Bu gül yüzlü çocuğun etrafını kuşattılar. Kalbinden defalarca bıçakladılar. Hatta son nefesini verirken bile hunharca tekmelediler. Yetmedi organlarını bağışlanmayacak şekilde parçaladılar. Yetmedi ailesini ve avukatlarını tehdit ettiler. Buna rağmen 2’si beraat etti ve tahliye oldu. Diğerleri de ödül gibi ceza aldı. En fazla 8 yıl yatıp çıkacaklar. Bu mu adalet? Bu mu hukuk? Bu mu insanlık? Bu mu mertlik? Çocuğumuzun ahını alanlar, Yasemin Minguzzi’yi ağlatanlar topunuzun ALLAH BELANIZI VERSİN!
Şimdi depremi konuşmanın tam sırası. Deprem yok, haberi de yok. Deprem mekanizması yaklaşık 14 milyon sene önce oluştu. Daha milyonlarca sene devam edecek. Ülkemizin hemen hemen her yerinde büyük deprem olabilir. Gelin eşeğimizi sağlam kazığa bağlayalım. Kentlerimizi DEPRM DİRENÇLİ yapalım ve rahat edelim. İnsanımız ölmesin. Bunun için yapacağımız şeyler belli. Her ilde: Yönetim, halk, altyapı, yapı stoku, ekositem-çevre ve ekonomiyi deprem direncli hale getirelim. Halk olarak siz talep edin, yerel yönetim ve hükumet yapsın. 10-15 senedede bitiririz. Haydi iş başına. Sokağa inin, iş yapın. Etkinlikle, konuşmakla, plaket vermekle, siyaset yapmakla olmaz. Sevgiyle.
Van YYÜ’de Rojin Kabaiş’in ölümünün aydınlatılması için oturma eylemi başlatan üniversite öğrencileri; “Rektör bey nasıl Gazze yürüyüşü için üniversitede yürüyüş düzenliyorsa buyursun Rojin için de yanımıza gelsin. Rektör gelene kadar her gün oturma eylemi yapmaya devam edeceğiz”
Arkadaşlar, bu konuya katkıda bulunmak
İsterseniz ilginize sunuyorum. Sevgiyle
Toyota, Lexus ve BYD markalarının öncülüğünde başlatılan ALJ Türkiye Ağaçlandırma Seferberliği gerçekten harika bir girişim olmuş.
Sizler de aşağıdaki hesap numarasına “karınca kararınca” katkıda bulunarak bu anlamlı seferberliğe ortak olabilirsiniz.
Banka Bilgisi:
Alıcı: OGEM-VAK
İBAN: TR97 0001 0007 9935 5862 2151 05
Açıklama: ALJ Türkiye Ağaçlandırma Seferberliği Rumeliunv
1- SUUDİ PRENSİN BAHŞİŞİNİ GERİ VERMİŞTİ
Yaşanan olayda otelin sorumluları, ön büro müdürleri, özel güvenlik görevlilerine, geçirdiği güvenli, huzurlu, mutlu tatil nedeniyle birer teşekkür zarfı vermek istediğini söyleyen Prens, herkesin kabul etmesini dilediğini ifade etmişti.Törende bulunan ve prensin güvenliğinden sorumlu jandarma subayı da zarfı, içinde ne olduğunu bilmeden o zarflardan almıştı. Subay, zarfı açmadan, O dönem Bodrum Jandarma Bölük Komutanı olan Binbaşı Ergün Cebeci’ye götürmüştü.
3- “VATANIMA HİZMET ETMEYİ SÜRDÜRMEK İSTİYORDUM”
Kıdemli Albay Ergün Cebeci emeklilik kararı ile ilgili sözcü gazetesine yaptığı açıklamada “İki kez tabur komutanlığı, iki kez bölük komutanlığı, İl jandarma komutanlığı, ateşelik yaptım, Kiev Ateşesi iken Hablebitoğlu’nun katilini Ukrayna istihbaratı ile paketledim. PKK’nın Bağdat Erbil sorumlularını Polonya sınırında yakaladım, ülkeme teslim ettim. İki kez erken terfi ettirildim. Erzincan ve Tunceli’yi subay ve askerlerimizle birlikte terörden temizledik. Son olarak görevi devir ettim ve emekli edilen Tuğgeneral Nuh Köroğlu’ son temizliği yaptı oda emekli edildi. Ülkem adına birçok operasyona katıldım, gözümü bile kırpmadım. Ukrayna- Rus savaşında 17 bin vatandaşımızı tahliye ettik, son vatandaşımız ayrılana kadar büyükelçimiz ile operasyonu yönettim. Dönünce Tunceli Jandarma Alay Komutanı oldum” ifadelerine yer verdi.
