“Evlenince vatanını sever, Evlenince bayrağına saygı gösterir” demiyoruz. “Evlenince Türk vatandaşı olur” demiyoruz. Ama “evlenince namaza başlar” diyoruz. Sahi biz bu namazı ne görüyoruz? Namaz imanın ikiz kardeşidir. İman biraz daha önce doğmuştur. Ya iman varsa namaz olmalıdır
"Amerika'dan nefret ediyorum ama daha çok Amerika'nın vicdanına sığınan Müslümanlardan nefret ediyorum."
Şehid Seyyid Kutub
- Fatih Sultan Mehmet Köprüsü: 4 temmuz ABD bağımsızlık günü.
Bugün de ölmediysek yarın bize bahşedilen hayatı daha iyi değerlendirelim. Önce günahlara tövbe edelim. Sonra ahiret öncelikli bir hayat yaşamaya niyet edelim. Ve tabi ki dünyadan nasibimizi unutmayalım. Çalışalım, yorulalım. Kul haklarını ödeyelim. Belki bir akşam daha göremeyiz
Bir kadın sorar:
— Yumurtalarınızı kaça satıyorsunuz?
Yaşlı satıcı cevap verir:
— Bir yumurta 10 TL, hanımefendi.
Kadın der ki:
— 6 yumurtayı 50 TL'ye alırım, yoksa giderim.
Yaşlı satıcı cevaplar:
— Hanımefendi, istediğiniz fiyata alın. Bugün henüz bir tane bile yumurta satamadım ve geçinebilmem için buna ihtiyacım var. Bu benim için iyi bir başlangıç olur.
Kadın yumurtaları pazarlıkla aldığı fiyattan satın alır ve kazandığını düşünerek oradan ayrılır. Şık arabasına biner ve arkadaşıyla birlikte lüks bir restorana gider.
Kadın ve arkadaşı istediklerini sipariş ederler. Azıcık yerler, ancak birçok şeyi yarım bırakırlar.
Hesap geldiğinde toplam 3800 TL tutmuştur. Kadınlar 4000 TL verir ve restoran sahibine üstü kalsın, bahşiş olsun derler.
Bu hikâye lüks bir restoranın sahibi açısından gayet normal görünebilir. Ama yumurta satan yaşlı adam için oldukça adaletsizdir…
Ortaya çıkan soru şudur:
Neden ihtiyacı olanlardan bir şey alırken gücümüzü göstermeye ihtiyaç duyarız?
Ve neden asıl ihtiyacı olmayanlara karşı cömert oluruz?
Bir keresinde bir yerde şöyle bir şey okumuştum:
“Babam, yoksullardan ihtiyaç duymasa bile bazı eşyaları yüksek fiyatlara satın alırdı.
Bazen normalinden daha fazla para verirdi.
Buna çok şaşırırdım. Bir gün ona sordum: ‘Neden böyle yapıyorsun baba?’
Babam şöyle dedi:
‘Bu, onura sarılı bir hayırdır, oğlum.’”
Biliyorum ki çoğunuz bu mesajı paylaşmayacak.
Ama buraya kadar okuyacak kadar zaman ayırdıysanız…
Belki siz de o onurlu hayırseverlerden birisinizdir.
Allah bazen istemeden de verir. Bazen vermeyeceği şeyi de istetir. Bazen istediğimizi verir ve keşke istemeseydik diyeceğimiz duruma geliriz. Bunlar Allah’ın bileceği işler. Biz kulluğumuza bakalım. Dua edelim, hayırlısını isteyelim, verilene de verilmeyene de razı olalım.
Ölüm her şeyi anlamsızlaştırıyor ve ölüm her şeyi çok anlamlı kılıyor. İnsan ne olacak “aman be” ile her şey olabilir “aman ha” arasında sıkışıp kalıyor. Her şeyi yapmak ile hiçbir şey yapmamak, her şeyden zevk almak ile hiçbir şeyden zevk almamak arasında tehlikeli bir oyundayız
Mesele şudur:
-Yüzlerce ilahiyat fakültesi ve imam hatip çalışsa da
-Binlerce cemaat, vakıf, STK dernek faaliyet yürütse de
-On binlerce hoca, şeyh, vaiz, yazar ve âlim gayret gösterse de
-Sonuçta iktidarlar nasıl isterse öyle bir nesil ve gençlik ortaya çıkar.
