ABD'li bir kadın:
-Kızımla aynı yaşta Gazzeli küçük bir kızın, kirli bir hastane zemininde son nefesini vermesini izledim.
-Küçük kafasını kaldırıp, annesine öpücük vermeye çalıştı.
-Hayatımın her anını Filistin'in özgür olması için harcamaya hazırım.
Trendyol 1. Lig play-off final mücadelesini kazanarak bu yıl Süper Lig’e yükselen son takım olan Arca Çorum FK’yı, @corumfk camiasını ve tüm Çorumlu kardeşlerimi yürekten tebrik ediyorum.
TikTok YASAKLANMALI.
Mafya dizileri YASAKLANMALI.
Şiddet içerikli filmler YASAKLANMALI.
18 Yaş altına sosyal medya YASAKLANMALI.
Şiddet içerikli online oyunlar YASAKLANMALI.
Şiddet ve çarpık ilişkilerin reklamını yapan gündüz kuşağı programları YASAKLANMALI.
#kahramanmaraş
Beni ailem ahlakla yetiştirdi.
İnsanlara saygılı olmayı, kimseyi incitmemeyi, haksızlık karşısında susmamayı öğretti. Büyüklerin yanında nasıl konuşulacağını, küçüklere nasıl davranılacağını, bir lokmayı paylaşmanın ne demek olduğunu evde öğrendim. Belki bu yüzden bazı şeyleri kabullenmekte zorlanıyorum. Çünkü herkesin aynı değerlerle büyüdüğünü sanıyordum. Herkesin kalbinde az da olsa merhamet, vicdan ve utanma duygusu vardır diye düşünüyordum. Ama büyüdükçe anladım ki herkes aynı yerden başlamıyor hayata. Ben hâlâ birine zarar vermeden yaşamayı, kimseyi bilerek üzmemeyi, yalan söylememeyi bir meziyet değil, olması gereken bir şey olarak görüyorum. Çünkü bana böyle öğretildi. Çünkü evde iyi insan olmak sadece sözde değil, davranışta da vardı.
Şimdi dönüp bakınca şunu daha iyi anlıyorum: Ahlak, insanın cebine konulan bir miras gibi. Sen büyürken fark etmiyorsun ama hayatın içinde her kararında, her tavrında ortaya çıkıyor. Bazen seni zor durumda bırakıyor, bazen yalnız hissettiriyor ama geceleri başını yastığa koyduğunda içini rahatlatan da yine o oluyor. İyi ki böyle yetiştirilmişim diyorum. Çünkü insanın kendine saygı duyabilmesi, dışarıdan aldığı hiçbir şeyle ölçülemeyecek kadar kıymetli.
#KadınVarsaYarınVar
Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyorum.
Farkındalık oluşturan, kadın girişimcilerin gücüne güç katan TOBB Kadın Girişimciler Kurulu üyelerimizi tebrik ediyorum.
TOBB Kadın Girişimciler Kurulu hayallerinin peşinde koşan kadın girişimcilerin daima yanında olacak.
Unutmayın!
✔️Kadın Varsa Yarın Var.
✔️Aklın, Başarının Cinsiyeti Olmaz.
✔️ Kadın Güçlü Olursa Aile, Toplum ve Ülke Güçlü Olur.
#8MartDünyaKadınlarGünü
#TOBBKadınGirişimcilerKurulu
Çocuk demeye öğrenci demeye bile dili varmıyor insanın, dümdüz katilin biri okulda öğretmeni katlediyor. Düzgün yetiştirilmemiş suç işlemeyi marifet sanan psikopatlar yüzünden kaç tane güzel can gitti, bu tiplerin güneş görmemesi lazım #ÖğretmenSahipsizDeğildir
Trabzon’da görev yapan bilim insanı Doç.Dr Kemal Uzun, şah damarı daralması, kalp krizi ve felç riskini geliştirdiği tedavi yöntemi ile tamamen yok edip Dünya Sağlık Örgütü tarafından en iyi 100 bilim insanı arasına girdi.
Bir Beren Saat olmadığı için kimse duymadı.
Şimdi ABD ordusundan emekli Albay Douglas Mc Gregor'u dinledim.
"İran'dan sonra sıra Türkiye'de" diyor.
Gelecekleri varsa görecekleri de var.
Denize dökülmeyi özlemişler anlaşılan!
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) 74 yaşında.
74 yıl sonra aynı ruh, aynı heyecanla, Güçlü Türkiye ve Güçlü Ekonomi için çalışmaya, üyelerimizin sorunlarını takip etmeye, dile getirmeye ve çözüm üretmeye devam ediyoruz.
TOBB olarak sadece Türkiye’de iş dünyasının sesi olmakla kalmıyor, dünyada da ülkemizi ve iş dünyamızı temsil etmenin onurunu taşıyoruz.
Küresel iş dünyasının zirvesinde ay yıldızlı bayrağımızı dalgalandırmanın gururunu yaşıyoruz.
Üretim ve yatırımla büyüyen, istihdamla güçlenen, ihracatla dünyaya açılan bir Türkiye misyonundan asla vazgeçmedik.
TOBB; 367 Oda ve Borsası, 2 milyonu aşkın üyesiyle, ülkemizin kalkınmasına destek veren, geleceğine yatırım yapan büyük bir aile.
Birliğimizin temellerini atan, bugüne gelmesinde emeği olan tüm mensuplarımıza saygı ve şükranlarımızı sunuyor, tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, vefat edenleri rahmetle yâd ediyorum.
#TOBB74Yaşında
İŞTE BİZDEN BU YÜZDEN Bİ HALT OLMAZ . . .
