Manuel terapi bilim dışı değildir.
PubMed’de 14.000+ çalışma, yüzlerce meta-analiz ve NICE, ACP, APTA, IFOMPT gibi kuruluşların kılavuzları bunun etkin ve bilimsel bir yöntem olduğunu açıkça gösteriyor.
Sosyal medyada dolaşan korkutucu örneklerin tamamı nadir vaka bildirimleridir.
Gerçek risk oranı:
• VA diseksiyonu: 1/1.000.000–5.000.000
• En sık yan etki: 24–48 saatlik hafif ağrı
Fizyoterapistler nörovasküler riskleri değerlendirme konusunda uluslararası standartta eğitimlidir.
Bu konuda dünyanın birçok ülkesinde eğitim veren biri olarak söylüyorum:
Doğru uygulanan manuel terapi güvenlidir.
70.000 kişilik bir camiayı birkaç hatalı örnekle genellemek de, popülizmle toplumda korku yaratmak da doğru değildir.
Toplum sağlığı popülizmle değil bilimle korunur.
Sayın @saglikbakanligi yetkililerine alanı dışında açıklama yapan ve halkı yanlış yönlendiren bu kişiyi ihbar ediyoruz. ➡️ @kardiyobey
Saygılarımla
K. Zafer Aksungur
Türkiye Fizyoterapistler Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı
FİZYOTERAPİSTLER HAKKINDA YAPILAN YANLIŞ AÇIKLAMALARA İLİŞKİN KAMUOYU DUYURUSU
Türkiye Cimnastik Federasyonu tarafından yapılan açıklamada, fizyoterapistlere yönelik yanlış yönlendirmeler ve mesleki yetki alanlarını gölgeleyen ifadeler yer almıştır.
Bu açıklamayı hem mesleki onur hem de halk sağlığı açısından son derece sakıncalı bulduğumuzu kamuoyuna bildiriyoruz.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un Ek Madde 13’ü uyarınca:
“Fizyoterapist, hastalık durumları dışında kişilerin fiziksel aktivitelerini düzenlemek ve hareket kabiliyetlerini artırmak için mesleği ile ilgili ölçüm ve testleri yaparak kanıta dayalı koruyucu ve geliştirici protokolleri belirler, planlar ve uygular.”
Ayrıca 22.05.2014 tarihli ve 29007 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik’te fizyoterapistlerin, sağlıklı bireylerde fiziksel aktiviteleri düzenleme ve bireye özgü egzersiz programlarını planlama ve uygulama yetkisine sahip olduğu açıkça tanımlanmıştır.
Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti mevzuatına göre, hastalıklardan koruyucu egzersiz uygulamaları yapma ve bireye özel fiziksel aktivite planlama yetkisi bulunan tek meslek grubu fizyoterapistlerdir.
Fizyoterapistler, egzersiz yaptıran beden eğitimi öğretmeni, antrenör veya spor eğitmeni gibi meslek gruplarından değildir; kendi bilim alanı olan sağlık bilimleri lisansiyeridir.
Egzersiz ve birçok metodu, fizyoterapi ve rehabilitasyon bilimiyle harmanlayarak kullanır. Bir fizyoterapist; üniversitede aldığı anatomi, nöroanatomi, fizyoloji, nörofizyoloji, egzersiz fizyolojisi, biyokimya, biyofizik gibi temel tıp bilimleri derslerinin yanı sıra, ortopedik, nörolojik, spor, pediatrik ve kardiyopulmoner rehabilitasyon gibi çok yönlü klinik dersleri içeren kapsamlı bir eğitim sürecinden geçer.
Bugün sahada ve sosyal medyada, “şu egzersizleri yaparsan bu hastalıklardan korunursun” gibi ifadelerle omurga ve diğer ortopedik problemlere ilişkin yönlendirmeler yapan; anatomi ve fizyoloji bilgisini yalnızca yüzeysel düzeyde edinmiş kişilerin sağlık tavsiyelerinde bulunduğu görülmektedir.
Bunun yanında pilates ve spor merkezleri adı altında skolyoz gibi deformiteleri düzelttiğini iddia eden paylaşımları da sosyal medyada görebilmekteyiz. Bu durum, halk sağlığını tehdit eden ciddi bir sorundur.
Federasyonun yaptığı açıklamada fizyoterapistleri hedef alması, sorunun odağını saptırmaktadır.