-Bu nedenle bir hesap sorulacaksa bu hesap gençlerimize değil:
-Ellerindeki tüm imkanlara rağmen ahlâksız dizi ve filmlerle, denetimsiz sosyal medya, kumar ve bahis sistemleriyle, aileyi yıkan ve evliliği zorlaştıran politikalarla, gündüz kuşağı diye sunulan sapkınlıklarla, örnek diye sunulan sanatçı ve fenomenlerle, faiz ve borç batağıyla, işsizlikle, atanamama ve ekonomik problemlerle gençlerimizin hayatlarını ve geleceklerini şekillendirenlere sorulmalıdır.
-Bir de bir gün olsun kendi derneğinin, vakfının, kursunun, partisinin, cemaatinin, sohbet halkasının dışına çıkıp da sokaklarda, parklarda, kampüslerde, sanayi sitelerinde ve kafelerdeki milyonlarca gence ulaşamayan, sivillikten resmiliğe geçiş yapan bazı STK'lara ve İlim ehline sorulmalıdır.
Allah’a derdimizi anlatırken, dua ederken edebiyat parçalamak zorunda kalmamamız, uzun uzun kompozisyonlar yazmamız gerekmemesi, detaylarla uğraşmamıza gerek olmaması, becerip söyleyemediklerimizin O’nun tarafından zaten biliniyor olması ne kadar güzel. İyi ki varsın Allah’ım!
Bu Hadisleri 100 Kez Görsem Yine Etkileniyorum:
— "Yalnızlık, kötü arkadaştan daha hayırlıdır;
— iyi arkadaş ise yalnızlıktan daha hayırlıdır.
— İyiliği konuşmak susmaktan daha hayırlıdır;
— susmak da kötülüğü konuşmaktan daha hayırlıdır.”
[hakim, 5466]
2 milyar Müslümanız ama iki tane narsist, psikopat, İslam düşmanı alçağın keyiflerine göre hareket edişini izliyoruz. Lutfettikleri şeyin kaderimizi belirlemesine
daha ne kadar izin vereceğiz?
Filistinliler idam olunurken
yine mi izleyeceğiz?
Müslüman liderler neredesiniz?
İslam tarihinin en zelil günlerindeyiz…
Kendi saltanatlarını korumak için İslam topraklarını zalimlerin hizmetine açan her Müslüman yöneticinin karşılaşacağı ilahi adalet şudur:
"Kim bir zalime yardım ederse Allah o zalimi sonunda ona da musallat eder."
Hz. Muhammed (s.a.s)
https://t.co/8EkGhg114m
Prof Dr Ahmet Küçükusta: Tüm sağlık reçeteleri yalan dedi sosyal medya sallandı...
Prof. Küçükusta: Tüm sağlık reçeteleri yalan..‼️‼️
Profesör Ahmet Rasim Küçükusta ezberleri bozdu.
Dünya sağlık kartellerini eleştirdi. "Hastaneye giderseniz sizi zorla hasta ederler" dedi.
- Mr'ların yüzde 90'ı gereksiz yere çekiliyor.
- Kanser taramalarının çoğu kandırmaca. Insanlar kendilerini kullandırmasın.
- İlaçların çoğu boşa veriliyor. Yüzde 37'si çöpe gidiyor.
- Antibiyotik yazan değil, yazmayan doktor makbuldür. Ama bizde tam tersi geçerli maalesef.
- Grip aşılarının etkinliği sıfır.. Ben hayatta vurdurmam.
- Her yıl gereksiz yere binlerce biyopsi yapılıyor, röntgen çekiliyor.
- Leblebi çekirdek yer gibi anjiyo yapılıyor. Stent takılıyor. Bunlar vücuda zarar veriyor. – Check-up kampanyaları gerçek bir tuzak. Akciğer filmi vücudunuza zarar veriyor.
– Insanlar kendiliğinden geçecek hastalıklar ıcın kesinlikle hastanelere gitmesinler. Tahliller vücuda radyoaktif ışın veriyor. Gereksiz ilacın faydası yok zararı var.
– “Başlangıç” diye birşey uyduruldu. Hastalara, alzheimer, reflü, astım başlangıcı teşhisi konuyor. Amaç hastayı boş çevirmemek. Başlangıç diye birşey yok. Ya hastasın ya değilsin.
– Kolestrol ilaçlarının tedavi yüzdesi çok düşük. Zararı daha fazla. Hayat tarzınızı değiştirmek ilaçtan çok daha etkili. Doğal beslen, hareket et bu beladan kurtul.
– Nodül çok abartılıyor. Nodülün kansere dönüşme ihtimali çok düşük. Bunun için gereksiz tahlil ve teşhisler yapılıyor.