“LİYAKATİN ÖNEMLİ OLMADIĞINI GÖRDÜK”
Kendisinin emeklilik ile ilgili bir talebi olmadığını belirten kıdemli Albay Ergün Cebeci, “Emeklilikkararında sistem bizi devre dışı bıraktı. Bu tür kararlarda liyakatin etkili olmadığını bir kez daha gördük. Herhangi bir gerekçe gösterilmeden emekli edildim. 39 yıllık askerlik hayatımı buruk bir şekilde tamamladım. Böyle takdir ettiler demek ki” dedi.
https://t.co/AxRpyRFlsT
Ümit Özdağ hiç bir zaman milliyetçi camia içinde olmadı demek utanmazlıktır: Mustafa Destici bir utanmazdır.
Ama Adam diğer açıklamasında haklı. Ben 1980’lerin başında ocaklarda değildim. Yurtdışında üniversite tahsili yapıyordum.
Benim ocaklarda olduğum dönemde sen Mustafa suya gu diyordun. 1980’lerin sonunda muhtemelen okumayı sevmediğin için Yeni Düşünce ve Bizim Ocak’ta yazdıklarımı okumamışsındır. Ülkü Ocakları genel merkezinde benim ders verdiğim özel eğitim grubunda olmadığın için karşılaşmadık.
İlk karşılaşmamız benden BBP’nin bir teşkilatına konferans vermemi istemen ve beni konferansa makam aracın ile götürmen ile oldu.
Ama mesele birbirimizi ne zaman gördüğümüz değil. Senin İstiklal Harbimize karşı çıkmış, İngilizlerin yanında durmuş ve sonuçta asılmış bir adamın İskilipli Atıf’ın mezarını ziyaret etmendir. @zaferpartisi
Uzun zamandır içimde kopan fırtınaların aksine, beni kahreden ve gözlerimin önünde gerçekleşen hadiseler için sakin ve naif cümleler kuruyorum. Hakkı haykırmanın hiç faydasını görmediğim için. Yani bir işe yaramadığını bizzat tecrübe ettiğim için. Bir de olmuşla ölmüşe çare yok derler. Sakinim… Bas bas bağırmamıza rağmen bazı şeyler olmuş, bazı şeyler de ölmüş olduğu için. Okumaya mecaliniz varsa, şimdi aynı sakinlikle bir soru sormak isterim.
Bu memlekette adalet dediğimiz şey maalesef hiçbir zaman tam olarak adil olamamıştır. Çoğu zaman gücü eline alanın balansına maruz kalmış, on yıllardır binlerce farklı mağduriyet yaratmıştır.
Bugün mesela, Türkiye Cumhuriyetinin adaletine güven duymayan, anayasanın hiçe sayıldığını haykıran milyonlar var. İnsanlar hep beraber, farklı birçok konu için “adalet istiyoruz!” diye bağırıyorlar. Şimdi bunun nedenini nasılını konuşmaya lüzum yok elbette, görüyoruz zaten, biliyoruz… Bizzat bugünümüzde yaşanıyorlar. Ayrıca konuşan da çok zaten, biz en iyisi düne bakalım.
Geçmiş yıllarda da adaleti elinde tutan güç tarafından ezildiklerini söyleyen, mağdur edildiklerini dile getiren insanlar vardı bu ülkede. Tıpkı bugünün mağdurları gibi “adalet istiyoruz!” diye bağırıyorlardı. İbadetlerini yerine getirdikleri için dışlanmayan, damga yemek istemeyen insanlar. Sırf başörtüsü taktığı için okuma hakkı elinden alınan, iş bulamayan insanlar. İki satır şiir okuduğu için hapse atılan politikacılar vardı… Ne oldu sonra? Dün yaşadıkları mağduriyetleri anlatarak diğer tüm mağdurlardan destek aldılar. İlk başta sol kesimden oy aldılar, sonra sağa yanaştılar. Mağdur edilmemiş kesim mi var olm memlekette? Yok. Her kesimin mağduruna dönem dönem kucak açtılar. Herkese kucak açmak da zor mesele. Mhp dediğin zaman başlığı, kime hitap edeceği bellidir mesela. Chp için de öyle. Dem’in adı değişir, rengi değişir ama onun da başlığı nettir. Peki sizce Ak partinin başlığı nedir? Sağcı mı, solcu mu, muhafazakar mı? Koyamazsınız başlık. Koysanız bile başlığı hangisine koyacaksınız? 2005’in Ak partisine mi? 2013’ün Ak partisine mi? Peki ya şimdikine?
