One of the most energetic ensemble scenes from the ballet Zorba the Greek features male dancers in traditional costumes performing the sirtaki with synchronized, precise, and spirited movements on stage.
Inspired by the 1964 film Zorba the Greek, based on the novel by Nikos Kazantzakis and featuring music by Mikis Theodorakis, the dance has become an artistic expression closely associated with the joyful, free-spirited, and life-affirming character of Greek culture.
"Little Miss Sunshine" is often remembered as a feel-good story about a dysfunctional family coming together, but almost every character ends the film in a worse position than where they began.
Richard spends the movie preaching his “nine steps” to success, only to watch his business dream collapse and be forced to confront the possibility that he is the very thing he fears most: a loser.
Sheryl begins already struggling to hold her family together, and by the end she has endured financial uncertainty, constant conflict, and the death of her father.
Frank enters the story after surviving a suicide attempt, having lost both the man he loved and the academic career around which he built much of his identity. The road trip does not magically fix any of that. His problems are still waiting for him when he gets home.
Dwayne has spent months refusing to speak, obsessively preparing for his dream of becoming a fighter pilot. Then he discovers that he is colour-blind, making the future he had built his entire life around impossible. His breakdown on the side of the road is one of the film’s most devastating moments.
Grandpa Edwin, perhaps the person who believes in Olive more fiercely than anyone else, dies halfway through the journey.
And Olive finally reaches the beauty pageant she has dreamed about, only to enter a world that makes painfully clear how little she fits its manufactured idea of what a young girl should look and act like.
Nothing is really “fixed” by the end of Little Miss Sunshine. Richard does not become successful. Dwayne does not get his dream back. Frank’s life is not suddenly restored. Grandpa is gone. Olive does not win.
What changes is that failure stops being something they have to face alone.
When Olive begins her ridiculous dance onstage and the family joins her, they are not celebrating victory. They are choosing each other in the middle of humiliation, grief, disappointment and failure.
Maybe that is why Little Miss Sunshine feels so uplifting despite everything that happens. It is not a story about life getting better.
It is a story about having people beside you when it doesn’t.
Recent judicial intervention to oust @herkesicinCHP leadership is bound to turn into a sunk cost fallacy trap for the government.
They will have to mobilize more and more state resources for backing up unpopular Kılıçdaroğlu-whose team is just assembled by a bunch of crooks, opportunists and unsuccessful+aging politicians.
The more state sources are mobilized, the more grotesque this all looks and @eczozgurozel team is just more lionized.
Barış Terkoğlu, tutuklanan Ramazan Gülten’i anlatıyor:
“Saraylarda oturanlar, adaletini bile saray adını verdikleri o binalara hapsedenler, şunu bilsinler ki bodrum kattaki o çocukların onuru, hiçbir sarayın teslim alamayacağı kadar büyük.” @baristerkoglu
Merhaba,
Hoş buldum!
Hapishanede veya dışarıda mücadele durmaksızın devam ediyor, edecek. Bize yapılan kötülük son bulacak, zulüm bitecek. Onurlu bir yaşamı hep birlikte var edeceğiz.
Haklıyız!
Biz Kazanacağız!
14 yaşındaki bu çocukları eğitimden koparan derin yoksulluk... Sadece 2023-2024 yılında okul dışında kalan toplam çocuk sayısı, 612 bin 814 @tcmeb#AbdurrahmanÖzkul
İftiracı arayışları,
Yalancı şahit zorlamaları,
Gizli tanık kurguları,
23 yıllık iş yaşamımdan tanıdığım insanların zorla ifadeye çağırılıp korkutulması,
Gazetecilerin tutuklanması,
Şafak baskınları, el koymalar, kayyumlar…
“Turbun Büyüğü” yetmeyince
“Dananın Kuyruğu” yalanı vs.
Şimdi de gece yarısı aldığım bilgiye göre aynı hapiste bulunduğum 10’a yakın arkadaşımın sabaha karşı başka cezaevlerine nakledilmesi!
Bu hırs, bu intikam, bu yalan dolan, bu düşman hukuku nedir?