– Vitamin haplarının sağlam insanlara hiçbir faydası yok. “Ben yorgunum” diye vitamin hapı alınmaz.
– Köpek balığı kıkırdağı ile kanser tedavi edildiği iddiası tamamen uydurma. Köpek balıklarının kansere yakalanmadığı düşüncesi de safsata. Bu hayvanlarda kırk çeşit kanser tespit edildi.
– “Bitkisel ilaçların hepsi masumdur. Yan etkisi yok” düşüncesi doğru değil. Unutmayın, haşhaş, tütün, zehirli mantar da birer bitki…
ayçiçek yağı, Mısır özü yağı, margarin ve trans yağ içeren ürünleri kullandın. Tereyağı ve zeytinyağı tüketmedin ki organlarından biri iflas edene kadar bunları yedin.Bulaşık makinesine deterjan ve parlatıcı koyduğunda, o deterjanı ve parlatıcıyı yediğini fark etmedin. Deterjan yerine karbonat, parlatıcı yerine sirke koyarak hem sağlıklı hem de tertemiz bulaşıkların olacağını önemsemedin.Evde basitçe kostik ve zeytin yağını karıştırıp kalıplara dökmek ve kendi doğal sabununu yapmak dururken, gidip içerisinde bin tane kimyasal zehir olan o sabunlarla her Sabah yüzünü bedenini yıkadın. Her gün bu daha da iyi diye pazarlanan o şampuan zehirleriyle saçını yıkadın.Evini arap sabunu gibi doğal yağlarla üretilmiş bir sabun yerine, temiz olsun diye çamaşır suyuyla sildin. O su buharlaştıkça soludun ve akciğer kanseri oldun.
Yaşamını mahveden büyük şehirde egzoz gazı solumaya ve araba kullanmaya devam ettin. Doğal beslenmeyen hayvanları, sebzeleri, meyveleri ve tahılları yedin ve adına da “doğal beslenme” dedin. Denize lağım ve fabrika atıkları boşaltırken o denizden çıkan balığı yedin, midyeleri yedin. Fast food’un her aşamasının zehir ve ölümcül olduğu bas bas bağırılırken sen tepsi kadar pizzaları götürüyordun, üç katlı hamburgerleri yuvarlıyordun.Evine naylon torba, naylon kıyafet, sentetik ayakkabılar terlikler soktun. Kıyafetlerinde sadece pamuk, bambu lifi, keten tercih etmedin.Sobayı attın ve evine klimayı ve bilimum elektrikli ısıtıcıyı soktun.Toprağa dokunmuyor ve stresten gülümsemeyi unutuyorsun. Sonuç; sokaktaki her on kişiden üçü kanser. Sen de ya bu üç kişiden birisin ya da tüm bu saydıklarımı ısrarla yapmaya devam edersen, bir süre sonra dördüncüsü de sen olacaksın…
Hadi seni geçtik de kardeşim, peki ya çocuğunun suçu ne?”
Değerli dostlar bu yazımız diğer yazılarımızdan çok farklı.
Lütfen bunu herkese ulaştıralım.
ABDESTSİZ DOLAŞMAMAK
İsviçreli bilim adamı Robert Kenzi Müslümanlığını ilan etti
İslamı seçmesindeki sebep:
Termal bir kamera ile abdest alan Müslümanları çevreleyen Nurani hare'yi gördükten sonra, Muslümanların yeryüzünde yaşayıp hareket eden en temiz en hijyenik(taharetli)
Kişiler olduğunu tespit etti*
63 yaşındaki bilim adamı termal(ısı ve ışın belirleyen)
Kamerasıyla
Abdestli Müslümanların vücudundan yayılan,onu çevreleyen ısıyı ve ışını tespit için çekim yapıyordu.
