KHK'lı Mehmet Gürler'in eşi:
"Eşim MS hastası, Adli Tıp Kurumu 'Cezaevinde kalamaz' raporu verirken tahliye başvurusuna savcılık red verdi. ATK kararının uygulanmasını ve hasta tutuklular için acil çözüm üretilmesini talep ediyorum."
HastaMahpusa SesOl
Gazeteci Sevinç Özarslan: “Adli Tıp, ağır MS hastası Mehmet Gürler’in cezaevinde tek başına kalamayacağı yönünde rapor verdi. Savcılık, buna rağmen Gürler’i tahliye etmemekte direniyor.”
HastaMahpusa SesOl
Sn @gergerliogluof :
"Kıymetli yazar Ali Ünal, İzmir Buca’daki ücra bir cezaevinde tek kişilik hücrede neredeyse 10 yılı bulacak şekilde tutuluyor. Bir bilim insanı; Arapça ve İngilizceyi anadili gibi kullanan, yazan-üreten bir düşünce insanı."
#BitsinArtık
İNSANLIK ADINA LÜTFEN BU ÖĞRENCİLERİN SESİNİ DUYURUN!
Komedyen tutuklanıyor, herkes ayağa kalkıyor. Sırtında 22 vidayla cezaevinde yaşam mücadelesi veren ağır ameliyatlı Meryem Yılmaz (21) ve tutuklu 41 kız öğrencinin kimse sesini duymuyor.
HastaTutuklu ÖğrenciMeryem
https://t.co/ijzV65NsJX
15 Temmuz’un üzerinden 10 yıl geçti ancak Türkiye en az 30 yıl geriledi! Ekonomiden, ticarete, hukuktan, tarıma, eğitimden, sanata, üçüncü dünya ülkesi dediklerimizin dahi gerisinde kaldı! Hayır hamaset yapmıyorum! Verilerden, raporlardan, istatistiklerden, endekslerden konuşuyorum!
Gelinen noktada adalet ve liyakati bitirmenin bedeli ağır oldu! Halk fakirleşirken, bir grup azınlık zenginleşti! Eğer bir 30 yıl daha kaybetmek istemiyorsak; derhal bu vahim hatadan dönmemiz gerekiyor! Bu kadar yetişmiş, hatta bu süreçte bambaşka tecrübe ve yetenekler kazanmış yüzbinlerce insan, bu makus talihin değişmesinde büyük katkı sağlayabilir! Her şeye rağmen bu enkazı kaldırmak için elini taşın altına sokabilir! Hepimizin evlatları, ülkenin geleceği gençler için yaralara tuz basılabilir!
Yanlışta ısrar etmemin bedeli de mesuliyeti de çok ağır!!! Artık herkes için adalet, eşitlik, özgürlük deme vakti gelmedi mi?
Anadolu Atayün on iki yıldır tutuklu! İl Emniyet Müdür Yardımcılığı, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) şube müdürlüğü dahil pek çok görevi başarı ile yerine getirmiş birinci derece emniyet müdürü! Suçu devletin malını çalan, tarihi yolsuzluklar ile hazineyi boşaltan hırsızları yakalamak! Tam olarak görevini yapmak! Suçlu kim olursa olsun, korkusuzca hesabını sormak! Ancak hala parmaklıkların ardında! 17-25 Aralık tapelerinin gerçek olduğu ortada iken, Bakanlar, rüşvet veren Zarrab suçlarını itiraf etmesine rağmen, hırsızlık tüm sabit delilleri ile ortaya konmasına rağmen bedel ödüyor! Milletin hakkını korumanın, kodamanlara dokunmanın hesabı soruluyor! Sonra birileri çıkıyor Türkiye hukuk devletidir diyor!!!
İş seyahati kapsamında geldiğim Chicago’da Uber şöförü Kırgızistan’lıydı. Benim de Türkiye’den olduğumu duyunca, hemen Türkçe selam verdi. “Benim kızlarımın hepsi Türk Okulları’nda okudu” dedi, büyük bir coşku ve sevinçle. Sonra dikiz aynasından gözlerimin içine bakıp; “Kızlarımın öğretmenlerini nasıl olur da “terörist” ilan edersiniz? Onlar benden daha fazla emek verdi bizim çocuklarımıza. Bir tek gün de görmedik biz kötülüklerini.” diye hesap sordu. Nutkum tutuldu, ne diyeceğimi bilemedim! Bir zamanlar Cumhurbaşkanı seviyesinde, övgülerle açılan okullar, şimdi yine Cumhurbaşkanı seviyesinde karalanıyor, kötüleniyordu!
Diplomasi tarihinin belki de en trajikomik olaylarından birisi bu durum! Kendi okullarını, kendi vatandaşlarını hedef yapan, ülkesini uluslarası alanda gözden düşüren bir rejim! Türk Okulları’nı kapatmaya çalışanlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti yetkilileri, “haddinizi bilin, o okullar da, öğretmenler de bizim için bir nimet” diyen Kırgızistan’lı çocukların babası, velisi!!! Bu okullar dünyanın her yerinde olduğuna göre, her bir ülkede yaşanan durum bu!