Öyle veya böyle… Güç Ak partinin ellerinde. Dilerlerse pek tabii adaleti de sağlarlar… Ancak bugün, seçildikten sonra hapsedilen siyasetçiler, tutuklanan gazeteciler, fikrini belirttiği için yargılanan gençler, kıyafeti açık diye kendi mezuniyetine alınmayan öğrenciler var. Aynı dün gibi… Öyle değil mi? Dün adalet arayanlar, bugün gücü ellerine alınca, dün için ne aradıklarını mı unuttular? Elinizi vicdanınıza koyup söyleyin… Adalet kişiden kişiye, fikirden fikire değişir mi? Değişiyorsa buna adalet denir mi? Dünün mağdurlarının bugünün mağdurlarını nasıl yarattığını izliyoruz resmen. Üzgünüm, bunun adı adalet değil, olsa olsa intikamdır. İsteyen kızsın, ne demişler, “intikam arayan iki mezar kazsın.”
Sonu var mı? Yok.
Dini bütün, cennet arzulayan, müslüman kardeşlerim yanıtlasın… Defalarca izledim… Diamond Tema tam olarak nerede hakaret ediyor Hz. Peygamberimize? Yanlışı var derseniz tamam, “yanlış biliyorsun, gel doğrusunu anlatalım” diyebilir, cahil bir çocuk yerine Diamond’un karşısına siz çıkabilirsiniz. Hakaret etti deyip yok etmeye çalışmak adalet mi? Cevap verin.
Kaşını sevmezsin, gözünü sevmezsin, ideolojinisi sevmez, fikrini beğenmezsin ona sözüm yok da… Aksini ispat seçenekken beğenmediğiniz cümlelerin, yok etmeye çalışmak adalet mi? Cevap verin.
Ben cahilim, lütfen siz söyleyin… Bu adil mi? Bu adalet mi? Evet adalet diyen varsa aptala anlatır gibi anlatsın da dinleyeyim.
Bir görüşü mat etmek için değil, adalet için cevap verin. Adalet suçu bırakıp, suçu kimin işlediğine odaklanıyorsa, hesap sormak yerine kimlik soruyorsa… Bugünse bugün, yarınsa yarın! Ama sakin, ama sert! Yazar söyler yine adalet dilenirim. Dünü geçin artık, dün yoktum ben, olsaydım inanın sizin için de direnirdim. Lütfen bana bügünle gelin, bugünle cevap verin. Partili gibi değil, insan gibi cevap verin. Bu adil mi?
İsim: Andrei Burim
Uyruk: Belarus
Kaçak yaşadığı ülke: Tabii ki Türkiye
İşlediği suçlar: Cinayet, kadına şiddet, asker kaçaklığı, yasadışı bahis reklamı, içeriklerinde reşit olmayan kızları kullanmak.
Bu ruh hastası gibi milyonlarcasına ev sahipliği yapıyoruz. Ne zaman dur diyeceğiz?
AKP - MHP Beylikdüzü Belediye Başkan Adayı Mustafa Günaydın'dan Afganlara:
• Belediyeyi aldığımız zaman Afganlara danışmanlık vereceğiz!
• Tüm Afganlar temsil edilecek!
MHP Ankara eski il yönetim kurulu üyesi Mehmet Sakarya’nın kaleminden..!!!
BİZ UYUDUK…?!
ABD 2002 yılında ülkemizi işgal ettirdi.
Kime mi..?!
TC kimliği taşıyan, fakat aslında fanatik Türk düşmanı olan mollalara..!?
Hafızanızla zaman tüneline girin,
Yaşadıklarımızı bir film gibi seyredin!
Hafızın şiir okuması ve
göstermelik kodese aldırılması…
Mağdura bu millet bayılır…
ABD yani CIA bizi bizden iyi tanır…
Ben o sırada MHP Ankara İl yönetimindeydim. Bahçeli ani kararla istifa ettirildi, Hükümet yıktırıldı.
İstifa haberi geldiğinde, İl yönetimi toplantıdayız, Dedim ki,
“Herkes intihar edebilir, Genel başkanımız da siyaseten intihar etmiştir, yalnız partiyi de peşinden sürüklemiş,
onu da öldürmüştür”
Başkan Yaşar Yıldırım kireç gibi oldu.
"Abi ipimizi çekiyorsun" dedi…
"Başkan" dedim "benim ipim yok, 1966 yılından beri bu hareketin içindeyim.Her düşündüğümü söylerim…
Rahmetli Başbuğumun döneminde de böyleydim”
Dediğim çıktı,
Bahçeli’nin İsifasıyla hükümet yıkıldı, seçime gidildi…
MHP barajın altında kaldı…
Arapçı, daha doğrusu ABD’nin adamları kazandı…
ABD, FETÖ, CIA, Yerli işbirlikçileri elele verdi,
önce askeriyeyi çökerttiler…
En korktukları kesim oydu…
Ergenekon, Balyoz filan derken, bütün paşalar kodese tıkıldı.
