Neyin içindeyseniz hayata o çerçeveden bakarsınız. Algıda seçicilik mi yoksa aklın oyunları mı? Her ne şekilde adlandırılırsa adlandırılırsın durumun özündekini değiştirmez ve sizi tek duruma sıkıştırır. Velhasıl-ı Kelam eklektik bir durumda olmak veya böyle bakmak daha insani.
Görünür olma çabanız sizi görünmez kılacak. Göz önünde olanın değersiz olma algısından bihaber olanların bu çelişkili durumdan haberdar olması zaten beklenmeyecek.
“To be or not to be” düzeyine geldiğinizde ise sizin için yapılacak bir şey kalmayacak.
“Kişi mutlu yaşamak için para kazanmak ister, sonra bir yaşamın tüm çabası ve en iyi yanı bu paranın kazanılmasında toplanır.
Mutluluk unutulmuş, araç da amaç sayılmıştır”
Devlet’in ortaya çıkış etmenleri güvenlik, toplumsal yaşam ihtiyaçları, mülkiyetin korunması gibi temel meseleler olmak üzere nihayetinde sermaye sahiplerinin haklarının korunmasıdır.
Yapılan eylem ve söylemler dönem fark etmeksizin bu amaca hizmet eder. Aristo’dan Rousseau’ya.
Doğa durumundaki insan haklarını niçin devretmişti?
Güvenlik ve Adalet.
Zaten evren de böyle bir düzeni
oluşumu itibariyle kabul etmez.
Kaos var ve var olacak.
“Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi taşınacak suyu göster, kırılacak odunu kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin tütmesi gereken ocak nerde?”
“sen o baygın sevgilerin adamı değilsin.
sana yaşamak düşer çarkların gövdesinde
bin demir kapıyla hesaplaşmaktan omzun çürümelidir
bin çeşit güneşle ovulmalıdır gaddar ellerin
yürü yangınların üstüne, kendi alevini de getir”
Öyle yıkma kendini, Öyle mahzun, öyle garip Nerede olursan ol, İçerde, dışarda, derste, sırada Yürü üstüne üstüne, Tükür yüzüne celladın Fırsatçının, fesatçının, hayının Dayan kitap ile Dayan iş ile Tırnak ile, diş ile Umut ile, sevda ile, düş ile Dayan rüsva etme beni
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
biri o,
biri ötekisi..
Düşmanımdır ikisi..
Sana gelince...
Yazıyorsun..
Okuyorum..
Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
Ne yazık!
Sen şimdi sevincimin akranısın
Ey kanıma çakıllar karıştıran isyan
Doğrusu seni toprağı eller gibi sevdim
Yaralarımı onduranımsın
Yatağımı hiç boş bırakmayan…
(Kan Kalesi/ İsmet Özel)
Ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat Her şeyi gördüm içim rahat Gök yarıldı, çamura can verildi Linç edilmem için artık bütün deliller elde Kazandım nefretini fahişelerin Lanet ediyor bana bakireler de.
(Celladıma Gülümserken/İsmet Özel)
Gezinip dururum yıllardır
Koltuğumun altında
Radarlardan kurtulmuş üç beş kitap
İyi demlenmemiş bir çay gibi kaldım
Kırdım dolduğum tüm fincanları
Bana iyilik edenlerin yüzüne tükürdüm
Ve sevdim düşmanlarımı
(Atılan güller solar, geride hep taşlar kalır)
“Her insan, başkalarına bakarak, içlerinden hangisi yaşamaya layıktır, hangisi daha az layıktır diye karar verme hakkına sahip midir?”
( Karamazov Kardeşler, F.M. Dostoyevski, sf;202)