SAKLANAN GERÇEK ORTAYA ÇIKTI!
BU MECLİSİN YENİ ANAYASA YAPMA YETKİSİ YOK!
Kimse kendi kendine gelin güvey olmasın!
Sistem tıkır tıkır işliyor, planlar perde arkasından yürütülüyor olabilir... Ama unuttukları, halktan gizledikleri devasa bir HUKUKİ DUVAR var!
Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’ndan, Yeni Anayasa ve Başkanlık heveslilerine sarayları titretecek, ezber bozan tarihi uyarı geldi!
"Eğer Cumhurbaşkanı 'gözlerimi kaparım, işimi yaparım' dese bile; SEÇSİS ile her şey kurgulansa bile... BU MECLİS YENİ ANAYASA YAPAMAZ!"
İŞTE SİSTEMİ KİLİTLEYEN 3 BÜYÜK GERÇEK!
Mevcut parlamento istese de, zorlasa da hukuken sıfır noktasındadır. Neden mi?
📍YETKİ SINIRLI: Bu meclis, halktan sadece 5 yıl boyunca yasama (kanun yapma) yetkisi almıştır; devleti sıfırdan kurma yetkisi değil!
📍NAMUS YEMİNİ: Meclisteki her bir milletvekili, mevcut anayasaya sadakat yemini ederek o koltuğa oturdu.
Kendi namus yeminini çiğneyerek anayasa değiştiremezsin!
📍YETKİSİZLİK: Yukarıdaki iki somut nedenden dolayı, mevcut meclisin yeni bir anayasa yapma HUKUKİ YETKİSİ YOKTUR! Hukuken hükümsüzdür!
GERÇEK BİR ANAYASA İÇİN GEÇİLMESİ İMKANSIZ OLAN O 3 AŞAMA:
Eğer gerçekten yeni bir anayasa yapılmak isteniyorsa, o gizli planlar değil, şu "Kırmızı Çizgiler" uygulanmak zorundadır:
👉1. ADIM: Önce halka sorulacak! Halk yeni bir anayasa istiyor mu, istemiyor mu? Referandum şart!
👉2. ADIM: Halk "Evet" derse; barajsız, tam demokratik bir seçimle sadece bu iş için bir "KURUCU MECLİS" kurulacak!
👉3. ADIM: Kurucu Meclis'in hazırladığı o taslak, tekrar halkın onayına (ikinci referanduma) sunulacak!
Bunların dışındaki her yol, hukukun katledilmesidir!
VATANINI SEVEN HERKESE AÇIK ÇAĞRIDIR!
Yarın Kendi Elinle İdam Fermanı Yetkisini Verecekmisiniz?
Bu hukuki gerçekler kulaktan kulağa yayılmasın diye sansürleniyor, üzeri örtülüyor!
Eğer ülkenin geleceğini, Cumhuriyet'i ve haklarını korumak istiyorsan... Bu gerçeğe kör kalma!
ŞİMDİ PAYLAŞ, HERKESİ UYANDIR, OYUNU BOZ!
Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in özel ricasıdır:
— Otobüslerimiz yok.
— Sosyal medya hesaplarımız alındı.
— SMS sistemi kayyumun kontrolünde.
Güvenebileceğimiz, sesimizi duyurabileceğimiz bir tek sizler varsınız!
Duyuralım:
📅 30 Mayıs Cumartesi
⏰ Saat 14.00 - Güvenpark
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!
İnstagram hesabımız saldırı altında!
Milletin sesini susturmaya çalışan butlancılara karşı mücadelemizi büyütmek için takip, beğeni ve paylaşımlarınızla destek olabilirsiniz.
https://t.co/cbOwES2R9g
Bugün yaşananlar yalnızca CHP’nin değil, Türkiye’de siyasetin geleceğinin de sınavı. Bu süreç ya demokratik umutları güçlendirecek ya da toplumun siyasete olan inancını ve umutlarını tamamen yok edecek…
Gün gelir.
Çivisi çıkar dünyanın.
Konuşamayanlar hatip,
Şifa veremeyenler tabip,
Yazamayanlar kâtip olur.
Ama yine öyle bir gün gelir ki…
İşler ters döner.
Aldatan, bir gün sadakat için,
Çalan, bir gün adalet için,
Döven, bir gün şefkat için yalvarır.
‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur.
