6 dk beklemişler, yine de memnun edememişler. Çekersin fotoğrafını sonra başkasının fotoğraf çekilmesine engel olmadan kaldırırsın. Ama yok illa "mağdur" olacak.
Kırklareli’nde, eşinden boşanarak 4 yaşındaki kızıyla yeni bir yaşam kurmaya çalışan Çisem Çalkantı, eski eşi tarafından katledildi.
Henüz 4 yaşındaki kızı da aynı saldırıda yaşamını yitirdi.
Kadınları koruyamayan, şiddeti önleyemeyen ve her cinayetin ardından yalnızca açıklama yapmakla yetinen anlayış, bu karanlık tablonun en büyük sorumlularındandır.
Kadınların yaşam hakkını güvence altına alamayanlar, adaleti sağlayamayanlar ve gerekli önlemleri almayanlar; bir anneyi evladından, bir çocuğu annesinden koparan bu düzenin siyasi sorumluluğundan kaçamaz.
Her kadın cinayeti önlenemeyen değil, önlenmeyen bir cinayettir. Artık kayıpları değil, yaşamı koruyan bir düzeni inşa etmek zorundayız.
📍Eşinin sesini duyurmak için adeta tüm cihana haykıran vefalı eş Dilek İmamoğlu’nun kısılan sesini duyuralım:
“— Ekrem İmaloğlu’nun belirli bir süre içinde savunmasını bitirmesi istendi. İmamoğlu da bu sürede savunmamı yetiştiremem dedi.
— Ekrem İmamoğlu'nun savunması kısıtlanmak istendi! Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı!
— Altını çizerek söylüyorum, Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı!..”
Lütfen görüp geçmeyelim, ulaşabildiğimiz her yere bu sesi ulaştıralım.
NATO toplantısı bahane edilerek yapılan önleyici tutuklamalar, ardından Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkının alenen gasp edilmesi yepyeni bir eşik. Tüm bunlar bize “Vatandaşlık haklarımızın” elimizden alındığını, güç karşısında çırılçıplak ve yapayalnız olduğumuzu söylüyor. Bizi koruyacak ne bir anayasa ne de bir yasa var artık.
Her mahallenin hikâyesi farklı, ihtiyacı farklı.
Muhtarlarımızla bir araya gelerek komşularımızın taleplerini dinledik, hızlıca çözülebilecek konularda gerekli adımları attık.
Üsküdar’ımızı ortak akılla yönetmeye, her mahallemizin sesine kulak vermeye devam ediyoruz.
Kamera ne güzel bir alet değil mi?
3 dk boyunca adama dokunan, eden kimse yok. Sahnede millet balık istifi, arkadaş 4 kişilik yer kaplıyor.
Şimdi ne oldu yani? 28 Şubat'tan tut bilmem nereye bağlayıp analiz köpürtüldü iki gündür.
Bu arkadaş sizce de ayıp etmemiş mi? Bence etmiş.
Trafik kavgasında dövülen bir vatandaş, karşı tarafa kesilen para cezasından komisyon istedi:
"Dayağı yiyen ben, parayı alan devlet.
Biz boşuna mı dayak yedik. Kesilen cezadan %5 komisyon verin."
E haklı adam 🤪
Hayatında askerlik hariç köyünden hiç dışarı çıkmamış kekeme er Recep Delice’nin darbeci olarak 17 yıl 6 ay ceza aldığı
2 telefonunda feto’nun haberleşme ağı Bylock çıkan bunu tv da itiraf eden Mehmet Büyükekşi’nin iki dönem Futbol Federasyonu başkanı olduğu
10 TEMMUZ HUKUK GÜNÜ KUTLU OLSUN
Gezi’de düşlerinden koparılan Ali İsmail Korkmaz’ı sevgi ve rahmetle anıyorum.
Yarım bırakılan düşlerini; özgürlüğün, adaletin ve umudun egemen olduğu bir Türkiye’de hep birlikte tamamlayacağız.
Ali İsmail hep 19 yaşında…
Yeditepe Üniversitesi’ndeki “Hûd Suresi” pankart krizinin 6 dakikalık videonun tam halini objektif bir gözle izledim. İşin aslı bambaşkaymış.
İşin doğrusu: Videonun neredeyse tam 4 dakikasında kimse pankarta müdahale etmeden tam ortada bulunuyor.
Hukuk mezunu meslektaşlarım, 4 yıllık eğitimin sonunda aileleriyle bu anı ölümsüzleştirmek için doğal olarak fotoğraf çekiniyor.
Pankart tam ortada olduğu için haliyle insanlar kadrajda pankartın gözükmesini istemiyorlar. Yani öğrenciler ve akademisyenler dibine kadar haklı!
O ayette ne diyor? “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol, aşırıya kaçma.” Peki bu pankartı tutan ve öğrencileri linç edenler ne yapıyor? Hem yalan söylüyor, hem de aşırıya kaçıyorlar.
Kimse din düşmanı değil, hiçbirimiz din düşmanı değiliz. Ama “dini kullanmanıza” tamamen karşıyız!
Mantık: Önce F35 almak için paramızı veriyoruz.
Sonra parasını verip S400 alıyoruz.
Finalde ikisinden de oluyoruz ve paramız uçup gidiyor, kimse sesini çıkaramıyor.
Sonrada kendi beceriksizliğimizden dolayı getirilen CAATSA’yı kaldıracağız diye yine kendi kendimize seviniyoruz.
Olay basit: S400 nerede F35 nerede? Paralarımız, vergilerimiz nerede?