Oysa Türkiye Cimnastik Federasyonu’nun mesleki yetkilerimizi tartışmaya açan açıklaması, bizim açımızdan ciddiye alınacak bir içerik taşımamaktadır. Fizyoterapistlerin görev tanımı ve yetkileri mevzuatla belirlenmiştir; bu konularda federasyonların söz hakkı, sıfat ve niteliği yoktur.
Fizyoterapistler pilatesle var olmamıştır; fizyoterapist olması başlı başına yeterlidir. Pilates, fizyoterapi ve rehabilitasyon biliminin uygulamasında kullanılan araçlardan yalnızca biridir.
Türkiye Cimnastik Federasyonu’nun, yıllarca fizyoterapistlerin meslek alanını ihlal eden grupların söylemlerine benzer bu talihsiz açıklamayı yapması, duyurunun amacını açıkça göstermektedir.
Fizyoterapistlerin serbest meslek icrası ile bu alanı işgal edemeyecek olanların rahatsızlığı gün yüzüne çıkmıştır.
“Antrene ettiriyorum” adı altında fizyoterapistçilik oynayanların hesapları bozulmuştur.
Tarih boyunca fizyoterapi ve rehabilitasyon bilimi, yüzlerce yöntem geliştirmiş ve bilimsel literatüre kazandırmıştır.
Meslektaşlarımız her gün kamu ve özel hastanelerde veya serbest meslek icra ederek, hasta ve sağlıklı bireylerin iyileşmesini ve iyi kalabilmesini sağlamak için çabalamaktadır. Tüm dünyada hastalıklarda kullanılmak üzere birçok fizyoterapi ve rehabilitasyon tedavi modalitesi, kendisince geliştirilmiş olan meslektaşlarımızın adlarıyla yaşamaya ve anılmaya devam etmektedir.
Fizyoterapistler bu yöntemleri, hastalarına veya sağlıklı bireylere koruyucu ve tedavi edici hizmet kapsamında, kendi yasal yetkileriyle kullanmaktadır, kullanmaya da devam edecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Enes GÖKÇE
LİSANSİYER-SEN GENEL BAŞKANI
https://t.co/EM7lAm23gm
Serbest Çalışma Yönetmeliği: Umut Veren Bir Başlangıç, Ama Eksikleri Var
Yönetmelik mesleğimiz adına tarihi bir adımdı.
Ancak uygulamada yaşanan sorunlar ve bazı düzenleme eksiklikleri ciddi mağduriyetler yaratıyor.
@saglikbakanligi
👇
1️⃣ Yönetmelik fizyoterapistler için büyük bir kazanım oldu.
Ancak şu an 81 ilde 81 farklı uygulama var:
Ticari alan zorunluluğu
Apartman sınırlamaları
Farklı yorumlarla değişen ruhsat süreçleri
Bu durum hem belirsizlik hem eşitsizlik yaratıyor.
2️⃣ Aynı sağlık biriminde farklı meslek gruplarının birlikte çalışamaması (diyetisyen, psikolog vb.) çok disiplinli hizmetin önünü tıkıyor.
Modern sağlık hizmetlerinde ekip temelli çalışma esastır.
Bu konuda yapılacak düzenleme hem hizmet kalitesini artırır hem de meslekler arası dayanışmayı güçlendirir.
3️⃣ Yeni açılacak birimlerde fizyoterapist istihdamının sınırlandırılması, sektörde ciddi bir iş kaybına yol açabilir.
Bu durum, hem iş gücü planlamasını hem de genç fizyoterapistlerin geleceğini tehdit etmektedir.
İstihdamı teşvik edici adımların atılması büyük önem taşımaktadır.
4️⃣ Verilen 3 aylık süre yetersiz kaldı.
Tadilat, evrak ve başvuru süreci içinde binlerce meslektaşımız zorlandı.
Bu sürenin uzatılması yönünde verilen sözlerin tutulmaması, hayal kırıklığına neden oldu.
Yetkililerden beklentimiz sürecin kolaylaştırılmasıdır.
5️⃣ Bazı meslek odalarının (örneğin inşaat mühendisleri odaları) zorunlu raporları yüksek bedellerle düzenlediği şikayetleri sahadan sıklıkla gelmektedir.
Bu durum sürecin önünde hem maddi hem de etik bir engele dönüşmektedir.
Denetim ve standardizasyon sağlanmalıdır.
6️⃣ Bu yönetmelik başlangıç için çok iyi oldu.
Ancak istihdamı destekleyecek düzenlemelerin hâlâ yapılmamış olması, meslek adına büyük bir eksikliktir.