Şâha da fazla güvenme,
Gün gelir mat olur.
Patara plajının kumlarını çaldılar.
Öyle üç beş kürek değil, 2 bin 168 kamyon dolusu çaldılar.
Göz göre göre talana herkes göz yumuyordu. Bir kişi hariç… Namuslu bir orman muhafaza memuru, sessiz kalmadı, hırsızlığı yargıya taşımak üzere zabıt tuttu.
Akp'nin Kaş ilçe yöneticisi müdahale etti, sakın zabıt tutma, biz bölge müdürünü aradık, sen burnunu sokma dedi.
Orman muhafaza memuru kabul etmedi, “değil bölge müdürü, cumhurbaşkanı bile gelse ben bu zaptı tutarım” dedi.
Vay sen misin bunu diyen…
Kaş kaymakamı derhal devreye girdi, orman muhafaza memuru derhal görevden alındı, cumhurbaşkanına hakaretle suçlandı, apar topar lojmanından bile atıldı.
E yok öyle tabii… Bu defa, Tarım Orman İş Sendikası'nın namuslu yöneticileri müdahale etti, Kaş kaymakamı geri basmak zorunda kaldı, orman muhafaza memuru görevine iade edildi.
Olay medyaya yansıdı.
Patara kumlarının nereye götürüldüğüne dair, hangi özel plaja döküldüğüne dair haberler çıktı.
Vay sen misin bu haberlere sebep olan… Hadi bakalım, müfettiş raporu bile olmadan, orman muhafaza memuru yine görevden alındı.
Bölgedeki diğer muhafaza memurları tehdit edildi, "sesinizi kesmezseniz, sizin sonunuz da aynı olur" filan denildi.
Namuslu orman muhafaza memuru geri adım atmadı, sendika aslanlar gibi direndi. Kaş kaymakamı hakkında suç duyurusunda bulunuldu, olay iyice dallanıp budaklandı, üstü örtülemez hale geldi, mecburen savcılık soruşturması açtılar.
Böylece, hırsızlığın çok daha büyük boyutlarda olduğu ortaya çıktı.
Depolanmış halde 3 bin kamyon kum ele geçirildi.
Namuslu orman muhafaza memuru ikinci defa görevine iade edildi.
Bu memur olmasaydı,dünya varolduğundan beri duran, mitoloji hazinesi, antik çağın başkenti, insanlığın mirası, Türkiye'de eşi olmayan yer, carettaların evi Yağmalanıyordu.
Bu memurun yüreği sayesinde her şey duyuldu ve durduruldu.
Tek başına başkaldıran bu namuslu orman muhafaza memurunun ismi ne biliyor musunuz?
Umut!
Umut Utku.
Vatana millete hayırlı evlat olsun temennisiyle yetiştiren annesi babası, geleceğe dair beklentilerini isim olarak vermişler oğullarına… Oğulları da isminin hakkını vermiş.
Hani bazen karamsarlığa kapılıp soruyorsunuz ya, umut var mı diye? Var dostlarım.
Umut'ları var bu ülkenin. Böyle yiğit, onurlu şerefli insanları hala var bu ülkenin.
Bir kişi bile kalsa, her şeyi değiştirmeye gücü yeten Umut'ları var...
#SONDAKİKA
YOK ARTIK, BU DA MI YASAKLANDI?
Türkiye tarımında infial yaratacak gelişme!
Sokakta, pazarda, köşe başında etiketsiz, sertifikasız fide ve tohum satanlara 2026 yılı itibarıyla tam 349.690 TL para cezası kesileceği, ürünlere el konulup imha edileceği açıklandı!
Yok öyle yağma!
Enflasyon yüzde 9, yüzde 12 olacak olacak demişsin!
Ona göre asgari ücret, ona göre memur maaşı ve emekli aylığı dayatmışsın!
Şimdi çıkmış, yüzde 26 olacak diyorsun (belli ki daha fazla olacak!)
O halde asgari ücret de memur maaşı da emekli aylıkları da revize edilsin.
Derhal ara zam yapılsın!
#Emekli ye "hedeflenen" enflasyon farkını vermek gibi bir tuhaflık icat ettiniz ona göre de verdiniz. Ne oldu şimdi? Hedef bir türlü tutmuyor.Emekliyi uğrattığınız kayıp için bir planınız var mı?