Aynı tablo işadamları derneği TUSCON için de geçerli. Devletin yıllarca destek verdiği, binlerce ticari faaliyetlere imza atmış, ülkenin dış ticaret hacminin artmasında lokomotif görevi üstlenmiş işadamları, şimdilerde aynı devletin yetkilileri tarafından karalanıyor! Bunlarla iş yapmayın deniliyor! İşyerleri kapattırılmaya çalışılıyor! İyi de bunun sonunda kim kaybediyor? O ticaret kesildiğinde, iş anlaşmaları fesih edildiğinde kim zarar görüyor? Bugünki ekonomik enkaz bu sorulara çok net bir şekilde yanıt veriyor…
Ya da bugün siz bu işadamlarını kendi ağzınızla kötülerken, yarın “biz Türkiye’den geldik, iş yapalım, ortaklık kuralım, karşılıklı yatırım yapalım dendiğinde” nasıl güvenecekler bir daha?
İşin neresinden bakarsanız bakın, tam bir akıl tutulması! Tam bir tutarsızlık! Açık konuşalım! Bulundukları ülkelerde insanların gönlünü fethetmiş, onların Türkiye’ye bakışlarını olumlu etkilemiş, ülkemizi diplomatik, ekonomik ve kültürel açıdan temsil etmiş insanları karalamak gaflettir, dalalettir ve dahi ihanettir! Kendi bindiği dalı kesmek, kendi ayağına çelme takmaktır! Artık “kral çıplak” denmeli ve bu garabete derhal son verilmelidir!
Elleri kelepçelenmiş, hiçbir gereği yokken başlarına basılan bu kadınlar eğitimci. 'Tek suçları' ders vermek.
Görmeyen, duymayan, ses çıkarmayan herkese gelecek nesiller iyi şeyler söylemeyecektir !
Lafı eğip bükmenin, etrafından dolaşmanın bir anlamı yok.
Bu bir soykırım sürecidir.
Bu fotoğraflardaki insanların masumiyetinden şüphesi olan var mı ?
5. Strazburg Adalet Buluşması'nda konuşan Avrupa Konseyi Fransa Milletvekili Sandra Regol:
"Davanızdan ve adalet talebinizden asla vazgeçmeyin."
Merci beaucoup, Mademe. @sandraregol 💚🙏
#AYMninAİHMsınavı
https://t.co/KQ4ZhkzGmP
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Birleşik Krallık Milletvekili James MacCleary, bugün KHK'lılar başta olmak üzere tüm haksızlığa uğrayanlara bir söz verdi:
"Söz veriyorum, sizin için mücadele edeceğim."
Dear Ms. MacCleary, Thank you for bring there for us. @JamesMacCleary 💚🙏
Adaletİçin SesVer
https://t.co/7ofYfg9mKG
Aradan 10 yıl geçtikten sonra bir insan, “Ben ne iş yapabilirim? Öğretmenlik biliyorum, gidip bir yerde öğretmenlik yapayım.” dediğinde yeniden tepesine biniyor, “Sen yine örgüt üyesi oldun.” diyerek onu cezalandırıyorsunuz.
Evet, ~10 yıldır verilen mücadelenin her iki taraf için özeti/sonuçları:
- Güya “devlet menfaati” diyerek yola çıkanlar; kendi sufli ve gayri meşru menfaatlerine hizmet etmeyen bir grup insanı hedefe koydular, onulmaz acılara neden oldular, ulusal ve u/a nice suçu irtikap ettiler (sonsuzluktaki karşılığını ise ifadeden acizim), “domuz” gibi semirdiler ama denizin suyu tükenmek üzere, yolun sonuna çok yaklaştılar!
- hem diplomat, hem asker, hem Türk vatandaşı, hem (dün) mülteci, hem (bugün) EU vatandaşı kimliğimle, kınayan dangalakların kınamasına aldırış etmeyenlere özenerek defaatle beyan ettiğim üzere; ülkesine ve dünyaya faydalı olduklarına bizatihi kendi gözlerimle DÜN şahit olduğum o bir avuç insan, bugünlerde uluslararası bir sevgi selinin içinde, milyonlarla birlikte kardeşlik türküleri söylüyor, geleceği birlikte inşaa ediyorlar, ve yeni-yine-yeniden daha henüz yolun başındalar gibi...
Kim ne kazandı,
kim ne kaybetti?
Her gün hukuksuzluk, her gün baskı, zorbalık!!
İzmir'de 40 üniversite öğrencisi, genç kadın gözaltında. Okullarından kaldılar. Bir de üstüne avukatlarıyla görüştürülmüyorlar.!!
Avukatsız ifade zorbalığı dayatılmaya çalışılıyor.
Neredesin @izmirvaliligi, @adalet_bakanlik ?