Çoklu meslek ortaklığı, iller arası uygulama birliği ve sürdürülebilir istihdam yapısı için gerekli adımlar ivedilikle atılmalıdır.
7️⃣ 60.000 fizyoterapistin ortak talebi nettir:
🔹 Süre uzatılmalı
🔹 Ortak çalışma modellerine izin verilmeli
🔹 İstihdam engeli kaldırılmalı
🔹 Uygulama birlikteliği sağlanmalı
🔹 Ticari rant ve keyfi yorumlara son verilmeli
8️⃣ Bu meslek yalnız değildir.
@tfd1969 olarak sürecin hem takipçisi hem aktörüyüz.
Görüşmelerimizi sürdürüyor, çözüm yolları için tüm platformlarda mücadele ediyoruz.
Çünkü bu meslek bunu hak ediyor.
K. Zafer Aksungur
TFD Yönetim Kurulu Başkanı
@TBMMresmi@EmreCaliskan_50@tcbestepe
İnsana dokunan, iyileşmesine destek olan, umut olan bir mesleği icra eden tüm fizyoterapistlerimizin 8 Nisan Türkiye Fizyoterapistler Günü kutlu olsun. Sağlık sistemimizin vazgeçilmez bir parçası olan siz değerli mesai arkadaşlarımızın emeği, her zaman başımızın tacıdır.
Kamuoyuna ve Değerli Sağlık Mensuplarına Duyurumuzdur
29.03.2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan “Sağlık Meslek Mensuplarının Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmelik” ile ilgili olarak, bazı uzmanlık derneklerinin yaptığı açıklamalar ne yazık ki kamuoyunu yanıltıcı, bilimsel temelden uzak ve yasal gerçeklerle çelişen ifadeler içermektedir.
Bu nedenle, hem meslektaşlarımızı hem kamuoyunu doğru bilgilendirme sorumluluğumuzla aşağıdaki düzeltmeleri yapmak zorunlu hale gelmiştir:
🔹 1. “Fizyoterapistler ancak hekim gözetiminde çalışabilir” iddiası tamamen yanlıştır.
Fizyoterapistler, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un Ek 13. Maddesi kapsamında bağımsız mesleki uygulama hakkına sahip sağlık meslek mensuplarıdır.
Yıllardır özel merkezlerde, hastanelerde ve evde bakım hizmetlerinde bağımsız olarak hizmet vermekte, sağlık sistemi içinde etkin rol üstlenmektedirler.
Bu yetkinliği yok sayan ifadeler yalnızca gerçeği çarpıtmakla kalmamakta, aynı zamanda fizyoterapistleri itibarsızlaştırma amacı taşımaktadır.
🔹 2. “Fizyoterapistler tarafından yapılacak uygulamalar halk sağlığını tehlikeye atar” söylemi, bilim dışı ve mesnetsiz bir iddiadır.
Fizyoterapistler, lisans düzeyinde 4 yıllık bir sağlık eğitimi alarak mezun olan, klinik bilim temelli uygulamalar yapan ve uluslararası literatürde yeri olan profesyonellerdir.
Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere tüm gelişmiş ülkelerde fizyoterapistler, bağımsız uygulayıcılar olarak çalışmakta, hastaların fonksiyonel yaşam kalitesini artırmaktadır.
Bu meslek grubuna “sakatlık yaratır” veya “geri dönülmez zarar verir” gibi iddialarda bulunmak hem etik dışıdır hem de meslekler arası nefreti körükleyici niteliktedir.
🔹 3. “Bu yönetmelik denetlenemez alanlar yaratıyor” iddiası da gerçeği yansıtmamaktadır.
Yönetmelikte sağlık meslek mensuplarının çalışabileceği alanlar, uyması gereken standartlar, kullanılabilecek cihazlar ve yetki sınırları açıkça tanımlanmıştır.
Ayrıca her sağlık meslek mensubu gibi fizyoterapistler de Sağlık Bakanlığı’nın denetimi altındadır.
Bu kurumlar ruhsatlıdır ve denetim dışı alanlar oluşturmamaktadır.
🔹 4. Tıp dışı meslek gruplarının hak kazanması, tıp uzmanlarının hakkını ortadan kaldırmaz.
Mesleklerin gelişmesi, birbirinin alanını çalmak değil; toplum sağlığına birlikte hizmet etmenin önünü açar. Bugün binlerce fizyoterapist, fiziksel tıp hekimleriyle tam bir iş birliği içinde, ekip ruhuyla çalışmaktadır.