#SONDAKİKA
BÜYÜK OYUN İFŞA OLDU: SALGIN GELMEDEN PATENTİ GELMİŞ! 🚨
Hantavirus "yalanı" henüz dün (07.05.2026) devreye sokulmuşken, mRNA aşı patentinin tam bir yıl önce, 24.04.2025'te alındığı belgelendi!
📌 Her şey planlı mı?
📌 Küresel bir tiyatro mu izliyoruz?
Beklenen olmaya başladı.#Emekli barınma sorunu yaşıyor,parklara battaniye atıp uyumaya çalışıyor.Esnaf tek tek dükkan kapatıyor.Asgari ücretlinin ailesi dağılıyor.Mehmet Şimşek 2-2,5 yıl daha diyor, hükümet seçim olsa 3-5 kuruş veririz diye oy hesaplarıyla "takvim" belirliyor.Yazık,çok yazık...Çok daha ağır şartlar vatandaşı bekliyor😢Ne zaman ki bu millet,satılan fabrikaların,kamu kurumlarının,hazine arazilerinin,ödedikleri milyonlarca lira verginin,köprülere,yollara ödedikleri paraların nereye gittiğini düşünmeye başlayıp,bu paraların "kendi" parası olduğunun bilincine varacak,hesap soracak;o zaman belki bir şeyler düzelir. Seçim zamanı verilen 3-5 kuruş refah payı,ek zam lütuf değil,yenen hakların biraz telafisidir -o da oy kaygısıyla-
"Cumhurbaşkanı verdi Allah razı olsun" luk bir durumun söz konusu olmadığını anladığımızda,bizim paramızın bize verildiğini ya da verilmediğini gördüğümüzde değişecek her şey... Umarım...
Zülfü Livaneli diyor ki; "..Sorun, onun gitmesiyle bitmeyecektir. Sorun onu iktidara getiren, üst üste dokuz seçim kazandıran, bir sürü yolsuzluk ve yönetim skandallarına rağmen körü körüne peşinden giden halktır. Daha doğrusu halkın bir bölümüdür. Bu halk yığının Anadolu müslümanlığıyla, gelenekle, ahlakla, haram helal kavramıyla, merhametle, şefkatle hiçbir ilgisi yoktur. Köyden kente göçle başlayan, ne köylü ne kentli olabilen, bütün değer ölçülerinden kopmuş, vahşi birer yaratık haline gelmiş, talandan yalandan pay kapmaya çalışan ve literatürde lumpen proletarya olarak tanımlanmış olan kitledir bu. AKP’ye oy vermiş olanların tümünü böyle yaftalamak doğru değil elbette. İçlerinde düzgün ve samimiyetle oy veren seçmenler de olabilir. Ama o kitlenin genel karakteristiği budur. Bu kesim kendini önce arabesk müzikle gösterdi. Güzelim türküleri, geleneksel şarkıları, Anadolu’nun büyük şiir geleneğini terk eden insanlar, bir anda mide bulandırıcı seslere, insanın kulağını tornavida gibi delen elektro bağlamalara, içinde hiçbir hakiki lirizm ve hüzün barındırmayan ‘’Ben de isterem!’’ saldırganlığına kaptırdı kendini. Şehirler kaçak mahallelerle, üzerinde demir filizleri bırakılmış sıvasız çirkin yapılarla, lağım kokan mahallelerle doldu. Suç oranı ve özellikle kadına karşı şiddet akıl almayacak ölçülerde arttı. Bunun adına ‘’muhafazakarlık’’ denilebilir mi? Elbette denilemez. Aşağı yukarı sayıları kırk milyon dolayında tahmin edilen bu kitle Itri, Mimar Sinan estetiğine de sahip değildir; Anadolu’da yüzyıllarca aydınlık bir nehir gibi akmış olan Karacaoğlan, Pir Sultan, Dadaloğlu temizliğine de. Dolayısıyla bu kesim muhafazakar değil, Türkiye’ye çarpık ve ahlak ölçülerinden yoksun bir ‘’modernleşme’’ sunan yeni bir oluşumdur. Lafı uzatmadan söyleyeyim. Bu kesimin hayatta en çok nefret ettiği model uygarlaşma, kültür, temizlik ve zarafet simgesi Mustafa Kemal Atatürk, kanıyla canıyla savunduğu lideri ise şimdiki cumhurbaşkanıdır. Kimse kendini aldatmasın. Sayıları çok kalabalık olan bu kesim, ne olursa olsun, hangi skandal patlarsa patlasın sonuna kadar liderini destekleyecek ve Cumhuriyet’e karşı çıkacaktır. Erdoğan siyasi ömrünü tamamlasa da ona benzeyen başka bir lider bulmakta gecikmeyecektir. Çünkü Türkiye’nin çürüyen kesimi , bu bozulmayı önce müzikle, sonra hayatımızın her alanına egemen olan lumpenleşme ve arabeskleşmeyle ifade etmeye devam ediyor. Gafil aydınlardan (!) destek alan lümpen kültür, örgütlü cehaletle beslenerek kılcal damarlarımıza kadar yayılıyor. Bu manzaraya, lumpenlerin ele geçirdiği muazzam para ve iktidar gücünü de eklerseniz geleceğin hiçbirimiz için kolay olmadığı çok açık. Erdoğan bu kitlenin lideridir ve onun yokluğunda yeni bir lider bulacaklarına hiçbir kuşku yok. Mustafa Kemal aydınlığını savunan kitleler birleşene ve kendi aralarındaki çelişkileri gidererek, evrensel değerleri savunan bir Türkiye kültürü yaratana kadar acılar devam edecek.