Allah aşkına bu kadar mı çürüttüler ülkenin göz bebeği kurumlarını !
Yüce Türk Yargısına sesleniyorum.
Bu ülkede adil yargı ortamını bir avuç insan bu denli çürütebilir mi?
Adeta dilini yutmuş yargımızın hakimlerine savcılarına kurumlarına sesleniyorum.
Yeter artık Allah rızası için ağzınızı açıp bir söz söyleyin. Gerçekten olan Millete ve Devlete oluyor. Hala farkında değil misiniz?
İmamoğlu davası askeri dönemlerde yaşanan yargılamalar gibi kamu vicdanında asla kabul görmeyecek. Ancak bugünkü davanın, 1950 sonrası Türkiye siyasetinde, sivil bir iktidar eliyle yaşanan benzeri görülmemiş bir kırılma olduğunu da açıkça teslim etmek gerekiyor. Ana muhalefet partisinin cumhurbaşkanı adayının bu denli keyfi ve siyasi saiklerle yargılanması, ülkeyi çok daha öngörülemez ve tehlikeli bir noktaya sürüklüyor.
İktidar çevresinde bu konuda çatlaklar oluştuğu, İmamoğlu’nun serbest bırakılabileceği ve İmralı süreciyle birlikte siyasi iklimin yumuşayabileceği yönündeki tezler sadece kamuoyunu manipüle etme amaçladığını düşünüyorum. Çünkü İmamoğlu, bu rejim açısından yalnızca bir siyasi rakip değil, varoluşsal bir tehdittir. Bu yüzden onun hapsedilmesi ve ona destek veren kesimlerin siyasal ve mali açıdan tasfiye edilmesi konusunda iktidar blokunun neredeyse tüm unsurları hemfikirdir. Böyle sert bir hamlenin iktidar açısından geri dönüşü olamaz.
İktidar, uluslararası konjonktürdeki rahatlama ve İmralı süreciyle oluşan iç bölünmeleri, en çok korktuğu rakibi tasfiye etmek için bir fırsat olarak gördü. Bu büyük darbe savuşturulamazsa, Türkiye siyaseti yarı-kapalı bir rejim modeline geçecek.
İmamoğlu’nun bugün Silivri’de yaptığı savunma ve bu süreç boyunca sergilediği dirayetli, geri adım atmayan tavır, şu anda muhalefetin elindeki en güçlü moral ve siyasi zemindir. Muhalif kamuoyunun, ne kadar büyük bir tehditle karşı karşıya olduğunun bilinciyle bu mücadeleyi kitleselleştirmesi, sürdürülebilir kılması ve yaşanan hukuksuzlukları asla normalleştirmemesi gerekiyor. Zor ve uzun bir mücadelenin daha başındayız.
Gazeteciler, tutuklanmamıza sebep olan dava dosyasının fos çıktığını, bütün iddiaların uyduruk olduğunu açığa çıkardılar. O yüzden bu panik, Murat Ağırel ve Timur Soykan sadece gazetecilik yaptılar.
Gerçeklerden o kadar korkuyorsunuz ki eliniz ayağınız birbirine dolandı. Bir şey uyduramadınız foyanız açığa çıktı, uyduruk gerekçelerle gazetecilere saldırıyorsunuz.
Bırakın gazetecileri. Gerçeklerden ne kadar kaçabilirsiniz ki?
Mahir Polat’ın rahatsızlığı yeni ortaya çıkmadı.
Geçtim suçsuz olmasını falan bir Adli Tabip olarak sormak zorundayım.
Sağlık durumu beyan edilmesine rağmen; tutuklama isteyen savcı, tutuklayan hakim ve belki en acısı cezaevine giderken sağlık kontrolü yapan meslektaşlarım! değdi mi?
Tam bir ölümü gösterip sıtmaya razı etme durumu..
Bu arada yaşasın dayanışma!
More than 60 German universities and research institutions withdraw from X as it “no longer offers a meaningful environment for fact-based communication”.
https://t.co/FZx5kil7sS
Via Iris Volg