Ne yazık ki bu yönetmelik sayesinde fizyoterapistlerin yıllardır beklediği bağımsızlık hakkı tanındığında, bazı hekim gruplarının bunu kendi alanlarına tehdit gibi görmesi mesleki dayanışma adına kaygı vericidir.
🔹 5. Bu açıklamalar, hem sağlık çalışanları arasında ayrımcılığı körüklemekte hem de kamuoyunu yanıltmaktadır.
Bu tür ifadeler, özellikle halk sağlığını düşündüğü iddiasıyla kamuoyunu yönlendirme amacı taşısa da gerçekte kendi mesleki ayrıcalıklarını koruma çabasıdır.
Sağlık sisteminin güçlenmesi için tüm sağlık meslek mensuplarının eşit haklara, etik temelli iş birliğine ve mesleki saygıya ihtiyacı vardır
📌 Sonuç olarak;
Türkiye Fizyoterapistler Derneği olarak:
•Bilimsel, etik ve hukuki temellerle desteklenmeyen bu açıklamaları kabul etmiyoruz.
•Yönetmeliğin halk sağlığına zarar verdiği yönündeki iddiaların spekülatif olduğunu,
•Meslekler arası çatışma değil, dayanışmanın sağlık sistemini geliştireceğini,
•Ve fizyoterapistlerin mesleki haklarının yasal zeminde güvence altında olduğunu tüm kamuoyuna ilan ederiz.
Tüm meslek kuruluşlarını, bu ülkenin sağlık sistemine katkı sunmak isteyen fizyoterapistlere karşı düşmanca değil, iş birliğine açık bir dille yaklaşmaya davet ediyoruz.
Saygılarımızla,
K. Zafer Aksungur
Türkiye Fizyoterapistler Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı
@TFD1969@saglikbakanligi@drmemisoglu@suayipbirinci
Amerikan Savunma Bakanlığı'nın uğraştığı şeylere bakın siz. 👇😀
ABD Savunma Bakanlığının Müsteşarlığına giden alttaki yazıya “Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinde Görev Yapan Fizyoterapistler Aracılığıyla Askeri Hazırlığı Geliştirmek” adlı Aralık 2023 tarihli bir de rapor eklenmiş. Raporda yok yok tabii ki ancak kısaca özetlemek gerekirse;
Toplamda 35.000 Amerikan askerine hizmet eden 7 farklı klinikte 18 ay boyunca “Fizyoterapiye Doğrudan Erişimin Etkinliği" araştırılmış ve bununla ilgili bir araştırma makalesi de yayımlanmıştır.
2 Ocak 2024 yılında Amerikan Savunma Bakanlığı Müsteşarlığına gönderilen raporda aynen şu ifadelere yer verilmiştir:
Bu çalışma sonucunda;
· Görüntüleme tekniklerinin kullanımında,
· Bakım maliyetlerinde (Toplamda 3.6 milyon dolar tasarruf),
· Uzman hekimlere yönlendirmelerde,
· Uzun dönem engellilik durumlarında,
· Sağlık sorunları nedeniyle hizmete ara verilmede azalmalar görülmüştür.
Raporda, nöromuskuloskeletal bozukluklar söz konusu olduğunda fizyoterapistlerin birinci basamak sağlık hizmetlerinde görev almalarının tamamen mümkün olduğu belirtilmiştir. Yine aynı raporda, Fizyoterapiye doğrudan erişimin güvenli, etkili, maliyet tasarrufu sağlayan bir yöntem olduğu vurgulanmış ve tüm bunların bilimsel çalışmalarla desteklendiği belirtilmiştir.
Haaa, kaynak mı? Tabii ki, buyrun 👇
https://t.co/KA4Qu40SLy
İyi okumalar...
#EnindeSonunda
@TFD1969@saglikbakanligi
Dünya çapında 600.000 fizyoterapisti temsil eden, Derneğimiz ile birlikte 128 kuruluşun da üyesi olduğu Dünya Fizyoterapi Konfederasyonu; "doğrudan erişim" i, önermektedir .
#GündemBiziz@drfahrettinkoca@saglikbakanligi
Bakın bu kitap çok değerli aslında! ABD'de Fizyoterapistler 1. basamakta kolaylıkla çalışabiliyorlar. Bu sistemde ben de çalıştım çünkü. Acil hekimleri devamlı Fizyoterapist çağırır ve hastayı bizim de değerlendirmemizi isterdi. Ego Yok! Kibir hiç yok! Hasta yararına çalışma? Her zaman!