ZÜLFÜ LİVANELİ❤️
Deniz Zeyrek: “Bir işçi, 20 yıl boyunca SGK’ya ödediği primi toplayıp bir bankaya faize yatırsa, ayda 48 bin TL alırdı.
Öyle bir hava yaratıyorlar ki, sanki emeklilere ulufe dağıtıyorlar.”
SGK sistemi, bir yardım kuruluşu değil, bir hak sistemidir. Vatandaşın devlete duyduğu güvenin temelidir. Bu nedenle;
Kademeli geçişlerin bilimsel verilere ve adalete dayandığı,
Emekli aylığı hesaplama sisteminin tek ve anlaşılır bir formüle bağlandığı,
En düşük emekli maaşının insanca yaşam sınırına çekildiği,
yeni bir sisteme acilen ihtiyaç duyulmaktadır.
Sosyal güvenlikte adalet bir imtiyaz değil, Anayasal bir haktır. Sistemi yamalarla ayakta tutmaya çalışmak yerine, temeli sağlam bir yapı kurmak devletin öncelikli görevi olmalıdır..
#intibak
#TekSGK
@isikhanvedat@csgbakanligi
Emek Bir bütündür, Ayrıştırılamaz❗
Bayram ikramiyesi, yıllarca bu ülkeye prim ödemiş, alın teri dökmüş emeklilerimiz için bir "sosyal yardım" değil, bir hak ediş paketidir. İhtiyaç kriteri üzerinden yapılacak bir ayrım, yıllarca sisteme yüksek prim ödeyenleri cezalandırmak anlamına gelir. Ekonomik zorluklar ve yüksek enflasyon sadece belirli bir kesimi değil, tüm sabit gelirlileri ve emeklileri aynı şiddetle vurmaktadır. Bayramın sevincini ve huzurunu paylaşmak her emeklinin hakkıdır.
Emeklileri "ihtiyaç sahibi" ve "değil" diye kategorize etmek, toplumsal dayanışma ruhuna aykırıdır. Bu durum, ömrünü çalışarak geçirmiş bireyler üzerinde bir "muhtaçlık" algısı yaratarak onur kırıcı bir tabloya yol açar❗
#EmeklininBayramİkramiyesi
Bizler ömrünü bu ülkeye vermiş emeklileriz. Sadaka değil, onurlu bir yaşam ve hakkımız olan ikramiyeyi istiyoruz! İkramiye tutarı 10.000 TL’den aşağı olmamalıdır. Sesimiz yükseliyor! 📣✊
#EYTninBayramİkramiyesi#EmeklininBayramİkramiyesi
Çalışanlar 'Sizin maaşınızı biz ödüyoruz' diyor. Unuttuğunuz bir şey var: Biz de 30 yıl boyunca bizden öncekilerin maaşını ödedik diyerek sizlerle aynı cehalete mi düşelim...Emekli maaşı bir lütuf değil, yıllarca peşin ödenmiş primlerin geri dönüşüdür. Kimse kimseye sadaka vermiyor, hakkımızı alıyoruz...
#EYTemeklisiniDuyun