Bu hareler yedi kattan oluşmaktaydı
İlk önce kırmızı hare
Kırmızı hare sürekli insanı çevrelerse insanda güven hissini ve huzuru temin ediyordu
Buna delil olarak
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemin:
"Kul abdest aldığında günahları iki gözünün arasından çıkar,ikikulağının arasından çıkar,iki elinin arasından çıkar,iki ayağının arasından çıkar abdestten sonra oturduğunda
Bağışlanmış olarak oturur
Bağışlanmış demek yani güvendedir anlamına gelir
Robert kenzi bu araştırmasını avrupada 50 bin kişi üzerinde uygulamıştır
50 bin kişide bu ışın ve sıcaklığı ölçmüş(ayrıca bu ışınlar hastalığı teşhiste kullanılan bir metodtur)
Bu hareyi göremediği bölgelerde hastalık olduğunu belirlemekteydi
50 bin kişide bazı bölgelerde görülmeyen harelerin belkide normal olduğuna kanaat getirmişken kendisine nijeryadan önemli bir işadamı hastalığı yüzünden müracaat edince kanısı değişti
Bu kişinin vücudunda ışın hareleri eşit orandaydı
Kendisiyle sohbet etmek icin tercüman ararken cok iyi ingilizce konuştuğunu farketti
Adam kendisinde abdest aldıktan sonra harelerin tam görülüp gorülmediğini sorduğunda evet cevabını aldı
Ve şöyle dedi :Ben abdest almadan hareket etmem çünkü abdest Müminin kalkanı gibidir"dedi
Bunun üzerine bilim adamı bu termal kamerada kendisini tespit etmek istedi
Abdestin düzenini bilmeksizin oylesine gördüklerini uyguladı ışın hareleri tam eşit değildi
Müslüman birisinden kendisine İslami usüle göre abdest almayı öğretmesini istedi
Ve harelerin tamamını düzenli olarak tespit etti
Bunu bir çok kiside 37 kez tekrarladı
Hareleri eksiksiz hepsinde tespit etti
Üstelik bu kişiler Müslüman değillerdi
Robert kenzi bu araştırmasindan sonra Müslüman oldu 67 yaşında Kur'anı Kerim'i ezberledi
Ve bu cihazına "İmanı ölçen cihaz"adını verdi
Hastalarına bundan sonra sakinlestirici olarak İslami usülde abdesti reçete verdi
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
Benim Ümmetim kiyamet gününde el ve ayaklarının(abdest uzuvları)
Nurundan tanınır kim bunun kendisinde bulunmasını isterse ona devam etsin"
Abdestin etkisi vücudu nurani hareler şeklinde çevreler
Sizleri Müslüman olarak yarattığı için Rabbinize ne kadar şükretseniz az'dır
Bir başka mucizede 14 asır sonra keşfedilmiş SubhanAllah
Resulullaha Salavat(Allahumme Salli ve Sellim ve Barik âla nebiyyina Muhammed)
Muhteşem bir bilgi:
İnsan vücudu bir depo gibidir neşe acı ve hüzün hepsi birarada bulunmaktadır
Göz bir kusursuz bir kamera gibidir her gördüğünü kaydeder faydalı veya zararlı herşeyi kaydeder .
yaşadığı olumsuzluklar uykusunda kabus gibi şeyler gosterir insana
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere uykudan önce bolca İstiğfarda bulunmamızı emretmiştir
Bunun ilmi araştırması sonucunda :
İstiğfar sırasında dil üst dişlerin ardına değdiğinde
Hipofiz bezine değer
Hipofiz bezi başın üst bölümünde yer alır
Görevi hücreleri kötü düşüncelerden,vesveseden,kahredici duygulardan,evhamdan(endişe) arındırır
Olumlu duygulara sevkeder,vücudu oksidanlardan temizler tüm bedene oksijene doyurur
SubhanAllah
İblis Allah (Azze ve Celle'ye)
"Senin izzeti ve Celaline yemin ederimki kullarını saptıracağım"
Allahu Teâla'da:
İzzetim ve Celâlime yemin olsunki
Onlar istiğfar ettikçe bende onları bağışlayacağım"buyurur
Çokça İstiğfarda bulununuz
(Allahım bu tebliğimi bana, anne ve babama,bunu okuyan ve paylaşan,insanlara fayda sağlayacak ilme yönlendiren
kardeşlerime sadaka_i cariye (ardı kesilmeyen ,devam ettikçe fayda sağlayacak amel) eyle
Amin
“Şerefü'l mekân bi'l mekîn”
Mekanın kıymeti içindekilerden kaynaklıdır. Gazze neden kıymetli şimdi daha iyi anlıyoruz değil mi? Allah bir topluluğu Kur’an ile yükseltir, Kur’an yoksa alçaltır. Özgür Gazze’nin izzetli halkına selam olsun…
Günahlarımı ve onlardan neden kurtulamadığımı biliyorum. O yüzden günahkar bir Müslümanı görünce kınamayı aklımın ucuna getirmiyorum. Hepimiz günahkarız çünkü. Ama iki şeyi yapmamalıyız. Birincisi günahlarımızı aşikar etmemeliyiz. Kamusal alana düşmüş günahlarımız olmamalı.