NEVA ÇİFTÇİOĞLU
Finlandiya'da Doktora yaparken tanışmıştım kendisiyle; Neva Çiftçioğlu. Finlandiya’da "Doçent" ünvanını alan ilk yabancı. Kendisi kireçlenmenin sebebi olan ve nanobakteri adı verilen mikrobu bulmuş. Bu buluşu nedeniyle dünyanın her yerinden davetler, ödüller almış. 2,5 yıldan beri NASA’da çalışan ilk Türk Bilim Kadını. Önümüzdeki yıllarda da kalp ve böbrek hastalıklarının teşhisine ilişkin, patenti yüzlerce milyon dolar değerinde önemli bir buluşu açıklanacakmış. Buraya kadar çok güzel. Ama Türkiye onu tanımıyor, Türk yetkililerden aldığı tek bir tebrik bile olmamış.
Türk olması büyük sorun olmuş. Finlandiya’da Türk olduğu hiç anılmamış. Vatandaşlık başvurusu bile yapmamış ama, onu hep Finli gibi tanıtmışlar dünyaya. Mesela NASA’ya gittiğinde, “NASA’ya giren ilk Finli” diye başlık atmış bir gazete. 1996 da başarılı bilim insanlarının bulunduğu bir törene çağrılmış ; bu törende Türk bayrağının altına gittiğinde onu oradan alıp Finlandiya bayrağının altına almışlar. Çok ağırına gitmiş bu.
1996 yılında Finlandiya Hükûmeti onu buluşunu bilim dünyasına açıklamak üzere ABD’ye göndermiş. New York’ta bulunan dünyanın dört büyük laboratuarından biri olan Cold Spring Harbor Laboratories’e gitmiş. Meğerse Amerikalılar da o dönemde aynı bakteriyi Mars gezegeninde bulmuşlar. Bunun üzerine birlikte Astrobiyoloji Enstitüsü’nü kurmuşlar. Bulduğu bakteriyle ilgili olarak ABD’de kurulan büyük bir firmanın da sahiplerinden biriymiş. Firmanın CEO’su “senin Türk olmandan yoruldum” diyerek kendisine ABD vatandaşlığına geçmesini önermiş. Yanıtı kısa ve öz : "Asla" Ve ekliyor : "Ben milliyetçi olduğumu bilmezdim ama dışarıda kalınca insan ülkesinde kızdığı şeyleri bile özler hale geliyor… Şaşırıyorlar Amerikalılar. 'Sana hiç kimse sahip çıkmıyor, sen neden Türk olmakta ısrar ediyorsun?' diye soruyorlar"
Ankara Tıp Fakültesi’nde asistan iken doktorasını bitirmek üzereymiş. Astım hastalığı hakkında bir tez hazırlamış hocalarına sunmuş. Bölüm Başkanı olan hocası tezi herkesin gözü önünde çöpe atmış. O çöpe atılan tezi birkaç yıl sonra tıp dünyasının üç büyük bilimsel dergisinden birinde yayınlanmış. Ankara ona do��entliğini vermediği için Finlandiya’da Doçent ünvanı alan ilk yabancı olmuş.
Finlandiya’da bakteri çalışmaları yaparken Bilkent Üniversitesi Rektörü ve Genetik Bölümüne başvurarak “gelin bunu birlikte yapalım, patenti Türkiye’ye ait olsun” önerisini yapmış. Gelen yazılı yanıtta “siz galiba iş arıyorsunuz” deyip kabul etmemişler. Hacettepe Tıp Fakültesi de “bu bizi aşar” demiş. Hasrete dayanamayıp Türkiye’ye dönmüş ve Başkent Üniversitesi’nde çalışmaya başlamış. Kendisine mikrobiyoloji kliniğinde 9 ay boyunca dışkı tahlili yaptırmışlar. Sonunda Finlandiya’daki profesörü “sen orada ziyan oluyorsun” diyerek isyan etmiş ve Türkiye’ye onu almaya gelmiş.
''Bana yurt dışında Everest’in tepesine bayrak diken kadın gözüyle bakıyorlar, ama bugüne kadar hiçbir Türk yetkilisinden tebrik almadım. Sadece bir kişi, nasıl oldu bilmiyorum, İskandinav Tıp Ödülünü kazandığım zaman, Ziraat Bankası eski Genel Müdürü bir tebrik kartı g��nderdi, halâ saklarım.'' diyor bu değerli Türk Bilim Kadını.
Sohbetimizi hatırlarsa, kendisine Türkiye'den sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.
Prof. Dr. Gamze Güngörmüş
Bir Çorum gerçeği var.
1995’te biraz toprak gıda işi. Altyapı yok. Sanayi yok.
İhracat 10 milyon dolar.
2025’te 6,21 milyar dolarlık ihracatıyla, İhracat artışında Türkiye 3. sü.
Makine ve savunma sanayisinde üretim üssü.
1200 sanayi işletmesi.
Bu, bazı deniz yolculuklarının gizli yüzüdür. Okyanus devleri atıklarını denize boşaltır, onları taşıyan denizi umursamaz ve yaşamın zehirlenmesine katkıda bulunur. Deniz bir çöplük değildir. 😡
Dünya tarihinin çocuklara işkence, cinsel istismar, tecavüz, çocuk kanı içme ve çocuk pişirip yeme dahil en büyük organize sapıklığı ortaya döküldü.
Ve biz bunu "Vay be!" dozunda tepkiyle izliyoruz.
Şeytan hepimizi önünde diz çöktürmüş.
Bu saatten sonra dünya başımıza yıkılsa az bile...