Bize ise kendi yerimizde tanısı konulmuş hasta bile alamayacağımız söyleniyor. Gel de anla!
#GündemBiziz
@drfahrettinkoca@saglikbakanligi
Öncelikle herkesin Ramazan bayramını kutluyorum.
Son günlerde birkaç yerde FTR hekimi ile Fizyoterapistlerin aşağıdaki post üzerinden tartıştığını görmüştüm.
Aslında bakarsanız, yaptığımız işi “şarlatanlık” olarak adlandıranlarla, eğitimsiz kırıkçı-çıkıkçı, hacı hoca tayfasına gık çıkarmayanlar aynı kişilerdir.
Bakın, Fizyoterapiye DOĞRUDAN ERİŞİMİN dünya genelinde 40’tan fazla ülkeye yayıldığı ve doğrudan erişimin klinik ve maliyet verimliliğini en üst düzeyde desteklediği yapılan bilimsel çalışmalarla desteklendiği bir dönemde, bizim Türkiye’de istediğimiz haklar ne imiş bunlara bir bakalım isterseniz…
-TÜM branş hekimleriyle çalışabilme olanağının getirilmesi
-Tanısı konulmuş hastaları kendi özel kliniğimizde alabilme hakkı
-Sağlık Bakanlığından ruhsat alabilme imkânı
Hekimlerimiz, hastalarımızın “TIBBİ” tanılarını koysun, bize göndersin, biz de tedavi uygulamalarını yapalım. Hastane ortamında da bu böyle olmuyor mu zaten? Hangi FTR hekimini bir fizyoterapi uygulamasını yaparken gördünüz? Biz hem bu uygulamaların eğitimini aldık hem de yaptığımız uygulamalarda uzmanlaştık. Bunu zaten hiç kimse inkâr edemez. (En azından öyle umuyorum… )
Benim bir Fizyoterapist olarak hekimlerimizden beklentim, beni hastanın “tıbbi” durumu hakkında bilgilendirmesi ve yönlendirmesidir. Bana hastayı gönderiyorsanız zaten hastanın fizyoterapi hizmetleri almasında herhangi bir kontrendike bir durum olmadığı anlamına geliyor bu. Burada başka laf cambazlığına hiç gerek yok.
Hastalarımız tüm bu kısıtlamalar yüzünden aylarca sıra bekliyor. Sırası gelenlerin çoğu da hasta sayısının anormal seviyelerde olmasından dolayı Fizyoterapisti bırakın, FTR Teknikerinden bile gerekli hizmeti alamıyor. Tüm bunları bilip nasıl hala üç maymunu oynayabiliyorsunuz siz?
“D grubu” hastaların hepsine Sıcak-soğuk paket, US, TENS yazıp ellerine ilaç firmalarının bastığı egzersizleri tutuşturup gönderiyorsunuz. Bunun da takibi filan da yok yani.
Diğer grup hastalara, Fizyoterapist yetersizliğinden ve hasta sayısının aşırı fazla olmasından dolayı da Fizyoterapistler yeterli ilgi ve alakayı gösteremiyor. Bir Fizyoterapistinizi sabahtan akşama kadar hiç izlediniz mi? Yaptığı işin fiziksel ve psikolojik boyutunu idrar edecek kadar gözlem yaptınız mı hiç?
Ben 35 yaşıma bastığımda dizlerim mahvolmuştu. Dedim ki içimden ben bu işi 40 yaşından sonra imkânı yok yapamam ki en sonunda bırakmak zorunda kaldım.
Bir Fizyoterapistin, tanısı sizler tarafından konulmuş hastaların tedavilerini yapmalarından daha doğal bir şey olamaz! Bizler bu işin eğitimini aldık! Birlikte hastaların yararına daha iyi imkanlarla hastalarımıza bu hizmetleri sağlayabilmek varken, neden bu kibir ve yol kesicilik?
Yahu dünya genelinde ve çoğu gelişmiş ülkelerde olmak üzere (ABD, İngiltere, Avustralya vb.) Fizyoterapiye doğrudan erişim (hekime görünmeden) varken, sizler tedavi kısmını bizim yapmamıza bile karşı çıkabiliyorsunuz.
Size biri, hekim olarak Amerika’da çalışma imkânı sunsa uçarak gidersiniz değil mi? Tekrar düşünün derim, çünkü oradaki Fizyoterapistlerin mesleki otonomileri sizleri hayal kırıklığına uğratabilir. Birlikte çalışalım, birlikte vatandaşlarımıza fayda sağlayalım. Tek isteğimiz bu!