Kozmik Odaya girildi,
Devlet sırları işportaya düştü…
Laik rejim yanlılarını safdışı bırakmaları
6 -7 senelerini aldı…
Adliyeyi, Mülkiyeyi ve Askeriyeyi ele geçirdiler…
Ondan sonra yavaş yavaş,
ABD uzmanlarının planlarına göre, İşgal kimseyi ürkütmeden devam ettirildi.
TC kaldırıldı – İki üç bağırdık bitti…
“NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ” tabelaları söküldü.
Vatanın dört yanından…
Kem küm ettik, kapandı gitti konu…
ANDIMIZ kaldırıldı okullardan…
İki üç bağırdık,
Üç beş dava açtık…
Ele geçirilmiş yargı mollaya destek oldu…
Bir Yunan mahkemesi olsaydı, O da böyle karar verirdi…
Bu arada vatan toprakları satılmaya başlandı…
İmar ve ihale dümenleriyle,
Mollalar sıfırlanamayacak servetler edindiler…
Vatandaşlık dağıttı Arapçı mollalar…
Her gelene pasaport dağıttılar…
ABD emriyle Suriye’ye girdik…
Çünkü Linda’lar, Jane’ler Irak’ta çocukları Coniler ölünce isyan etti…
ABD Başkanları Linda’dan, Jane’den çok korkar…
Bu sebeple baştan bağladığı mollaya
“Suriye’ye gir” emri verdi…
Yüzlerce Mehmetçik şehit oldu…!! 😕
Bizde de Helga olsaydı,
“Emevi Camisi başınıza yıkılsın,
ülkede cami mi kalmadı,
hepsi boş duruyor” derdi.
“Fantaziniz için benim yavrum toprağa düştü” Diyerek yeri göğü inletirdi..
Fakat bizim Ayşe, Fatma
“Ben şehit anası oldum” diye, için için gurur duydu…
Çünkü cahildi,
Onu kandırmak
bir bebeği kandırmaktan kolaydı…
Eline Kuranı alan bayrak asılmış
gecekondu evine gitti, İki ayet okudular..!? 😕
Bu zavallılar hüngür hüngür ağladılar!
Bu arada Yunan adalarımıza el koydu…
Ses eden oldu mu?
İki emekli subay feryat etti…Kimse ortalığı ayağa kaldırmadı..
Devlete, devlet ve Türk düşmanlarını doldurdular,
Diplomatları kovup yerlerine imam atadılar… ?!😕
Bu arada Suriye’den ülkemize
çapulcu akını başladı…
Gelenlere sordu gazeteci, "Nasıl geldiniz?" diye, Suriyeli dedi ki, "Bize ‘kalkın Türkiye’ye gidiyorsunuz
herşeyiniz hazır orada,
çok rahat yaşayacaksınız’ dediler getirip bıraktılar buraya!" Kimse ağzını açmadı…
Mollalar ortalığa velveleye verdi, "Bunlar Ensardır bağrımıza basalım" diye.. Cahil kesim anında yuttu bu dümeni…
Şu anda 8-10 milyon yabancı, Ülkeye dolmuş durumda. Her an bir olay patlayabilir…
BOP haritasını gördünüz
Güneydoğu BOP içinde…
Şimdi oralara Arap dolduruldu ki,
düğmeye basınca isyan çıkacak, O topraklar elimizden uçup gidecek!
ABD emriyle orduya operasyon çektiler..
Ordu mevcudunu yarıya indirdiler ki,
yarın ülkede bir kalkışma olursa, halimizi düşünün!
Hatay Belediye Başkanı feryat ediyor
"Şehir elden gitti"diye…
Kimsenin umurunda değil…
ABD emriyle Suriyelileri yurda sokan molla ne diyor, "Suriyelileri göndermeyeceğiz" …
Senin öyle bir iraden olamaz ki!
Sen ABD ne derse onu yapmaya mecbursun…
Bildiğiniz gibi Malatya ve Nurdağındaki evlerin yapımı bitti.
Çevre düzenlemesi yapıldıktan sonra dağıtım yapılacak.
Yakında evlerin dağıtım koşullarını açıklayacağız.
Şimdi sıra okullarda.
Daha önce 18 okul bitirmiştik.
Şimdi ise Hatay’da söz verdiğimiz 21 okul yapımı başladı💚