipleri açısından adaletsiz sonuçlar doğurabileceği uyarısı da kayıtlara geçirildi. Parlamento, terörle mücadele yasalarının muhalifleri, sivil toplumu ve sıradan vatandaşları hapse atmak için geniş ve keyfi bir şekilde kullanılmasının derhal durdurulmasını talep etti.
Basın toplantısının en dikkat çekici anlarından biri, Raportör Ignacio Sánchez Amor’un bizzat Avrupa Birliği'ne yönelttiği "ikiyüzlülük" eleştirisiydi. Amor, AB Komisyonu'nu ve dış politika yetkililerini, Türkiye'deki demokratik çöküşe göz yumup sadece jeopolitik, göçmen ve savunma çıkarları (reel politik) uğruna Türk sivil toplumunu yalnız bırakmakla suçladı. "Sırbistan'da, Gürcistan'da sivil toplumu korurken Türkiye'de neden susuyorsunuz?" diye soran Amor, Avrupa Birliği yetkililerinin Türkiye ile ilişkileri sadece İHA/SİHA'lar ve güvenlik üzerinden okumasını eleştirerek sözlerini şu tarihi uyarıyla noktaladı: "Türkiye'nin Avrupa'ya giden yolu İHA fabrikalarından değil; İmamoğlu, Kavala ve Demirtaş'ın yattığı hapishanelerden ve demokrasiden geçer. Kıbrıs'ı işgal edip, Yunanistan'ı savaşla tehdit edip, Rus S-400'lerini elinizde tutarken Avrupa'nın savunma mimarisine giremezsiniz."
Ayrıntılar : https://t.co/56lkSq0Z0o
Ya cenazemizi alacaksınız, ya hakkımızı vereceksiniz!
1200 metre yer altında açlık grevindeki maden işçisi sesleniyor:
“Yer üstünde çözüm bulamadık. Buradan ancak bizim cenazemiz çıkar. Açız, sadece suyla duruyoruz.”
Aylardır maaşlarını alamayan, coplanan, gözaltına alınan, sesleri duyulmasın diye iletişimleri kesilen madenciler artık yaşamları pahasına direniyor.
#KiremitçiyeHuzurYok
Kayyum atayacaksanız,
Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom gibi dünyanın en kötü hizmetini Fahiş fiyatlara satan 3 yamyama atayın.
Biz 120₺ den tavuk almaya razıyız.
Beyaz et devlerine haksız rekabet için kayyum atamak nedir? Bırakın yabancı yatırımcıyı Türk yatırımcılar iş yapamaz hale gelecek.
Para cezası uygulayan sistem bir anda kayyuma dönüştü...
3 dolara kırmızı et ithal edip vatandaşa 20 dolara satan yandaşa operasyon yaptınız mı?
Bu kaostan ve çözümsüzlükten güç devşirmeyi umanlar yanılıyor. Güç, haktadır. Haksızlık yaparak güçleneceğinize içten içe eriyip tükenirsiniz. Tıpkı şimdi olduğu gibi.
#10YıllıkKHKGerçeği