🗣️Emekli Askeri Doktor Semih Dikkatli:
"Ben 1.90 boyunda bir Mehmetçiğimizin şehit olmasının ardından kopan uzuvlarını diktim bedenine.
Ben bu süreci baltalarım. Ben bunu tüm şehit ve gazilerimize borçluyum."
"Korkmayın; size uzun süre kin besleyecek kadar vaktim yok..."
Bir İdam Mahkûmunun Son Günü'nde böyle yazmıştı Viktor Hugo.
Kin, intikam, hınç gelecek hırsıyla tutuşan, kalbî büyük hazlar tatmamış insanların duygusu. Hakiki bir derdi, mühim bir hedefi ya da gizli bir mutluluğu olanların vakti, dikkati, alakası kalmıyor hiçbirine.
İbnü’l-Arabî diyor ki:
İstediğin şeyin sana gelmemiş olması, çoğu zaman onu hırsla ve sahip olma arzusuyla talep etmendendir. Çünkü artık istediğin şeyin kendisine değil, onun sende oluşturacağını düşündüğün tatmine bağlanıyorsun.
Bu bağ zamanla hırsa, hırs ise takıntıya dönüşüyor. Bir şeyi ne kadar sıkı tutmaya çalışırsan, o da senden o kadar uzaklaşıyor. Çünkü zihin artık ona sevgiyle değil, eksiklik duygusuyla yöneliyor.
Yani bazen seni istediğine ulaştırmayan şey kader değil; ona fazlasıyla tutunmandır.
Saf gerçeği örten her şey yalandır.
Değil kötüsü, kirlisi, karası; yalanın en masum beyazı bile bir parça yalandır. Çarpıtılmış gerçekler, eğilmiş bükülmüş kesilmiş biçilmiş doğrular, kurnazlıkla verilmemiş bazı detaylar, gerçeğe yaklaşma anında muhatabın dikkatini gerçekten başka yere çelmek için yapılan sinsi taaaruzlar, defalarca kez sorulmasına rağmen duymazlıktan gelinmiş sorular, olası bir sorgudan uzaklaşmak için yapılan bütün kaçışlar... Hepsi bir parça yalandır.
Çocuklar, aptallar ve aşıklar asla yalan söyleyemez... Ve saf, şiddetli, kudretli ve masum bir kalbe karşı asla yalan söylenemez. Saf bir elmas kalp ufacık bir yalanın kokusunu dahi anında sezer. Ve tıpkı bir kömür kırıntısı gibi er ya da geç bulur, çıkartır onu. Yahut bizzat yalanın kendisi; kendi ayağına sıkan, kendi kendini ihbar eden bir çaresizlikle bizzat hakikatin önüne serilir... Yalanın affı kolay değildir.
Yalan, saf bir kalbe karşı işlenen en büyük günahtır çünkü.
Uludağ Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürümüz Sayın Mehmet Tuncay Bayraktar’ın vefatını derin bir teessürle öğrenmiş bulunuyorum.
Kıymetli çalışma arkadaşımıza Yüce Allah’tan rahmet; ailesine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum.
Mekânı cennet, makamı âli olsun.
Otizmli ve konuşamayan 4 yaşındaki bir çocuk, eğitimine özel bir kurum yerine akranlarıyla birlikte normal bir okulda devam ediyor.
Okuldan anneye gönderilen görüntülerde, otizmli olmayan küçük bir sınıf arkadaşının çocuğa sevgi ve şefkatle yaklaştığı anlar yer aldı; anne, oğluna gösterilen ilgi ve destek için büyük minnettarlık duyduğunu belirtti.
Sevgi, şefkat ve iyilikle iyileşiriz.
Aşağılık hazlar için kullanılıp ölüsü bile rahat bırakılmamış gariban ailelerin masum kız çocukları.
"Bir ah ile bu alemi viran ederim ben!" demişti Nefi. Ahları arşa değsin.
"Ucu kime dokunursa dokunsun" düsturu ile dosyaları aydınlanıp aleme ibret, müstehak olsun. Yeter artık.